7 Cemaziye'l-Evvel 1429
12 Mayıs 2008, Pazartesi
7 Cemaziye'l-Evvel 1429
12 Mayıs 2008, Pazartesi
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 44,83%
yaz: 18,39%
sonbahar: 25,29%
kış: 11,49%
Katılımcı sayısı: 87. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 38 (1 Kayıtlı ve 37 Misafir) bulunmaktadır.

Online  hafsa


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

Hayatın İçinden...
mesutizm isimli üyenin, Hayatın İçinden... Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » İtikad » Sorular-cevaplar
Cevapla
 
Seçenekler
Tecrübeli Üye
 
koylu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.11.2007
Mesajlar: 274


 
Teşekkür etti: 991
Teşekkür aldı: 255 konuda 979 kere
Sorular-cevaplar

Esselamu aleykum.
Aklima soyle bir sual geliyor Allahu Teala dogmamis ve dogurmamistir bizim anladigimiz gibi dar manada birisi O nu dogurmamis ve O da baska birinden dogmamistir. Yoksa O her bakimdan sonsuz ve sinirsiz olan Allah Teala dan baska ikinci bir varlik meydana gelmemistir mi? Yani varlik tek bir varliktan mi ibarettir?
__________________
Nice insanlar gordum,uzerinde elbise yok.
Nice elbiselerer gordum, içinde insan yok.
eski 29.03.2008, 13:45 koylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #1
koylu isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.845


 
Teşekkür etti: 10.520
Teşekkür aldı: 4.023 konuda 18.012 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
wa aleykumusselam

aşağıdaki iktibasta sanırım cevap ve daha ötesi var

VAHDET-İ VUCUD MEVZUSU

Gullât-ı Şiiyye ve tasavvuf iddiasında bulunan birçoklarının, hulul ve ittihada inanıp, Vahdet-ul-Vücud'a, kulun Allah'la birleşmesi olarak inanmaları sapkınlıktır. Onların ibarelerini görenler, sofilerin hepsinin o itikadda olduğunu zannederler. Gerçek öyle değildir.

İslama mal edilmiş Gullat-ı şiiyye ve bazı şeriat düşmanları; tasavvuf ilmini işrakiyye mezhebine dayandırarak, neticede, tasavvufu sadece fikirden veyahud hissiyat-ı felsefiyeden yahud mücerred akılcılık veyahud istidracdan ibaret bilmişlerdir.

Şeyh Muhyiddin Arabi, Mevlana Cami ve benzerlerinin meşrebleri, kitablarına nazaran haşa batıl gibi görünür, lakin hak ve gerçektir. Aslında onlara, birçok iftira da yapılmıştır. Bunlarda hulul-ittihad meseleleri asla yoktur. İfadede ibare bulamamışlar.

Ne fayda ki şaşı kimseler onların kitablarını okuyunca, Hıristiyanların İşrakiyye mezhebinden alınma zannederler. Şaşkınlık okuyucunun zihnindedir. Fakat idrakte değiller. Hulul ve ittihad onlarda yoktur.

Burada hak iki meşreb vardır. Şöyle ki:

Birinci meşreb: Muhakkak saliklerin sulukü ( yolu ) biterken, Tevhid ve irfan denizinde ve ilminde istiğrak bulurlar, muzmahil olurlar. Şöyle ki zatları O'nun zatında ve sıfatları O'nun Sıfatında yok olur. Kendileriyle birlikte bütün masivayı kaybederler. O zaman " La mevcud " makamında masivayı görmezler. Buna fena fitTevhid ( Fenafillah) diye isim verirler.

Zatları O'nun zatında ve sıfatları O'nun Sıfatında yok olur demeleri hulul ve ittihad ifadesi değildir. Âlî bir mesele, âdi bir misalle anlatılmak istenilirse, şöyle denilir:

Bir genç oğlan, bir kızı sever ve ondan uzaklaşırsa; haliyle aşk ve sevgisinden tahammülsüz dereceye gelir; arar, arar... Ansızın tenha bir yerde korku ve utanç olmaksızın karşı karşıya gelir. Acaba o anda kızın istek ve arzuları, bedeni ve güzelliğinden başka bir şey aklında kalır mı?.. Elbette kalmaz.. Kalmayınca, titrer mi?.. Titrer.. Birleştik der mi?.. Der.. Yahud düşüp bayılır mı?.. Bayılır.. İşte bunu gören: " Şu genç, bu kıza meftûn olmuş. " der. Ayılınca, gençten sorsan: Nedir bu senin halin?. " Canım onun canı için feda olmuş; istek ve buyruklarına hazırım. Onun isteği, benim isteğimdir; ben yoğum o var.. " demez mi?.. der.. Bundan daha âlî ünsiyet makamı... Bu " O benim içime.. Ben de onun içine girdim." demek değildir.

Adamın belinde bir silah var. Cebinde kaçak bir eşya var. Ansızın polisler etrafını sarar.. O anda, polislerin korkusundan titrer mi? Titrer.. Şok geçirir mi?.. Geçirir.. Polisin zatından ve silahından , bir de merhametinden başka, hiçbir şey aklına gelir mi?.. Gelmez.. Korkusu ümidine galebe çalar mı?.. Çalar.. İşte bu adam, polisten meftun oldu mu?.. Oldu.. Hele hele, kendisini takatsiz ve mukavemet edemeyecek derecede görürse.. Ve bundan âlî, mahcubiyet makamı...

İşte kızı sevdiğimiz kadar Allah Teâlâ'yı seversek; arzusu için arzumuzu terk edersek; yahud polisten korktuğumuz kadar Allah'tan korkarsak, yasaları için yasaklardan kaçınırsak, fânî olmuş oluruz.
Bu fenâyı bulanlardan kimisi soğukkanlı olur: " Emrinde yok oldum" der. " Aşkında yok oldum" der. " Sanatına hayran oldum" der. Kimisi de heyecanlanır: Zâtım O'nun Zât'ında ve sıfatım O'nun Sıfatında yok oldu der. Soğukkanlı, ehli temkin.. bu ise ehli sekirdir..

Teftezânî , Şerh-ul Mekâsıd'da bu meşrebi kabul edip der ki: Biz bu fenanın kenarında itikad ederiz ki bu fenanın yolu ayan ve beyan. "


İbnu Kesîr'in naklettiği Ebî Seleme ve Ebî Hureyre'den gelen sahih bir rivayette, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu.

" Sözün en doğrusu, şair Lebîd'in söylemiş olduğu: ' Dikkat, Allah'tan başka her şey zeval halinde, helaktedir.' sözüdür. "

İbnu Kesir diyor ki: Bunun muktezası şudur: Gerçekte Allah Teâlâ’dan başka her şey, bütünüyle fanidir, zevaldedir. Bârî Teâlâ'nın Zât'ı, her şeyden önce ilk.. ve her şeyden sonra sondur.
Kâdı Beydâvi El-Kasas sûresinin son ayetinin tefsirinde: " Gerçekte Allah Teâlâ'nın Zât'ından başka her şey mümkündür; haddi zatında zevalde ve ma'dumdur." Er-Rahman sûresinin " Yeryüzünde her şey fânîdir. İkram ve Celal sahibi Rabb'inin Zât'ı bâkî kalacaktır." meâlindeki 26-27'nci ayetinin tefsirinde de " Eğer sen mevcudatın cihetlerini araştırsan ve zatlarını teftiş etsen, Allah Teala'nın Zat'ından başkasının, haddi zatında zevalde olduğunu görürsün; Rabb'inin rızasının ciheti müstesna.. " demektedir.

Mercânî bunu naklettikten sonra diyor ki: Ariflerin ittifakıyla, mümkinatın hepsi; helak, zeval ve fenâ halindedir. Hakiki vucudları yoktur. Ancak hakiki mevcud, doğrusu vücud, Allah Teala'dır. Bir şahs-ı vâhid, muhtelif bir çok aynalarda zuhur ettiği gibi, Allah Teâlâ'da mümkünlerde tecelli eder. Bu tecelli ve zuhurdan başka, mümkünlerin hiçbir vücudu yoktur.

Tarif edilen istiğrakı, ruhen, kalben ve aklen müşahede etmek; bu müşahede esnasında sarhoşluktan dolayı varlığını unutmak, Fenâ.. Kendi varlığını idrak etmek, Bekâ... İki varlık arasında fark etmek ve mümkinata da bir nev'î vücud payını vermeye hükmetmek, Vahdet-i şuhud ve Bekâ... İşte İmam Rabbânî Mektubat'ında bu makamı tercih ederek, Vahdet-ul-Vucud'u inkar etmektedir. Onun inkarı, Vahdet-ul-Vucud meselesinin yokluğu veya geçersizliği için değildir. Daha mükemmel makâmâtı idrak etmek içindir.

Hâlık'a inanıp, O'nun emriyle nefsî arzularını yok eden yok mu, işte o kimse, O'nda yok olur. Kısa tabirle, nehiyleri terk etmek ve emrleri yapmak.. Yani O'nun için her yasakları terk eden, O'nun için alçak nefsi öldüren ve muhalefet eden sâlik yükselir; doğrusu başkalaşır.
Rûhen de bütün emrleri yerine getirerek Kur'an'ın ahlakıyla baş başa kalırsa, Bekabillah olur. Doğrusu iki insan olur.

Hakikatte Vahdet-ul-Vücud'a kail olanlar, Arif-i Billah ve hakiki Müslümanlardır. Mişkat-ul Envar kitabının tabiriyle " Ehli Vahdet-ul-Vücud"; Üstad Hazretlerinin tabiriyle " Ehli Vahdet-uş-Şuhud"; mecazın en derin çukurundan çıkıp, hakikatin zirvesine... İmam Şa'ranî'nin tabiriyle; ayn-ul-yakîn mertebesindeki hakikatlere varmışlardır.

Hakikatte onlarca, tek bir varlık vardır. O da Allah.. Lâ mevcûde filhakîkati İllallah demişlerdir. Kainat hayalidir; veyahud ayna gibidir. Var görülür, hakikatte yoktur. Bu meşreb, Vacib-ul-Vücud'un Zat'ını değil, masivayı yok bilirler; "masiva yokluğa mahkumdur" demezler. Kâdı Beydâvî, Er-Rahman sûresinin 27 ve 287inci ayetlerinin tefsirinde bu meşrebi muteber görmüştür.

Bu tarifler İslam’ın bizzat özünden halelenip çıkmış nadide, özlü, iştiyak ile sırlarına erişilmek istenen ve bizzat takva ile yaşamadan da ancak firak getiren mefhumlardır.
Dolayısıyla tasavvuf Hıristiyanlıktan islama geçmemiştir. Bizzat İslam’da özünü ve manasını bulmuş Asr-ı Saadet devrinden beri de sürekli yaşanılan, halleri ile zühdleri ile İslamlıkları tevatür derecesine ulaşmış nice evliyanın yol olarak tutmuş oldukları geniş bir hazinedir.

Hal böyle iken nice Gazâlî, İmam Rabbânî ve bu zatların ardınca giden, milyarlarca körü körüne değil aklî ve naklî delillerle giden bunca din alimini tekfir etmek, onları onlara yakışmayan ithamlarla anmak, Ümmetin en büyüklerini tekfir etmek demektir. Halbuki İslamiyet’i sahih olan Müslümanlara kafir demek, onları kafir görmek küfrün ta kendisidir.

Vahhabiler, ecdadları Hariciler gibi, halen salihlerin türbelerine, mürşid ve ehli Beyte ve dört mezhebin tabilerine, tarikatlarına kin bağlarlar. Her birisi de ictihad davası peşindedir. Görüşüm diye sapık fikirlerini koskocaman müctehidlerin fikirlerine mukayese ederler...

Özellikle şu üzerinde yaşadığımız topraklarda gençlerimizin beyinlerini yıkamak için gayret gösteren Vahabi, Şii ve reformcuların fikirlerine kapılmamak için öncelikle Tashih-i itikad şarttır. Tashih-i itikad her şeyden önce farz olduğu için, Ehli Sünnet velCemaat’in fikirlerini ölçü alan eserleri okumak lazımdır...

Kişi bilmediği noktanın düşmanıdır.

üstaz ismail çetin rahimehullah
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 29.03.2008, 13:52 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #2
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
Tecrübeli Üye
(Konuyu Başlatan)
 
koylu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 30.11.2007
Mesajlar: 274


 
Teşekkür etti: 991
Teşekkür aldı: 255 konuda 979 kere
Esselamu aleykum.

Yani Allah Tealadan baskasi zil yani gorunusten ibarettir olarak anlayabilirmiyiz konuyu?
Zira mektubat'i Imam'i Rabbani Rahmetullahi aleyde okumustum tam olarak anlayamamistim vesselam.
__________________
Nice insanlar gordum,uzerinde elbise yok.
Nice elbiselerer gordum, içinde insan yok.
eski 29.03.2008, 22:46 koylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #3
koylu isimli üye'ye teşekkür edenler
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.845


 
Teşekkür etti: 10.520
Teşekkür aldı: 4.023 konuda 18.012 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
koylu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Esselamu aleykum.

Yani Allah Tealadan baskasi zil yani gorunusten ibarettir olarak anlayabilirmiyiz konuyu?
Zira mektubat'i Imam'i Rabbani Rahmetullahi aleyde okumustum tam olarak anlayamamistim vesselam.
İbnu Kesîr'in naklettiği Ebî Seleme ve Ebî Hureyre'den gelen sahih bir rivayette, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu.

" Sözün en doğrusu, şair Lebîd'in söylemiş olduğu: ' Dikkat, Allah'tan başka her şey zeval halinde, helaktedir.' sözüdür. "

İbnu Kesir diyor ki: Bunun muktezası şudur: Gerçekte Allah Teâlâ’dan başka her şey, bütünüyle fanidir, zevaldedir. Bârî Teâlâ'nın Zât'ı, her şeyden önce ilk.. ve her şeyden sonra sondur.

Kâdı Beydâvi El-Kasas sûresinin son ayetinin tefsirinde: " Gerçekte Allah Teâlâ'nın Zât'ından başka her şey mümkündür; haddi zatında zevalde ve ma'dumdur." Er-Rahman sûresinin " Yeryüzünde her şey fânîdir. İkram ve Celal sahibi Rabb'inin Zât'ı bâkî kalacaktır." meâlindeki 26-27'nci ayetinin tefsirinde de " Eğer sen mevcudatın cihetlerini araştırsan ve zatlarını teftiş etsen, Allah Teala'nın Zat'ından başkasının, haddi zatında zevalde olduğunu görürsün; Rabb'inin rızasının ciheti müstesna.. " demektedir.

Mercânî bunu naklettikten sonra diyor ki: Ariflerin ittifakıyla, mümkinatın hepsi; helak, zeval ve fenâ halindedir. Hakiki vucudları yoktur. Ancak hakiki mevcud, doğrusu vücud, Allah Teala'dır. Bir şahs-ı vâhid, muhtelif bir çok aynalarda zuhur ettiği gibi, Allah Teâlâ'da mümkünlerde tecelli eder. Bu tecelli ve zuhurdan başka, mümkünlerin hiçbir vücudu yoktur.
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 29.03.2008, 22:54 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #4
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
Tecrübeli Üye
 
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 114


Yarışma Puanı: 160
Teşekkür etti: 543
Teşekkür aldı: 111 konuda 387 kere
hak-dilaram ağbi cevaplarınızı okudum .. siz eşyanın varlığını kabul etmiyormusunuz .. ?
verdiğiniz cevaplardan bunu anladım, yanlış anladıysam düzeltin lütfen.
__________________
"Ey Mü'minler! Diyiniz ki, bizim boyamız Allah'ın boyasıdır.
Allah'ın boyasından boyası daha güzel olan kim vardır?
Ve bizler ancak O’na ibadet ederiz."

(Bakara, 138)
eski 30.03.2008, 00:20 kelimat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #5
kelimat isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.257


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.401
Teşekkür aldı: 8.539 konuda 26.626 kere
Yok hükmündeler fani olmaları cihetiyle

"mümkinatın hepsi; helak, zeval ve fenâ halindedir."

Ya Baki entel Baki
__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 30.03.2008, 08:42 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #6
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Tecrübeli Üye
 
Üyelik tarihi: 22.11.2007
Mesajlar: 114


Yarışma Puanı: 160
Teşekkür etti: 543
Teşekkür aldı: 111 konuda 387 kere
yok hükmündeler ne demek abla ?

yaratılan herşey eşyadır, ehl-i sünnete göre bu eşya varlığıyla beraber sabittir.

sufestaiyye taifesi eşyanın varlığını inkar eder, bir grup eşyanın hayal ürünü olduğunu, bir grup eşyanın sabitliğini, bir grupta eşyanın ilmini inkar ederler.
__________________
"Ey Mü'minler! Diyiniz ki, bizim boyamız Allah'ın boyasıdır.
Allah'ın boyasından boyası daha güzel olan kim vardır?
Ve bizler ancak O’na ibadet ederiz."

(Bakara, 138)
eski 30.03.2008, 12:44 kelimat isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #7
kelimat isimli üye'ye teşekkür edenler
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.257


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.401
Teşekkür aldı: 8.539 konuda 26.626 kere
Hakdilaram daha iyi bilir, O açıklasın

Ama ben dediğimi söyleyeyim; Baki'ye nazar edip, içselleştirince fani olanın kıymeti kalmıyor derin bir bakışla "yok hükmünde" demekle bunu demek istedim İlla O
__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 30.03.2008, 14:43 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #8
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.845


 
Teşekkür etti: 10.520
Teşekkür aldı: 4.023 konuda 18.012 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
iktibastan eşyanın yokluğu asla çıkmaz; bilakis sürekli zeval halinde olması ifade ediliyor. zeval nasıl olur? bir şey vardır ki zevale uğrar... Allah ise zeval Onun hakkında düşünülemez olduğu için, hakiki varlık ile yaratılan varlık arasında bir ince tespit yapılmış oluyor.

yaratılan varlık zaman mefhumu ile vasıflanmış ve daimi zeval içinde, Allah ise zaman Onun hakkında düşünülmeyen...

anlaşılmıştır umarım.
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 30.03.2008, 14:50 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #9
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
.
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 12.257


Yarışma Puanı: 380
Teşekkür etti: 19.401
Teşekkür aldı: 8.539 konuda 26.626 kere
İşte "derin bakışla" dediğim buydu ya benim de Var ama yok hükmünde
__________________
“Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"


http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 30.03.2008, 14:55 monaroza isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #10
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Cevapla

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:09 .