......
"Yer sofraları içini rahatlatamadıgı,ırmak ve deniz suları susuzlugunu gideremedigi zaman,dünyanın sana bir verecegi kalmayıp,gönlünde en ufak bir sevinç dalgalanışını oluşturmaktan aciz kaldıgı vakit,yalnız kalmak isteyen bir fil gibi,sürüden ayrılıp bir kenara çekildigin,başkalarının zevk ve neşe kalabalıklarından uzaklaşarak,ormanın tenha bir köşesine çekilip,dünyaya ve dünyada olup bitenlere seyirci kaldıgın vakit,dünya ve dünyada olup bitenler başka türlü olur,renkler başka,suratlar başka,bütün kainat başka olur, sen başka olursun,acı,sevinç ve dileklerin başka..'sözlerin' başka olur,simaların tümü tanınmaz,ugraşların tümü anlamsız,hayatların tümü saçma,söyleşilerin tümü hezeyan...Ve sen kalırsın ve yabancılık ile ülfet arzusu,bütün kainata hakim olarak herşeyin ayagınn altında hakir,uzak ve müphem geçtigi yüksek bir burcun üstünde...Yalnız kalmak adamı halden düşürür.Ne halkın arasına girerek insanogullarının yanısıra kuşlar,,karıncalar ile çekirgelerin üzerine üşüştügü bulanık sudan içebilirsin,-çünkü anlama ve duyumsamada dönüş yoktur,daha yukarılara gidebilir,ama aşagılara inemez-ne de bulutların üstünde yalnız ve bilinmez kalabilirsin.Zira orası da Allah ın mekanı olup,melekut fezası durumundadır."
Konu tÜrkÜ tarafından (20.01.2008 Saat 14:51 ) değiştirilmiştir..
|