Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 70 (0 Kayıtlı ve 70 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
Ruh ve Nefsin Terbiyesinde Tatbik Edilecek Usuller
Ruh ve Nefsin Terbiyesinde Tatbik
Edilecek Usuller
Dünyanın siyah ve parlak yüzü olduğu gibi, nefsin de meşrû ve gayrı meşrû hareketleri vardır. Şeraitin dilinde dünya tenkid edildiği zaman, haram olan şeylerdir. Bu takdirde emredilen ve mübahlar, dünya değildir. Nefsin de ruhun üzerinde hakkı vardır. Çünkü zillete düşmek, bedeni tahrib edebilecek şeylere tevessül etmek, meşrû olmayan şeylerdir. Mesela şehvet kötüdür denildiği vakit, zina ve benzeri akla gelir; yoksa meşrû olarak Allah Teâlâ’nın izin verdiği yerlerde nefsi gütmek, dünya nimetlerinden faydalanmak, dünya olmadığı gibi, arzuları da nefsin arzusu değildir. Bu itibarla sâdât-ı kiram aşağıdaki düsturları tayin etmişlerdir. İtikad olarak da böyle inanılmazsa, insan nefs ve şeytanın hilesinden kurtulamaz.
1-Kendini ruhen herkesten aşağı görmek… Çünkü gübreli olmayan toprak fidan ekmeye yaramaz.
2-Gari meşû meclisleri terk etmek…Çünkü demirciler yanında oturmakta zarar vardır. Kumar, içki ve gayrı meşrû olan bütün meclisler demircinin ateşine benzer.
3-Evinde kalabalık olunca kendine zikir ve ibadet için tenha ve karanlık bir köşeyi tercih etmek…
4-Ziyade keyfe ve masrafa, israfa talib olmamak; normal çalışmak…
5-Ahretini dünyasına tercih etmek ve dünyayı ahretine alet ve tarla yapmak…
6-Cünüb olarak mümkün mertebede yarım saatten fazla yatmamak; en azından abdest ile yatmak; mazur olmayan için devamlı olarak abdestli gezmek…
7-Gayrın elindeki mala göz dikmemek; başka mü’minlerin üzerindeki nimeti görünce ferahlamak…
8-İntisabdan sonra fakir düşerse, sabredip azminden geriye çekilmek…
9-Seher vaktinde uyumamak; bilhassa seherde ibadet ve ders yapmak; güneşten sonra helal maldan kazanmaya gayret ederek kendi nefsini ve ehlini, milletin hizmetinde çalıştırmak… Fakat yasak olan şeylerden şüpheli olsa bile çekinmek şarttır.
10-Az yemek, az konuşmak ile kalbini fuzulî düşüncelerden korumak, dilinide fuzulî konuşmalardan tutmak; alay, istihzayı hiçbir zaman yapmamak… Özellikle el şakalaşmasından korunmak gerekir.
11-Gözlerini haramdan kapatmak..
12-Mizahı terk etmek…Çünkü mizahın zararı vardır…
13-Mücadeleyi, münazarayı terk etmek…Şayet gayrı ihtiyârî olarak münazaraya girdiyse istiğfar etmektir. Münazaradfa bir an gaflet için kefaret, yüz istiğfardır…
14-Tarîkat âdâbını bilmeyenlerle fazla oturmamak ve edepleri bilip de riayet etmeyenlerden yüz çevirmek, yani şeraitin emrettiği ahlakın dışına çıkmamak…
15-Kahkaha ile gülmemek.. Tebessüm ile gülümsemek, sünnet-i seniyelerdendir.
16-Halktan bahis açmamak.. Çünkü halktan bahsetmek, gıybete sirayet eder.
17-Riyâseti, makamı, yüksekliği sevmemek… Çünkü bunun zararı çoktur…
18-Her mü’mine tevazu göstermek… Kendinden küçüklere bile tevazu etmek lazımdır…
19-Korku ile ümit arasında amel etmek; günah fırsatından korkmak ve hayrın fırsatından ümit etmek; Cenâb’ı Hakk’a karşı kendini hiçbir şeye layık görmemek; hem de Rahmân’ın rahmetine sığınmak… Buna acz ve fakr denilir. Acz ve fakr, muhabbet ve aşk gibi ulaştırıcıdır.
20-Her sözünü inşâallah ile kapatmak ve besmele ile başlamak…
21-Cenabı Hakk’ın ona verdiği keşif, keramet, güzel rüya gibi nimetleri gizlemek; üstâdından başkasına açıklamamak…
22-İbadeti için muayyen bir zaman tayin etmek; fakat üstâdın emrinden ziyade veya eksik yapmamak; doğrusu üstâdın işeretiyle vaktini programlamak..
23-Zikrin neticesini geç görürse ümidsizliğe düşmemektir. Çünkü her şey vakte bağlıdır. Vakti gelmeyince o zuhura çıkmaz…
24-Rabıtayı çok mühimsemek; rabıta âdâbına, mürşidin tarif ettiği gibi devam etmek..
……………….
Şeyh İSMAİL ÇETİN HOCA EFENDİ’nin “ EHLİ SÜNNETİ NAZARI” Adlı eserinden alınmıştır. Usullerin açıklamalarıda vardır. Okunması tavsiye olunur.Tılsım nurlarını üzerimize akıtır inşaallah.Allah Ondan Razı Olsun!.. esselam
Hey hakikat, sen ki bana elalemden yakınsın,
Hiç kimseye sözüm yok, haksız olan yakınsın,
Ben yazayım doğru bir söz her mecliste okunsun,
Zülfiyare dokunurmuş, dokunursa dokunsun.