Online Üye
Şuan Forumda: 53 (6 Kayıtlı ve 47 Misafir) bulunmaktadır.
Online
canane , HamS , nur talebesi monaroza
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
Yeni Üye
Üyelik tarihi: 03.03.2008
Mesajlar: 3
Teşekkür etti: 1
Teşekkür aldı: 3 konuda 6 kere
s.a sayfaları niye önizlemeli yapmadın
18.03.2008, 15:05
mustafasasi isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
32.jpg
Cüz:2,Sure:2
BAKARA SURESİ Sayfa:31
211.İsrailoğullarına sor ki kendilerine nice apaçık mucizeler verdik.Kim mu
cizeler kendisine geldikten sonra Allah'ın nimetini (ayetlerini) değiştirirse
bilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir.
212.Kafir olanlar için dünya hayatı cazip kılındı.(Bu yüzden) onlar, iman e
denler ile alay ederler.Oysa ki, (iman edip) inkardan sakınanlar kıyamet
gününde onların üstündedir.Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
(Ebu Cehil ve arkadaşları, fakir müminler ile alay ettiler, bunun üzerine bu
ayet nazil oldu.Hayat gerçeğini dünya malı ile değerlendiren kafirler için
dünya malı cazip hale getirilmiştir.Onun için bunlar, üstün değerlere değil,
geçici dünya malına kıymet vermişler, sonunda dünya malı onlara hiçbir
fayda sağlamamıştır.)
213.İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak
peygamberleri gönderdi.İnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri husus
larda hüküm vermeleri için, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları
da gönderdi. Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten
sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler.Bunun
üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle
Allah dilediğini doğru yola iletir.
(Bütün insanlık başlangıç itibarıyla bir tek ümmet idi. Hz. Adem'den çoğa
mıştı.Zamanla ihtilafa düştüler.Peygamberler insanlar arasında beliren an
laşmazlıkları gidermek için gönderildi.)
214.(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler size de
gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öy
lesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraber
indeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın
yardımı yakındır.
(Bu ayet, bir rivayete göre, Hendek savaşında müslümanların çektiği sık
ıntıları dile getirir.Diğer rivayete göre, Uhud savaşı ile ilgilidir.Bir başka ri
vayete göre ise evlerini, mallarını ve yakınlarını Mekke'de bırakıp çeşitli
sıkıntılara katlanarak Medine'ye göç eden müslümanları teselli için inmiş
tir)
215.Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan
harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için ol
malıdır.Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
---------------------------------------------------------------------
33.jpg
Sayfa:33
BAKARA SURESİ Cüz:2,Sure:2
216.Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı.Sizin için daha hayır
lı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür.Sizin için daha kötü hal
de bir şeyi sevmeniz mümkündür.Allah bilir, siz bilmezsiniz.
(Savaş insanların severek, zevk alarak yaptıkları bir şey değildir. Fıtratı
ve ruh sağlığı bozulmamış kimseler öldürmek, yakıp yıkmak, acılar vermek
ten zevk almaz, bunlardan hoşlanmaz.Ancak vücudu kurtarmak için kang
ren olmuş elin kesilmesi, içeride kalmış çocuğu kurtarmak için kapının kırıl
ması nasıl zaruri ise savaş da toplumların hayatında böyle zaruret haline
gelebilir.Din ve vicdan hürriyetini sağlamanın, zulmü ve fitneyi önlemenin,
tecavüzlere son vermenin yolu savaştan geçebilir.İşte bu durumlarda sa
vaşmakşüphesiz insanlık için daha hayırlı ve daha şerefli bir davranıştır.
Cihad ise hiçbir zaman bir saldırı değildir.Çünkü önce İslam'a davet yapıl
ır, kabul eden müslümandır.İslam'ı kabul etmeyenden tabi olması istenir.
Bunu da kabul etmezse, ancak o zaman savaşılır.Savaştaki sırrı biz bile
meyiz ama onu Allah bilir. Bazı milletler cezaya müstehak olunca, Allah
onları çeşitli belalarla cezalandırır. İşte onlardan birisi de savaştır.
Resulullah Efendimiz, Abdullah b. Cahş kumandasındaki bir müfrezeyi,Kur
eyş kervanından haber getirmeleri için Mekke'ye göndermişti.Kureyş ker
vanını görünce, dayanamayarak hücum ettiler.Kervandan bir kişiyi öldür
düler, iki kişiyi de esir aldılar.Kervanı sürüp Peygamberimize getirdiler.O
gün recep ayının ilk günüydü.Müşrikler: Muhammed, haram aylarında sa
vaşıyor, diye yaygara kopardılar. Bunun üzerine bu ayet indi.)
217.Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar.De ki: O ayda sa
vaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı
inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine mani olmak ve halkını ordan
çıkarmak ise Allah katında daha büyük bir günahtır. Fitne de adam öl
dürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi di
ninizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler.Sizden
kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dün
yada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada de
vamlı kalırlar.
(''Fitne'' savaş, anarşi; din ve vicdan hürriyetine karşı baskı demektir.)
218.İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte
bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler.Allah gafur ve rahimdir.
219.Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de
büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisi
nin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne
harcayacaklarını sorarlar.''İhtiyaç fazlasını'' de. Allah size ayetleri böyle
açıklar ki düşünesiniz.
(Şarap haramdır.Şarabın haram olması onun hiçbir faydasının olmamasını
gerektirmez. Zararı faydasından çok olduğu için haram kılınmıştır. Kumar
da da kazanan taraf için zahiri bir fayda görülür, ama kaybeden taraf i
çin büyük bir zarar vardır. Onun için kumar oynamak haram kılınmıştır.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (20.03.2008 Saat 15:18 ) değiştirilmiştir..
18.03.2008, 20:59
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
34.jpg
Cüz:2,Sure:2
BAKARA SURESİ Sayfa:34
(Bu ayetin başı, bundan önceki ayetin son cümlesi olan ''ki düşünesiniz''
ile bağlantılıdır.Dünya ve ahiretle ilgili işlerinizi iyi düşünüp gereğine gö
re hareket ederseniz, hem dünyada hem de ahirette saadete nail olursu
nuz,demektedir.)
220.Dünya ve ahiret hakkında (lehinize olan davranışları düşünün ve ona
göre hareket edin.) Sana yetimler hakkında soruyorlar.De ki: Onları iyi
yetiştirmek (yüz üstü bırakmaktan) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte
birlikte yaşarsanız, (unutmayın ki) onlar sizin kardeşlerinizdir.Allah, işleri
bozanla düzelteni bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve meşakka
te sokardı. Çünkü Allah güçlüdür, hakimdir.
(Yetimlere iyi muamele edilmeli, yetim oldukları hissetirilmemelidir.Yetimin
velisi durumunda olan kimsenin, onu ifsat mı ettiğini, yoksa ıslah mı ettiği
ni Allah bilir. O yetimdir diye ona iyi davranmayanlar, Allah'ın murakabesi
altında olduklarını unutmamalıdırlar.)
221.İman etmedikçe putperest kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile,put
perest bir kadından, imanlı bir cariye kesinlikle daha iyidir.İman etmedikçe
putperest erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin.Beğenseniz bile, putper
est bir kişiden inanmış bir köle kesinlikle daha iyidir. Onlar (müşrikler) ce
henneme çağırır.Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağı
rır. Allah, düşünüp anlasınlar diye ayetlerini insanlara açıklar.
(İslam'a göre insanın değeri imanına bağlıdır. Allah katında köle ve cariye
bile olsa imanlı kimse daha üstündür ve daha temizdir. Onun için bir müs
lümanın bir müslümanın dinsiz ve putperestlerle evlenmesi kesin olarak ha
ram kılınmıştır.)
222.Sana kadınların ay halini sorarlar.De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebep
le ay halinde olan kadınlardan uzak durun.Temizleninceye kadar onlara
yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara
yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de
sever.
223.Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın.
Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'tan kork
un, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız. (Ya Muhammed!) müminleri müjde
le!
(Cinsi temasın şekli sınırlı değildir. Yasak olan sapık ilişkidir. Temastan ön
ce hazırlık hem maddi ve cinsi hem de besmele vb. gibi manevi olarak an
laşılmıştır.)
224.Yeminlerinizden dolayı Allah'ı (O'nun adını), iyilik etmenize, O'ndan sa
kınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel kılmayın. Allah işitir ve
bilir.
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
------------------------------------------------------------
35.jpg
Sayfa:35
BAKARA SURESİ Cüz:2,Sure:2
225.Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lakin kasıtlı yaptığı
nız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar.Allah gafurdur, halimdir.
226.Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler dört ay beklerler. Eğer (bu
müddet içinde) kadınlarına dönerlerse, şüphesiz Allah çokca bağışlayan
ve esirgeyendir.
227.Eğer (müddeti içinde dönmeyip kadınlarını) boşamaya karar verirlerse
(ayrılırlar). Biliniz ki, Allah işitir ve bilir.
(''İla'' yemin manasınadır. Kişinin eşine yaklaşmamak için yaptığı yemin
karşılığında kullanılmıştır.Cahiliye devri Arapları, kadınlar üzerinde bir baskı
olmak üzere, onlara darıldıkları vakit kadınlardan uzak dururlar, hiç yanlar
ına varmazlar, cinsi temas yapmazlar ve onlara yaklaşmamak hususunda
yemin ederlerdi.İşte İslam bu şekilde yapılan haksız davranışları önlemiş,
doğru yolu göstermiştir. Belli müddet içinde yeminini bozan keffaret ver
ir. Müddet tamamlanırsa evlilik sona erer.)
228.Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız ve
ya temizlik müddeti) beklerler.Eğer onlar Alah'a ve ahiret gününe gerçek
ten inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine he
lal olmaz.Eğer kocaları barışmak isterlerse, bu durumda boşadıkları kadın
ları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki
hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.Ancak erkekler,
kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler.Allah azizdir, hakimdir.
(Bu üstünlük aile reisliğinden ibarettir.)
229.Boşama iki defadır.Bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle
salıvermektir.Kadınlarınıza verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şey
almanız size helal olmaz. Ancak erkek ve kadın Allah'ın sınırlarında kalıp
evlilik haklarını tam tatbik edememekten korkarlarsa bu durum müstesna.
(Ey müminler!) Siz de karı ile kocanın, Allah'ın sınırlarını, hakkıyla muhafa
za etmelerinden kuşkuya düşerseniz, kadının (erkeğe) fidye vermesinde
her iki taraf için de sakınca yoktur.Bu söylenenler Allah'ın koyduğu sınır
lardır.Sakın onları aşmayın. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimler
dir.
230.Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa, ondan sonra kadın bir baş
ka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz.Eğer bu kişi de
onu boşarsa, (her iki taraf da) Allah'ın sınırlarını muhafaza edeceklerine i
nandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur.Bunlar Allah'ın sı
nırlarıdır. Allah bunları bilmek, öğrenmek isteyenler için açıklar.
(Cahiliye devrinde erkekler eşlerini defalarca boşar, sonra geri alırlardı.İs
lam dini, kadına,hakime ve hakimlerebaşvurarak kocasını boşamak hakkı
nı elde etme imkanı tanıdığı gibi, erkeğin boşama hakkını da üç talakla ile
sınırlamıştır.Bundan sonra erkeğin aynı kadınla tekrar evlenebilmesi hem
kadının iradesine hem de ciddi olarak başka bir erkekle evlenip boşanmış
olmasına bağlıdır.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (20.03.2008 Saat 19:07 ) değiştirilmiştir..
19.03.2008, 14:49
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
36.jpg
Cüz:2,Sure:2
BAKARA SURESİ Sayfa:36
231.Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri va
kit ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Fakat haksızlık ederek ve
zarar vermek için onları nikah altında tutmayın. Kim bunu yaparsa muhak
kak kendine kötülük etmiş olur.Allah'ın ayetlerini eğlenceye almayın.Allah'
ın sizin üzerinizdeki nimetini, (size verdiği hidayeti), size öğüt vermek üze
re indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın.Allah'tan korkun. Bilesiniz ki Allah,
her şeyi bilir.
232.Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme müddetlerini bitirdikleri va
kit, aralarında iyilikle anlaştıkları takdirde, onların (eski) kocalarıyla evlen
melerine engel olmayın.İşte bununla içinizden Allah'a ve ahiret gününe i
nanan kimselere öğüt verilmektedir.Bu öğüdü tutmanız kendiniz için en
iyisi ve en temizidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
(Bu ayetin iniş sebebi, rivayete göre, Ma'kıl b. Yesar'dır.Bu zat, kızkardeş
ini boşayan kocası onu tekrar almak isteyince buna karşı çıkmış ve mani
olmak istemişti. O esnada bu ayet inmiş, Resulullah (s.a.v.), Ma'kıl'ı çağır
mış ve bu ayeti okumuştu.Ma'kıl, ''Rabbimin emri benim arzuma uymadı.O'
nun emrine rıza gösteriyorum'' demiş ve kızkardeşini eski kocasıyla evlen
dirmiştir.Cabir b. Abdullah hakkında da buna benzer bir olay nakledilir.An
cak her ne kadar nüzul sebebi bunlar ise de ayetin hükmü umumidir.[/COL
OR]
233.Emzirmeyi tamamlatmak isteyen (baba) için, anneler çocuklarını iki
tam yıl emzirirler.Onların örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba ta
rafına aittir.Bir insan ancak gücü yettiğinden sorumlu tutulur.Hiçbir anne,
çocuğu sebebiyle, hiçbir baba da çocuğu yüzünden zarara uğratılmamalı
dır.Onun benzeri (nafaka temini) varis üzerine de gerekir.Eğer ana ve ba
ba birbiriyle görüşerek ve karşılıklı anlaşarak çocuğu memeden kesmek is
terlerse, kendilerine günah yoktur.Çocuklarınızı (süt anne tutup) emzirt
mek istediğiniz takdirde, süt anneye vermekte olduğunuzu iyilikle teslim
etmeniz şartıyla, üzerinize günah yoktur. Allah'tan korkun. Bilin ki Allah,
yapmakta olduklarınızı görür.
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
---------------------------------------------------------------
37.jpg
Sayfa:37
BAKARA SURESİ Cüz:2,Sure:2
234.Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenme
den) dört ay on gün beklerler.Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, ken
dileri hakkında yaptıkları meşru işlerde size bir günah yoktur. Allah yap
makta olduklarınızı bilir.
(İddetin hikmeti, rahimin temiz olduğunun tesbitidir.Bunda vasıta, hayız
dır.Dört ay içinde üç veya dört hayız vaki olur ki bu, kadının hamile olma
dığını gösterir.Ölüm sebebiyle ayrılmada ayrıca matem durumu da vardır.
Mühim olan, bu dört aylık müddet dolmadan kadının başkasıyla evlenme
mesidir.bu müddet içinde evlenme ile ilgili açık konuşmamalar yapılmama
sı tavsiye edilmiştir.Gerek boşanma, gerek ölüm ayrılmadan sonra tekrar
evlenme için iddet bekleme zorunluluğu hem kadın hem de yakınları için
bir teselli ve alıştırma devresi olması sebebiyle psikolojik bakımdan fayda
lı bir uygulamadır.Bilhassa kadının yakınlarından meydana gelecek hoşnut
suzluklar belli ölçüde azaltılmış olur.)
235.(İddet beklemekte olan) kadınlarla evlenme hususundaki düşünceleri
nizi üstü kapalı biçimde anlatmanızda veye onu içinizde gizli tutmanızda
size günah yoktur.Allah bilir ki siz onları anacaksınız.Lakin, meşru sözler
söylemeniz müstesna, sakın onlara gizlice buluşma sözü vermeyin. Farz
olan bekleme müddeti dolmadan, nikah kıymaya kalkışmayın.Bilin ki Allah,
gönlünüzdekileri bilir.Bu sebeple Allah'tan sakının.Şunu iyi bilin ki Allah ga
furdur, halimdir.
236.Nikahtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir ta
yin etmeden kadınları boşarsanız bunda size mehir zorunluluğu yoktur.Bu
durumda onlara müt'a (hediye cinsinden bir şeyler) verin.Zengin olan du
rumuna göre vermelidir.Münasip bir müt'a vermek iyiler için bir borçtur.
237.Kendilerine mehir tayin ederek evlendiğiniz kadınları, temas etmeden
boşarsanız, tayin ettiğiniz mehrin yarısı onların hakkıdır. Ancak kadınların
vazgeçmesi veya nikah bağı elinde bulunanın (velinin) vazgeçmesi hali
müstesna, affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz), takvaya daha uygundur.
Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın.Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı
hakkıyla görür.
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (21.03.2008 Saat 14:55 ) değiştirilmiştir..
20.03.2008, 11:53
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
38.jpg
Cüz:2,Sure:2
BAKARA SURESİ Sayfa:38
238.Namazlara ve orta namaza devam edin.Allah'a saygı ve bağlılık için
de namaz kılın.
(''Namaz dinin direğidir.'' hadisinde belirtildiği üzere en büyük ibadet Allah
rızası için kılınan namazdır.Ayette geçen ''orta namaz''dan maksat, ikindi
namazıdır.Resulullah (s.a.v.) Hendek savaşında şöyle buyurmuştur:''Orta
namazdan yani ikindi namazından bizi alıkoydular.Allah onların evine ateş
doldursun!'' Orta namazın hangi vakit olduğu hususunda farklı rivayetler
de vardır.)
239.Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek ya
hut binmiş olarak (kılın).Güvene kavuştuğunuz zaman, siz bilmezken Allah'
ın size öğrettiği şekilde O'nu anın (namaz kılın).
240.Sizden ölüp de (dul) eşler bırakan kimseler, zevcelerinin, evlerinden
çıkarılmadan, bir yıla kadar bıraktıkları maldan faydalanmaları hususunda
(sağlıklarında) vasiyet etsinler.Eğer o kadınlar, (kendiliklerinden) çıkıp
giderlerse, kendileri hakkında yaptıkları meşru şeylerden size bir günah
yoktur. Allah azizdir, hakimdir.
241.Boşanmış kadınların, hakkaniyet ölçülerinde (kocalarından) menfaat
sağlamak haklarıdır; bu, Allah korkusu taşıyanlar üzerine bir borçtur.
242.Allah size işte böylece ayetlerini açıklar ki düşünüp hakikati anlayası
nız.
243.Binlerce oldukları halde,ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp gi
denleri görmedin mi? Allah onlara ''Ölün!'' dedi (öldüler). Sonra onları dirilt
ti.Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkardır. Lakin insanların çoğu şükret
mez.
(Rivayetlere göre Vasıt yakınlarındaki Daverdan'da bulaşıcı bir hastalık zu
hur etmiş, kasaba halkı oradan kaçmışlar, Allah onları öldürmüş, sonra da
ibret için diriltmiştir.Bu kıssa Peygamberimize ''Görmedin mi?'' şeklinde ifa
de edilmiştir, halbuki Peygamberimiz onları görmemiş yani o devirde yaşa
mamıştır. Gerek diğer semavi kitaplarla, gerekse Kur'an-ı Kerim'le bu nevi
haberler Hz. Peygamber'e bildirilmiş olduğundan, Kur'an-ı Kerim bu bilgi
ye, Arapların ifade üslubuna uygun olarak ''Görmedin mi?'' şeklinde dik
kat çekmiştir.)
244.Allah yolunda savaşın bilin ki Allah, her şeyi işitir ve bilir.
245.Verdiğinin kat kat fazlasını kendisine ödemesi için Allah'a güzel bir
borç (isteyene faizsiz ödünç) verecek yok mu? Darlık veren de bolluk
veren de Allah'tır.Sadece O'na döndürüleceksiniz.
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
---------------------------------------------------------------
39.jpg
Sayfa:39
BAKARA SURESİ Cüz:2,Sure:2
246.Musa'dan sonra, Beni İsrail'den ileri gelen kimseleri görmedin mi? Ken
dilerine gönderilmiş bir peygambere: ''Bize bir hükümdar gönder ki (onun
komutasında) Allah yolunda savaşalım'' demişlerdi. ''Ya size savaş yazılır
da savaşmazsanız?'' dedi. ''Yurtlarımızdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uz
aklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda neden savaşmayalım?'' dedi
ler.Kendilerine savaş yazılınca, içlerinden pek azı hariç, geri dönüp kaç
tılar. Allah zalimleri iyi bilir.
(Mısır'la Filistin arasında yaşayan Amalika, o devirdeki kralları Calut'un ku
mandasında İsrailoğullarına saldırdı ve onları perişan edip yurtlarından çı
kardı.Bununüzerine İsrailoğulları, o anda aralarında bulunan peygamber
lerinden kendilerine bir kumandan tayin etmesini istediler.Devrin peygam
beri, Talut adında halktan birini hükümdar ve kumandan tayin etti.Aşağı
daki ayetlerde kıssa tafsilatıyla anlatılmaktadır.)
247.Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Talut'u size hükümdar olarak gön
derdi, dedi. Bununüzerine: Biz hükümdarlığa daha layık olduğumuz halde,
kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkanlar verilmemişken o
bize nasıl hükümdar olur? dediler. ''Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde
ve bedende ona üstünlük verdi.Allah mülkünü dilediğine verir. Allah her
şeyi ihata eden ve her şeyi bilendir.'' dedi.
(İsrailoğullarının ileri gelenlerine göre iktidar, servet ve sermaye sahipleri
nin olmalıdır.Halbuki bu fikir, toplum menfaatine ve adalete aykırıdır.Doğ
ru olan iktidara zenginlerin değil, ehil olan kimselerin gelmesidir.Kişinin eh
liyetini, onun manevi gücü, bilgisi ve görgüsü ile beden kuvveti ve cesa
reti temsil eder.)
248.Peygamberleri onlara: Onun hükümdarlığının alameti, Tabut'un size
gelmesidir.Meleklerin taşıdığı o Tabut'un içinde Rabbinizden size bir fe
rahlık ve sukunet,Musa ve Harun hanedanlarının bıraktıklarından bir ka
lıntı vardır.Eğer inanmış kimseler iseniz sizin için bunda şüphesiz bir al
amet vardır, dedi.
(Rivayete göre, ''Tabut'' sandıktır.Hz. Musa savaşlarda ordunun önünde
bulundurur, bu sayede askerleri güç ve moral kazanırlardı. Zamanla yahu
diler zayıflayınca Tabut'u Calut ellerinden almıştı.Talut'un hükümdarlığına
itiraz ettiler ve ''eğer sahiden hükümdarsa delil getirsin'' dediler.Onlara
''onun hükümdar olduğuna hüccet Tabut'un geri gelmesidir'' denildi ve Ta
but geri geldi.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (21.03.2008 Saat 23:47 ) değiştirilmiştir..
21.03.2008, 10:56
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
40.jpg
Cüz:2, Sure:2
BAKARA SURESİ Sayfa:40
249.Talut askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir
ırmakla imtihan edecek.Kim ondan içerse benden değildir.Eliyle bir avuç
içen müstesna kim ondan içmezse bendendir, dedi.İçlerinden pek azı müs
tesna hepsi ırmaktan içtiler.Talut ve iman edenler ırmağı beraberce geçin
ce: Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur,
dediler.Allah'în huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik
Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraber
dir, dediler.
250.Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize
sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kafir kavme karşı bize yardım
et, dediler.
251.Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler.Davud da Calut'u öldürdü.Allah
ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti.
Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleri ile savması olma
saydı elbette yeryüzü altüst olurdu.Lakin Allah bütün insanlığa karşı lütuf
ve kerem sahibidir.
(Bu ayette, dünya hayatında cari olan ilahi nizamın bir ölçüde izahı vardır.
Allah, insanlar arasında içtimai dengenin kurulmasını bazı sebeplere bağla
mıştır.Bu itibarla insanlardan bir kısmı zengin bir kısmı fakir, bir kısmı zayıf
bir kısmı güçlü, bir kısmı sıhhatli bir kısmı hasta, bir kısmı mümin bir kısmı
münkir olacak ki, bunlar arasında kurulacak alakalar, yeryüzünün imar ed
ilmesini temin edecektir.Tıpkı müsbet ve menfi kutuplar arasında ışık ve
enerji meydana geldiği gibi insanlar arasında vuku bulan savaşlar da bu
hikmete bağlıdır.İşte bu ayetlerde ilahi nizamın bazı prensipleri anlatılmış
tır.)
252.İşte bunlar Allah'ın ayetleridir.Biz onları sana doğru olarak anlatıyor
uz.Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.
(Bu ayetlerde askeri disiplin anlatılır.Bir ordunun başarılı olması, her şey
den önce komutanın emirlerine harfiyen uymakla mümkün olur. Savaşta
galip gelmek sayıya bağlı değildir.Haklı olmaya, doğruluğa, iman ve mor
al gücüne bağlıdır.Calut'u öldüren Davud, rivayetlere göre yedi yaşında
bir çocuk imiş, Allah o Peygambere Calut'u Davud'un öldüreceğini bildir
miş, o da Davud'u beraber götürmüş, yolda üç taş dile gelip ''Bizi al,Ca
lut'u bizimle öldüreceksin'' demişler, onları almış, sapanı ile atmış ve Ca
lut'u öldürmüştür.Bu bir mucizedir.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
----------------------------------------------------------------
41.jpg
Sayfa:41
BAKARA SURESİ Cüz:3,Sure:2
253.O peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlar
dan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir.Mer
yem oğlu İsa'ya açık mucizeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs ile güçlendir
dik.Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine
açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı.Fakat onlar ihtila
fa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkar etti.Allah dileseydi
savaşmazlardı; lakin Allah dilediğini yapar.
(Ruhu'l-Kudüs'ten maksat Cebraildir.
254.Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulun
mayan bir gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yol
unda harcayın.Gerçekleri inkar edenler elbette zalimlerdir.
255.Allah, O'ndan başka tanrı yoktur.O, hayydır, kayyumdur.Kendisine ne
uyku gelir, ne de uyuklama.Göktekilerin ve yerdekilerin hepsi O'nundur.İz
ni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve
yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dış
ında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler.O'nun kürsü
sü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.
O, yücedir, büyüktür.
(İçinde ''kürsi'' kelimesi geçtiği için bu ayete ''Ayetü'l-kürsi'' denilmiştir.Bu
rada kürsi bildiğimiz taht manasında olmayıp Allah'ın şanına layık, mahiye
tini ancak kendisinin bildiği bir varlıktır.O'nun yüce sıfatlarını ve eşsiz kud
retini anlatan bu ayetin azameti, onu okumanın büyük sevabı ve tesirleri
hakkında hadisler vardır.Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur: ''Kur'
an'da en büyük ayet, Ayetü'l-kürsi'dir.Onu okuyana Allah bir melek gön
derir, onun hasenatını yazar.İçinde okunduğu evi, şeytan otuz gün ter
keder.O eve kırk gün sihir ve sihirbaz giremez.Ya Ali! Bunu evladına, ai
lene ve komşularına öğret.'' Başka bir hadiste de: ''Günlerin önemlisi cu
ma, sözlerin üstünü Kur'an, Kur'an'ın en önemli suresi el-Bakara, Bakara'
nın da en büyük ayeti de Ayetü'l-kürsi'dir.'' denilmiştir.Hayy, lügatte di
ri, canlı manasına gelir.Allah'ın sıfatlarından olup, devamlı var olan, kes
intiye uğramayan, varlığı ezeli ve ebedi olan demektir. Kayyum ise, bü
tün mahlukatın idaresini bizzat yürüten, hepsini hesaba çeken demek
tir.)
256.Dinde zorlama yoktur.Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır.O
halde kim tağutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yap
ışmıştır.Allah işitir ve bilir.
(Tağut, şeytan ve Allah'tan başka tapılan her şey demektir.İnsanın nef
si yani kötü arzuları şeytanın saptırmasına kanar.Onun için nefsine uy
mayan kimse kolay kolay günah işlemez. Aslında dinin koyduğu kaidele
re uymamıza mani olan, içimizdeki kötü arzulardır.Bu arzuları eğitmek su
retiyle insan kendini kötülüklerden koruyabilir.İslam insanları, din duygu
larını uyandırmak ve akıllarını doğru yönde işletmek suretiyle kendisine
davet etmektedir.Kur'an'ın açıklamalarıyla doğru eğriden ayırt edilir hale
gelmiştir.Bu irşadın ışığında İslam'a ilk adımı atmak, hür iradeleriyle insan
lara aittir.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (22.03.2008 Saat 21:49 ) değiştirilmiştir..
21.03.2008, 23:49
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
42.jpg
Cüz:3,Sure:2
BAKARA SURESİ Sayfa:42
257.Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.İn
kar edenlere gelince, onların dostları da tağuttur, onları aydınlıktan alıp
karanlığa götürür.İşte bunlar cehennemliklerdir.Onlar orada devamlı kal
ırlar.
(Bu ayette mümin ile kafir mukayese edilmiş, Allah'a ve onun gönderdiği
peygamberlere inananları Allah'ın aydınlığa götürdüğü, şeytana uyup ka
fir olanları da şeytanın karanlığa ittiği, bu sebeple cehennemlik oldukları
anlatılmıştır.)
258.Allah kendisine mülk (hükümranlık ve zenginlik) verdiği için şımararak
Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi! İş
te o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti.O da: Ha
yat veren ve öldüren benim, demişti. Allah güneşi doğudan getirmektedir;
haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kafir apışıp kaldı.Allah
zalim kimseleri hidayete erdirmez.
259.Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çök
müş (altüst olmuş) bir kasabaya uğradı; ''Ölümünden sonra Allah bunları
nasıl diriltir acaba!'' dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bırak
tı; sonra tekrar diriltti.Ne kadar kaldın? dedi. ''Bir gün yahut daha az'' de
di. Allah ona:''Hayır, yüz sene kaldın.Yiyeceğine ve içeceğine bak,henüz
bozulmamıştır.Eşeğine de bak.Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz se
ne ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik.) Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl
düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaş
ılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi.
(258. ayette Hz. İbrahim ile tartışan kimse ile 259. ayette yıkık kasaba
ya uğrayan kimselerin her ikisinin de kafir olduğunu söyleyen müfessir
ler vardır. Ancak daha yaygın olan rivayete göre, yıkık kasabaya uğra
yan Uzeyr (a.s.)'dır. Uzeyr azığını almış, eşeğine binmiş giderken evleri
yıkılmış harabe haline gelmiş, orada oturanlardan kimse kalmamış bir
kasaba veya köy yıkıntılarının yanına gelir, orada konaklar.Etrafına bak
ar, bu şekilde ölenlerin nasıl dirileceğini düşünür. O anda uykusu gelir
yatar.Allah onu öldürür, yüz sene sonra diriltir.Yiyecekleri hiç bozulma
mış, ancak eşeği çürümüş sadece kemikleri kalmıştır, yıkık kasaba da i
mar edilmiştir.Uyandığı ilk anda, bir gün kadar ya da daha az bir zaman
uyuduğunu zanneder.Yiyeceklerine bakınca gerçekten böyle olduğunu
sanır.Eşeğine bakınca durumu anlar.Allah, Uzeyr'in gözü önünde eşeğini
diriltir.Böylece Allah'ın kudret ve azametini çıplak gözle müşahade eder.
Hz. İbrahim ile münakaşa edenin ise Nemrut olduğu söylenir.Bazı müfes
sirler bu kıssanın Hz. İbrahim Mısır'a gittiği zaman vuku bulduğunu, ''ha
yat veren ve öldüren benim'' diyenin Firavun olduğunu söylemişlerdir.Bu
rada mühim olan Hz. İbrahim'e verilen mucizedir ki Kur'an'da ona sözle
hasmı mağlup etmek manasına gelen ''hüccet'' denmiştir.Hz. İbrahim bu
hüccet ile hasımlarını yenmeyi başarmıştır.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
------------------------------------------------------------------
43.jpg
Sayfa:43
BAKARA SURESİ Cüz:3,Sure:2
260.İbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, de
mişti.Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fa
kat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine
Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip par
çala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendi
ne çağır; koşarak sana gelirler.Bil ki Allah azizdir, hakimdir, buyurdu.
(Hz. İbrahim ölen bir canlının yeniden nasıl dirileceğini merak etmiş ve bu
nun kendisine gösterilmesini Rabbinden istemiştir.Allah Teala ona, ayette
geçtiği gibi maddi bir örnekle cevap vermiş, dirilişin mahiyetini izah etme
miştir.Çünkü insanın bilgi kapasitesi, dirilme, canlanma olayını kavramaya
elverişli değildir. Bundan önceki ayetlerde de geçtiği gibi peygamberlere
verilen bu örnekler birer mucizedir. Mühim olan, Allah'ın bütün canlıları,
özellikle insanı mutlaka diriltip hesaba çekeceğine iman etmektir.)
261.Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir da
ne gibidir ki, her başakta yüz dane vardır.Allah dilediğine kat kat fazlasını
verir.Allah'ın lütfu geniştir, O her şeyi bilir.
262.Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakir
lerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükafat
ları vardır.Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.
263.Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha i
yidir.Allah zengindir, acelesi de yoktur.
264.Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde malını
gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle,yap
tığınız hayırları boşa çıkarmayın.Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak
bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu
çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir.Bunlar kazandıklarından hiçbir
şeye sahip olamazlar.Allah, kafirleri doğru yola iletmez.
(Bu ayetlerde hayır yapma teşvik edilmiş, ancak hayır yaparken kalp kırıl
maması, fakirin küçümsenmemesi, eziyet edilmemesi ve yapılan iyiliğin ba
şa kakılmaması, gösterişten kaçınılması emredilmiştir.Aksi halde yapılan ha
yırdan fayda ve sevap yerine karşılık olarak günah ve azap gelir.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (23.03.2008 Saat 18:08 ) değiştirilmiştir..
22.03.2008, 23:13
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
44.jpg
Cüz:3, Sure:2
BAKARA SURESİ Sayfa:44
265.Allah'ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek
için mallarını hayra sarfedenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir
bahçeye benzer ki, üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir.
Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir).Allah yaptık
larınızı bilmektedir.
266.Sizden biriniz arzu eder mi ki, hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasın
dan sular akan kendisi için orada her çeşit meyveden (bir miktar) bulunan
bir bahçesi olsun da, bakıma muhtaç çoluk çocuğu varken kendisine ihti
yarlık gelip çatsın, bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga isabet eder
ek yakıp kül etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez.) İşte düşünüp anlaya
sınız diye Allah size ayetleri açıklar.
(Bu âyette verilen örnek çok ilginçtir.Zira insanın dünya hayatında daima
karşılaşması beklenen durumları dile getirmektedir.Kişinin dünyada elde et
tiği mevki, makam, zenginlik gibi değerlerin aslında hiçbir garantisi yoktur.
Nice saltanatlar, devletler yıkılmakta, zenginler fakir düşmekte, iç savaş
lar ve ihtilâller sebebiyle beklenmedik olaylar cereyan etmektedir.Halbuki
bu olaylar meydana gelmeden önce insanlar neler temenni ediyor, ne düş
ler kuruyorlardı.İşte her şeye rağmen insanı teselli edecek tek çare Allah'
a iman ve ona dayanmaktır.)
267.Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden si
ze çıkardıklarımızdan hayra harcayın.Size verilse, gözünüzü yummadan a
lamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah
zengindir, övgüye lâyıktır.
268.Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder.Allah ise size
katından bir mağfiret ve bir lütuf vâdeder.Allah her şeyi ihata eden ve her
şeyi bilendir.
269.Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır
verilmiş demektir.Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar.
(Derin ve yararlı bilgiye hikmet denir.Allah'ın kendisine hikmet verdiği kim
seler öncelikle peygamberler,ilmiyle amel eden âlimlerdir.Bilgili olmanın en
çok değer verilen tarafı, insanlığa yararlı olmaktır.Peygamberimiz bir hadi
sinde: ''Yararlı bilgi isteyin, yararsız bilgiden Allah'a sığının.'' buyurmuştur.
Doğruluk, adalet, ihlâs, sevgi, saygı, ağırbaşlılık, başkalarına faydalı ol
mak, cömertlik, âlicenaplık gibi yüksek vasıfları taşıyan kimseler de hik
met ehlinden sayılır.İslâm'a tam olarak inanan, Kur'an'ın emirlerini öğren
ip noksansız uygulamak için çaba sarfeden, tüm kötülüklerden uzak dur
an kimse hikmet sahibidir ve kendisine büyük hayır verilmiştir.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
-------------------------------------------------------------
45.jpg
Sayfa:45
BAKARA SURESİ Cüz:3,Sure:2
270.Yaptığınız her harcamayı ve adadığınız her adağı muhakkak Allah bil
ir.Zalimler için hiç yardımcı yoktur.
271.Eğer sadakaları (zekât ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne âlâ!
Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır.Allah
da bu sebeple sizin günahlarınızı örter.Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.
(Zekâta aynı zamanda sadaka denmesinin iki sebebi vardır: Birincisi, mal
ın temizlenip artması, ikincisi de imanda sadakat ve kemâle delâlet etme
sidir.Zekât olsun sadaka olsun, yapılan hayırların gizli yapılması, aşikâr
yapılmasından üstün sayılmıştır, zira gizlice yapılan hayırlar riya ve göste
rişten uzak olması sebebiyle hem Allah'ın rızasına daha uygundur, hem de
insan haysiyet ve şerefini muhafaza bakımından daha faydalıdır.)
272.(Ya Muhammed!) Onları doğru yola iletmek sana ait değildir.Lâkin Al
lah dilediğini doğru yola iletir.Hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz i
çindir.Yapacağınız hayırları ancak Allah'ın rızasını kazanmak için yapmalı
sınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa; karşılığı size tam olarak verilir ve
asla haksızlığa uğratılmazsınız.
273.(Yapacağınız hayırlar), kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yer
yüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun.Bilmeyen kimseler, if
fetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın.
Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak
Allah bilir.
(Bu âyette anılan fakirler hayatlarını Allah yolunda savaşa adayan müca
hitler ile ilim yolcularıdır.Bunlar, bu kudsî meşguliyetleri dolayısiyle kazan
ca yönelme imkânından mahrumdurlar.Maddi yardımların bilhassa bunlara
yapılması, cihadı ve ilmi teşvik edecektir.)
274.Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık sarfedenler var ya, onların mü
kâfatları Allah katındadır.Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.
(Bu âyetlerde teşvik edilen hayırlardan birinci derecede murat edilen ze
kâttır.Zira İslâm'ın emrettiği şekilde, zekât noksansız verilirse fakirlik yok
denecek kadar azalır.Ancak zekâtın sarf yerleri sayılı belli ve sayılı ol
duğundan zekât sarfedilmeyen yerlere de zekâtın dışında hayır yapılır.
Vakıflar bunlardan biridir.)
KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (24.03.2008 Saat 19:56 ) değiştirilmiştir..
23.03.2008, 22:53
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
46.jpg
Cüz:3,Sûre:2
BAKARA SÛRESİ Sayfa:46
275.Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbet
inden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların ''Alım-satım tıpkı faiz gibidir'' de
meleri yüzündendir.Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır.
Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geç
mişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır.Kim tekrar faize
dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.
276.Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları be
reketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.
(Faiz yasağı İslâm'ın kesin hükümleri arasındadır ve her çeşidi ile faiz ha
ramdır.Ferdî ve içtimaî zaruret halleri müstesna olmakla beraber bunlar de
vamlı değildir. İslâm'ın iktisadî, içtimaî , ahlakî.... nizamı bir bütün halinde
işletildiği zaman faize zaruret hasıl olmaz.İslâm ekonomisi sermaye birikimi
ni teşvik için faizi değil, ortaklık usülünü ileri sürmüştür.Bu usülde serma
ye faizsiz olacağı için maliyet ve enflasyon problemi ortadan kalkacak,
mülkiyete iştirak tabana doğru yaygınlaşacak, ekonomik ve sosyal farklı
laşma asgari seviyeye inecek; sermayeye, yatırımlara ve ticarete kötü
gözle bakılmayacaktır.Para bir değişim vasıtasıdır.Onu, alınıp satılan mal
haline getirmek ve rizikoya girmeden gelir sağlamak tatlı fakat zehirli yiye
ceklerle beslenmeye benzer, tesirini gösterince is işten geçmiştir.)
277.İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onla
rın mükâfatları Rableri katındadır.Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de
çekmezler.
278.Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mev
cut faiz alacaklarınızı terkedin.
279.Şayet (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resûlü tara
fından (faizcilere karşı) açılan savaştan haberiniz olsun.Eğer tevbe edip
vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğ
ramış olursunuz.
280.Eğer (borçlu) darlık içinde ise,eli genişleyinceye kadar ona mühlet ver
mek (gerekir). Eğer (gerçekleri) anlarsanız bunu sadakaya (veya zekâta)
saymak sizin için daha hayırlıdır.
281.Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hakettiğinin eksiksiz verile
ceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
--------------------------------------------------------------------------
47.jpg
Sayfa:47
BAKARA SÛRESİ Cüz:3,Sûre:2
282.Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız va
kit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın.Hiçbir kâtip Allah'ın
kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gi
bi) yazsın.Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden kork
sun ve borcunu asla eksik yazdırmasın.Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf
veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdır
sın.Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun.Eğer iki erkek bulunamazsa rı
za göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona ha
tırlatması için- iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik
etmesin.Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın
mayın.Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha
sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur.Ancak aranızda yapıp
bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu
yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur.(Genellikle) alış-veriş yaptığın
ızda şahit tutun.Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın.Eğer bunu yapar
sanız (zarar verirseniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir.
Allah'tan korkun.Allah size gerekli olanı öğretiyor.Allah her şeyi bilmekte
dir.
(Kurân-ı Kerîm, bu en uzun âyeti ile noterlik müessesinin esaslarını koy
muş, müslümanlar da bu tavsiyeyi genellikle uygulamışlardır.İslâm'ın titiz
likle üzerinde durduğu prensiplerden biri de hakkın korunmasıdır. Alacak
ve borcun korunması, îfası gereken haklardandır.Hakkın icrâ ve îfası, on
un bilinmesine, gerektiğinde isbat edilebilmesine bağlıdır.Gerek yazma ve
yazdırma, gerekse şahit tutma ve isbat için hâla kullanılan vastalardandır.
İslâm kadını, tabiat ve fıtratına uygun bir eğitim gördüğü, hayâsı ve duy
guları daha güçlü, daha müessir olduğu için şahitlik gibi resmi ve ammeye
açık konularda hemcinsiyle takviye edimesi uygun görülmüştür. ''İşin yok
sa şahit, paran çoksa kefil ol'' şeklindeki meşhur söz, İslâm'ın getirdiği
kardeşlik ve dayanışma ruhunun söndüğü, ahlâkın zayıfladığı devirlere ait
tir.Kur'ân, müminleri, işleri olsa da şahitlik etmeye çağırmış, böylece hak
ların korunması görevine katılmaları istenmiştir.''Hak'' yücedir, hiçbir şey
onun üzerine çıkarılamaz.)
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (25.03.2008 Saat 14:10 ) değiştirilmiştir..
24.03.2008, 23:11
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 436
Yarışma Puanı:
750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 357 konuda 1.004 kere
48.jpg
Cüz:3,Sûre:2
BAKARA SÛRESİ Sayfa:48
283.Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) al
ınmış bir rehin de yeterlidir.Birbirinize bir emanet bırakırsanız, emanet bı
rakılan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah'
tan korksun.Şahitliği, bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki
onun kalbi günahkârdır.Allah yapmakta olduklarınızı bilir.
284.Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır.İçinizdekileri açığa vursanız