Online Üye
Şuan Forumda: 59 (22 Kayıtlı ve 37 Misafir) bulunmaktadır.
Online
abdetullah , Almula , aşkınsonhecesi , DeRCan , dilerim , haqperest , HighTechMuslim , hiranur , menekşe , Mukarrebun , Nazende , Sakallı , sudenaz , ta-ha , timus , Ubeydetullah iklimya , monaroza , root , semire Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
eee
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
66.jpg
Cüz:4,Sûre:3
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:66
133.Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gök
ler ve yer kadar olan cennete koşun!
134.O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfke
lerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanla
rı sever.
135.Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerin
de Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı tevbe istiğfar ederler. Zaten gün
ahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar işledikleri kötülükler
de bile bile ısrar etmezler.
(Bu üç âyette İslâm ahâkının bir hülâsası verilmiştir. Şöyle ki; 133. âyette,
Rabbimizin bağışına, gökler ve yer genişliğinde cennetine kavuşmanın, büt
ün ahlâkî davranışlarımız için temel gaye olduğu; iyiliği bir takım dünyevî
menfaatler kaygısıyla değil de, sırf Allah'a saygı ve sevgi demek olan tak
vâ sâiki ile ve sadece uhrevî saadet uğruna yapmak gerektiği hatırlatılmış
tır. 134. ve 135. âyetlerde ise, İslâm'da ideal ahlâk tipi olan ''müttakî in
san''ın temel ahlâkî nitelikleri olarak sayılan ''herhalde cömert olmak, öfke
yi yenmek, insanları bağışlamak ve hatasını görerek kabul etmek, vazgeç
mek'' gibi vasıflar, ancak ihtirasları ve bencil duyguları karşısında hürriyet
ine kavuşmuş üstün ruhların faziletleridir.)
136.İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ır
maklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mü
kâfatı ne güzeldir!
137.Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahî kanunlar gelip geçmiştir. On
un için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah'ın âyetlerini) yalan sayanların
âkibeti ne olmuş, görün!
138.Bu (Kur'ân), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir
hidayet ve öğüttür.
139.Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün
gelecek olan sizsiniz.
(Bu âyet, müslümanların, Uhud savaşında uğradıkları geçici başarısızlıktan
dolayı ümitsizliğe kapılmamaları gerektiğini onlara ihtar etmekte ve müslü
manlara, güçlü bür imana sahip olmanın verdiği azim ve kararlılık sayesinde
nice zaferlere ulaşmanın mümkün olduğunu müjdelemektedir.)
140.Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir'de de düşmanınız olan)
o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında dön
dürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.)
Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Al
lah zalimleri sevmez.
(Meâlde ''ortaya çıkarsın'' şeklinde tercüme edilmiş olan, âyetteki ''li-ya'le
me'' kelimesi için, ''Allah'ın, ilm-i ezelîsinde var olan bilgiyi vâkıa ile ayan-be
yan ortaya koyması'' veya ''mümini münafıktan ayrdetme hükmünü verme
si'' şeklinde tefsirler yapılmıştır. Bu sebeple, ''şehitler'' manasına da gelen
''şühedâ'' kelimesi, meâlde ''şahitler'' karşılığı ile tercüme edilmiştir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (07.04.2008 Saat 14:27 ) değiştirilmiştir..
02.04.2008, 07:58
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
67.jpg
Cüz:4,Sûre:3
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:67
141.Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâ
firleri de helâk etmek ister.
142.Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya
çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?
143.Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdi
niz. İşte şimdi onu karşınızda gördünüz.
(Bu âyette, Bedir savaşına katılmış olup Bedir şehitlerinin faziletlerine imre
nen ve Hz. Peygamber'in, Medine'de kalarak düşmana orada karşı konulma
sının uygun olacağı fikrine mukabil, Uhud'da savaşmayı isteyen sahâbîlere
hitap edildiği rivayet edilir.)
144.Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler ge
lip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize)
mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar ver
miş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.
(Uhud savaşında Abdullah b. Kamîe adında bir müşrikin attığı taşla Resûlul
lah (s.a.v.)'ın dişi kırılmış, yüzü yaralanmıştı. Bu düşman askerinin,
''Muhammed'i öldürdüm'' dediğini duyan biri ''Muhammed öldürüldü!'' diye
bağırmaya başlamış, bu yalan haber müslümanlar arasına yayılmış, asker
paniğe kapılmıştı. Hz. Peygamber ise: ''Buradayım! Buraya gelin!'' diye bağ
ırıyordu. Etrafını çevreleyen yaklaşık 30 kişilik bir gurup, yiğitçe onu savun
dular. İşte yukarıdaki âyet, belirtilen yalan haber üzerine infiale kapılan
müslümanları tenkit etmekte; Hz. Muhammed'in fâni, İslâm'ın ise bâki
olduğunu; bu sebeple, o ölse dahi müslümanların bunu sükûnetle karşıla
yıp, dinlerinde sebat etmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.)
145.Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm), belli bir
süreye göre yazılmıştır. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan
veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükreden
leri mükâfatlandıracağız.
146.Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu
halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gev
şeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
147.Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahla
rımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâ
firler topluluğuna karşı muzaffer kıl!
148.Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi) , ahiret sevabın
ın güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (08.04.2008 Saat 15:18 ) değiştirilmiştir..
02.04.2008, 07:59
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
68.jpg
Cüz:4,Sûre:3
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:68
149.Ey iman edenler! Eğer kâfirlere uyarsanız, gerisin geriye (eski dininize)
döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.
(Uhud savaşında ''Muhammed öldürüldü!'' şeklindeki yalan haberin yayılma
sı üzerine, bu fırsatı kaçırmayan münafıklar, İslâm askerlerine: ''Eski dinini
ze ve dostlarınıza dönün. Muhammed peygamber olsaydı, öldürülür müy
dü?'' şeklinde konuşmaya başlamışlardı. İşte bu âyet, her zaman ve her
toplum içinde bulunabilen münafıkların bu tür bozguncu sözlerine karşı
müslümanları uyarmaktadır.)
150.Oysa sizin mevlânız Allah'tır ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.
151.Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaları se
bebiyle, kâfirlerin kalplerine yakında korku salacağız. Gidecekleri yer de ce
hennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!
(Bu âyet, Allah'a inanmanın verdiği moral gücünden yoksun olanların kalple
rini kısa zamanda korku saracağını ifade etmektedir. Nitekim, bu âyetlerde
bahis konusu edilen Uhud savaşında, bir ara müslümanların çoğu paniğe ka
pılıp dağılmalarına rağmen, müşrikler, önemli bir sonuç elde etmeden çekip
gitmişlerdi. Hatta giderken bir ara geri dönüp müslümanların işini bitirmeyi
düşünmüşler, ancak dönme cesaretini gösterememişler, büsbütün yenilme
miş olmayı yeğ tutmuşlardı.)
152.Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vâdini ye
rine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınız (galibiyeti)
size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamber'in verdiği) emir konu
sunda tartışmaya kalktınız ve âsi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, a
hireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları
mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, mü
minlere karşı çok lütufkârdır.
153.O zaman Peygamber arkanızdan çağırdığı halde siz, durmadan (savaş
alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size ke
der üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse
başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (08.04.2008 Saat 16:08 ) değiştirilmiştir..
02.04.2008, 08:05
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
69.jpg
Sayfa:69
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sure:3
154.Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin
yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına
düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer
düşüncelere kapılıyorlar, ''Bu işten bize ne!'' diyorlardı. De ki: İş (zafer, yar
dım, her şeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açık
layamadıklarını içlerinde gizliyorlar. ''Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öl
dürülmezdik'' diyorlar. Şöyle de: Evlerinde kalmış olsaydınız bile, öldürülme
si takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp
giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek iç
in (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
(Uhud savaşında düşman, sayısı ve silahıyla müslümanlardan kat kat fazla
idi. Fakat zafer de, mağlubiyet de Allah'ın elinde olduğundan müslümanlar
ın üzerine bir emniyet duygusu indirildi. Bu yüzden bazı müslümanlar uyu
maya koyulmuştu.
Abdullah b. Mes'ûd:''Savaştaki uyku halinin Allah'tan, namazdakinin ise şey
tandan olduğunu söyler.
Ebu Talha:''Uhud günü ben de üzerlerine uyku çökenler arasında idim. Öyle
ki, kılıcım defalarca elimden düştü; aldım, yine düştü, aldım yine düştü...''
der.
Müfessirlere göre bu âyette bahsedilen ikinci gurup insanlarla münafıklar
kasdolunmuştur. Münafıkların buradaki ifadeleri, ''Bize bundan bir fayda, bir
pay var mı!'', ''Bizim elimizden ne gelir!'', ''Tedbir konusunda bizim görüşü
müz alındı mı!'' gibi manalarla açıklanmıştır.)
155.(Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri
bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onla
rı affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir.
156.Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya
savaşan kardeşleri hakkında: ''Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öl
dürülmezlerdi'' diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaatı onların kalplerine (kay
bettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı ver
en de alan da Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.
157.Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağ
fireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (09.04.2008 Saat 13:44 ) değiştirilmiştir..
08.04.2008, 14:02
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
70.jpg
Cüz:4, Sûre:3
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:70
158.Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksın
ız.
159.O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen
kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu
halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Ka
rarını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisi
ne dayanıp güvenenleri sever.
(Şûrâ (meşveret, danışma) prensibinin İslâmiyette önemli bir yere sahip ol
duğu âyette açıkca ifade edilmiştir. Ancak, şûrânın kapsamı, şekli ve bağ
layıcılık gücü konularında İslâm bilginlerince farklı görüşler ileri sürülmüştür)
160.Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur.
Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak
Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.
161.Bir peygambere, emanete hıyanet yaraşmaz.Kim emanete (devlet ma
lına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna a
sılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı
tastamam verilir.
(Bedir savaşında elde edilen ganimetlerin taksimi sırasında, kayp bir eşya
için, münafıkların ''Herhalde Muhammed almıştır'' demeleri üzerine bu âyet
in nâzil olduğu rivayet edilir. Uhud savaşında Hz. Peygamber'in stratejik
bir noktaya yerleştirdiği okçuların, İslâm ordusunun savaşı kazanma belir
tisi üzerine, Hz. Peygamber tarafından ''Herkesin aldığı ganimet, kendisi
nin olacaktır'' gibi bir söz söylenebileceği zannına kapılarak görevlerini ter
ketmeleri üzerine, onların bu zannını reddetmek için indirildiği de rivayet e
dilir.)
162.Allah'ın hoşnutluğunu gözetenle Allah'ın hışmına uğrayan bir olur mu?
Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varış noktasıdır.
163.Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah onların yaptıklarını gör
mektedir.
164.Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülük
lerde ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğ
reten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bul
unmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.
165.(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uh
ud'da) kendi başınıza geldiği için mi ''Bu nasıl oluyor!'' dediniz? De ki: O,
kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.
(Bedir'de müslümanlar müşriklerden yetmiş kişi öldürmüş, yetmiş kişi de es
ir almışlardı. Uhud'da ise yetmiş şehit verdiler. Âyet-i kerimede geçen ''mu
sibet''le buna işaret ediliyor. Ve bunun, okçuların Allah Resûlü'nün emrini
tutmamalarından dolayı başlarına geldiği vurgulanıyor.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (15.04.2008 Saat 12:09 ) değiştirilmiştir..
08.04.2008, 23:06
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
71.jpg
Sayfa:71
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3
166. 167.İki birliğin karşılaştığı gün başınıza gelenler, ancak Allah'ın dileme
siyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkar
ması için idi. Bunlara: ''Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın''
denildiği zaman, ''Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik''
dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalpler
inde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini da
ha iyi bilir.
168.(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: ''Bize uysalardı öldürülmez
lerdi'' diyenlere, ''Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kur
tarın bakalım!'' de.
169. 170.Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diri
dirler; Allah'ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir
halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek
ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir korku
ve keder bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.
171.Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini za
yi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.
172.Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar (ö
zellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek
büyük bir mükâfat vardır.
173.Bir kısım insanlar, müminlere: ''Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı
asker topladılar; aman sakının onlardan!'' dediklerinde bu, onların imanları
nı bir kat daha arttırdı ve ''Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!'' dediler.
(Rivayete göre Uhud savaşında müslümanların bir ara bozulduktan sonra
tekrar toparlanmaları üzerine önemli bir sonuca ulaşmayan düşman ordusu
nun kumandanı Ebu Süfyân, savaş alanını terkederken Hz. Peygamber'e
''Ey Muhammed! Önümüzdeki yıl Bedir meydanında tekrar karşılaşacağız!''
tehdidini savurmuş; Hz. Peygamber de : ''İnşaallah!'' demişti. Ertesi yıl, E
bu Süfyân'ın böyle bir hazırlık içinde bulunduğu haberi Medine'ye ulaşınca,
Hz. Peygamber, bir süvari birliği ile düşmanı karşılamaya çıkmıştı. İşte yu
karıdaki âyet, düşman tarafından gelen bu haber karşısında müslümanlar
ın azim ve kararlılığını, onların yüksek moral gücünü takdir ve ifade etmek
tedir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (15.04.2008 Saat 19:55 ) değiştirilmiştir..
09.04.2008, 13:48
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
72.jpg
Cüz:4,Sûre:3
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:72
174.Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve
keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük
kerem sahibidir.
(Hz. Peygamber'in komutasındaki birlik, Ebu Süfyân ile bir yıl önce sözleşil
en yerde onları bir hafta kadar bekledi; ancak bir miktar asker ile yola çık
an Ebu Süfyân'ın savaşmaktan korkarak geri dönmesi üzerine müslümanlar
da kârlı alış-verişler yaparak tekrar Medine'ye geldiler.)
175.İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman et
miş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.
(Âyette ''İşte o şeytan, sizi kendi dostlarından korkutmaktadır'' şeklinde ma
na vermek de mümkündür. Nitekim bazı müfessirler burada, Mekkelilerin Me
dine'deki müslümanları ürkütmesi için propaganda yapmak üzere gönderdik
leri Nuaym isimli kişiye işaret edildiğini belirtirler.)
176.(Resûlüm) İnkârda yarışanlar sana kaygı vermesin. Çünkü onlar, Allah'a
hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek is
tiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır.
177.Şurası muhakkak ki, imanı verip inkârı alanlar, Allah'a hiçbir zarar vere
mezler. Onlar için elîm bir azap vardır.
178.İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için da
ha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. On
lar için alçaltıcı bir azap vardır.
179.Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonun
da murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildi
recek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a
ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin
için de çok büyük bir ecir vardır.
(Tefsirlerde bu âyetin, ''Ey Muhammed! Bize kimlerin iman edip kimlerin et
mediğini bildir'' diyen kâfirlere cevap teşkil ettiği belirtilmektedir.)
180.Allah'ın, kereminden kendilerine verdiklerine (infakta) cimrilik gösteren
ler, sanmasınlar ki, o, kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fena
dır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Gök
lerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
(Âyette geçen ''miras'' kelimesi dolayısıyla tefsirlerde genellikle şu açıklama
lar yapılmıştır: Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ın mülküdür. Ondan
yararlananlar, hep O'nun mülkünü birbirinden devralmaktadırlar; o halde,
Allah'ın mülkünde cimrilik etmeleri ne kadar yanlıştır! Bir gün, herkes ölecek
ve malik olduğu şeyler üzerindeki mülkiyetini kaybedecektir; halbuki Allah
bâkidir, mülk yine O'nundur.)
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (15.04.2008 Saat 20:40 ) değiştirilmiştir..
09.04.2008, 23:25
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
73.jpg
Sayfa:73
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3
181.''Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz'' diyenlerin sözünü andolsun ki
Allah işitmiştir. Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürme
leri birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki: Tadın o yakıcı azabı!
(Yahudilerin bu alaylı ifadelerinin, peygamberleri öldürme günahı ile bir tutul
ması, bir taraftan bu sözleri söylemenin büyük günah sayıldığını, diğer taraf
tan da onların ilk günahının bundan ibaret olmadığını, daha önce de peygam
berlerin canlarına kıydıklarını göstermektedir.)
182.Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yok
sa Allah kullarına zulmetmez.
183.''Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği)
bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti'' diyenle
re şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize)
ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öl
dürdünüz?
(Bazı tefsirlerde nakledilen bir rivayete göre Medine'deki yahudilerin, müs
lüman olmamak için bahane olarak ileri sürdükleri bu özel mucize şartı, Hz.
İsa'nın risaleti ile kalkmıştır.)
184.(Resûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçek
ten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren
nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.
185.Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın kar
şılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete
konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayat ise aldatma me
tâından başka bir şey değildir.
186.Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksin
iz; sizden önce kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler i
şiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (ya
pılacak) işlerin en değerlisidir.
KAYNAK:KURÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (15.04.2008 Saat 21:23 ) değiştirilmiştir..
10.04.2008, 22:21
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
74.jpg
Cüz:4,Sûre:3
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:74
187.Allah, kendilerine kitap verilenlerden, ''Onu mutlaka insanlara açıklaya
caksınız, onu gizlemeyeceksiniz'' diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak
ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar
kötü!
188.Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, ev
et, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir az
ap vardır.
189.Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah'ın her şeye gücü yeter.
190.Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile günüdüzün birbiri ardınca gelip
gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.
191.Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vak
it) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünür
ler (ve şöyle derler) : Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tes
bih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!
(Allah Teâlâ, 190. âyette, göklerin yaratılışı ile gece ve gündüzün değişimi
ni, bir başka deyişle, mekân ve zamanın ilâhi kudrete delâletini aklıselim sa
hiplerinin ibret nazarına sunduktan ve böylece bizden, varlığın gerçek bilgi
sine ulaşma çabasını göstermemizi, özlü bir ifade ile istedikten sonra; 191.
âyette, bu çabayı gösterenlerin, Allah'ın üstün kudretinin ve eşsiz sanatı
nın eserlerini idrak etmeleri sonunda, O'na derin bir saygı ile yönelmeleri
nin kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır.)
192.Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüs
vay etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.
193.Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, ''Rabbinize inanın!'' diye imana çağıran
bir davetçiyi (Peygamber'i, Kur'ân'ı) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim
günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey
Rabbimiz!
194.Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et
ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden cay
mazsın!
KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (27.04.2008 Saat 14:02 ) değiştirilmiştir..
11.04.2008, 23:54
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007
Yarışma Puanı:
840 Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
75.jpg
Sayfa:75
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3
195.Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabul etti. (Dedi ki) : Ben, er
kek olsun kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir
kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlar
ından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürül
düler; andolsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altların
dan ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükâfat, Allah tarafından
dır. Allah; karşılığın güzeli O'nun katındadır.
196.İnkârcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın!
(Bazı müminlerin, müşrikleri geniş maddi imkânlar içinde görmeleri sebebiyle:
''Gördüğümüze bakılırsa Allah'ın düşmanları huzur içinde, biz ise sıkıntıdayız''
demeleri, bu âyetin inmesine sebep olarak gösterilmiştir. Elbette ki, bu ve
benzeri ikazlarla Hz. Peygamber'in şahsında bütün müminlere seslenilmekte
dir.)
197.Azıcık bir menfaattir o. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. O
ne kötü varış yeridir!
198.Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah tarafından bir ik
ram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedî olarak kalacakları cennetler
vardır. İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır.
199.Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendi
lerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun eğerek iman ederler.
Allah'ın âyetlerini az bir paraya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında
ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk olandır.
200.Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin; (ci
had için) hazırlıklı ve uyanık bulunun, Allah'tan korkun ki başarıya erişebile
siniz.
KAYNAK:KURÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (16.04.2008 Saat 22:47 ) değiştirilmiştir..
13.04.2008, 11:56
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 23:33 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.2 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings