11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
11 Cemaziye'l-Evvel 1429
16 Mayıs 2008, Cuma
Ayet
Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
hadis
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:



...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Anket

hangi mevsimi seviyorsunuz????
ilkbahar: 48,21%
yaz: 16,07%
sonbahar: 25,00%
kış: 10,71%
Katılımcı sayısı: 112. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor

Online Üye

Şuan Forumda: 54 (7 Kayıtlı ve 47 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Dilnihad, husminlatest, mutasyon, Sakallı, secdegulu, sevimli22, turab


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye

Üye Albümlerinden

Üye albümlerinden en son eklenen resimler:

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

güzel güne güzel resimlerle
kabiliyet isimli üyenin, güzel güne güzel resimlerle Albümünden

İncİler Maİl Grubu





Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Kur-an'ı Kerim » Haydi Herkes Kur'an-ı Kerim Okumaya
Cevapla
 
Seçenekler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
50.jpg




Cüz:3,Sure:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:50





10.Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne malları ne de evlâtları Allah huzurunda

kendilerine bir fayda sağlayacaktır.İşte onlar cehennemin yakıtıdırlar.





11.(Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yo

la benzer.Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar.Allah da kendilerini günahla

rı yüzünden yakalayıverdi.Allah'ın cezası çok şiddetlidir.




12.(Resûlüm!) İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlup olacaksınız ve cehen

neme sürüleceksiniz.Orası kalınacak ne kötü bir yerdir!




(Bu âyet, müşriklerin veya bir başka rivayete göre yahudilerin, yakında

müslümanlar karşısında yenik düşeceklerini Hz. Peygamber'e müjdelemek

tedir.Nitekim Kur'ân'ın bu mucize haberi gerçekleşmiş ve gerek müşrikler,

gerekse yahudiler karşısında zafer müslümanların olmuştur.)




13.(Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki gurubun halinde sizin için büyük bir

ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir gurup, diğeri ise bunları apaçık

kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup, Alah dilediğini yardımı ile destek

ler.Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.




14.Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş

altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düş

künlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleri

dir.Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır.




15.(Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sah

ipleri için Rableri yanında,içinden ırmaklar akan,ebediyyen kalacakları cen

netler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır.Al

lah kullarını çok iyi görür.




(14. âyette sayılan dünya nimetleri ve dünya güzelliğinin, insana sevdiril

diği ifade edilmiştir.Bu davranış tabiîdir, dünyevîdir.Esasen insanoğlu nef

sini ve neslini devam ettirebilmek için bu nimetlerden belli ölçüde istifa

de etmek zorundadır.Ancak insan bunlara kul köle olmamalıdır. 15. âyet

te bunlardan daha güzeli gösterilmiştir, çünkü öncekiler ne kadar güzel

olursa olsun geçicidir, ikinciler ise devamlıdır.)[/color]



KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ


----------------------------------------------------------------------
51.jpg




Sayfa:51 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3





16.(Bu nimetler) ''Ey Rabbimiz! İman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi

ateş azabından koru!'' diyen;



17.Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seh

er vaktinde Allah'tan bağış dileyenler (içindir).




18.Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, ken

disinden başka ilim yoktur.Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişler

dir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilah yoktur.




19.Allah nezdinde hak din İslâm'dır.Kendilerine kitap verilenler, kendilerine

ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler.

Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.




(''Din'' kelimesi, itaat ve ceza, millet ve şerîat manalarına gelir. Kur'ân-ı

Kerîm'de din kelimesi değişik manalarda kullanılmıştır.Yukarıdaki âyette ise,

kullar tarafından uyulması istenen ilâhi kanunun kastedildiği anlaşılmakta

dır. ''İslâm'' kelimesine de şu manalar verilmktedir: İtaat etmek ve bağlan

mak, selâmete kavuşmak, ibadette ihlâslı davranmak. Yukarıdaki âyette

''İslâm''dan, tek Allah inancına dayanan ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ri

saleti ile kemal noktasına ulaştırılmış bulunan ilâhî düsturların bütünü kas

tedilmektedir.)





20.Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: ''Bana uyanlarla birlikte ben

kendimi Allah'a teslim ettim.'' Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: ''Siz de Allah'a

teslim oldunuz mu?'' de.Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir.

Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır.Allah kullarını

çok iyi görmektedir.




(''Ümmî'', lügatte okuma-yazması olmayan manasına gelmekte ise de tef

sirler, bu âyette, kendilerine kitap verilmemiş olan Arap müşriklerinin kas

tedildiğini belirtmişlerdir.)





21.Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına

kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onlara acı bir

azabı haber ver!




22.İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir.On

ların hiçbir yardımcısı da yoktur.




(İman etmeyen ve dinin yayılmasına, adaletin uygulanmasına engel olma

ya çalışanların, ahirette hüsrana uğramaları tabiîdir.Dünyadaki hüsranları i

se bütün gayretlerine rağmen hak dinin yayılmasına, adaletin tecellisine

mani olamamalarında kendini göstermektedir.Kâfirler istese de, istemese

de Allah hak dini diğerlerine hakim kılacaktır.Amelin dünyada boşa gitmesi

nin bir manası da ömür sermayesini boşa harcamak, ahiret için bir şey ka

zanamadan ölüp gitmektir.)




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (27.03.2008 Saat 21:07 ) değiştirilmiştir..
eski 27.03.2008, 08:58 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #41
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
52.jpg




Cüz:3,Sûre :3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:52




(Tefsirlerde, aşağıda meâli verilen âyetin nüzûlüne sebep olan sebep teş

kil eden muhtelif olaylar anlatılmıştır ki, bu olaylardan birisi şöyledir. İkisi

de yahudi olan bir kadınla bir erkek zina ederler.Tevrat'ta zinanın cezası

''recim'' olmakla beraber yahudiler, asaletleri sebebiyle bu kişileri recmet

mek istemezler;daha hafif bir ceza vereceği ümidiyle Resûlullah'a gelirler.

O da aynı ceza ile hükmedince bu hükme itiraz ederler.Hz. Peygamber

Tevrat'ın ilgili âyetini okutarak ona göre hüküm verir ve suçluların yine

recmedilmesini emreder.Umduklarını bulamayan yahudiler öfkelenirler.)
[/color]



23.(Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez

misin ki, aralarında hükmetmesi için Allah'ın Kitab'ına çağrılıyorlar da, son

ra içlerinde bir gurup cayarak geri dönüyor.




24.Onların bu tutumları: Bize ateş sayılı günlerde dokunacaktır, demeleri

nin bir sonucudur.Onların vaktiyle uydurdukları şeyler de dinleri hakkında

kendilerini yanıltmıştır.





25.Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve

hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkese kazandığı şeyler tastamam öden

diği zaman halleri nice olur?





26.(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dile

diğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediği

ni de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye

kadirsin.





27.Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi, diri

den de ölüyü çıkarırsın.Dilediğine de sayısız rızık verirsin.




(Bu âyette, gece ve gündüzün uzayıp kısalmasının, Allah'ın kudretine bir

nişâne olduğu anlatılmaktadır.)[/color]




28.Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesin.Kim bunu yaparsa,

artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur.Ancak kâfirlerden gelebile

cek bir tehlikeden sakınmanız başkadır.Allah, kendisine karşı (gelmekten)

sizi sakındırıyor.Dönüş yalnız Allah'adır.





(Âyette yasaklanan dostluk, kâfirlere karşı gönülden bağlanma ve mümin

leri bırakıp onlara ilgi ve sevgi gösterme manasındaki dostluktur.Buna kar

şılık bir müslüman devletin -başka müslümanların aleyhine olmamak şartıy

la- kâfirlerle barış imzalaması ve başka bir gayri müslim devlete karşı işbir

liği yapması caizdir.)





29.De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir.Gök

lerde ve yerde olanları da bilir.Allah her şeye kadirdir.




(Müfessir Beyzâvi, bu âyeti tefsir ederken şöyle diyor: ''Eğer kalpleriniz

de kâfirlere karşı bir sevgi ve dostluk meyli varsa, onu saklasanız da

açığa vursanız da Allah bilir. Zira göklerde ve yerde olan her şeyi bilen

Allah, elbette sizin gizlinizi de,âşikarınızı da bilir.Ayrıca O, kâfirleri dost ol

manızı yasaklamasına rağmen, yine de siz bunda vazgeçmezseniz, sizi ce

zalandırmaya da kadirdir... Kısaca, O'nun muttali olmadığı ve cezalandır

maya gücünün yetmediği hiçbir kötülük ve isyan bulunmadığına göre, em

rine âsi olmak cür'etini göstermeyin.'')





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ


-------------------------------------------------------------------

53.jpg





Sayfa:53 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3





30.Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşı

sında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi ara

sında uzun bir mesafe bulunsun.Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sa

kındırıyor. Allah kullarına çok şefkatlidir.





31.(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi

sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyi

cidir.




32.De ki: Allah'a ve Resûl'üne itaat edin.Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki

Allah kâfirleri sevmez.




33. 34.Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi

ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.Allah işiten ve bilendir.



(İbrahim ve İmrân ailesinden maksat, müfessirlerin çoğunluğuna göre, on

lkardan sonra gelepeygamberlerdir.)




35.İmrân'ın karısı şöyle demişti: ''Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul sırf sa

na adadım.Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (ni

yetimi) bilen sensin.''





36.Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken; Rabbim! Ben o

nu kız doğurdum.Oysa erkek, kız gibi değildir.Ona Meryem adını verdim.Ko

vulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi.





37.Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi.

Zekeriyya'yı da onun bakımı ile görevlendirdi.Zekeriyya, onun yanına, mâ

bede her girişinde orada bir rızık bulur ve ''Ey Meryem, bu sana nereden

geliyor?'' der; o da : Bu, Allah tarafındandır.Allah, dilediğine sayısız rızık

verir, derdi.





(Zekeriyya aleyhisselâm, Hz. Meryem'in teyzesinin kocası idi. Âyette ifade

edildiği gibi Hz. Meryem'in Beyt-i Makdis'te bakımını Zekeriyya üzerine al

mıştı.Meryem'e özel bir oda tahsis etti ki ona âyette ''mihrap'' denilmiştir.

Mihrap, harp ve cihad vasıtası demektir.Bir nevi çile odası anlamını taşır.

Âyette geçen ''mihrap''ın, camilerde imamın namaz kıldırdığı yer olan mih

râb ile alâkası yoktur. Hz. Zekeriyya, Meryem'in her yanına girişinde çeş

it çeşit taze meyveler görürdü.Bunlar o mevsimde o bölgede yetişmeyen

meyvelerdi.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (28.03.2008 Saat 23:13 ) değiştirilmiştir..
eski 27.03.2008, 23:26 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #42
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
54.jpg




Cüz:3,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:54




38.Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir

nesil bağışla.Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.




39.Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida et

tiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi,

iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler.




(Tefsircilerin beyanına göre bu âyette ''Kelime'' sözü ile kastedilen kişi Hz.

İsa'dır.Nitekim bu sûrenin 45. âyetinde bunun açıkca ifade edildiğini gör

mekteyiz.)






40.Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlık gelip çattığına, üstelik karım

da kısır olduğuna göre benim nasıl oğlum olur? Allah şöyle buyudu: İşte

böyledir; Allah dilediğini yapar.




41.Zekeriyya: Rabbim! (Oğlum olacağına dair) bana bir alâmet göster, de

di.Allah buyurdu ki: Senin için alâmet, insanlara, üç gün, işaretten başka

söz söylememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.




42.Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz ya

rattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.




43.Ey Meryem! Rabbine ibadet et, secdeye kapan, (O'nun huzurunda) eği

lenlerle beraber sen de eğil.




44.(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz

gayb haberlerindendir.İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye

kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; on

lar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.




[COLOR=''Green"]
(Tefsircilerin beyanına göre İsrailoğulları, Tevrat'ı yazmakta kullandıkları

kalemlerini nehre atmak suretiyle kur'a çekmişlerdi ki, böylece hangisinin

kalemi su yüzüne çıkarsa Meryem'i o himayesine alacaktı. Bu kur'ayı oklar

la çektikleri de rivayet edilmektedir.)[/color]





45.Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi

müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de

itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.




(Mesîh, İbrânîce bir kelime olup aslı ''meşîh''tir. Hz. İsa'nın bir lakabıdır ve

''mübarek'' anlamına gelmektedir.)





KAYNAK:KURÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

---------------------------------------------------------------------
55.jpg






Sayfa:55 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3





46.O, sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (pey

gamber sözleri ile) konuşacak.





(Nitekim Meryem Sûresi'nin 27-33. âyetlerinde ifade edildiği gibi, Hz. Mer

yem, Hz. İsa'yı dünyaya getirince, onun iffetinden şüphelenen kavmine

karşı, daha yeni doğmuş olan Hz. İsa, Allah'ın kudretiyle konuşmaya baş

lamış ve kendisinin Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu, kendisine Kitap

verildiğini, Allah tarafından mübarek kılındığını... anlatmıştır.)






47.Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl ço

cuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır.Bir

işe hükmedince ona sadece ''Ol!'' der; o da oluverir.




48.(Melekler Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler) : Al

lah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek.




49.O israiloğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek) : Size Rabbin

izden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim

ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir.Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileş

tirir, ölüleri diriltirim.Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size ha

ber veririm.Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.




50.Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan ba

zı şeyleri de helâl kılmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize ge

tirdim. O halde Allah'tan korkun, bana da itaat edin.




(Nisâ sûresinin 160., En'âm sûresinin 146. ve Nahl sûresinin 118. âyetlerin

de ifade edildiği üzere yahudilere, zulüm ve isyanları yüzünden bazı şeyler

üzerinde yasaklar konmuştu ki, yukarıdaki âyet, Hz. İsa'nın şeriatının, bu

yasakları kaldırmak suretiyle, Musa (a.s.)'nın tebliğ ettiği bir takım hüküm

leri neshettiğini ortaya koymaktadır.)






51.Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir.Öyle ise O'na kulluk edin.İş

te bu doğru yoldur.





52.İsa, onlardaki inkârcılığı sezince: Allah yolunda bana yardımcı olacak

kimlerdir? dedi.Havâriler: Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık,

şahit ol ki bizler müslümanlarız, cevabını verdiler.




(Havârî kelimesi Arapça'ya Habeşçe'den geçmiş olup aslı ''havâryâ''dır ve

''yardımcı'' anlamına gelmektedir.Nitekim meâli verilen âyette İsa'ya ve on

un dinine yardımcı olmayı taahüt edenlere bu adın verildiğini görmekteyiz.)




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (29.03.2008 Saat 14:40 ) değiştirilmiştir..
eski 28.03.2008, 23:15 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #43
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
56.jpg




Cüz:3,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:56




53.(Havârîler) : Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve Peygamber'e uyduk.Şim

di bizi (birliğini ve peygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz, dediler.



54.(Yahudiler) tuzak kurdular; Allah'da onların tuzaklarını bozdu.Allah,tu

zak kuranların hayırlısıdır.



55.Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yük

selteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyame

te kadar kâfirlerden üstün kılacağım.Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte

o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmede

ceğim.




56.İnkâr edenler var ya, onları dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptı

racağım; onların hiç yardımcıları da olmayacak.




57.İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfat

larını eksiksiz verecektir.Allah zalimleri sevmez.




58.(Resûlüm!) bu söylenenleri biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'ân'

dan okuyoruz.




59.Allah nezdinde İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah onu top

raktan yarattı.Sonra ona ''Ol!'' dedi ve oluverdi.




(Hz. Âdem'i topraktan, anasız ve babasız yaratan Allah, İsa'yı da babasız

olarak yaratmıştır. Yukarıda meâli geçen âyet, Allah'ın kudretinin sonsuz

luğu yanında, Hz. Meryem'in iffetli olduğunun ifadesidir.)





60.Gerçek, Rabbinden gelendir.Öyle ise şüphecilerden olma.





61.Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geli

niz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de

kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıra

lım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.





(Bu âyette, ''mübâhele âyeti'' denir ki, bir meselede haklı olanın ortaya çık

ması için karşılıklı lânetleşmek demektir.Tefsircilerin belirttiğine göre Nec

ran hıristiyanlarından bir heyet, Resûlullah (s.a.v.)'ın huzuruna gelerek,

Kur'ân Hz. İsa'nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre onun Allah olma

sı lâzım geleceğini iddia ettiler. Hz. Peygamber onları, bir araya gelerek

kim yalancı ise Allah'ın ona lânet etmesi için dua etmeye çağırdı. Fakat

Necran heyeti buna yanaşmayarak müslümanların himayesine girmeyi ka

bul eden bir antlaşma imzalayıp gittiler.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ



------------------------------------------------------------------------
57.jpg





Sayfa:57 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3



62.Şüphesiz bu (İsa hakkında söylenenler), doğru haberlerdir.Allah'tan

başka ilâh yoktur.Muhakkak ki Allah, evet o, mutlak güç ve hikmet sa

hibidir.




63.Eğer yine yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilen

dir.




64.(Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan

bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tut

mayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar

yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz.





65.Ey ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve

İncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz?




66.İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konu

da tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz!

Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.




(Yahudiler ile hıristiyanlar aralarında tartıştılar; birinciler, Hz. İbrahim'in

bir yahudi olduğunu, diğerleri de hıristiyan olduğunu savundular; her iki

taraf da, iddialarını isbat için deliller getirmeye çalışıyorlardı. Halbuki, yu

karıdaki âyette de belirtildiği gibi Hz. İbrahim ne yahudi ne de hıristiyan

olabilirdi. Çünkü her iki din de Hz. İbrahim'den sonra gelmişti.)





67.İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dos

doğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi.




68.İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muham

med) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.




69.Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler. Oy

sa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar.




70.Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın âyetlerini in

kâr edersiniz?




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (31.03.2008 Saat 20:11 ) değiştirilmiştir..
eski 29.03.2008, 22:21 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #44
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
58.jpg




Cüz:,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:58





71.Ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizli

yorsunuz?




(Rivayete göre Hayber yahudilerinden 12 kişilik bir hahamlar topluluğu gü

nün ilk saatlerinde güya İslâm'a girecekler, fakat akşama doğru, kendi ki

taplarına baktıklarını, Hz. Muhammed'in risaletine dair bir işarete rastla

madıklarını öne sürerek İslâm'dan döndüklerini söyleyecekler, böylece

müslümanların kendi dinlerinden dönmelerine önayak olacaklardı. İşte aş

ağı meâli verilen âyette onların bu planına işaret edilmektedir.)





72.Ehl-i kitaptan bir gurup şöyle dedi: ''Müminlere indirilmiş olana sabah

leyin (görünüşte) inanıp akşamleyin inkâr edin.Belki onlar (böylece dinler

inden) dönerler.




73.Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın.'' (Resûlüm!)

De ki: Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöy

le dediler) : ''Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye veril

diğine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getirecekleri

ne de (inanmayın).'' De ki: Lütuf ve ihsan Allah'ın elindedir. Onu dilediği

ne verir.Allah'ın rahmeti geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.





(Müfessir Râzi'nin Kur'ân'da anlaşılması en müşkil âyetlerden biri olduğunu

belirttiği bu âyetin ''en yü'tâ...'' ile başlayan kısmı şöyle de anlaşılmıştır:

''(Ey ehl-i kitap!) Bir kimseye (Hz. Muhammed'e) size verilenin benzeri

veriliyor diye mi (böyle karşı çıkıyorsunuz)? Yahut onlar (müslümanlar)

Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirecek diye mi (böyle davranı

yorsunuz)?'')





74.Rahmetini dilediğine ayırır.Allah üstün lütuf sahibidir.




75.Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu

sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir di

nar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez.

Bu da onların, ''Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yok

tur'' demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.





(Âyette geçen ''ümmîler''den maksat, ehl-i kitaptan olmayan Araplardır.)





76.Hayır! (Gerçek onların dediği gibi değil.) Her kim sözünü yerine getirir

ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever.




77.Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere

gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla

konuşmayacak, onlara bakmayacak ve temize çıkarmayacaktır. Onlar iç

in acı bir azap vardır.




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ



----------------------------------------------------------------------------

59.jpg





Sayfa:59 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3




78.Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı ok

urken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap'tan değildir. Söyledik

leri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, dediler.Onlar bile

bile Allah'a iftira ediyorlar.




79.Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik verme

sinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi müm

kün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir) : Okutmakta ve öğretmekte

olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.




(Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın tanrı olduğunu iddia etmişlerdir ki, Hz. İsa'nın

gerçek dininde bulunmayan ve Allah'ın birliği ile asla bağdaşmayan bu id

dia, İslâm inancına göre tamamen bâtıldır. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'in muhte

lif âyetlerinde bildirildiğine göre Hz. İsa, kendisinin Allah'ın kulu olduğunu,

Allah'ın kendisine kitap gönderdiğini ve Peygamber kıldığını söylemiş (Mer

yem 19/30-36), kendisinin ve annesinin tanrı olduğu iddialarını şiddetle

reddederek, Allah'ı şirkten tenzih etmiştir. [Maide 3/116-117])






80.Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez.

Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliği emreder mi?




81.Hani Allah, peygamberlerden: ''Ben size Kitap ve hikmet verdikten son

ra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka ina

nıp yardım edeceksiniz'' diye söz almış, ''Kabul ettiniz ve bu ahdimi yük

lendiniz mi?'' dediğinde, ''Kabul ettik'' cevabını vermişler, bunun üzerine

Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle şahitlik edenlerdenim, buyur

muştu.




82.Artık bundan sonra kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendi

leridir.




(Tefsirler, burada peygamberler tarafından verilen sözün, ümmetleri adı

na olduğunu belirtiyorlar. Bu söz, Hz. Muhammed (s.a.v.)'e yardım vâdi

dir.Peygamberlerinin hüküm ve vâdi, Hz. Muhammed'e yardım yönünde

olunca aynı hüküm ümmetleri için de geçerlidir.Bu sebeple ümmetler zik

redilmeyip, verilen söz, onların peygamberlerine izafe edilmiştir.)[/color]




83.Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar

(ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndü

rüleceklerdir.




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (31.03.2008 Saat 22:24 ) değiştirilmiştir..
eski 30.03.2008, 23:23 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #45
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
60.jpg




Cüz:3,Sure:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:60




84.De ki: Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve Ya'

kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri

tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz an

cak O'na teslim oluruz.




85.Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din)

asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.




(Dinin esasına taalluk eden temel prensipler, vahye dayanan bütün dinler

de aynıdır. Değişiklikler daha ziyade ibadetler ve beşeri münasebetler ko

nusunda olup, bu değişiklikler, insan topluluklarının tekâmül etmiş olması

nın bir sonucudur. 84. âyetten anlaşılacağı üzere İslâm dini, daha önce

ki peygamberlere gönderilen ve esasa taalluk eden dini prensipler bakım

ından kendisine aykırı olmayan bütün hak dinleri kabul eder. Ancak, İs

lâm dini, ilâhi dinler zincirinin son halkası ve devrinin insanlığının mânevî,

ahlâkî ve içtimaî ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayan yegâne din olduğundan,

İslâm geldikten sonra başka bir din tanıyan, bir yol tutan kimsenin bu tu

tumu ile İslâm'a aykırı davranmış olduğu aşikârdır.Şu halde onun bu dini

nin ve bu yolunun İslâm dini nezdinde bir geçerliliği olamaz.)





86.İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden

ve kendilerine apaçık deliler gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kav

me Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola

iletmez.




87.İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün i nsanlığın lânetine

uğramalarıdır.




88.Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüz

lerine de bakılmaz.




89.Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok

bağışlayıcı ve merhametlidir.



90.İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenler

in tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisi

dirler.




91.Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden

-fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir.

Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ


-----------------------------------------------------------------------------

61.jpg







Sayfa:61 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3





92.Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça ''iyi''ye eremezsin

iz. Her ne harcarsınız, Allah onu hakkıyla bilir.




[COLOR=Green"]
(''İyi'' şeklinde tercüme edilen âyetteki birr kelimesi, hayrın, iyiliğin kemal

noktası, Allah'ın rahmeti, rızası ve cenneti manalarında anlaşılmıştır. Baka

ra sûresinin 177. âyetinde ''birr''in etraflı nir izahı verilmiştir ki, buna göre

''birr''; imanda, ibadette ve ahlâkta en doğru ve en güzel yolu yaşamak

tır. Yukarıdaki âyete göreböyle bir hayata ve Allah'ın lütuf ve inayetine

ulaşmanın şartlarından biri, kişinin sahip olduğu ve sevip bağlandığı şeyle

ri Allah yolunda kullanmasıdır. Müfessirlere göre bu şeyler; servet, mevki,

ilim ve beden kuvveti gibi maddi ve manevi imkânlardır.)[/color]





93.Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in (Ya'kub'un) kendisine haram kıl

dıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl idi. De ki: Eğer

doğru sözlü iseniz, o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun.





94.Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa, işte bunlar,

zalimlerin ta kendisidirler.




95.De ki: Allah doğruyu söylemiştir.Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbra

him'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi.




96.Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kur

ulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir.




97.Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren

emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar

üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden

müstağnîdir.





(Bu âyet, müslümanlara haccın farz olduğunun delilidir. ''Yoluna gücü yet

enler'', hacca gitme imkânına kavuşanlar demektir ki, bu imkânın ölçüsü

nün ne olduğu konusunda mezhepler farklı görüştedirler. İmam Şâfiî'ye gö

re bu imkân vasıta ve yol masraflarını karşılama kudreti, İmam Mâlik'e gö

re yürüme ve çalışıp kazanma iktidarı, İmam Ebu Hanîfe'ye göre ise bu

söylenenlerinin tamamıdır.)





98.De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın â

yetlerini inkâr edersiniz?





99.De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolu

nu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışı

yorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.




100.Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsanız

imanınızdan sonra sizi yeniden inkârcılığa sevkederler.




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (01.04.2008 Saat 14:54 ) değiştirilmiştir..
eski 31.03.2008, 22:32 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #46
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
Bu konuyu takip eden kardeşlerim, Çarşamba'dan Pazar gününe kadar yokum.

Yarının sayfasını ve meâlini bugünden ekleyeceğim.Pazar gününe kadar olanı

da, birer sayfa ekliyeceğim. Dönünce meâl yazmak kolay olsun diye. Takip

eden kardeşlerim de okusun istedim.


Sevgi ve Saygılarımla


Allah'a emanet olun.


Hayırlı Geceler.
eski 01.04.2008, 19:21 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #47
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
Çarşamba Günü İçin
---------------------------------------------------------------------------
62.jpg


Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:62




101.Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranızda iken na

sıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiş

tir.




102.Ey iman edenler! Allah'tan O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslü

manlar olarak can verin.





(Müfessirlere göre ''Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkma''nın anlamı, müslü

manın, bütün varlığı ile Allah'ın emirlerini yerine getirmeye ve yasaklarından

kaçınmayaçalışmasıdır.Nitekim Abdullah b. Mes'ûd (r. anh.) âyetin bu kısmını

şöyle açıklamıştır: ''O'na âsi olmayıp itaat etmek, nankör olmayıp şükretmek

ve O'nu unutmaksızın hep hatırda tutmak.'')






103.Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) yapışın; parçalanmayın.Allah'ın size ol

an nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönülleri

nizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz.Yine

siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte

Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.





104.Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bul

unsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.




(Müfessirler, bu âyetin emri uyarınca,müslümanlar içinde, iyiliği emreden, kö

tülükten alıkoyan bir içtimaî kontrol müessesesinin bulunmasının farz-ı kifâye

olduğunu belirtmişler; ancak, bu görevi üstlenen kişilerde, görevin iyi ve hak

kaniyete uygun olarak yerine getirilmesini mümkün kılacak bazı şartların bul

unması gerektiğine de işaret edilmiştir.)





105.Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gi

bi olmayın.İşte bunlar için büyük bir azap vardır.




106.Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüz

leri kararanlara: İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş

olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir).




107.Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebe

dî kalacaklardır.





108.İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir.Allah hiçbir

kimseye haksızlık etmek istemez.




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ


--------------------------------------------------------------------------

63.jpg




Sayfa:63 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3





109.Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.İşler dönüp dolaşıp Allah'a varır.




110.İnsanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emred

er, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsanız. Ehl-i kitap da inansaydı, el

bet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fak

at) çoğu yoldan çıkmışlardır.




(Bu âyetin müslümanlarla ilgili ilk kısmı, bazı âlimlerce, icmaî ümmetin, İslâm

Dininin hüküm kaynaklarından olduğunu gösteren delilleri arasında zikredilmiş

tir.)





111.Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle

savaşa girecek olsalar, size arkalarına dönüp kaçarlar.Sonra kendilerine yar

dım da edilmez.




112.Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve in

sanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vu

rulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir.Çün

kü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldü

rüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.





113.Hepsi bir değildir, ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki,

gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.




114.Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten men

ederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.




115.Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sa

hiplerini çok iyi bilir.





(Bazı tefsirlerde bu âyetin nüzul sebebi şöyle anlatılır: Ehl-i kitaptan Abdullah

b. Selâm ve çevresindekiler müslüman olunca, yahudiler onlara, ''Siz bu dine

girmekle kendinize yazık ettiniz'' kabilinden sözler söylemişlerdi. Allah Teâlâ

bu âyeti ile, iddia edilenin aksine, onların kurtuluşa erdiklerini ve gerek onlar

ın, gerekse diğer müminlerin yaptıkları iyiliklerin karşılıksız kalmayacağını, ku

sursuz adaleti ile her türlü hayırlı faaliyetlerin mükâfatını eksiksiz olarak lüt

fedeceğini buyurmaktadır.)






KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
eski 01.04.2008, 21:04 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #48
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
64.jpg




Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:64




116.İnkâr edenler var ya, onların malları da evlâtları da Allah'a karşı kendi

lerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar or

ada ebedi kalacaklardır.





117.Onların, bu dünya hayatında yapmakta odukları harcamaların durumu,

kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavuru

cu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendile

rine zulmediyorlar.




(Kavurucu rüzgâr, henüz yeşermekte olan ekini nasıl yakıp kavurursa, onla

rın dünya hayatında sarfettikleri mallar da kendilerine bir iyilik getirmek şöy

le dursun, aksine, dünya ve ahiret hayatlarının mahvına sebep olur. Tefsir

lerde burada benzetme için şöyle bir takdir de yapılmaktadır: ''... harcama

lar, .... kavurucu rüzgârın vurup mahvettiği ekine benzer.'' Âyette rüzgâr

ın sıfatı olarak geçen ''sırr'' kelimesi, ''çok soğuk'' anlamını da taşır.)







118.Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar si

ze fenalık etmekten asla geri durmazlar,hep sıkıntıya düşmenizi isterler.Ger

çekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmak

tadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşü

nüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.




119.İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları se

versiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında

''İnandık'' derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dol

ayı parmaklarının uçlarını ıssırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüp

hesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.




(Âyetin ilk cümlesi, bazı müfessirlerce şöyle yorumlanmıştır: ''Siz onları se

versiniz; yani onların müslüman olmalarını istersiniz. Çünkü İslâm her şey

den hayırlıdır. Halbuki onlar sizi sevmezler; yani sizin kâfir olmanızı ister

ler, kâfir olmak ise her şeyden kötüdür.'')






120.Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gel

se, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız, onların hilesi size

hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşat

mıştır.




121.Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek i

çin ailenden ayrılmıştın.... -Allah hakkıyla işiten ve bilendir.-




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (06.04.2008 Saat 20:21 ) değiştirilmiştir..
eski 02.04.2008, 07:52 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #49
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431


Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
65.jpg



Sayfa:65 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sure:3




122.O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah on

ların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.




(Uhud savaşında, Hz. Peygamber'in sağ ve sol kanatlara yerleştirdiği, Haz

rec kabilesinden Seleme oğulları ile Evs kabilesinden Hârise oğulları düşma

na karşı direnmekte korkaklık ve zaaf göstermişlerdi. Nitekim, bunlardan,

300 kişiye kumandanlık eden İbn Übey: ''Kendimizi ve çocuklarımızı ne di

ye tehlikeye sokalım!'' diyerek geri çekilmişti.)





123.Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de yardım et

mişti. Öyle ise, Allah'tan sakının ki O'na şükretmiş olasınız.




124.O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rab

binizin sizi takviye etmesi, sizi için yeterli değil midir?




125.Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız)

şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye e

der.




126.Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatla

sın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katında

dır.




127. 128.Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan

etsin, böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler -ki bu işte senin yapa

cağın bir şey yoktur- yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul et

sin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yar

dım etti). Çünkü onlar zalimdirler.





(127. âyette ''bir kısmı'' diye tercüme edilmiş olan ''taraf'' kelimesinin mana

larından birkaçı, ''eşraf, liderler, kumamandanlar''dır. Nitekim burada söz ko

nusu edilen Bedir savaşında müşriklerin birçok ileri gelenleri öldürülmüş ve

ya esir alınmıştı.)






129.Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine a

zap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.





130.Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakı

nın ki kurtuluşa eresiniz.




(Cenâb-ı Hâk, Bakara sûresinin 275, 276 ve 278. âyetlerinde alış-verşi he

lâl kıldığını ve faizi yasakladığını -bunların aynı şeyler olmadığını vurgulaya

rak- ifade buyurmuştur. Burada kat kat arttırarak faiz yemenin yasak

olduğunun belirtilmesi ise, devrin Arap toplumunda yaygın olan ve vâdesin

de ödenmeyen borçlar hakkında yapılan tefecilik uyguamalarına işaret için

dir.)





131.Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının!



132.Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.






KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (06.04.2008 Saat 23:36 ) değiştirilmiştir..
eski 02.04.2008, 07:53 Dilnihad isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla   #50
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler