Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 23 (1 Kayıtlı ve 22 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Nureddin YILDIZ’ın SOSYAL DOKU Derneği’ndeki 18.11.2007 Pazar dersidir
O İmanımızdır
O’na iman ederek Allah’ı ve Peygamber’ini bulduk. Cenneti, cehennemi tanıdık. Ölümün, hayatın sırlarını anladık. Dirilmenin gereğine, hesabın inceliğine iman ettik. Melekleri, hurileri görür gibi olduk. O’na iman edince cennet ırmaklarının şırıltılarını duyar gibi zevk aldık. Cehennemi yanı başımızda tutuşmuş ateş lavları olarak görüp korktuk.
Asırlar öncesini anlattı; o günlerde yaşamış gibi hissettik. Devirler sonrasından söz etti görüp tutar gibi olduk. Göremediğimizi gösterdi, duyamadığımızı duyurdu. O’na iman edip kendimizi bulduk. Aslımızı geleceğimizi öğrendik. O’nunla dağları, vadileri, suları, ağaçları ve bunları yoktan yaratanı öğrendik.
O’nun işaretiyle arıcıktaki muhteşem sanatı, devedeki nazik hesabı, inekten çıkan berrak sütü, dallarda ötüşen kuşların tesbihatını görüp anladık.
Önümüze koyduğu aynada bir damla meniden nasıl yaratıldığımızı müşahede ettik.
Ölümü ve şehadeti yan yana koydu da şehadetin yaşamak olduğunu, dünyevileşmenin de ölüm olduğunu görüp bildik.
O bizi ağlattı, güldürdü. Yiyeceğimizi, içeceğimizi, dostumuzu, düşmanımızı bize tanıttı. İyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini o gösterdi. Sahte ile gerçeğin farkını izah etti. Suyun, toprağın, taşın, bitkinin aslını; göklerin, yerlerin, uzayın derinliklerini, görülemeyenlerini gösterdi.
O’na iman ederek rahat ettik. Bocalamaktan, kula kul olmaktan, şehvete esir düşüp erimekten kurtardı bizi.
O’na iman ettik, ibadetten lezzet aldık. Uzaklar yakın oldu. Bizi hacca davet etti. Ramazanda oruca çağırdı. Malımızın zekâtını talep etti. Eğik boyunlarımızı rükûda, secdede doğrulttu. Bize konuşmayı, tesbihi, tekbiri öğretti. Bizi başıboşluktan kurtardı. Gecemizi gündüz gibi aydınlattı. Gözümüz nûr, beynimiz umut doldu.
O Alfabemizdir
O’nunla okumayı, sırları çözmeyi öğrendik. Çoğumuzun ana dili olmadığı halde analarımızın dilinden yakın sözler duyduk O’ndan. Duyduğumuzu benliğimize işledik. Yürürken enerjimiz, yatarken tesellimiz, gözümüzü kapatınca da emelimiz oldu. O’na güvendik, dünyamızı mamur edeceğine inandık. O’nunla kabrimizin vahşetinin kalkacağına itimat ettik. O’nunla sıratı geçmek, mizanda kolay tartılmak, cennette yükselmek vardır, dedik.
Bize bilginin kapılarını açtı. Bir okuttu, bin anlattı.
O, bize yalvarmayı, ağlayıp istemeyi öğretti. O’nunla dua ettik. Ne isteyeceğimizi, bize nelerin verilebileceğini anladık. Kapıları tanıdık. Kimin kapısı kapanır, kimin ki kapanmaz onu anladık. Kim merhametli kim acımasız gördük. O’nunla ‘erhamürrahimin’i bildik. Lâtîf, Habîr, Kerîm kimdir tanıdık.
O alfabemizdir; hayatı, izzeti, şerefi dik durmayı öğretti bize. Bize kâinatı okuttu.
Ötelerin ötesini, derin sırları okuttu.
Yaşamayı okuttu bize.
Yaşarken ve ölürken yaşamayı okuduk O’nda.
Ağlarken mutlu olmayı O’nda okuduk. O bizim alfabemizdir.
Gök alemindeki kürreleri ve zerreleri keşfeder O... Gelecek olayların bildiricisidir. Hem de dua kitabıdır... Aynı zamanda kainatın tefsiridir... Aynı zamanda fikir mürşididir. Kainatta hem fikir, hem ilim, hem sanatın rehberi olduğu gibi ahiretin tarlasıdır. Kur'an öyle bir güneştir ki, kainatın zerreleri ve maddeleri O'ndan akseder. Güneş madde alemine enerji verdiği gibi, Kur'an'da kalblere ve ruhlara hayat verir. Hakk Teala'nın tecellilerini, sıfatlarını, mülkünü, Zat'ını ve İsimlerini açıkça izah eder; ibadet kitabıdır; içinde her sırrın gizlendiği kitaptır; bir tektir Kur'an...
Bak güneşli bir havada, bir hızla, bir izle birbirine değmez milyar milyar yağmur tanelerine... Her bir tanesi bir güneşi taşıyor. Öylece Kur'an-ı Kerim'in her bir harfi bir güneş kadar, bir ilmi, irfanı ve manaları taşıyor. Yağmur tanelerine bakıldığı zaman, pırıl pırıl parlayan damlalar gelip geçer, lakin güneş yerinden kıpırdamaz. Böylece yer küresinde hadsiz ve hesapsız her senenin dört mevsiminde güneşten aksetmek suretiyle otlar, hayvanlar, insanlar gelip geçer; lakin güneş yerinde... Kur'an, öylece ezeli ve ebedi birleştiren benzersiz güneştir. Neymiş güneş!... Güneş, maddeye hayat veren; Kur'an ise güneşe de hayat veren... İnsanlar bir ayet olsa bile onun mukabilinde benzerini yazamaz...
" De ki: Andolsun, ins ve cin şu Kur'an'ın benzerini ( meydana ) getirmek için biraraya toplansa, yek diğerine yardımcı da olsalar, yine onun benzerini getiremezler. " İsra Suresi 88 buyrulmuştur. Evet bu ayeti kerime, fasih ve beliğlere meydan okuyor...
Arabî nazmın dışındaki meal ve tefsirler, hepsi topyekun, yağmur taneleridir. Ve Kur'an, güneştir... Demek Arabi Kur'an'ın dışında olan tercüme ve mealler, güneş gibi harflerin mukabilinde ve karşısında tutulmuş birer yağmur...
Kur'an lafzı dışındaki Arabî lafızlar da, Kur'an-ı Azim-uş-Şan'ın manalarını kuşatamaz. Öyleyse Asrı Saadetten şimdiye kadar tevatürle ağızdan ağıza ve kitaptan kitaba naklonulan ve hiçbir noktası değişmeyen kendi dili ve şivesine uydurup, Kur'an yerinde telkin edemez.
Mevlana diyor ki: " Eğer denizi bir testiye boşaltsan; O testi bir günlük kısmetini alır. " Kur'an okuyan ve manalarını dinleyen ve amel etmeyen! kimse köre benzer ki, geceleyin bir kuyuya düşmüştür, ağlar, çağırır: " Hayr sahibleri çırayı bana getirin, ta ki ben kuyudan çıkayım!... "
- " Ey kör, sen çırayı görmezsin; nasıl çıra ile çıkacaksın!? " diye kahpe dünya ona bağırır. En büyük pişmanlık buradan başlar....
Evet, küfür, nifak ve fasıklık derin kuyudur. Kur'an'a teslim olmayan kördür. Yarın sekarette, kabirde ve haşirde şeytan ona alay ederek diyecek ki: " Ey kör, sen Kur'an mu'cizesini gördün; artık seni azabdan ben de kurtarmam. Eğer razı değilsen, yer değiştirelim ! "
Evet, dünya ve ahiret saadet-i ebediyyesine, ehli teklifi kavuşturmak için Kur'an ehli teklifi, Halık'ın tevhidine çağırır, manevi şahbası, hak ile batıl arasında bir sed çeker. Adaleti bildiren, ibadeti emreden, hidayet kitabı... Ahiretteki cennet, cehennemi bildirir, irşad kitabıdır... Kalbi, ruhu tedavi eder, tıp kitabıdır. Kainatın planını çözer; hendese kitabı... Kardeşlik manasını bildiren, faydalanmak, faydalandırmak yollarını gösteren, zengin ve fakiri, alim ve cahili, kuvvetli ve zayıfı, küçük ve büyüğü, evlat ve ana babaları, zevce ile eşini birbirine sevdiren ahlak kitabı... Memuru amirinin itaatine mecbur eden, mazlumları zalimden kurtaran hüküm ve disiplin kitabı... Dünyevi hayat yaşamayı temin eden fen ve sanat kitabı.. Aklı ve zihni çoğaltan, herşeyin hakikatini bildiren hikmet kitabı... İlk ve son gizli hakikatlari bildiren sır kitabıdır Kur'an...