11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
hadis
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 47,71%
yaz: 16,51%
sonbahar: 25,69%
kış: 10,09%
Katılımcı sayısı: 109. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 26 (1 Kayıtlı ve 25 Misafir) bulunmaktadır.

Online  dilerim


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

MUTASYON
mutasyon isimli üyenin, MUTASYON Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Kur-an'ı Kerim » Sure-i Duha.(Sofiyye Hazeratının verdiği ma'na)
Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler
Kıtmir
(Konuyu Başlatan)
 
ranon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.01.2008
Mesajlar: 47


 
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 38 konuda 100 kere
Pfeil

Kur'an-ı natık meselesi şöyle gelişmiştir:

Sıffin Harbinde-ki bu bir ictihad harbi değil isyandır- muaviye tarafı yenileceğini anlayınca askerlerine "mızraklarının uçlarına Kur'an sayfalarını saplamalarını emretmiştir."İmam Ali Efendimizin askerleri bunu görünce taarruz etmekten çekinmişlerdir.İmam Ali Efendimizde taarruz etmelerini emredip:Elini kalbinin üzerine koymuş ve "Kur-an burada,Kur'an-ı natık benim"demiştir.
__________________
İnsanın topraktan,sudan yapılmış olan kısmı değişmez amma ma'nası,siyreti değişebilir.
Tezhib-i ahlak insan içün mümkündür.Olmasaydı mükellef tutulmazdı...
eski 02.02.2008, 06:08 ranon isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #11
EMEKLİ ÜYE...
 
Üyelik tarihi: 29.01.2008
Mesajlar: 35


 
Teşekkür etti: 27
Teşekkür aldı: 28 konuda 126 kere
ranon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kur'an-ı natık meselesi şöyle gelişmiştir:

Sıffin Harbinde-ki bu bir ictihad harbi değil isyandır- muaviye tarafı yenileceğini anlayınca askerlerine "mızraklarının uçlarına Kur'an sayfalarını saplamalarını emretmiştir."İmam Ali Efendimizin askerleri bunu görünce taarruz etmekten çekinmişlerdir.İmam Ali Efendimizde taarruz etmelerini emredip:Elini kalbinin üzerine koymuş ve "Kur-an burada,Kur'an-ı natık benim"demiştir.
ehli sünnete göre ; BU BİR İCTİHAD MESELESİDİR...

ayrıca ; mecazı hakikat zannetmek , batıl olan batındandır...
eski 02.02.2008, 11:29 kılıçustası isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #12
Kıtmir
(Konuyu Başlatan)
 
ranon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.01.2008
Mesajlar: 47


 
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 38 konuda 100 kere
Pfeil

kılıçustası´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ehli sünnete göre ; BU BİR İCTİHAD MESELESİDİR...

ayrıca ; mecazı hakikat zannetmek , batıl olan batındandır...

Ehl-i Sünnete göre Cemel vakası bir ictihad meselesidir.Bu bir isyandır.
Bunu anlamak için ordinaryus profesör olmaya gerek yok.Olay gayet açık ve net.

Muaviye Şah-ı Velayet Efendimize meydan okumuştur ve Halifelik iddasında bulunmuştur.
Dilerseniz size ehl-i sünnetten bu konuda kaynaklar gösterebilirim.


mecazı hakikat zannedmek demişsiniz,böyle konuların mecazı olmaz.Bu konuda mecaz olan tek şey "ictihad harbi"iddasıdır.
__________________
İnsanın topraktan,sudan yapılmış olan kısmı değişmez amma ma'nası,siyreti değişebilir.
Tezhib-i ahlak insan içün mümkündür.Olmasaydı mükellef tutulmazdı...
eski 02.02.2008, 19:16 ranon isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #13
Üye-tul Mırmıriye
 
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 490


Yarışma Puanı: 230
Teşekkür etti: 40
Teşekkür aldı: 389 konuda 1.324 kere
Bismillah....

Sıffin savaşı ehl-i sünnete göre İÇTİHAD MESELESİDİR.

"Amma Hazret-i İmam-ı Ali'nin Vak'a-i Sıffîn'de, Hazret-i Muaviye'nin taraftarlarıyla muharebesi ise, hilafet ve saltanatın muharebesidir. Yani: Hazret-i İmam-ı Ali, ahkâm-ı dini ve hakaik-i İslâmiyeyi ve âhireti esas tutup, saltanatın bir kısım kanunlarını ve siyasetin merhametsiz mukteziyatlarını onlara feda ediyordu. Hazret-i Muaviye ve taraftarları ise; hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeyi, saltanat siyasetleriyle takviye etmek için azimeti bırakıp ruhsatı iltizam ettiler, siyaset âleminde kendilerini mecbur zannedip ruhsatı tercih ettiler, hataya düştüler.(15.Mektub)"

vesselam
eski 02.02.2008, 19:39 Ninja Kedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #14
Ninja Kedi isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Üye-tul Mırmıriye
 
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 490


Yarışma Puanı: 230
Teşekkür etti: 40
Teşekkür aldı: 389 konuda 1.324 kere
Bismillah...

Ehl-i Sünnetin sahabeye bakış açısı:

http://www.risaleinurenstitusu.org/i...2000&TextID=44

vesselam
eski 02.02.2008, 19:40 Ninja Kedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #15
Ninja Kedi isimli üye'ye teşekkür edenler
EMEKLİ ÜYE...
 
Üyelik tarihi: 29.01.2008
Mesajlar: 35


 
Teşekkür etti: 27
Teşekkür aldı: 28 konuda 126 kere
Cemel ve Sıffıyn muharebesi gibi, ashab-ı kiram arasında vukubulan münazaa ve muharebelere gelince, yerinde olur ki, bunlar, doğru yoldan iyiye yorula... Bu hususta, ashab-ı kiram, nefsani hevseten ve taassuptan (batıl saplantıdan) uzak görüle... Zira, o büyüklerin nefisleri, Resulullah'ın (sav) sohbeti ile heva ve hevesten tezkiye edilmiştir; kinden ve hasetten dahi temizlenmiştir.

Eğer onlardan bir musalâha vaki olmuş ise, Hak içindir. Şayet onlardan bir münazaa ve çekişme zuhur etmiş ise, bu dahi yine Sübhan Hak içindir.

Onlardan her fırka, kendi içtihadının muktazasına göre amel etmiştir. Heva ve taassup şaibesi olmadan muhalif işleri kendi nefislerinden atmışlardır.

Onlardan her kim, içtihadında isabetli ise, onun için sevab olarak iki derece vardır. Hatalı olan için dahi, sevab olarak bir derece vardır. Bu içti-had işinde, yanılan dahi, yanılmayan gibi ayıplanmaktan uzak görülmektedir; hatta onun için, sevab derecelerinden bir derece vardır.

Ulema, bu manada şöyle dedi:

-Bu muharebelerde, hak Hazret-i Ali tarafından idi. Muhaliflerde dahi, doğrudan bir tarafta idiler.

Durum böyle olunca, taana uğramayacakları gibi; onları ayıplamanın yeri de yoktur.

Onlar küfür ve fısık nisbeti bir yana. Nitekim, bu manada, Hazret-i Ali (ra) şöyle dedi:

-Kardeşlerimiz bize karşı geldiler; amma onlar ne kâfir idi ne de fasık. Çünkü, onlardan küfrü ve fışkı atacak tevil yolları vardı. Bu manada, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu:

"Bilhassa, ashabım arasında geçenlere karsı kendinize sahip olunuz."

Yerinde oldu ki, Resulullah (sav) Efendimizin tüm ashabına tazim edile. Onların hepsi de hayırla anıla... Onlardan hiçbirine kötü zan beslenmeye. Onların münazaası, başkalarının müsalahasından daha faziletli görüle... işte necat ve felah yolu budur.

Zira, Resufullah'ın (sav) ashabına karşı beslenen sevgi, Resulullah (sav) Efendimize olan sevgi sebebi iledir. Onlara beslenen buğuz ise, Resulullah (sav) Efendimize buğza çeker. Bu manada, büyüklerden biri şöyle dedi:

- Resulullah (sav) Efendimizin ashabına tazim etmeyen, Allah'ın Resulüne iman etmemiştir.

380. mektub../ imam rabbani...

bu konuyla alakalı 251. mektuba da bakılabilir...

not : mecaz , KURAN- I NATIK için kullanılmıştır...

Konu kılıçustası tarafından (02.02.2008 Saat 19:44 ) değiştirilmiştir..
eski 02.02.2008, 19:41 kılıçustası isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #16
kılıçustası isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Üye-tul Mırmıriye
 
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 490


Yarışma Puanı: 230
Teşekkür etti: 40
Teşekkür aldı: 389 konuda 1.324 kere
Bismillah...

"Muaviye (r.a.), faziletli, adil ve seçkin sahabilerden (r.anhüm) biriydi. O dönemde gerçekleşen savaşlar hakkındaki temel görüş şudur: Her bir grubun, kendisini haklı saydığı bir iddiası vardı ve o savaşlara katılan sahabilerin hepsi gerek savaş hali gerekse başka durumlarda, bulundukları konumu meşrulaştıracak mazeretlere/tevillere sahip adil kimselerdi. Söz konusu savaşlardan hiçbiri, onları sahip oldukları adalet vasfından düşürmüş değildir. Çünkü onlar, kendilerinden sonra gelen müçtehidlerin kan vb. davalardaki farklı içtihadları gibi, içtihada konu olabilecek meselelerde değişik içtihadlarda bulunmuşlardır. Bu itibarla hiçbirinin değerinden bir şey eksilmez. Savaşların sebeplerine gelince, o devrin olaylarının gayet karmaşık olması hasebiyle içtihadları da farklılaşmış ve üç kısma ayrılmışlardır: Bir kısmı, içtihadları neticesi, bir tarafın haklılığına ötekinin de baği (isyankar) olduğuna inanarak, haklı tarafa yardım etmesi ve baği tarafla savaşması vacip olmuştur. Zira bu inançta olan birinin, bağilerle savaş konusunda adil imama yardım etmemesi düşünülemez. Diğer bir kısım ise birincilerin tam tersini düşünerek, kendi içtihadlarına göre haklı olan tarafa destek verip, onlara saldıran diğer tarafla savaşması gerekmiştir. Üçüncü bir kısım da olayın kendileri açısından tam olarak aydınlanamaması ve kararsız kalmaları sebebiyle iki taraftan birini tercih edememiş, bu sebeple her ikisinden de ayrılmaları vacip olmuştur. Onlar açısından bu ayrılış, zaruridir; çünkü, haketmediği müddetçe, bir müslümanla savaşmaya kalkışmak caiz değildir. Eğer iki gruptan birinin, diğerinden daha haklı olduğunu tespit etselerdi bu durumda onunla birlikte, bağilere karşı savaşmamaları caiz olmazdı. Buna göre savaşa katılan ve katılmayanların hepsi (r.a.) mazur sayılırlar. Bu sebeple, hak ehli ve görüşleri muteber tüm alimler, onların şahitlik ve rivayetlerinin kabulüne ve tam anlamıyla adil olduklarına dair icma etmişlerdir."

Muhammed Emin Er Hocaefendi

vesselam
eski 02.02.2008, 20:04 Ninja Kedi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #17
Ninja Kedi isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Hakkperest
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 4.873


 
Teşekkür etti: 10.549
Teşekkür aldı: 4.038 konuda 18.102 kere
Blog-Yazıları: 2
Hak-dilaram - MSN üzeri Mesaj gönder
biz imam rabbani rahimehullah'ın beyanının üstüne bu hususta söz söylenmesine taraftar değiliz...

teşekkür ederim.

mevzunun imam'ın ve muhammed emin er hocaefendi'nin beyanlarından başka bir izaha ihtiyacı yoktur. muhalefeten var diyen varsa da bu forum bir taraftır bu hususta.

başka aykırı bir sözün aktarılmasına rızamız yoktur.
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 02.02.2008, 20:05 Hak-dilaram isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #18
ONURSAL ÜYE
 
muallim08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 06.03.2007
Mesajlar: 1.065


Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 1.215
Teşekkür aldı: 875 konuda 2.940 kere
Hak-dilaram´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
biz imam rabbani rahimehullah'ın beyanının üstüne bu hususta söz söylenmesine taraftar değiliz...

teşekkür ederim.

mevzunun imam'ın ve muhammed emin er hocaefendi'nin beyanlarından başka bir izaha ihtiyacı yoktur. muhalefeten var diyen varsa da bu forum bir taraftır bu hususta.

başka aykırı bir sözün aktarılmasına rızamız yoktur.

Hocam bende aynı fikri taşıyor ve aktaran muhteremlerden Allah cc razı olsun diyorum. Yalnız bir hususu söylemeden geçemeyeceğim. Hulefa-i Raşidinden sonra bir dönem başlıyor EMEVİLER dönemi ... Bu dönemin kendine has bir takım karakteristik özellikleri var. Hemen akabinde bu döneme bir tepki olarak ABBASİLER dönemi geliyor. Bu dönemde önceki döneme tepki dönemi olduğu için yazılan eserler ve ortaya konan ictihadlarda bu paralelde oluyor . Muaviye b. ebi Sufyanı yerden yere vururlar sanırız oysa ehli sünnetin onu eleştirdiği noktalar bir kaç tanedir ve bunları da küfür değil hata kabul etmişlerdir.
__________________
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
eski 02.02.2008, 20:24 muallim08 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #19
Kıtmir
(Konuyu Başlatan)
 
ranon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 19.01.2008
Mesajlar: 47


 
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 38 konuda 100 kere
Pfeil

Hak-dilaram´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
biz imam rabbani rahimehullah'ın beyanının üstüne bu hususta söz söylenmesine taraftar değiliz...

teşekkür ederim.

mevzunun imam'ın ve muhammed emin er hocaefendi'nin beyanlarından başka bir izaha ihtiyacı yoktur. muhalefeten var diyen varsa da bu forum bir taraftır bu hususta.

başka aykırı bir sözün aktarılmasına rızamız yoktur.
Sayın Hak-dilaram,daha önce de bu konuda bir olay yaşandı.Zaten bu konuda forumun taraf olduğunu beyan ettiniz.Ben buraya kaynaklı olarak muaviye aleyhinde ne yazsam silineceği için ben yazılmış silinmiş sayıyorum.Çünkü buradan silinse de Levh-i Mahfuz'dan silinmeyeceği için ben huzurluyum.

Uzun uzun yazmaya gerek yok.Yollarımız ayrıdır vesselam...
__________________
İnsanın topraktan,sudan yapılmış olan kısmı değişmez amma ma'nası,siyreti değişebilir.
Tezhib-i ahlak insan içün mümkündür.Olmasaydı mükellef tutulmazdı...
eski 03.02.2008, 17:55 ranon isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
  #20
Konu Kapatılmıştır

Yer imleri

Seçenekler

Yetkileriniz
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:29 .