7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 39 (11 Kayıtlı ve 28 Misafir) bulunmaktadır.

Online   aicha, DeRCan, HamS, keLepir kaleM, nurgül, siluet, yahya, ŞüHeDa hafsa, Hak-dilaram



Hak-dilaram » EDEBİYAT » Kitap » Hubut " yeryüzüne iniş "


 
Seçenekler
arıza
 
tÜrkÜ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 955




Teşekkür etti: 2.132
Teşekkür aldı: 866 konuda 2.798 kere
kucult  büyük
Hubut " yeryüzüne iniş "

Herkes,
nimetten yararlandıgı ölçüde mutludur,bu kadar.
Budur insanın hayat içerisindeki mutlulugunun biricik sırrı; gerisi laftır, felsefe yapmaktır.
Zavallılar;böyle şeylerle doymayanlar, başka şeyler isteyenler,musluk suyuyla susuzluklarını gidermeyenler,mutfakta pişen yemeklerle karınlarını doyurmayanlar, halının dikiş ve rengi, oda, masa, hatta bütün eklerine,hep bir derecenin inişini gözleyen bütün umutlara ragmen "maaş" bile, dualar, yakarışlar, inleyişler, yalakalıklar, teşekkürler, övgüler, telgraflar, mektuplar, egilmeler ve asla dogrulmamalar inişini hızlandırıp,ortaya çıkışını öne almasına ragmen,hayalci gönülleri şükran ve sevinç duygusuyla dolup taşmayanlar... Oysa bu gögün altında,bu topragın üstünde,bu hayatta bu yaratıklar içinde bundan başka bişey yoktur. Doganın bundan başka bişeyi yok.
Susuz musun? Musluk suyu, havuz suyu, semaver suyu. mısın?Kazan, tencere, güveç.Yorgun musun? Yatak takımı,yastık,somya divan. Canın sıkılıyor? Radyo, televizyon, sinema.
Üzgün müsün?
Şaka, takılma, oyun, eglence, komedi filmi, plak,T ahran Radyosu'nun
"gül, dünya gülsün yüzüne" programı.
Yalnız mısın? Misafirlik, davet, toplantı, gece toplantısı, ziyaret, hal hatır sorma. Hasta mısın? İlaç, doktor, hastane, şırınga, hap.
Bir tarafın agrıyor? Aspirin, sıcak su torbası, masaj...
Aşık mısın? Traş, süs, elbise, okul önleri, cadde kenarları, telefon, laf atma, boyfriend, girlfriend, istetme, nikah, davet, dügün, araba konvoyu, taksi, korna, türbe ziyareti, ev, çocuk, taksit, oturma, ah sevgilim ve ondan sonra aile mutluluguna ilişkin işlerde konmuş düzenlemeler ile mutlu bir yaşamdan faydalanmak için yazılmış kurallar uyarınca gelen naz ve çalımlar.

Peki,ne oluyor sana? Ne istiyorsun? Bilmiyoruz,ama bunların bize yetmedigini biliyoruz. Hiç işimize yaramaz demiyoruz, ama yetmez. Dert de burada başlıyor,dermansız dert, ruhun derinliginden fışkıran belirsiz kederler,adamın içini yabanıl ve yıpratıcı yıgılmalara müptela eden ızdıraplar; adamın içinde koparak dünyayı ve hayatı gözlerinde karartan bir tufan,sonra perişanlık ve mutsuzluk başgösterir de asla hedefe ulaşılmaz. Yüksek gereksinimler bizi hep bitkin bırakır,var olan ise degersizdir. Kutlu aşklar içimizde tutuşur,var olan ise bulanıktır. Güzellikler bizi hep kendi özlemiyle eritir,var olan ise çirkindir.Var olan iyi degildir,arı degildir. Münezzeh degildir, kalıcı degildir, samimiyeti yoktur, azameti yoktur. Var olan herşey bir çıkar için vardır. Var olan herkes bir menfaat için vardır. Hiçbir şeyin "kendi" başına degeri yoktur. Hiç kimse "kendi" başına birşey degildir,her şey de,herkes de bir çıkar,bir fayda için var edilmiştir.

Sevgi ne içindir?
Sevgi,doga yada tanrının onun "aracı"lıgıyla insanları "yaşamla" ilgili konularda "yardımlaşma", "işbirligi" ve "birliktelige" "zorlamak" için gönüllere yerleştirdikleri bir ülfettir.
Aşk ne içindir?
Aşk,kızamıga benzer bir şeydir,hantal çocukar dogurur ve doganın işini görmesi, "insan soyunun tükenmeyip sürmesi, ölümün götürdügünü aşkın geri getirmesi için onları "aile kurmaya" sürükler. Bu durumda aşkın görevi, üremeyi saglayıp,ölümün yol açtıgı giderleri karşılamak oluyor.Öyle degil mi? Öyle.
Ama böyle bir aşk ve sevgi gönlümüzü doyurmuyor.Ruhumuz , başka bir sevginin ,başka bir aşkın, özlemini çekmektedir. Bedenin emrinde olmayan,tümü bu dünyadaki hayatın yürümesi ve dogadaki işlerin işlemesi için insana yüklenmiş şeyler olan açlık, yorgunluk, susuzluk, cinsel güdü, makam düşkünlügü,kendini koruma, hemcinsini sevme ve acıma...gibi dogal kanunlardan biri olmayan aşk.

Doganın oyuna getiremedigi kimselerin yazgıları ne güç ve kederli olur.Ne acıdır görme agacının meyvesi!

Yıllar öylece geçti. Ben içtikçe susuzlugum artıyordu, yedikçe açlıgım, konuştukça sessizligim, duydukça yanıtsız kalışım, sahip oldukça yoksullugum, elde ettikçe yoksunlugum, yaklaştıkça uzaklıgım, başarılı oldukça yenikligim,ünlendikçe tanınmazlıgım, kalabalıklara karıştıkça yalnızlıgım, doldukça boşlugum, sevindikçe üzgünlügüm, zenginleştikçe muhtaçlıgım, tanıştıkça yabancılıgım...artıyordu...Ta ki buranın yerim olmadıgını anladım,bu dünyada yabancıyım, bu gökyüzü evimin tavanı degil, buraya gelmemem gerekiyordu, burası sürgün yerimdir. Beni bu uzak yadele süren günah nedir? Ama burası mahkumlar ülkesidir. Uzak ve bilinmez bir ada; kendilerine kızanların, kovulmuş milletin saglam, somurtkan, lal kalesi. Ama ben günah işlemedim ki! Babam bir hata yapmış?Sapmış mı? Allah'a baş mı kaldırmış? Bende onun isyan ateşi içinde mi yanıyorum? Onun macerası beni böyle bir yazgıya düçar mı etti? Bu bilmedigim gögün altında bu etmenler yıgını üzerinde, bunca yabancı varlıgın içinde yalnız mı bıraktı? Cansızlar,bitkiler ve hayvanlarla yurttaş mı yaptı?

Ne karanlık ve bunaltıcı bir darbogaz! Duvarları yüksek ve kalın, burçları siyah ve abus, yalnız, kimsesiz, bekliyor! Yıllarca kendimi duvarlara,kapılara vurdum,bir yol bulunur da kaçarım diye...Ama..Olmadı,çünkü olmuyordu. Sonunda yaralandım,yoruldum,karamsarlıga düştüm,anlamsız bir çabaydı.

Dışarıya açılan bir kapı olmadı,dışardan kimse gelmedi.Benim onu denemem acı oldu.

Öyleyse ne yapmalı? Bu ülke çıkarcı bir kafayla kurulmuş. Bu durumda içinde çıkarcı bir kafayla yaşamak gerek. Başka bir çözüm yolu da yoktur. Bende "böyle yaptım" ama "böyle degildim", bu ikilem bana acı veriyordu. Beni hep ikiye böldü. Bir yarı varlıgımdı, bir yarı yaşamım, ben ise ortada kalmış hangisi oldugumu bilmiyordum!

Bu "kararsızlık"ın ne denli korkunç oldugunu, insanın özünün derinliginde, içinde, şaşkın, ürkünç ve korkunç bir perişanlıga yol açtıgını kim bilebilir?

O büyük filozofların kuşkusu ne rahat ve agrısızdır. Descartes,Gide,Camus."Düşünüyorum öyleyse varım", "duyumsuyorum öyleyse varım", "başkaldırıyorum öyleyse varım". Bu ünlü pişmişlerin çigligine şaşıyorum! Eger sorun "olmak" ya da "olmamak" sorunu olsaydı, kolaydı, kolay çözülürdü,onların kanıtladıkları koyaylıkta.
Ama "hangi olmak" sorunu korkunç ve acıklı bir kuşkudur.

Kendini kendi içinde yitirip bulamamak,bundan da kötüsü, kuşkulu, kaçkın ve alışılamadık bunca simanın içinde kendini yine kesin bir biçimde tanıyamamak hayale sıgmayacak bir acıdır da ben onu kalbimde hissetmişim. "Varlık" ım azar azar renk atıyordu, "yaşam" ım onu unutkanlıgın derinligine indirip ortadan kaldırıyordu.
Ben de gitgide "yaşamın gerektirdigi şeyler topluluguna" dönüşüyordum!

Ama her boş kaldıgımda "kendi" hafızam uyanıyordu; bitkin düşüyordum.Kendimi yaşamın içine daldırıyordum, onu unutmak için...

ALİ ŞERİATİ

Konu tÜrkÜ tarafından (14.01.2008 Saat 11:43 ) değiştirilmiştir..
eski 14.01.2008, 11:07 tÜrkÜ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
tÜrkÜ isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
.................
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.453




Teşekkür etti: 26.780
Teşekkür aldı: 11.809 konuda 41.815 kere
kucult  büyük
Çok güzel

Ama keşke bir el atsan, azıcık düzenlesen ablam, daha okunur kılsan
__________________
“Zikret"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 14.01.2008, 11:12 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
.................
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.453




Teşekkür etti: 26.780
Teşekkür aldı: 11.809 konuda 41.815 kere
kucult  büyük
Hubût da, çok ilginç bir başlık olmuş

Aslında "iniş" denmişse de yazıda,

Hubût düşüş demek ve daha çarpıcı Geniş çerçevede düşüşler yani
__________________
“Zikret"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 14.01.2008, 11:16 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
arıza
(Konuyu Başlatan)
 
tÜrkÜ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 955




Teşekkür etti: 2.132
Teşekkür aldı: 866 konuda 2.798 kere
kucult  büyük
bende diyorum ne çabuk okudu annem ya
yöneticiler ne işe yarar yap bi güzellik kızına
ben ugraşamam
paylaştım en sevdigim cümleleri daha ne anne
bu arada size anne diyebilir miiyim?

kitabın adı bu hubut "yeryüzüne iniş"

Konu tÜrkÜ tarafından (14.01.2008 Saat 11:19 ) değiştirilmiştir..
eski 14.01.2008, 11:17 tÜrkÜ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
tÜrkÜ isimli üye'ye teşekkür edenler
.................
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.453




Teşekkür etti: 26.780
Teşekkür aldı: 11.809 konuda 41.815 kere
kucult  büyük
Diyebilirsin tabii ki içinden geliyor madem

Ben çok hızlı okurum Ama bazen böyle hızlı okumalarda, tam anlamayabiliyorum, hele de odada tv açıksa Ama genel fikri alıyorum yani

Ben zaten bazı yazılara kıyamıyorum hiç, kendime göre dizayn ediyorum hemen dayanamıyourm..

Ama ne işin var yahu boşsun bak Yap bir güzellik uydur içine, şu yazıyı

Olmazsa daha sonra girdiğimde yaparım, az sonra çıkacağım

__________________
“Zikret"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 14.01.2008, 11:22 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #5
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
arıza
(Konuyu Başlatan)
 
tÜrkÜ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 955




Teşekkür etti: 2.132
Teşekkür aldı: 866 konuda 2.798 kere
kucult  büyük
yapabilecegimin en iyisi bu
aslında gerek de yok okutturur kendini herhaliyle
eski 14.01.2008, 11:41 tÜrkÜ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #6
tÜrkÜ isimli üye'ye teşekkür edenler
.................
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.453




Teşekkür etti: 26.780
Teşekkür aldı: 11.809 konuda 41.815 kere
kucult  büyük
Ah can ya sağol

Ama ben de dayanamadım düzeltmiştim az biraz

madem kıyamam dokunmayım senin ki de kalsın, benimkini de ekleyeyim boşa gitmesin


Herkes,nimetten yararlandıgı ölçüde mutludur,bu kadar.

Budur insanın hayat içerisindeki mutlulugunun biricik sırrı;gerisi laftır,felsefe yapmaktır.

Zavallılar; böyle şeylerle doymayanlar, başka şeyler isteyenler,musluk suyuyla susuzluklarını gidermeyenler,mutfakta pişen yemeklerle karınlarını doyurmayanlar,
halının dikiş ve rengi, oda, masa, hatta bütün eklerine,hep bir dereceninin işini gözleyen bütün umutlara ragmen "maaş"bile, dualar,yakarışlar,inleyişler,yalakalıklar,
teşekkürler,övgüler,telgraflar,mektuplar,
egilmeler ve asla dogrulmamalar

inişini hızlandırıp,ortaya çıkışını öne almasına ragmen,hayalci gönülleri şükran ve sevinç duygusuyla dolup taşmayanlar...

Oysa bu gögün altında,bu topragın üstünde,bu hayatta bu yaratıklar içinde bundan başka bişey yoktur.Doganın bundan başka bişeyi yok.

Susuz musun? Musluk suyu,havuz suyu,semaver suyu.

Aç mısın?Kazan,tencere,güveç.

Yorgun musun?Yatak takımı,yastık,somya divan.

Canın mı sıkılıyor?Radyo,televizyon,sinema.

Üzgün müsün?Şaka,takılma,oyun,eglence,komedi filmi,plak,Tahran Radyosu'nun "gül,dünya gülsün yüzüne" programı.

Yalnız mısın?Misafirlik,davet,toplantı,gece toplantısı,ziyaret,hal hatır sorma.

Hasta mısın?İlaç,doktor,hastane,şırınga,hap.

Bir tarafın mı agrıyor?Aspirin,sıcak su torbası,masaj...

Aşık mısın?Traş,süs,elbise,okul önleri,cadde kenarları,telefon,laf atma,boyfriend,girlfriend,istetme,nikah,davet,dügü n,araba konvoyu,taksi,korna,türbe ziyareti,ev,çocuk,taksit,oturma,ah sevgilim ve ondan sonra aile mutluluguna ilişkin işlerde konmuş düzenlemeler ile mutlu bir yaşamdan faydalanmak için yazılmış kurallar uyarınca gelen naz ve çalımlar.

Peki,ne oluyor sana? Ne istiyorsun?

Bilmiyoruz,ama bunların bize yetmedigini biliyoruz.

Hiç işimize yaramaz demiyoruz,ama yetmez.

Dert de burada başlıyor,dermansız dert,ruhun derinliginden fışkıran belirsiz kederler,adamın içini yabanıl ve yıpratıcı yıgılmalara müptela eden ızdıraplar;adamın içinde koparak dünyayı ve hayatı gözlerinde karartan bir tufan,sonra perişanlık ve mutsuzluk başgösterir de asla hedefe ulaşılmaz.

Yüksek gereksinimler bizi hep bitkin bırakır,var olan ise degersizdir.

Kutlu aşklar içimizde tutuşur,var olan ise bulanıktır.

Güzellikler bizi hep kendi özlemiyle eritir,var olan ise çirkindir.

Var olan iyi degildir,arı degildir.Münezzeh degildir,kalıcı degildir,samimiyeti yoktur,azameti yoktur.
Var olan herşey bir çıkar için vardır.
Var olan herkes bir menfaat için vardır.
Hiçbir şeyin "kendi" başına degeri yoktur.
Hiç kimse "kendi" başına birşey degildir,
her şey de,herkes de bir çıkar,bir fayda için var edilmiştir.

Sevgi ne içindir?Sevgi,doga yada tanrının onun "aracı"lıgıyla insanları "yaşamla" ilgili konularda "yardımlaşma","işbirligi"ve "birliktelige""zorlamak" için gönüllere yerleştirdikleri bir ülfettir.

Aşk ne içindir? Aşk,kızamıga benzer bir şeydir,hantal çocukar dogurur ve doganın işini görmesi,"insan soyunun tükenmeyip sürmesi,ölümün götürdügünü aşkın geri getirmesi için onları "aile kurmaya" sürükler.

Bu durumda aşkın görevi,üremeyi saglayıp,ölümün yol açtıgı giderleri karşılamak oluyor.Öyle degil mi? Öyle.Ama böyle bir aşk ve sevgi gönlümüzü doyurmuyor.Ruhumuz ,başkabirsevginin ,başkabiraşkın,özlemini çekmektedir.

Bedenin emrinde olmayan,tümü bu dünyadaki hayatın yürümesi ve dogadaki işlerin işlemesi için insana yüklenmiş şeyler olan açlık,yorgunluk,susuzluk,cinsel güdü,makam düşkünlügü,kendini koruma,hemcinsini sevme ve acıma...gibi dogal kanunlardan biri olmayan aşk.

Doganın oyuna getiremedigi kimselerin yazgıları ne güç ve kederli olur.
Ne acıdır görme agacının meyvesi!

Yıllar öylece geçti.Ben içtikçe susuzlugum artıyordu,yedikçe açlıgım,konuştukça sessizligim,duydukça yanıtsız kalışım,sahip oldukça yoksullugum,elde ettikçe yoksunlugum,yaklaştıkça uzaklıgım,başarılı oldukça yenikligim,ünlendikçe tanınmazlıgım,kalabalıklara karıştıkça yalnızlıgım,doldukça boşlugum,sevindikçe üzgünlügüm,zenginleştikçe muhtaçlıgım,tanıştıkça yabancılıgım...artıyordu...

Ta ki buranın yerim olmadıgını anladım,bu dünyada yabancıyım,bu gökyüzü evimin tavanı degil,buraya gelmemem gerekiyordu,burası sürgün yerimdir.

Beni bu uzak yadele süren günah nedir?Ama burası mahkumlar ülkesidir.Uzak ve bilinmez bir ada;kendilerine kızanların,kovulmuş milletin saglam,somurtkan,lal kalesi.

Ama ben günah işlemedim ki! Babam bir haata yapmış?Sapmış mı? Allah'a baş mı kaldırmış?Bende onun isyan ateşi içinde mi yanıyorum? Onun macerası beni böyle bir yazgıya düçar mı etti?Bu bilmedigim gögün altında bu etmenler yıgını üzerinde, bunca yabancı varlıgın içinde yalnız mı bıraktı? Cansızlar,bitkiler ve hayvanlarla yurttaş mı yaptı?

Ne karanlık ve bunaltıcı bir darbogaz! Duvarları yüksek ve kalın,burçları siyah ve abus,yalnız,kimsesiz,bekliyor! Yıllarca kendimi duvarlara,kapılara vurdum,bir yol bulunur da kaçarım diye...Ama..Olmadı,çünkü olmuyordu. Sonunda yaralandım,yoruldum,karamsarlıga düştüm,anlamsız bir çabaydı.

Dışarıya açılan bir kapı olmadı,dışardan kimse gelmedi.Benim onu denemem acı oldu.

Öyleyse ne yapmalı? Bu ülke çıkarcı bir kafayla kurulmuş.Bu durumda içinde çıkarcı bir kafayla yaşamak gerek.Başka bir çözüm yolu da yoktur.Bende "böyle yaptım" ama "böyle degildim,bu ikilem bana acı veriyordu.Beni hep ikiye böldü.Bir yarı varlıgımdı,bir yarı yaşamım,ben ise ortada kalmış hangisi oldugumu bilmiyordum!

Bu "kararsızlık"ın ne denli korkunç oldugunu,insanın özünün derinliginde,içinde,şaşkın,ürkünç ve korkunç bir perişanlıga yol açtıgını kim bilebilir?

O büyük filozofların kuşkusu ne rahat ve agrısızdır.Descartes,Gide,Camus.

"Düşünüyorum öyleyse varım",
"duyumsuyorum öyleyse varım",
"başkaldırıyorum öyleyse varım".

Bu ünlü pişmişlerin çigligine şaşıyorum! Eger sorun "olmak" ya da "olmamak" sorunu olsaydı,kolaydı,kolay çözülürdü,onların kanıtladıkları koyaylıkta.
Ama "hangi olmak" sorunu korkunç ve acıklı bir kuşkudur.

Kendini kendi içinde yitirip bulamamak,bundan da kötüsü,kuşkulu,kaçkın ve alışılamadık bunca simanın içinde kendini yine kesin bir biçimde tanıyamamak hayale sıgmayacak bir acıdır da ben onu kalbimde hissetmişim."Varlık" ım azar azar renk atıyordu,"yaşam" ım onu unutkanlıgın derinligine indirip ortadan kaldırıyordu.


Ben de gitgide "yaşamın gerektirdigi şeyler topluluguna" dönüşüyordum!

Ama her boş kaldıgımda "kendi" hafızam uyanıyordu;bitkin düşüyordum.

Kendimi yaşamın içine daldırıyordum,onu unutmak için...

ALİ ŞERİATİ
__________________
“Zikret"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 14.01.2008, 11:43 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #7
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
arıza
(Konuyu Başlatan)
 
tÜrkÜ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.06.2007
Mesajlar: 955




Teşekkür etti: 2.132
Teşekkür aldı: 866 konuda 2.798 kere
kucult  büyük
süper anne harikasın hatun
eyvallah
eski 14.01.2008, 11:46 tÜrkÜ isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #8
tÜrkÜ isimli üye'ye teşekkür edenler
.................
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.453




Teşekkür etti: 26.780
Teşekkür aldı: 11.809 konuda 41.815 kere
kucult  büyük


Analık kolay değil Olunca anlayacaksın bak
__________________
“Zikret"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 14.01.2008, 11:47 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #9
monaroza isimli üye'ye teşekkür edenler
kûnfeyekûn
 
MafraK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.08.2006
Mesajlar: 1.871




Teşekkür etti: 1.174
Teşekkür aldı: 1.480 konuda 4.936 kere
kucult  büyük
Okunası bir yazı gerçekten, çok güzel. Teşekkürler.
eski 14.01.2008, 12:05 MafraK isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #10
MafraK isimli üye'ye teşekkür edenler


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:41 .


Page generated in 0,50885 seconds with 14 queries