Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 45 (0 Kayıtlı ve 45 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
C. Ölmekle insan hakîkî hayata ulaşacaktır, şu görmüş olduğumuz dünya son bulacaktır, yeni bir oluşa geçecektir, haşir, neşir, cennet ve cehannem hak ve gerçektir diye kalben tasdik ederek = içtenlikle karar vermekle, hükmetmekle inanıyoruz.
Ölümden sonra yeni hayatın başlayacağı andan itibaren bitmez tükenmez, sonu gelmez zamana “ahiret günü“ denir.
Allah Celle Celâluhu, içinde yaşadığımız bu dünyayı ve üzerinde olan bütün varlıkları geçici bir süre için yaratmıştır.
Allah Teâlâ’nın hüküm ve tayin ettiği zaman gelince, insanlarla birlikte bütün canlı ve cansız varlıklar yok olacaktır.
İş şu andaki madde ve cisimlerin yok olmasına “kıyamet“ ismi verilmektedir: Daha sonra yine Allah Teâlâ’nın hüküm ve tayin ettiği zaman gelince, bütün canlılar dirilenip mahşer yani hesab vermek meydanına toplanacaklardır.
Ölüm yokluk değildir; yeni bir hayatın başlangıcıdır; her bir insan ne gibi bir amel işliyorsa, işlediği amelinin sûretiyle ölür.
H.181- “Her bir kul, üzerinde ölmüş olduğu hal üzere kabirden kalkıp haşre gönderilecektir.” diye hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere kim ne sûretle ölmüş ise o sûretle hşre gidecektir.
Öldükten sonra haşre kadar kimisine kabri cennetten çimen, kimisine de cehennemden bir çukurdur; doğrusu ölünün cesedinin son bulunduğu karargâhla cennet yahud cehennem arasında bir pencere açılır.
Hadîs-i şerîfte:
H.182- “Kabir ya cennetten bir çimen ya da cehennemden bir çukurdur.“ diye buyrulmaktadır.
H.183. “Sizden hiç biriniz yoktur ki, kendisiyle Rabb’i arasında hiçbir perde, hiçbir tercüman olmaksızın Rabb’i onunla konuşmamış olsun.
Kul sağına bakar; önünde göndermiş olduğu amelinden başkasını görmez;
Soluna bakar; göndermiş olduğu amelinden başkasını görmez;
Önüne bakar; karşısında ateşten başkasını görmez. O halde ateşten korunun; bir hurmanın parçasıyla olsa dahi.“ diye hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere kim ne gibi amel işlemişse o amelle sorguya çekilecektir; helalin hesabı, haramın azabı vardır. Nitekim hadîs-i şerîfte:
H.184- “Kıyamet gününde dört şeyden sorulmadan hiçbir kulun ayakları yerinden ayrılmaz: Ömründen; nerde yok ettiği… ilminden; onunla ne amel ettiği… malından; nerden kazanıp nereye harcadığı… bedeninden; ne gibi şeyde çürüttüğünden sorulacaktır.“ buyrulmaktadır.
Kıyamet gününde zulüm ve kul hakkının afuvu yoktur; bundan böyle hadîs-i şerîfte: H.185- “Hiç şüphesiz kıyamet gününde haklar ehline ödettirilecektir. Hatta boynuzsuz keçinin boynuzlu keçiden kısası anlınacaktır.“ buyrulmuştur. Yine hadîs-i şerîfte:
H.186- “Kimde zulmettiği kardeşinin hakkı varsa, hasenâtından kardeşi için alınmadan önce o hakta kardeşiyle helalleşsin. Gerçek şu ki, orada altın, gümüş yoktur. Nitekim hasenesi yoksa mazlum kardeşinin günahlarından alınır ve zulmenin üstüne atılır.“ buyrulmaktadır.
Yaşayan her canlının fani olduğu bu alemde, insanın da hayat plan ve programını fanilik kavramı üzerine kurması gerekmektedir. Bu kavram binlerce yıldır tüm açıklığıyla gözler önüne serilirken onu yok kabul etmek ya da düşünmemeye çalışmak ancak insanın kendi kendini aldatmaya çalışması ile izah edilebilir.
Varlık aleminde Allah Teâlâ’nın akıl başettiği tek varlık insandır. Bu nedenle insana bir takım vazifeler verilmiş ve bu vazifeleri yapmadığı takdirde cezalandırılacağı kendisine peygamberler ve ilâhî kitaplar vasıtasıyla bildirilmiştir. Dünyada verilen her türlü nimetin karşılığının elbet bir gün isteneceğini akıl sahibi her insanın bilmesi gerekir. Elbette insanoğlunun bu nimetlerin karşılığını tam manasıyla vermesi mümkün değildir. Zaten Allah Teâlâ’da insana ancak taşıyabileceği kadar vazife yüklemiş ve bunu Kur’an-ı Kerim’de bildirmiştir. Öyleyse küfür ve cehalet rüzgârlarının tüm şiddetiyle estiği bu asırda her müslümanın üzerinde mürşidlik vasfının olması gerekir. Bu vasfın gereği olarak her müslüman iman kadehini, bundan tatmamış insanlara sunmalı, yine sunmalıdır.
Ölüm bir yok oluş değildir. Misafir olduğumuz bu alemden asıl yurda dönüştür. Merhum şairimiz Necip Fazıl Kısakürek de ölüm hakkında şöyle demiştir: Ölüm güzel şey budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber.
Mümin insan için ölüm işte budur. Zira varacağımız yer meçhul bir yer değildir. Peygamberlerin, şehidlerin, velilerin yurdudur. Hakiki Leyla’ya kavuşulacak yerdir. Ölümden korkması gerekenler müminlik vasfını taşımayan zavallılardır. Zira onlar için ölüm, cehennemin ateşinden kopup gelen bir azap fırtınasıdır.
Duygulu ve düşünceli insanlara ebedi bir yolculuğun ilk durağı olan mezarlıklar neler söylemez ki? Her mezar taşı aslında ölüm dili konuşan ateşli bir vaizdir. Onun anlayan insana verdiği tesiri hiç bir vaizin vermesi mümkün değildir. Sessizliği öyle bir sessizliktir ki, dünya belağatları onun saltanatı karşısında ancak, gözyaşlarından ibarettir.
Yine Kainatın Efendisi, Hazret-i Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem)’i dinleyelim: “Kabir dünya konaklarının sonu, ahiret menzillerinin ilkidir.“
“Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahud cehennem çukurlarında bir çukurdur.“
İman kadehinden tatmamış insanların ulaşacağı sonuç elbette müthiş bir kabir azabı olacaktır. Aslında duyan kulaklar için bu sessiz çığlıkları hissetmemek mümkün değildir.
Ebud-Derda (radiyallâhu anh) bir kabir başında derin düşüncelere daldıktan sonra ağlayarak şu sözleri söylemişti:
“Ey Kabir! Üstün sessizlikle, için korku ve azablarla dolu.“
Mümin insan ölüm dakikalarında kainatın yaratıcısına karşı hüsn-ü zan beslemeli, O’ndan af ve mağfiret talebetmelidir. Yine Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Sizden herhangi biriniz, Allah’tan iyilikler, hayırlar beklemeksizin ölmesin!“
İmam-ı Şârâni hazretlerinin bu kitabını yayınlarken sizlerin Ölüm, Kıyamet, Kabir ve Ahiret hakkında zihninizi meşgul eden tüm suallere cevap bulmanızı amaçladık.
Çalışmak bizden, tevfik Allah’tan…
Rahmen ve Rahim olan Allah’ın Adıyla...
Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
Salat-ü Selam, O’nun sevgilisi Efendimiz Hazret-i Muhammed (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’e, onun al ve ashabına olsun…
Dünyanın sonuna mı geldik acaba? İnsanoğlu kendi dünyasını bırakmış, uzaya gidiyor, oradaki varlıkları incelemeye koyuluyor, insanlığın geleceği için bazı ipuçları yakalamağa çalışıyor.
Hem kendisi rahat etmek, hem de başkalarını rahat ettirmek için yapıyorsa bunları, diyeceğim yok; ama sanmıyorum; çünkü bugünkü dünyanın durumu onu yalanlamaktadır. Zira medeniyet ilerledikçe, ilim, fen ve teknoloji geliştikçe, konfor arttıkça, üzüntüler, sıkıntılar, bunalım ve stresler daha da artıyor, insanlık her gün biraz daha felâkete sürükleniyor.
Din, dil ve milliyet farkı gözetmeksizin herkesin eşit olduğunu, her ferdin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğunu iddia ederlerken öbür görüşlerine uymadığı için katlediliyor, yurtlarından sürülüyor.
Bir yandan Uzaydaki Black Holes (Kara delikler) muammasını çözmeğe çalışırken öte yandan burunlarının dibindeki açlık, yoksulluk ve sefalet içinde kıvranan insanları göremiyorlar.
Anlaşılıyor ki bütün gayeleri; şıklık, eğlenmek, zevk ve sefa içinde yara için yapmayacakları şey yok.. Gözlerini madde bürümüş.
Bu tür kimselerin gözlerini ancak kara toprak doyuracaktır, ama kara toprak nedir? Ölüm nedir? Kabir nedir? Nasıldır? Ahiret nedir, Rahmet melekleri, azab melekleri, Cennet, Cehennem, Sırat, Deccal, Ye’cuc-Me’cuc nedir?
İöte bunların ve daha bir çok şeylerin cevablarını bu kitabta bulacaksınız.
Allah’ın izni ile acizane tercüme ettiğimiz bu eserden azami derecede faydalanmanızı Cenab-ı Hak’tan dilerim. Çalışmak bizden başarı Allah’tan.