Üye Albümlerinden |
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
|
|
|
 |
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
50.jpg
Cüz:3,Sure:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:50
10.Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne malları ne de evlâtları Allah huzurunda
kendilerine bir fayda sağlayacaktır.İşte onlar cehennemin yakıtıdırlar.
11.(Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yo
la benzer.Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar.Allah da kendilerini günahla
rı yüzünden yakalayıverdi.Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
12.(Resûlüm!) İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlup olacaksınız ve cehen
neme sürüleceksiniz.Orası kalınacak ne kötü bir yerdir!
(Bu âyet, müşriklerin veya bir başka rivayete göre yahudilerin, yakında
müslümanlar karşısında yenik düşeceklerini Hz. Peygamber'e müjdelemek
tedir.Nitekim Kur'ân'ın bu mucize haberi gerçekleşmiş ve gerek müşrikler,
gerekse yahudiler karşısında zafer müslümanların olmuştur.)
13.(Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki gurubun halinde sizin için büyük bir
ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir gurup, diğeri ise bunları apaçık
kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup, Alah dilediğini yardımı ile destek
ler.Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.
14.Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş
altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düş
künlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleri
dir.Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır.
15.(Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sah
ipleri için Rableri yanında,içinden ırmaklar akan,ebediyyen kalacakları cen
netler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır.Al
lah kullarını çok iyi görür.
(14. âyette sayılan dünya nimetleri ve dünya güzelliğinin, insana sevdiril
diği ifade edilmiştir.Bu davranış tabiîdir, dünyevîdir.Esasen insanoğlu nef
sini ve neslini devam ettirebilmek için bu nimetlerden belli ölçüde istifa
de etmek zorundadır.Ancak insan bunlara kul köle olmamalıdır. 15. âyet
te bunlardan daha güzeli gösterilmiştir, çünkü öncekiler ne kadar güzel
olursa olsun geçicidir, ikinciler ise devamlıdır.)[/color]
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
----------------------------------------------------------------------
51.jpg
Sayfa:51 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3
16.(Bu nimetler) ''Ey Rabbimiz! İman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi
ateş azabından koru!'' diyen;
17.Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seh
er vaktinde Allah'tan bağış dileyenler (içindir).
18.Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, ken
disinden başka ilim yoktur.Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişler
dir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilah yoktur.
19.Allah nezdinde hak din İslâm'dır.Kendilerine kitap verilenler, kendilerine
ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler.
Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.
(''Din'' kelimesi, itaat ve ceza, millet ve şerîat manalarına gelir. Kur'ân-ı
Kerîm'de din kelimesi değişik manalarda kullanılmıştır.Yukarıdaki âyette ise,
kullar tarafından uyulması istenen ilâhi kanunun kastedildiği anlaşılmakta
dır. ''İslâm'' kelimesine de şu manalar verilmktedir: İtaat etmek ve bağlan
mak, selâmete kavuşmak, ibadette ihlâslı davranmak. Yukarıdaki âyette
''İslâm''dan, tek Allah inancına dayanan ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ri
saleti ile kemal noktasına ulaştırılmış bulunan ilâhî düsturların bütünü kas
tedilmektedir.)
20.Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: ''Bana uyanlarla birlikte ben
kendimi Allah'a teslim ettim.'' Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: ''Siz de Allah'a
teslim oldunuz mu?'' de.Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir.
Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır.Allah kullarını
çok iyi görmektedir.
(''Ümmî'', lügatte okuma-yazması olmayan manasına gelmekte ise de tef
sirler, bu âyette, kendilerine kitap verilmemiş olan Arap müşriklerinin kas
tedildiğini belirtmişlerdir.)
21.Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına
kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onlara acı bir
azabı haber ver!
22.İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir.On
ların hiçbir yardımcısı da yoktur.
(İman etmeyen ve dinin yayılmasına, adaletin uygulanmasına engel olma
ya çalışanların, ahirette hüsrana uğramaları tabiîdir.Dünyadaki hüsranları i
se bütün gayretlerine rağmen hak dinin yayılmasına, adaletin tecellisine
mani olamamalarında kendini göstermektedir.Kâfirler istese de, istemese
de Allah hak dini diğerlerine hakim kılacaktır.Amelin dünyada boşa gitmesi
nin bir manası da ömür sermayesini boşa harcamak, ahiret için bir şey ka
zanamadan ölüp gitmektir.)
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (27.03.2008 Saat 21:07 ) değiştirilmiştir..
|

27.03.2008, 08:58
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
52.jpg
Cüz:3,Sûre :3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:52
(Tefsirlerde, aşağıda meâli verilen âyetin nüzûlüne sebep olan sebep teş
kil eden muhtelif olaylar anlatılmıştır ki, bu olaylardan birisi şöyledir. İkisi
de yahudi olan bir kadınla bir erkek zina ederler.Tevrat'ta zinanın cezası
''recim'' olmakla beraber yahudiler, asaletleri sebebiyle bu kişileri recmet
mek istemezler;daha hafif bir ceza vereceği ümidiyle Resûlullah'a gelirler.
O da aynı ceza ile hükmedince bu hükme itiraz ederler.Hz. Peygamber
Tevrat'ın ilgili âyetini okutarak ona göre hüküm verir ve suçluların yine
recmedilmesini emreder.Umduklarını bulamayan yahudiler öfkelenirler.)
[/color]
23.(Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez
misin ki, aralarında hükmetmesi için Allah'ın Kitab'ına çağrılıyorlar da, son
ra içlerinde bir gurup cayarak geri dönüyor.
24.Onların bu tutumları: Bize ateş sayılı günlerde dokunacaktır, demeleri
nin bir sonucudur.Onların vaktiyle uydurdukları şeyler de dinleri hakkında
kendilerini yanıltmıştır.
25.Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve
hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkese kazandığı şeyler tastamam öden
diği zaman halleri nice olur?
26.(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dile
diğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediği
ni de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye
kadirsin.
27.Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi, diri
den de ölüyü çıkarırsın.Dilediğine de sayısız rızık verirsin.
(Bu âyette, gece ve gündüzün uzayıp kısalmasının, Allah'ın kudretine bir
nişâne olduğu anlatılmaktadır.)[/color]
28.Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmesin.Kim bunu yaparsa,
artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur.Ancak kâfirlerden gelebile
cek bir tehlikeden sakınmanız başkadır.Allah, kendisine karşı (gelmekten)
sizi sakındırıyor.Dönüş yalnız Allah'adır.
(Âyette yasaklanan dostluk, kâfirlere karşı gönülden bağlanma ve mümin
leri bırakıp onlara ilgi ve sevgi gösterme manasındaki dostluktur.Buna kar
şılık bir müslüman devletin -başka müslümanların aleyhine olmamak şartıy
la- kâfirlerle barış imzalaması ve başka bir gayri müslim devlete karşı işbir
liği yapması caizdir.)
29.De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir.Gök
lerde ve yerde olanları da bilir.Allah her şeye kadirdir.
(Müfessir Beyzâvi, bu âyeti tefsir ederken şöyle diyor: ''Eğer kalpleriniz
de kâfirlere karşı bir sevgi ve dostluk meyli varsa, onu saklasanız da
açığa vursanız da Allah bilir. Zira göklerde ve yerde olan her şeyi bilen
Allah, elbette sizin gizlinizi de,âşikarınızı da bilir.Ayrıca O, kâfirleri dost ol
manızı yasaklamasına rağmen, yine de siz bunda vazgeçmezseniz, sizi ce
zalandırmaya da kadirdir... Kısaca, O'nun muttali olmadığı ve cezalandır
maya gücünün yetmediği hiçbir kötülük ve isyan bulunmadığına göre, em
rine âsi olmak cür'etini göstermeyin.'')
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
-------------------------------------------------------------------
53.jpg
Sayfa:53 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3
30.Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşı
sında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi ara
sında uzun bir mesafe bulunsun.Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sa
kındırıyor. Allah kullarına çok şefkatlidir.
31.(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi
sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyi
cidir.
32.De ki: Allah'a ve Resûl'üne itaat edin.Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki
Allah kâfirleri sevmez.
33. 34.Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi
ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.Allah işiten ve bilendir.
(İbrahim ve İmrân ailesinden maksat, müfessirlerin çoğunluğuna göre, on
lkardan sonra gelepeygamberlerdir.)
35.İmrân'ın karısı şöyle demişti: ''Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul sırf sa
na adadım.Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (ni
yetimi) bilen sensin.''
36.Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken; Rabbim! Ben o
nu kız doğurdum.Oysa erkek, kız gibi değildir.Ona Meryem adını verdim.Ko
vulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi.
37.Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi.
Zekeriyya'yı da onun bakımı ile görevlendirdi.Zekeriyya, onun yanına, mâ
bede her girişinde orada bir rızık bulur ve ''Ey Meryem, bu sana nereden
geliyor?'' der; o da : Bu, Allah tarafındandır.Allah, dilediğine sayısız rızık
verir, derdi.
(Zekeriyya aleyhisselâm, Hz. Meryem'in teyzesinin kocası idi. Âyette ifade
edildiği gibi Hz. Meryem'in Beyt-i Makdis'te bakımını Zekeriyya üzerine al
mıştı.Meryem'e özel bir oda tahsis etti ki ona âyette ''mihrap'' denilmiştir.
Mihrap, harp ve cihad vasıtası demektir.Bir nevi çile odası anlamını taşır.
Âyette geçen ''mihrap''ın, camilerde imamın namaz kıldırdığı yer olan mih
râb ile alâkası yoktur. Hz. Zekeriyya, Meryem'in her yanına girişinde çeş
it çeşit taze meyveler görürdü.Bunlar o mevsimde o bölgede yetişmeyen
meyvelerdi.)
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (28.03.2008 Saat 23:13 ) değiştirilmiştir..
|

27.03.2008, 23:26
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
54.jpg
Cüz:3,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:54
38.Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir
nesil bağışla.Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.
39.Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida et
tiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi,
iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler.
(Tefsircilerin beyanına göre bu âyette ''Kelime'' sözü ile kastedilen kişi Hz.
İsa'dır.Nitekim bu sûrenin 45. âyetinde bunun açıkca ifade edildiğini gör
mekteyiz.)
40.Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlık gelip çattığına, üstelik karım
da kısır olduğuna göre benim nasıl oğlum olur? Allah şöyle buyudu: İşte
böyledir; Allah dilediğini yapar.
41.Zekeriyya: Rabbim! (Oğlum olacağına dair) bana bir alâmet göster, de
di.Allah buyurdu ki: Senin için alâmet, insanlara, üç gün, işaretten başka
söz söylememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.
42.Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz ya
rattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.
43.Ey Meryem! Rabbine ibadet et, secdeye kapan, (O'nun huzurunda) eği
lenlerle beraber sen de eğil.
44.(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz
gayb haberlerindendir.İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye
kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; on
lar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.
[COLOR=''Green"]
(Tefsircilerin beyanına göre İsrailoğulları, Tevrat'ı yazmakta kullandıkları
kalemlerini nehre atmak suretiyle kur'a çekmişlerdi ki, böylece hangisinin
kalemi su yüzüne çıkarsa Meryem'i o himayesine alacaktı. Bu kur'ayı oklar
la çektikleri de rivayet edilmektedir.)[/color]
45.Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi
müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de
itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.
(Mesîh, İbrânîce bir kelime olup aslı ''meşîh''tir. Hz. İsa'nın bir lakabıdır ve
''mübarek'' anlamına gelmektedir.)
KAYNAK:KURÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
---------------------------------------------------------------------
55.jpg
Sayfa:55 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3
46.O, sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (pey
gamber sözleri ile) konuşacak.
(Nitekim Meryem Sûresi'nin 27-33. âyetlerinde ifade edildiği gibi, Hz. Mer
yem, Hz. İsa'yı dünyaya getirince, onun iffetinden şüphelenen kavmine
karşı, daha yeni doğmuş olan Hz. İsa, Allah'ın kudretiyle konuşmaya baş
lamış ve kendisinin Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu, kendisine Kitap
verildiğini, Allah tarafından mübarek kılındığını... anlatmıştır.)
47.Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl ço
cuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır.Bir
işe hükmedince ona sadece ''Ol!'' der; o da oluverir.
48.(Melekler Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler) : Al
lah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek.
49.O israiloğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek) : Size Rabbin
izden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim
ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir.Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileş
tirir, ölüleri diriltirim.Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size ha
ber veririm.Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.
50.Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan ba
zı şeyleri de helâl kılmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize ge
tirdim. O halde Allah'tan korkun, bana da itaat edin.
(Nisâ sûresinin 160., En'âm sûresinin 146. ve Nahl sûresinin 118. âyetlerin
de ifade edildiği üzere yahudilere, zulüm ve isyanları yüzünden bazı şeyler
üzerinde yasaklar konmuştu ki, yukarıdaki âyet, Hz. İsa'nın şeriatının, bu
yasakları kaldırmak suretiyle, Musa (a.s.)'nın tebliğ ettiği bir takım hüküm
leri neshettiğini ortaya koymaktadır.)
51.Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir.Öyle ise O'na kulluk edin.İş
te bu doğru yoldur.
52.İsa, onlardaki inkârcılığı sezince: Allah yolunda bana yardımcı olacak
kimlerdir? dedi.Havâriler: Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık,
şahit ol ki bizler müslümanlarız, cevabını verdiler.
(Havârî kelimesi Arapça'ya Habeşçe'den geçmiş olup aslı ''havâryâ''dır ve
''yardımcı'' anlamına gelmektedir.Nitekim meâli verilen âyette İsa'ya ve on
un dinine yardımcı olmayı taahüt edenlere bu adın verildiğini görmekteyiz.)
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (29.03.2008 Saat 14:40 ) değiştirilmiştir..
|

28.03.2008, 23:15
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
56.jpg
Cüz:3,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:56
53.(Havârîler) : Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve Peygamber'e uyduk.Şim
di bizi (birliğini ve peygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz, dediler.
54.(Yahudiler) tuzak kurdular; Allah'da onların tuzaklarını bozdu.Allah,tu
zak kuranların hayırlısıdır.
55.Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yük
selteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyame
te kadar kâfirlerden üstün kılacağım.Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte
o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmede
ceğim.
56.İnkâr edenler var ya, onları dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptı
racağım; onların hiç yardımcıları da olmayacak.
57.İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfat
larını eksiksiz verecektir.Allah zalimleri sevmez.
58.(Resûlüm!) bu söylenenleri biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'ân'
dan okuyoruz.
59.Allah nezdinde İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah onu top
raktan yarattı.Sonra ona ''Ol!'' dedi ve oluverdi.
(Hz. Âdem'i topraktan, anasız ve babasız yaratan Allah, İsa'yı da babasız
olarak yaratmıştır. Yukarıda meâli geçen âyet, Allah'ın kudretinin sonsuz
luğu yanında, Hz. Meryem'in iffetli olduğunun ifadesidir.)
60.Gerçek, Rabbinden gelendir.Öyle ise şüphecilerden olma.
61.Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geli
niz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de
kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıra
lım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.
(Bu âyette, ''mübâhele âyeti'' denir ki, bir meselede haklı olanın ortaya çık
ması için karşılıklı lânetleşmek demektir.Tefsircilerin belirttiğine göre Nec
ran hıristiyanlarından bir heyet, Resûlullah (s.a.v.)'ın huzuruna gelerek,
Kur'ân Hz. İsa'nın babasız doğduğunu kabul ettiğine göre onun Allah olma
sı lâzım geleceğini iddia ettiler. Hz. Peygamber onları, bir araya gelerek
kim yalancı ise Allah'ın ona lânet etmesi için dua etmeye çağırdı. Fakat
Necran heyeti buna yanaşmayarak müslümanların himayesine girmeyi ka
bul eden bir antlaşma imzalayıp gittiler.)
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
------------------------------------------------------------------------
57.jpg
Sayfa:57 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3
62.Şüphesiz bu (İsa hakkında söylenenler), doğru haberlerdir.Allah'tan
başka ilâh yoktur.Muhakkak ki Allah, evet o, mutlak güç ve hikmet sa
hibidir.
63.Eğer yine yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilen
dir.
64.(Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan
bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tut
mayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar
yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz.
65.Ey ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve
İncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz?
66.İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konu
da tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz!
Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.
(Yahudiler ile hıristiyanlar aralarında tartıştılar; birinciler, Hz. İbrahim'in
bir yahudi olduğunu, diğerleri de hıristiyan olduğunu savundular; her iki
taraf da, iddialarını isbat için deliller getirmeye çalışıyorlardı. Halbuki, yu
karıdaki âyette de belirtildiği gibi Hz. İbrahim ne yahudi ne de hıristiyan
olabilirdi. Çünkü her iki din de Hz. İbrahim'den sonra gelmişti.)
67.İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dos
doğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi.
68.İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muham
med) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.
69.Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler. Oy
sa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar.
70.Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın âyetlerini in
kâr edersiniz?
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (31.03.2008 Saat 20:11 ) değiştirilmiştir..
|

29.03.2008, 22:21
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
58.jpg
Cüz:,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:58
71.Ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizli
yorsunuz?
(Rivayete göre Hayber yahudilerinden 12 kişilik bir hahamlar topluluğu gü
nün ilk saatlerinde güya İslâm'a girecekler, fakat akşama doğru, kendi ki
taplarına baktıklarını, Hz. Muhammed'in risaletine dair bir işarete rastla
madıklarını öne sürerek İslâm'dan döndüklerini söyleyecekler, böylece
müslümanların kendi dinlerinden dönmelerine önayak olacaklardı. İşte aş
ağı meâli verilen âyette onların bu planına işaret edilmektedir.)
72.Ehl-i kitaptan bir gurup şöyle dedi: ''Müminlere indirilmiş olana sabah
leyin (görünüşte) inanıp akşamleyin inkâr edin.Belki onlar (böylece dinler
inden) dönerler.
73.Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın.'' (Resûlüm!)
De ki: Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöy
le dediler) : ''Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye veril
diğine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getirecekleri
ne de (inanmayın).'' De ki: Lütuf ve ihsan Allah'ın elindedir. Onu dilediği
ne verir.Allah'ın rahmeti geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.
(Müfessir Râzi'nin Kur'ân'da anlaşılması en müşkil âyetlerden biri olduğunu
belirttiği bu âyetin ''en yü'tâ...'' ile başlayan kısmı şöyle de anlaşılmıştır:
''(Ey ehl-i kitap!) Bir kimseye (Hz. Muhammed'e) size verilenin benzeri
veriliyor diye mi (böyle karşı çıkıyorsunuz)? Yahut onlar (müslümanlar)
Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getirecek diye mi (böyle davranı
yorsunuz)?'')
74.Rahmetini dilediğine ayırır.Allah üstün lütuf sahibidir.
75.Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu
sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir di
nar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez.
Bu da onların, ''Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yok
tur'' demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.
(Âyette geçen ''ümmîler''den maksat, ehl-i kitaptan olmayan Araplardır.)
76.Hayır! (Gerçek onların dediği gibi değil.) Her kim sözünü yerine getirir
ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever.
77.Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere
gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla
konuşmayacak, onlara bakmayacak ve temize çıkarmayacaktır. Onlar iç
in acı bir azap vardır.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
----------------------------------------------------------------------------
59.jpg
Sayfa:59 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:3,Sûre:3
78.Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı ok
urken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap'tan değildir. Söyledik
leri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, dediler.Onlar bile
bile Allah'a iftira ediyorlar.
79.Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik verme
sinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi müm
kün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir) : Okutmakta ve öğretmekte
olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.
(Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın tanrı olduğunu iddia etmişlerdir ki, Hz. İsa'nın
gerçek dininde bulunmayan ve Allah'ın birliği ile asla bağdaşmayan bu id
dia, İslâm inancına göre tamamen bâtıldır. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'in muhte
lif âyetlerinde bildirildiğine göre Hz. İsa, kendisinin Allah'ın kulu olduğunu,
Allah'ın kendisine kitap gönderdiğini ve Peygamber kıldığını söylemiş (Mer
yem 19/30-36), kendisinin ve annesinin tanrı olduğu iddialarını şiddetle
reddederek, Allah'ı şirkten tenzih etmiştir. [Maide 3/116-117])
80.Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez.
Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliği emreder mi?
81.Hani Allah, peygamberlerden: ''Ben size Kitap ve hikmet verdikten son
ra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka ina
nıp yardım edeceksiniz'' diye söz almış, ''Kabul ettiniz ve bu ahdimi yük
lendiniz mi?'' dediğinde, ''Kabul ettik'' cevabını vermişler, bunun üzerine
Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle şahitlik edenlerdenim, buyur
muştu.
82.Artık bundan sonra kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendi
leridir.
(Tefsirler, burada peygamberler tarafından verilen sözün, ümmetleri adı
na olduğunu belirtiyorlar. Bu söz, Hz. Muhammed (s.a.v.)'e yardım vâdi
dir.Peygamberlerinin hüküm ve vâdi, Hz. Muhammed'e yardım yönünde
olunca aynı hüküm ümmetleri için de geçerlidir.Bu sebeple ümmetler zik
redilmeyip, verilen söz, onların peygamberlerine izafe edilmiştir.)[/color]
83.Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar
(ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndü
rüleceklerdir.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (31.03.2008 Saat 22:24 ) değiştirilmiştir..
|

30.03.2008, 23:23
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
60.jpg
Cüz:3,Sure:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:60
84.De ki: Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve Ya'
kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri
tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz an
cak O'na teslim oluruz.
85.Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din)
asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.
(Dinin esasına taalluk eden temel prensipler, vahye dayanan bütün dinler
de aynıdır. Değişiklikler daha ziyade ibadetler ve beşeri münasebetler ko
nusunda olup, bu değişiklikler, insan topluluklarının tekâmül etmiş olması
nın bir sonucudur. 84. âyetten anlaşılacağı üzere İslâm dini, daha önce
ki peygamberlere gönderilen ve esasa taalluk eden dini prensipler bakım
ından kendisine aykırı olmayan bütün hak dinleri kabul eder. Ancak, İs
lâm dini, ilâhi dinler zincirinin son halkası ve devrinin insanlığının mânevî,
ahlâkî ve içtimaî ihtiyaçlarını eksiksiz karşılayan yegâne din olduğundan,
İslâm geldikten sonra başka bir din tanıyan, bir yol tutan kimsenin bu tu
tumu ile İslâm'a aykırı davranmış olduğu aşikârdır.Şu halde onun bu dini
nin ve bu yolunun İslâm dini nezdinde bir geçerliliği olamaz.)
86.İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden
ve kendilerine apaçık deliler gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kav
me Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola
iletmez.
87.İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün i nsanlığın lânetine
uğramalarıdır.
88.Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüz
lerine de bakılmaz.
89.Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok
bağışlayıcı ve merhametlidir.
90.İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenler
in tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisi
dirler.
91.Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden
-fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir.
Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
-----------------------------------------------------------------------------
61.jpg
Sayfa:61 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3
92.Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça ''iyi''ye eremezsin
iz. Her ne harcarsınız, Allah onu hakkıyla bilir.
[COLOR=Green"]
(''İyi'' şeklinde tercüme edilen âyetteki birr kelimesi, hayrın, iyiliğin kemal
noktası, Allah'ın rahmeti, rızası ve cenneti manalarında anlaşılmıştır. Baka
ra sûresinin 177. âyetinde ''birr''in etraflı nir izahı verilmiştir ki, buna göre
''birr''; imanda, ibadette ve ahlâkta en doğru ve en güzel yolu yaşamak
tır. Yukarıdaki âyete göreböyle bir hayata ve Allah'ın lütuf ve inayetine
ulaşmanın şartlarından biri, kişinin sahip olduğu ve sevip bağlandığı şeyle
ri Allah yolunda kullanmasıdır. Müfessirlere göre bu şeyler; servet, mevki,
ilim ve beden kuvveti gibi maddi ve manevi imkânlardır.)[/color]
93.Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in (Ya'kub'un) kendisine haram kıl
dıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl idi. De ki: Eğer
doğru sözlü iseniz, o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun.
94.Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa, işte bunlar,
zalimlerin ta kendisidirler.
95.De ki: Allah doğruyu söylemiştir.Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbra
him'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi.
96.Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kur
ulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir.
97.Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren
emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar
üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden
müstağnîdir.
(Bu âyet, müslümanlara haccın farz olduğunun delilidir. ''Yoluna gücü yet
enler'', hacca gitme imkânına kavuşanlar demektir ki, bu imkânın ölçüsü
nün ne olduğu konusunda mezhepler farklı görüştedirler. İmam Şâfiî'ye gö
re bu imkân vasıta ve yol masraflarını karşılama kudreti, İmam Mâlik'e gö
re yürüme ve çalışıp kazanma iktidarı, İmam Ebu Hanîfe'ye göre ise bu
söylenenlerinin tamamıdır.)
98.De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın â
yetlerini inkâr edersiniz?
99.De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolu
nu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışı
yorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
100.Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsanız
imanınızdan sonra sizi yeniden inkârcılığa sevkederler.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (01.04.2008 Saat 14:54 ) değiştirilmiştir..
|

31.03.2008, 22:32
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
Bu konuyu takip eden kardeşlerim, Çarşamba'dan Pazar gününe kadar yokum.
Yarının sayfasını ve meâlini bugünden ekleyeceğim.Pazar gününe kadar olanı
da, birer sayfa ekliyeceğim. Dönünce meâl yazmak kolay olsun diye. Takip
eden kardeşlerim de okusun istedim.
Sevgi ve Saygılarımla
Allah'a emanet olun.
Hayırlı Geceler.
|

01.04.2008, 19:21
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
Çarşamba Günü İçin
---------------------------------------------------------------------------
62.jpg
Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:62
101.Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranızda iken na
sıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiş
tir.
102.Ey iman edenler! Allah'tan O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslü
manlar olarak can verin.
(Müfessirlere göre ''Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkma''nın anlamı, müslü
manın, bütün varlığı ile Allah'ın emirlerini yerine getirmeye ve yasaklarından
kaçınmayaçalışmasıdır.Nitekim Abdullah b. Mes'ûd (r. anh.) âyetin bu kısmını
şöyle açıklamıştır: ''O'na âsi olmayıp itaat etmek, nankör olmayıp şükretmek
ve O'nu unutmaksızın hep hatırda tutmak.'')
103.Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) yapışın; parçalanmayın.Allah'ın size ol
an nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönülleri
nizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz.Yine
siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte
Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
104.Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bul
unsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
(Müfessirler, bu âyetin emri uyarınca,müslümanlar içinde, iyiliği emreden, kö
tülükten alıkoyan bir içtimaî kontrol müessesesinin bulunmasının farz-ı kifâye
olduğunu belirtmişler; ancak, bu görevi üstlenen kişilerde, görevin iyi ve hak
kaniyete uygun olarak yerine getirilmesini mümkün kılacak bazı şartların bul
unması gerektiğine de işaret edilmiştir.)
105.Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gi
bi olmayın.İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
106.Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüz
leri kararanlara: İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş
olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir).
107.Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebe
dî kalacaklardır.
108.İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir.Allah hiçbir
kimseye haksızlık etmek istemez.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
--------------------------------------------------------------------------
63.jpg
Sayfa:63 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3
109.Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.İşler dönüp dolaşıp Allah'a varır.
110.İnsanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emred
er, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsanız. Ehl-i kitap da inansaydı, el
bet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fak
at) çoğu yoldan çıkmışlardır.
(Bu âyetin müslümanlarla ilgili ilk kısmı, bazı âlimlerce, icmaî ümmetin, İslâm
Dininin hüküm kaynaklarından olduğunu gösteren delilleri arasında zikredilmiş
tir.)
111.Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle
savaşa girecek olsalar, size arkalarına dönüp kaçarlar.Sonra kendilerine yar
dım da edilmez.
112.Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve in
sanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vu
rulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir.Çün
kü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldü
rüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.
113.Hepsi bir değildir, ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki,
gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.
114.Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten men
ederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.
115.Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sa
hiplerini çok iyi bilir.
(Bazı tefsirlerde bu âyetin nüzul sebebi şöyle anlatılır: Ehl-i kitaptan Abdullah
b. Selâm ve çevresindekiler müslüman olunca, yahudiler onlara, ''Siz bu dine
girmekle kendinize yazık ettiniz'' kabilinden sözler söylemişlerdi. Allah Teâlâ
bu âyeti ile, iddia edilenin aksine, onların kurtuluşa erdiklerini ve gerek onlar
ın, gerekse diğer müminlerin yaptıkları iyiliklerin karşılıksız kalmayacağını, ku
sursuz adaleti ile her türlü hayırlı faaliyetlerin mükâfatını eksiksiz olarak lüt
fedeceğini buyurmaktadır.)
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
|

01.04.2008, 21:04
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
64.jpg
Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:64
116.İnkâr edenler var ya, onların malları da evlâtları da Allah'a karşı kendi
lerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar or
ada ebedi kalacaklardır.
117.Onların, bu dünya hayatında yapmakta odukları harcamaların durumu,
kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavuru
cu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendile
rine zulmediyorlar.
(Kavurucu rüzgâr, henüz yeşermekte olan ekini nasıl yakıp kavurursa, onla
rın dünya hayatında sarfettikleri mallar da kendilerine bir iyilik getirmek şöy
le dursun, aksine, dünya ve ahiret hayatlarının mahvına sebep olur. Tefsir
lerde burada benzetme için şöyle bir takdir de yapılmaktadır: ''... harcama
lar, .... kavurucu rüzgârın vurup mahvettiği ekine benzer.'' Âyette rüzgâr
ın sıfatı olarak geçen ''sırr'' kelimesi, ''çok soğuk'' anlamını da taşır.)
118.Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar si
ze fenalık etmekten asla geri durmazlar,hep sıkıntıya düşmenizi isterler.Ger
çekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmak
tadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşü
nüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.
119.İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları se
versiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında
''İnandık'' derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dol
ayı parmaklarının uçlarını ıssırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüp
hesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.
(Âyetin ilk cümlesi, bazı müfessirlerce şöyle yorumlanmıştır: ''Siz onları se
versiniz; yani onların müslüman olmalarını istersiniz. Çünkü İslâm her şey
den hayırlıdır. Halbuki onlar sizi sevmezler; yani sizin kâfir olmanızı ister
ler, kâfir olmak ise her şeyden kötüdür.'')
120.Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gel
se, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız, onların hilesi size
hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşat
mıştır.
121.Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek i
çin ailenden ayrılmıştın.... -Allah hakkıyla işiten ve bilendir.-
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (06.04.2008 Saat 20:21 ) değiştirilmiştir..
|

02.04.2008, 07:52
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 431
Yarışma Puanı: 750
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 340 konuda 985 kere
|
65.jpg
Sayfa:65 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sure:3
122.O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah on
ların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.
(Uhud savaşında, Hz. Peygamber'in sağ ve sol kanatlara yerleştirdiği, Haz
rec kabilesinden Seleme oğulları ile Evs kabilesinden Hârise oğulları düşma
na karşı direnmekte korkaklık ve zaaf göstermişlerdi. Nitekim, bunlardan,
300 kişiye kumandanlık eden İbn Übey: ''Kendimizi ve çocuklarımızı ne di
ye tehlikeye sokalım!'' diyerek geri çekilmişti.)
123.Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de yardım et
mişti. Öyle ise, Allah'tan sakının ki O'na şükretmiş olasınız.
124.O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rab
binizin sizi takviye etmesi, sizi için yeterli değil midir?
125.Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız)
şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye e
der.
126.Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatla
sın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katında
dır.
127. 128.Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan
etsin, böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler -ki bu işte senin yapa
cağın bir şey yoktur- yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul et
sin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yar
dım etti). Çünkü onlar zalimdirler.
(127. âyette ''bir kısmı'' diye tercüme edilmiş olan ''taraf'' kelimesinin mana
larından birkaçı, ''eşraf, liderler, kumamandanlar''dır. Nitekim burada söz ko
nusu edilen Bedir savaşında müşriklerin birçok ileri gelenleri öldürülmüş ve
ya esir alınmıştı.)
129.Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine a
zap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
130.Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakı
nın ki kurtuluşa eresiniz.
(Cenâb-ı Hâk, Bakara sûresinin 275, 276 ve 278. âyetlerinde alış-verşi he
lâl kıldığını ve faizi yasakladığını -bunların aynı şeyler olmadığını vurgulaya
rak- ifade buyurmuştur. Burada kat kat arttırarak faiz yemenin yasak
olduğunun belirtilmesi ise, devrin Arap toplumunda yaygın olan ve vâdesin
de ödenmeyen borçlar hakkında yapılan tefecilik uyguamalarına işaret için
dir.)
131.Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının!
132.Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (06.04.2008 Saat 23:36 ) değiştirilmiştir..
|

02.04.2008, 07:53
|
|
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
|
|
|