| Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 30.08.2006
Mesajlar: 239
Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 134 konuda 325 kere
| Ehli Kitabin Durumu Eğer ehl-i kitâb, îmân edip te sakınsalardi; kötülüklerini örterdik ve onları Naîm cennetlerine koyardık.
Yine Ehli Kitab'ın Durumu
ALLAH Teâlâ, yahûdîlerin —kıyamet gününe kadar ALLAH'ın ardarda gelen la'neti onların üzerine olsun— ALLAH Azze ve Celle'yi cimri olarak vakfettiklerini bildiriyor. ALLAH onların söylediklerinden yüce ve münezzehtir. Ayrıca kendilerinin zengin, ALLAH'ın fakır olduğunu belirttiklerini haber veriyor. ALLAH'a cimrilik sıfatını «ALLAH'ın eli bağlıdır.» diyerek izafe ettiklerini belirtiyor.
İbn Ebu Hatim der ki: Bize Ebu Abdullah et-Tahrânî...
İbn Abbâs'tan nakleder ki; bu âyette yer alan ve «bağlıdır» anlamına gelen kelimesi cimridir, demektir.
Ali İbn Ebu Talha da Abdullah İbn Abbâstan «Yahudiler, ALLAH'ın eli bağlıdır» dediler kavli hakkında şöyle dediğini rivayet eder :
ALLAH'ın elinin bağlanmış olduğunu kasdetmiyorlardı. Sadece ALLAH cimridir, elindekileri kısar, diyorlardı. ALLAH, onların söylediklerinden yüce ve münezzehtir.
İkrime, Katâde, Süddî, Mücâhid ve Dahhâk da aynı şekilde tefsir etmişler, ayrıca şu âyeti de okumuşlardır: «Elini boynuna bağlı tutma. Ve onu bütünüyle de açma.» ALLAH'ın hem cimrilikten, hem de israftan men'ettiğini, yersiz harcamayı engellediğini bildiren bu âyet-i kerîme'de; cimrilik, «elini boynuna bağlı» tutma ifadesiyle belirtilmiştir. İşte yahûdîlerin kasdettikleri budur. ALLAH'ın la'netleri onların üzerine olsun.
İKRİME DER Kİ
Bu âyet yahûdî Finhâs hakkında nâzü olmuştur. ALLAH'ın la'neti onun üzerine olsun. Daha önce belirtildiği gibi, bu Finhâs; ALLAH fakir, biz zenginiz demişti de Ebu Bekir es-Sıd-dîk (r.a.) onu dövmüştü.
(Âl-i İmrân 181. âyetin tefsirine bakınız.)
Muhammed İbn îshâk der ki:
Bize Muhammed İbn Ebu Muham-med, Saîd veya İkrime kanalıyla Abdullah İbn Abbâs'ın şöyle dediğini nakletti: Şeys İbn Kays isimli bir yahûdî dedi ki: Senin Rabbın cimridir, harcamaz. Bunun üzerine ALLAH Teâlâ bu âyet-i kerîme'yi indirdi.
ALLAH Teâlâ onların söylediklerini reddetti ve uydurdukları söz ve iftiraya karşılık olarak şöyle buyurdu: «Böyle dediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın, la'net olsun.» Ve bu gerçekten oldu. Çünkü yahûdîler için cimrilik, kıskançlık, korkaklık ve alçaklık ana karakterdir.
Nitekim ALLAH Teâlâ, bir başka âyet-i kerîme'de şöyle buyurmuştur :
«Yoksa onların mülkten bir payı mı var? O zaman insanlara bir çekirdek parçası bile vermezler. Yoksa ALLAH'ın bol nimetinden verdiği kimseleri kıskanıyorlar mı?» (Nisa, 53-54).
Ayrıca Bakara sûresinde şöyle buyurmaktadır : «Onların üzerine zillet ve meskenet damgası vurulmuştur...» (Bakara, 61).
«Hayır, onun iki eli de açıktır ve biz nasıl dilersek öyle infâk eder.» Hayır ALLAH'ın iki eli de açıktır. O'nun lutfu geniş atası boldur. Her şeyin hazînesi O'nun katandadır. Yarattığı her nimet, yalnız ve yalnız O'ndandır.
Bizim muhtaç olduğumuz her şeyi gecede gündüzde, seferde evde her türlü ahvâlde yaratan O'dur. «İstediğiniz her şeyden size vermiştir. Eğer ALLAH'ın nimetlerini sayacak olursanız bunu sayamazsınız. Doğrusu insan pek zâlim, çok nankördür.» (İbrahim, 34). Bu konuda pek çok âyet vardır.
İmâm Ahmed İbn Hanbel der ki:
Bize Abdürrezzâk, Ma'mer kanalıyla Hemmâm îbn Münebbih'den rivayet etti ki; o, Ebu Hüreyre'nin bize aktardığı hadîste Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurur, demiştir : ALLAH'ın eli doludur. Gecenin ve gündüzün bolluğunda verdiği her nafaka O'n-dan hiçbir şey eksiltmez. Görmüyor musunuz gökler ve yeryüzü yaratıldığından beri O infâk ediyor da elinde bulunan hiçbir şey eksilmiyor. O'nun arşı suyun üzerindedir. Öteki elinde kabız vardır. Onunla yükseltir ve düşürür. ALLAH Teâlâ kendine infak et diye buyurur.»
Bu hadîsi Buhârî ve Müslim tevhîd bahsinde Ali İbn el-Medînî'den, Müslim de Muhammed İbn Râfi'den ve her ikisi de Abdürrezzâk'tan tahrîc ederler.
«Rabbından sana indirilen; andolsun ki onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır.» Ey Muhammed, ALLAH'ın sana verdiği nimet, düşmanların yahûdîler ve benzerleri için bir felâkettir. Bu nimetler ile; mü'minler nasıl daha çok sahîh amele ve faydalı bilgiye ulaşırlarsa, kâfirler de sana ve senin ümmetine hased ettikleri için azgınlıkları artar.
Burada azgınlık anlamına gelen kelimesi eşyada haddi aşmak ve aşırı gitmektir. Küfürlerini arttırır derken, burada küfür yalanlamak anlamınadır. Nitekim ALLAH Teâlâ, Fussilet sûresinde şöyle buyurur : «De ki; bu inananlara hidâyet rehberi ve gönüllerine şifâdır. İnanmayanların kulaklarında ise ağırlık vardır ve onlara kapalıdır.
Sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar.» (Fussilet, 44). İsrâ sûresinde ise şöyle buyurur : «Kur'an'ı inananlara rahmet ve şifâ olarak indiriyor. O zâlimlerin ise sadece hüsranını arttırır.» (İsrâ, 82).
«Onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek kin ve nefret saldık.» Onların kalbleri birleşmez. Aralarında düşmanlık vardır. Sürekli birbirleriyle çatışırlar. Çünkü onlar sana muhalefet edip seni yalanladıkları için hiçbir zaman hak üzerinde birleşmezler.
îbrâhîm en-Nehaî der ki: «Onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek kin ve nefret saldık.» âyetindeki kin ve nefret, dindeki tartışma ve husûmettir, İbn Ebu Hatim de böyle rivayet etmiştir.
«Savaş için ateşi ne zaman körükleseler ALLAH onu söndürür.» Sana hîle yapmak üzere ne zaman sebepler uydurmaya çalışsalar ve seninle savaşmak için ne zaman gerekçeler hazırlasalar; ALLAH onu ibtâl eder, hilelerini aleyhlerine döndürür ve kötü tuzaklarına kendilerini düşürerek mahveder.
«Ve yeryüzünde fesada koşarlar. ALLAH ise fâsıklan sevmez.» Onların seciyesi îcâbı, yeryüzünde sürekli fesâd çıkarmaya çalışırlar. Halbuki ALLAH fesâdçıları sevmez.
«Eğer ehl-î kitâb îmân edip de sakınsalardı kötülüklerini örterdik ve onları'Naim cennetlerine koyardık.»
Şayet ehl-i kibâb işledikleri günâhları ve yaptıkları haramları terkedip sakınsalardı, ALLAH'a ve Rasû-lüne îmân etmiş olsalardı, onların üzerindeki yasakları kaldırır ve istediklerini yerine getirirdik.
İBNİ KESİR TEFSİR MAİDE 65.AYET |