Bayrak
17 Recep 1429
20 Temmuz 2008, Pazar
17 Recep 1429
20 Temmuz 2008, Pazar
Ayet
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifre:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş Arama Yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 59 (22 Kayıtlı ve 37 Misafir) bulunmaktadır.

Online  abdetullah, Almula, aşkınsonhecesi, DeRCan, dilerim, haqperest, HighTechMuslim, hiranur, menekşe, Mukarrebun, Nazende, Sakallı, sudenaz, ta-ha, timus, Ubeydetullah iklimya, monaroza, root, semire


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Kur-an'ı Kerim » Haydi Herkes Kur'an-ı Kerim Okumaya


Cevapla
 
Seçenekler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
66.jpg





Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:66



133.Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gök

ler ve yer kadar olan cennete koşun!




134.O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfke

lerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanla

rı sever.





135.Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerin

de Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı tevbe istiğfar ederler. Zaten gün

ahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar işledikleri kötülükler

de bile bile ısrar etmezler.




(Bu üç âyette İslâm ahâkının bir hülâsası verilmiştir. Şöyle ki; 133. âyette,

Rabbimizin bağışına, gökler ve yer genişliğinde cennetine kavuşmanın, büt

ün ahlâkî davranışlarımız için temel gaye olduğu; iyiliği bir takım dünyevî

menfaatler kaygısıyla değil de, sırf Allah'a saygı ve sevgi demek olan tak

vâ sâiki ile ve sadece uhrevî saadet uğruna yapmak gerektiği hatırlatılmış

tır. 134. ve 135. âyetlerde ise, İslâm'da ideal ahlâk tipi olan ''müttakî in

san''ın temel ahlâkî nitelikleri olarak sayılan ''herhalde cömert olmak, öfke

yi yenmek, insanları bağışlamak ve hatasını görerek kabul etmek, vazgeç

mek'' gibi vasıflar, ancak ihtirasları ve bencil duyguları karşısında hürriyet

ine kavuşmuş üstün ruhların faziletleridir.)







136.İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ır

maklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mü

kâfatı ne güzeldir!




137.Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahî kanunlar gelip geçmiştir. On

un için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah'ın âyetlerini) yalan sayanların

âkibeti ne olmuş, görün!




138.Bu (Kur'ân), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir

hidayet ve öğüttür.





139.Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün

gelecek olan sizsiniz.




(Bu âyet, müslümanların, Uhud savaşında uğradıkları geçici başarısızlıktan

dolayı ümitsizliğe kapılmamaları gerektiğini onlara ihtar etmekte ve müslü

manlara, güçlü bür imana sahip olmanın verdiği azim ve kararlılık sayesinde

nice zaferlere ulaşmanın mümkün olduğunu müjdelemektedir.)






140.Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir'de de düşmanınız olan)

o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında dön

dürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.)

Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Al

lah zalimleri sevmez.





(Meâlde ''ortaya çıkarsın'' şeklinde tercüme edilmiş olan, âyetteki ''li-ya'le

me'' kelimesi için, ''Allah'ın, ilm-i ezelîsinde var olan bilgiyi vâkıa ile ayan-be

yan ortaya koyması'' veya ''mümini münafıktan ayrdetme hükmünü verme

si'' şeklinde tefsirler yapılmıştır. Bu sebeple, ''şehitler'' manasına da gelen

''şühedâ'' kelimesi, meâlde ''şahitler'' karşılığı ile tercüme edilmiştir.)




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (07.04.2008 Saat 14:27 ) değiştirilmiştir..
Eski 02.04.2008, 07:58 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #51
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
67.jpg





Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:67



141.Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâ

firleri de helâk etmek ister.





142.Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya

çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?





143.Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdi

niz. İşte şimdi onu karşınızda gördünüz.




(Bu âyette, Bedir savaşına katılmış olup Bedir şehitlerinin faziletlerine imre

nen ve Hz. Peygamber'in, Medine'de kalarak düşmana orada karşı konulma

sının uygun olacağı fikrine mukabil, Uhud'da savaşmayı isteyen sahâbîlere

hitap edildiği rivayet edilir.)






144.Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler ge

lip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize)

mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar ver

miş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.





(Uhud savaşında Abdullah b. Kamîe adında bir müşrikin attığı taşla Resûlul

lah (s.a.v.)'ın dişi kırılmış, yüzü yaralanmıştı. Bu düşman askerinin,

''Muhammed'i öldürdüm'' dediğini duyan biri ''Muhammed öldürüldü!'' diye

bağırmaya başlamış, bu yalan haber müslümanlar arasına yayılmış, asker

paniğe kapılmıştı. Hz. Peygamber ise: ''Buradayım! Buraya gelin!'' diye bağ

ırıyordu. Etrafını çevreleyen yaklaşık 30 kişilik bir gurup, yiğitçe onu savun

dular. İşte yukarıdaki âyet, belirtilen yalan haber üzerine infiale kapılan

müslümanları tenkit etmekte; Hz. Muhammed'in fâni, İslâm'ın ise bâki

olduğunu; bu sebeple, o ölse dahi müslümanların bunu sükûnetle karşıla

yıp, dinlerinde sebat etmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.)






145.Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm), belli bir

süreye göre yazılmıştır. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan

veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükreden

leri mükâfatlandıracağız.





146.Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu

halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gev

şeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.




147.Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahla

rımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâ

firler topluluğuna karşı muzaffer kıl!





148.Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi) , ahiret sevabın

ın güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (08.04.2008 Saat 15:18 ) değiştirilmiştir..
Eski 02.04.2008, 07:59 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #52
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
68.jpg




Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:68




149.Ey iman edenler! Eğer kâfirlere uyarsanız, gerisin geriye (eski dininize)

döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.




(Uhud savaşında ''Muhammed öldürüldü!'' şeklindeki yalan haberin yayılma

sı üzerine, bu fırsatı kaçırmayan münafıklar, İslâm askerlerine: ''Eski dinini

ze ve dostlarınıza dönün. Muhammed peygamber olsaydı, öldürülür müy

dü?'' şeklinde konuşmaya başlamışlardı. İşte bu âyet, her zaman ve her

toplum içinde bulunabilen münafıkların bu tür bozguncu sözlerine karşı

müslümanları uyarmaktadır.)







150.Oysa sizin mevlânız Allah'tır ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.




151.Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaları se

bebiyle, kâfirlerin kalplerine yakında korku salacağız. Gidecekleri yer de ce

hennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!




(Bu âyet, Allah'a inanmanın verdiği moral gücünden yoksun olanların kalple

rini kısa zamanda korku saracağını ifade etmektedir. Nitekim, bu âyetlerde

bahis konusu edilen Uhud savaşında, bir ara müslümanların çoğu paniğe ka

pılıp dağılmalarına rağmen, müşrikler, önemli bir sonuç elde etmeden çekip

gitmişlerdi. Hatta giderken bir ara geri dönüp müslümanların işini bitirmeyi

düşünmüşler, ancak dönme cesaretini gösterememişler, büsbütün yenilme

miş olmayı yeğ tutmuşlardı.)






152.Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vâdini ye

rine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınız (galibiyeti)

size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamber'in verdiği) emir konu

sunda tartışmaya kalktınız ve âsi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, a

hireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları

mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, mü

minlere karşı çok lütufkârdır.





153.O zaman Peygamber arkanızdan çağırdığı halde siz, durmadan (savaş

alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size ke

der üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse

başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (08.04.2008 Saat 16:08 ) değiştirilmiştir..
Eski 02.04.2008, 08:05 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #53
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
69.jpg



Sayfa:69 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sure:3




154.Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin

yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına

düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer

düşüncelere kapılıyorlar, ''Bu işten bize ne!'' diyorlardı. De ki: İş (zafer, yar

dım, her şeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açık

layamadıklarını içlerinde gizliyorlar. ''Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öl

dürülmezdik'' diyorlar. Şöyle de: Evlerinde kalmış olsaydınız bile, öldürülme

si takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp

giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek iç

in (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.





(Uhud savaşında düşman, sayısı ve silahıyla müslümanlardan kat kat fazla

idi. Fakat zafer de, mağlubiyet de Allah'ın elinde olduğundan müslümanlar

ın üzerine bir emniyet duygusu indirildi. Bu yüzden bazı müslümanlar uyu

maya koyulmuştu.





Abdullah b. Mes'ûd:''Savaştaki uyku halinin Allah'tan, namazdakinin ise şey

tandan olduğunu söyler.




Ebu Talha:''Uhud günü ben de üzerlerine uyku çökenler arasında idim. Öyle

ki, kılıcım defalarca elimden düştü; aldım, yine düştü, aldım yine düştü...''

der.





Müfessirlere göre bu âyette bahsedilen ikinci gurup insanlarla münafıklar

kasdolunmuştur. Münafıkların buradaki ifadeleri, ''Bize bundan bir fayda, bir

pay var mı!'', ''Bizim elimizden ne gelir!'', ''Tedbir konusunda bizim görüşü

müz alındı mı!'' gibi manalarla açıklanmıştır.)





155.(Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri

bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onla

rı affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir.




156.Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya

savaşan kardeşleri hakkında: ''Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öl

dürülmezlerdi'' diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaatı onların kalplerine (kay

bettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı ver

en de alan da Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.





157.Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağ

fireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (09.04.2008 Saat 13:44 ) değiştirilmiştir..
Eski 08.04.2008, 14:02 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #54
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
70.jpg






Cüz:4, Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:70




158.Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksın

ız.




159.O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen

kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu

halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Ka

rarını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisi

ne dayanıp güvenenleri sever.





(Şûrâ (meşveret, danışma) prensibinin İslâmiyette önemli bir yere sahip ol

duğu âyette açıkca ifade edilmiştir. Ancak, şûrânın kapsamı, şekli ve bağ

layıcılık gücü konularında İslâm bilginlerince farklı görüşler ileri sürülmüştür)






160.Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur.

Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak

Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.




161.Bir peygambere, emanete hıyanet yaraşmaz.Kim emanete (devlet ma

lına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna a

sılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı

tastamam verilir.




(Bedir savaşında elde edilen ganimetlerin taksimi sırasında, kayp bir eşya

için, münafıkların ''Herhalde Muhammed almıştır'' demeleri üzerine bu âyet

in nâzil olduğu rivayet edilir. Uhud savaşında Hz. Peygamber'in stratejik

bir noktaya yerleştirdiği okçuların, İslâm ordusunun savaşı kazanma belir

tisi üzerine, Hz. Peygamber tarafından ''Herkesin aldığı ganimet, kendisi

nin olacaktır'' gibi bir söz söylenebileceği zannına kapılarak görevlerini ter

ketmeleri üzerine, onların bu zannını reddetmek için indirildiği de rivayet e

dilir.)







162.Allah'ın hoşnutluğunu gözetenle Allah'ın hışmına uğrayan bir olur mu?

Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varış noktasıdır.





163.Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah onların yaptıklarını gör

mektedir.





164.Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülük

lerde ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğ

reten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bul

unmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.





165.(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uh

ud'da) kendi başınıza geldiği için mi ''Bu nasıl oluyor!'' dediniz? De ki: O,

kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.




(Bedir'de müslümanlar müşriklerden yetmiş kişi öldürmüş, yetmiş kişi de es

ir almışlardı. Uhud'da ise yetmiş şehit verdiler. Âyet-i kerimede geçen ''mu

sibet''le buna işaret ediliyor. Ve bunun, okçuların Allah Resûlü'nün emrini

tutmamalarından dolayı başlarına geldiği vurgulanıyor.)






KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (15.04.2008 Saat 12:09 ) değiştirilmiştir..
Eski 08.04.2008, 23:06 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #55
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
71.jpg




Sayfa:71 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3



166. 167.İki birliğin karşılaştığı gün başınıza gelenler, ancak Allah'ın dileme

siyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkar

ması için idi. Bunlara: ''Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın''

denildiği zaman, ''Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik''

dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalpler

inde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini da

ha iyi bilir.





168.(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: ''Bize uysalardı öldürülmez

lerdi'' diyenlere, ''Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kur

tarın bakalım!'' de.




169. 170.Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diri

dirler; Allah'ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir

halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek

ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir korku

ve keder bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.





171.Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini za

yi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.





172.Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar (ö

zellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek

büyük bir mükâfat vardır.





173.Bir kısım insanlar, müminlere: ''Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı

asker topladılar; aman sakının onlardan!'' dediklerinde bu, onların imanları

nı bir kat daha arttırdı ve ''Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!'' dediler.






(Rivayete göre Uhud savaşında müslümanların bir ara bozulduktan sonra

tekrar toparlanmaları üzerine önemli bir sonuca ulaşmayan düşman ordusu

nun kumandanı Ebu Süfyân, savaş alanını terkederken Hz. Peygamber'e

''Ey Muhammed! Önümüzdeki yıl Bedir meydanında tekrar karşılaşacağız!''

tehdidini savurmuş; Hz. Peygamber de : ''İnşaallah!'' demişti. Ertesi yıl, E

bu Süfyân'ın böyle bir hazırlık içinde bulunduğu haberi Medine'ye ulaşınca,

Hz. Peygamber, bir süvari birliği ile düşmanı karşılamaya çıkmıştı. İşte yu

karıdaki âyet, düşman tarafından gelen bu haber karşısında müslümanlar

ın azim ve kararlılığını, onların yüksek moral gücünü takdir ve ifade etmek

tedir.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (15.04.2008 Saat 19:55 ) değiştirilmiştir..
Eski 09.04.2008, 13:48 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #56
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
72.jpg




Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:72




174.Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve

keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük

kerem sahibidir.




(Hz. Peygamber'in komutasındaki birlik, Ebu Süfyân ile bir yıl önce sözleşil

en yerde onları bir hafta kadar bekledi; ancak bir miktar asker ile yola çık

an Ebu Süfyân'ın savaşmaktan korkarak geri dönmesi üzerine müslümanlar

da kârlı alış-verişler yaparak tekrar Medine'ye geldiler.)






175.İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman et

miş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.




(Âyette ''İşte o şeytan, sizi kendi dostlarından korkutmaktadır'' şeklinde ma

na vermek de mümkündür. Nitekim bazı müfessirler burada, Mekkelilerin Me

dine'deki müslümanları ürkütmesi için propaganda yapmak üzere gönderdik

leri Nuaym isimli kişiye işaret edildiğini belirtirler.)






176.(Resûlüm) İnkârda yarışanlar sana kaygı vermesin. Çünkü onlar, Allah'a

hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek is

tiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır.





177.Şurası muhakkak ki, imanı verip inkârı alanlar, Allah'a hiçbir zarar vere

mezler. Onlar için elîm bir azap vardır.





178.İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için da

ha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. On

lar için alçaltıcı bir azap vardır.





179.Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonun

da murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildi

recek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a

ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin

için de çok büyük bir ecir vardır.





(Tefsirlerde bu âyetin, ''Ey Muhammed! Bize kimlerin iman edip kimlerin et

mediğini bildir'' diyen kâfirlere cevap teşkil ettiği belirtilmektedir.)






180.Allah'ın, kereminden kendilerine verdiklerine (infakta) cimrilik gösteren

ler, sanmasınlar ki, o, kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fena

dır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Gök

lerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.




(Âyette geçen ''miras'' kelimesi dolayısıyla tefsirlerde genellikle şu açıklama

lar yapılmıştır: Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ın mülküdür. Ondan

yararlananlar, hep O'nun mülkünü birbirinden devralmaktadırlar; o halde,

Allah'ın mülkünde cimrilik etmeleri ne kadar yanlıştır! Bir gün, herkes ölecek

ve malik olduğu şeyler üzerindeki mülkiyetini kaybedecektir; halbuki Allah

bâkidir, mülk yine O'nundur.)




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (15.04.2008 Saat 20:40 ) değiştirilmiştir..
Eski 09.04.2008, 23:25 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #57
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
73.jpg




Sayfa:73 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3




181.''Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz'' diyenlerin sözünü andolsun ki

Allah işitmiştir. Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürme

leri birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki: Tadın o yakıcı azabı!





(Yahudilerin bu alaylı ifadelerinin, peygamberleri öldürme günahı ile bir tutul

ması, bir taraftan bu sözleri söylemenin büyük günah sayıldığını, diğer taraf

tan da onların ilk günahının bundan ibaret olmadığını, daha önce de peygam

berlerin canlarına kıydıklarını göstermektedir.)






182.Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yok

sa Allah kullarına zulmetmez.




183.''Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği)

bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti'' diyenle

re şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize)

ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öl

dürdünüz?





(Bazı tefsirlerde nakledilen bir rivayete göre Medine'deki yahudilerin, müs

lüman olmamak için bahane olarak ileri sürdükleri bu özel mucize şartı, Hz.

İsa'nın risaleti ile kalkmıştır.)






184.(Resûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçek

ten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren

nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.




185.Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günü yaptıklarınızın kar

şılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete

konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayat ise aldatma me

tâından başka bir şey değildir.




186.Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksin

iz; sizden önce kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler i

şiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (ya

pılacak) işlerin en değerlisidir.





KAYNAK:KURÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (15.04.2008 Saat 21:23 ) değiştirilmiştir..
Eski 10.04.2008, 22:21 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #58
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
74.jpg




Cüz:4,Sûre:3 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Sayfa:74




187.Allah, kendilerine kitap verilenlerden, ''Onu mutlaka insanlara açıklaya

caksınız, onu gizlemeyeceksiniz'' diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak

ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar

kötü!





188.Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, ev

et, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir az

ap vardır.





189.Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah'ın her şeye gücü yeter.




190.Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile günüdüzün birbiri ardınca gelip

gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.




191.Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vak

it) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünür

ler (ve şöyle derler) : Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tes

bih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!






(Allah Teâlâ, 190. âyette, göklerin yaratılışı ile gece ve gündüzün değişimi

ni, bir başka deyişle, mekân ve zamanın ilâhi kudrete delâletini aklıselim sa

hiplerinin ibret nazarına sunduktan ve böylece bizden, varlığın gerçek bilgi

sine ulaşma çabasını göstermemizi, özlü bir ifade ile istedikten sonra; 191.

âyette, bu çabayı gösterenlerin, Allah'ın üstün kudretinin ve eşsiz sanatı

nın eserlerini idrak etmeleri sonunda, O'na derin bir saygı ile yönelmeleri

nin kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır.)





192.Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüs

vay etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.





193.Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, ''Rabbinize inanın!'' diye imana çağıran

bir davetçiyi (Peygamber'i, Kur'ân'ı) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim

günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey

Rabbimiz!





194.Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et

ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden cay

mazsın!







KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (27.04.2008 Saat 14:02 ) değiştirilmiştir..
Eski 11.04.2008, 23:54 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #59
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1,007


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 224
Teşekkür aldı: 907 konuda 2,773 kere
75.jpg





Sayfa:75 ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ Cüz:4,Sûre:3



195.Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabul etti. (Dedi ki) : Ben, er

kek olsun kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir

kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlar

ından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürül

düler; andolsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altların

dan ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükâfat, Allah tarafından

dır. Allah; karşılığın güzeli O'nun katındadır.





196.İnkârcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın!





(Bazı müminlerin, müşrikleri geniş maddi imkânlar içinde görmeleri sebebiyle:

''Gördüğümüze bakılırsa Allah'ın düşmanları huzur içinde, biz ise sıkıntıdayız''

demeleri, bu âyetin inmesine sebep olarak gösterilmiştir. Elbette ki, bu ve

benzeri ikazlarla Hz. Peygamber'in şahsında bütün müminlere seslenilmekte

dir.)






197.Azıcık bir menfaattir o. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. O

ne kötü varış yeridir!





198.Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah tarafından bir ik

ram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedî olarak kalacakları cennetler

vardır. İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır.






199.Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendi

lerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun eğerek iman ederler.

Allah'ın âyetlerini az bir paraya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında

ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk olandır.




200.Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin; (ci

had için) hazırlıklı ve uyanık bulunun, Allah'tan korkun ki başarıya erişebile

siniz.





KAYNAK:KURÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (16.04.2008 Saat 22:47 ) değiştirilmiştir..
Eski 13.04.2008, 11:56 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #60
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Cevapla



İşaretlemeler
Seçenekler




Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 23:33.