MÜSLİME GENÇ ŞUURU
Üstaz Şeyh İSMAİL ÇETİN rahimehullah, bu kitabı yazmasına vesile olan hadiseyi anlatmıştır.
MÜSLİME GENÇ ŞUURU kitabının önsözünden alınmıştır.
Cins olarak Allah Azze ve Celle insanı yaratmış, iki nev’ e ayırmış; her bir nevi’ için belirli vazifeleri yüklemiştir.
Eskiden beri Allah Azze ve Celle’ nin şeriatinden yüz çevirenler, daima birbirlerine zulmetmişlerdir.
Haliyle iki kişinin çarpışmasında her birinin taraftarları olur. Artık taraftarlar yani zalim ve mazlumu tutanlar çoğaldıkça, konu kalabalıklaşır. Bu itibarla kadın meselesi çok eskiden beri tartışılmaktadır.
Elbette İlâhî kanundan doğrusu İslam şeriatinden mahrum olanlar kendi akıllarına göre kadın hakkında, yani aleyhte ve lehte birçok yazılar yazmışlardır. Demek kadın meselesi yeni bir mesele değildir; çok eskidir.
Son son Ramazan-ı şerifte İzmir’den gönderilmiş, bir kız evladımızdan bir mektub aldım. Hakikaten mektub bana çok üzüntü verdiği gibi, çok derin düşünceye beni sevk etti. İçinde o kadar acı sözler vardı ki, bu risalenin yazılmasına sebep oldu. Mektubun birkaç acı tarafı şöyledir:
“Sayın İsmail Bey, ben seni tanımıyorum; İzmir fuarında Üniversiteden bir kız arkadaşımla fuara gittik, orada arkadaşım sizin yazmış olduğunuz Gençlik Şuuru’yla Adab kitaplarını bana hediye etti. Ben de arkadaşımı kıramadım, çantama koydum. Evde biraz göz gezdirdimse de pek anlayamadım; usandım, çantama attım… Birkaç gün sonra annem bu iki kitabı gördü, “ Sen nurcu mu oldun?” diye adamakıllı beni fırçaladıktan sonra, akşam babam gelince tuttu bu iki kitabı babama verdi; bu sefer babam annemle birlikte o kadar beni ezdiler ki… Tokat da attı ve kitabları yaktı.
Bundan dolayı çok merak ettim; acaba bu kitablarda ne vardı? Arkadaşıma vardım, kendisine aldığı iki kitabı aldım. Gizlice boş vakitlerde baştan sonuna kadar okudum. Bu arada arkadaşımın yardımıyla Seyyid Kutub’un tefsirinden Nur ve Ahzâb surelerinde kadınla ilgili ayetleri okudum. Okuduktan sonra bana öyle bir İslam sevgisi geldi ki tarif edemem. Hocam…
Sayın ağabey, düşündüm; arkadaşımla birlikte sana şu mektubu yazıyorum. Çok bunalımdayım. Kafam, aklım, hayalim perişandır. Şöyle ki, daha evvelden babamın asistanı genç oğlanlarla denizlere girdim, suyun içinde beraber yüzdük, konuştuk, seviştik; babamın gözü önünde. Hiçbir gün babam yahut annem, “Ne yapıyorsun ?” diye benden sormadılar. Ah bilsen derdimi! … Yaşadım; hatta hamile kaldım; tıbbî yollarla telef ettim. Annem bunu babamdan gizledi… Fakat Müslüman oluşumu, İslam dinîni kabul edişimi suç saydılar. Ne yapayım? ...
Acaba tevbe etsem Tanrı beni kabul edecek mi? … Her gece sabaha kadar ağlıyorum. Sabah kahvaltısından evden çıkıncaya kadar türlü acı sözler duyuyorum: “ Öcü olma. Zamana uy. Bizde Müslümansız. Nedir bu senin halin? Kim beynini yıkadı? Hangi örgütte kaydoldun? Kendini şartlandırma…” Evden çıksam, kaçsam mı? İntihar mı edeyim? Şu an namaz, abdest öğreniyorum. Bilmiyorsam da oruç tutuyorum. Namaz sureleri öğreniyorum. Başımı örttüm, kapandım. Evde babamın korkusundan, okulda öğretim üyelerinin korkusundan açılıyorum. Okul ile ev arasında kapanıyorum. Hele annem! …
Bu sözleri tekrar etmekle dokuz on sayfalık bir mektub da birkaç satrede bir sefer: “ İntihar beni kurtarır mı? İslam kadına nasıl bir hak vermiştir? Kadın da insan değil mi? İslam da örtünmenin hükmü nedir? Bir kız çocuğu dinini nasıl koruyabilir? Hadi benim gibi birisi olursa, intihar mı etsin, ne yapsın? “ diye sıksık sorar.
Eserlerimde kadın meselesini ihmal etmeksizin zamanımızda konuya aid birçok müşkül meseleleri ele alarak yazmışımdır, fakat mektub ciğerimi yaktı. andolsun Allah’a! O kız evladın derdini paylaşarak acısını ruhumda hissettim. Ve artık öz kısa olarak bu risaleyi yazmaya mecbur oldum. Bu itibarla “ Müslime Genç Şuuru” adını risaleye tayin ettim. Soruları sarf-ı nazar ederek meseleyi izah etmeye, özetlemeye çalışıyorum. Tevfik ve hidayet Allah’ tandır. Allah Azze ve Celle kerimelerimize hidayet ihsan etsin.
Müslime Genç Şuuru tıklayınız www.sevgi-bagi.com forumdan alınmıştır.