Online Üye |
Şuan Forumda: 36 (14 Kayıtlı ve 22 Misafir) bulunmaktadır.
| | | | | Gast
Mesajlar: n/a
| Allah(celle celaluhu) razı olsun.. | 
11.03.2008, 23:57
| |
isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Şeref Üyesi
Üyelik tarihi: 09.02.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 1.672
Teşekkür etti: 11.328
Teşekkür aldı: 1.457 konuda 3.899 kere
| allah razı olsun çok iyi düşünmüşsünüzz | 
12.03.2008, 11:00
| |
menekşe isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.709
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.590 konuda 5.245 kere
|
20.jpg
Cüz:1,Sure:2 BAKARA SURESİ Sayfa:20
135.(Yahudiler ve hıristiyanlar müslümanlara) : Yahudi ya da hıristiyan olun
ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır! Biz, hanif olan İbrahim'in dinine
uyarız. O müşriklerden değildi.
(Hanif, her türlü batıl dinden uzak durup, yalnızca hak dine yönelen kişi de
mektir.)
136.''Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbata
indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamber
lere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz
sadece Allah'a teslim olduk'' deyin.
(Esbat, torunlar demektir. Burada Hz. Ya'kub ve on iki evladından torunları
kastedilmiştir.)
137.Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar;
dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar.Onlara karşı Allah sana
yeter.O işitendir, bilendir.
138.Allah'ın (verdiği) rengiyle boyandık.Allah'tan daha güzel rengi kim verebil
ir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).
(Zemahşeri'nin açıklamalarına göre hıristiyanlar, yeni doğan çocukları, bir su i
le boyarlar ve ''İşte şimdi hıristiyan oldu'' derlerdi ve bunu o çocuk için bir te
mizlik sayarlardı. Ayette müslümanların buna karşılık ''Allah'ın boyası ile boyan
dık'' demeleri emredildi. Allah'ın boyası İslam fıtratı, İslam ve iman temizliğidir.)
139.De ki: Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz olduğu halde, O'nun hak
kında bizimle tartışmaya mı girişiyorsunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yap
tıklarınız da size aittir. Biz O'na gönülden bağlananlarız.
140.Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbatın yahudi yahut hıristi
yan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah
mı? Allah tarafından kendisine (bildirilmiş) bir şahitliği gizleyenden daha zalim
kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
141.Onlar bir ümetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazan
dıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz. KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
-------------------------------------------------------------------- 21.jpg
Sayfa:21 BAKARA SURESİ Cüz:2, Sure:2
(Resulullah (s.a.v) Medine'ye geldikten sonra müslümanlar on altı on yedi ay
kadar Kudüs'e yönelerek namaz kıldılar. Bu durum yahudilerin şımarmalarına,
''Muhammed ve ashabı kıblelerinin neresi olduğunu bilmiyorlardı, biz onlara
yol gösterdik'' gibi laflar etmelerine ve bunu etrafa yaymalarına sebep olmuş
tu. Resulullah, Allah'tan İslam'a kendi kıblesinin verilmesini niyaz etti.İşte bun
dan sonra Kudüs'ten Kabe'ye dönülmesi emri geldi. Bunun üzerine yahudiler
ve münafıklar tekrar ileri geri konuşmaya başladılar. Aşağıdaki ayetler bu ola
yı anlatır.)
142.İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları
çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. O dilediğini doğ
ru yola iletir.
143.İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resul'ün de size şahit olma
sı için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin (arzulayıp da şu anda) yönelmediğin
kıbleyi (Kabe'yi) biz ancak Peygamber'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönen
den ayerdetmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah'ın hidayet verdiği kimselerden
başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Zira
Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.
(Rivayete göre kıyamette milletler peygamberlerinin tebliğatını inkar ederler.
Allah peygamberlerden tebliğ ettiklerine dair delil ister. Bunun üzerine ümmet
-i Muhammed getirilir ve onlar buna şehadet ederler. Onlara ''Siz bunu nere
den öğrendiniz?'' diye sorulur. Onlar da ''Kur'an'dan ve Resulullah'tan öğren
dik'' derler. Nihayet Resulullah getirilir ve o da buna şahitlik eder.)
144.(Ey Muhammed!) Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu
(yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın
bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey
müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa
çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu
çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.
145.Yemin olsun ki (habibim!) sen ehl-i kitaba her türlü ayeti (mucizeyi) ge
tirsen yine de onlar senin kıblene dönmezler.Sen de onların kıblesine döne
cek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen ilimden
sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen hakkı çiğne
yenlerden olursun.
(Bu ayette inadın insanoğlunu ne hale getirdiği anlatılarak ''Sen onların arzu
larına uyarsan kötülük edenlerden olursun'' denilmiştir. Çünkü efendimiz bil
farz onların bir dileğini yerine getirirse bu sefer başka bir şey isteyecekler
ve zor görmedikçe hiçbir şeyi kabul etmeyeceklerdir. İşte ayette bu cihet
anlatılmıştır. Bunun da sebebi, inat ve taasuptur. İman ile terbiye edilmemiş
nefis, inat ve taasuptan kurtulamaz. Bu da insanı daima kötüye yöneltir.) KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (12.03.2008 Saat 22:05 ) değiştirilmiştir..
| 
12.03.2008, 11:30
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.709
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.590 konuda 5.245 kere
| Umut Mor menekşe anestu-nara ve bu konuda bana teşekkür eden, konuyu
takip eden tüm kardeşlerime ben de teşekkür ederim. Hepinizden Allah razı ol
sun.
Saygılarımla... | 
12.03.2008, 12:32
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.709
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.590 konuda 5.245 kere
|
22.jpg
Cüz:2, Sure:2 BAKARA SURESİ Sayfa:22
146.Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitaptaki peygamberi), özoğul
larını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile ger
çeği gizlerler.
(Yahudiler Tevrat'ta, hıristiyanlar da İncil'de ahir zaman peygamberinin
vasıflarını gördüler, onun gelmesini beklediler; her nesil bunu kendinden
sonra geleceklere anlattı ve inanmalarını tavsiye etti. Bunun için her i
ki zümrede de bu peygamberin gelmesini dört gözle bekliyorlardı. Ancak
onun Araplar arasından ve bir yetim kimse olarak gönderildiğini görünce
sırf ırkçılık gayret ve düşüncesiyle inkar ettiler. Halbuki onun hak pey
gamber olduğunu, kendi oğullarını bilip tanıdıkları gibi biliyorlardı.)
147.Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde kuşkulananlardan olma!
148.Herkesin yöneldiği bir kıblesi vardır. (Ey müminler!) Siz hayır işlerin
de yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi biraraya getir
ir. Şüphesiz Allah herşeye kadirdir.
149.Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tara
fına çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir.(Biliniz ki) Allah yap
tıklarınızdan habersiz değildir.
150.(Evet Resulüm!) Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mes
cid-i Haram'a doğru çevir. Nerede olursanız olunuz, yüzünüzü o yana
çevirin ki, aralarından haksızlık edenler (kuru inatçılar) müstesna, insan
ların aleyhinizde (kullanabilecekleri) bir delili bulunmasın. Sakın onlardan
korkmayın! Yalnız benden korkun. Böylece size olan nimetimi tamamlaya
yım da doğru yolu bulasınız.
151.Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden a
rındıran, size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir
Resul gönderdik.
152.Öyle ise siz beni (ibadetle) anın ki ben de sizi anayım. Bana şükre
din; sakın bana nankörlük etmeyin!
153.Ey iman edenler! Sabır ve namaz Allah'tan yardım isteyin. Çünkü
Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.
(Sabır ile namaz, nefsin kötü arzularına karşı en büyük silahtır.) KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
---------------------------------------------------------------- 23.jpg
Sayfa:23 BAKARA SURESİ Cüz:2, Sure:2
154.Allah yolunda öldürülenlere ''ölüler'' demeyin. Bilakis onlar diridirler,la
kin siz anlayamazsınız.
155.Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan,canlardan,ürünlerden
biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjde
le!
156.O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman: Biz Allah'ın kulları
yız ve biz O'na döneceğiz, derler.
157.İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır. Ve doğru yo
lu bulanlar da onlardır.
(Bedir'de şehit düşen 14 kişi hakkında nazil olduğu rivayet edilen bu ayet,
kabir azabına yahut safasına da delildir. Ölüm, korku, açlık, mal azlığı, fa
kirlik, hastalık; bunların hepsi birer imtihandır. Bunlar dünya hayatının ay
rılmaz parçalarıdır, hiç kimse bunlardan birine yakalanmaktan kurtulamaz.
En sonunda herkes ölecektir. İnanan akıllı kişi, bunları Kur'an'a göre anla
yıp değerlendirendir.)
158.Şüphe yok ki, Safa ile Merve Allah'ın koyduğu nişanlardandır. Her kim
Beytullah'ı ziyaret eder veya umre yaparsa onları tavaf etmesinde kendi
sine bir günah yoktur.Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz
Allah kabul eder ve (yapılanı) hakkıyla bilir.
(Safa ile Merve, Kabe'nin doğu tarafında iki tepenin adıdıdır. Hacer valide
miz Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında yedi defa koşmuştur.
Bugün hac ve umre için Beytullah'ı ziyaret ve tavaf edenler, aynı zaman
da Safa ile Merve arasında sa'yederler.Ayette, iki tepe arasında sa'yet
mekte (gelip gitmekte) günah yoktur, denilmiştir. Çünkü cahiliye devrin
de her iki tepede de birer put vardı. Her ne kadar İslam bu putları kaldır
mışsa da bazı kimselerin içinde bir şüphe kaldı. İşte yukarıdaki ayetle bu
şüphe tamamamen giderilmiş oldu.)
159.İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hi
dayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lanet ediciler lanet e
der.
160.Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkca ortaya
koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim.Ben tevbeyi
çokca kabul eden ve çokca esirgeyenim.
161.(Ayetlerimizi) inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'
ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onların üzerinedir.
162.Onlar ebediyen lanet içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir ne de
onların yüzlerine bakılır.
163.İlahınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur.O, rahmandır, rahim
dir. KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (17.03.2008 Saat 10:52 ) değiştirilmiştir..
| 
12.03.2008, 17:09
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.709
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.590 konuda 5.245 kere
|
24.jpg
Cüz:2, Sure:2 BAKARA SURESİ Sayfa:24
(Bundan önceki ayetlerde Allah'a ve O'nun gönderdiği dine karşı nankör
lük edenlerin nasıl kötü bir akıbete sürüklendikleri, onların ebediyen kö
tülenecekleri anlatılmıştır. Bundan sonraki ayetlerde ise, her insanda
en büyük ilahi nimet olan aklı herkesin yerli yerince kullanması, etrafı
na dikkat ve ibretle bakması için kainat olaylarına temas edilmiştir.Zira
hakkıyla düşünen, etrafına ibretle bakan kimse, mutlaka Allah'ı bulur.)
164.Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbi
ri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak de
nizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de ölü haldeki top
rağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüz
garları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendir
mesinde düşünen bir toplum için (Allah'ın varlığını ve birliğini isbatla
yan) birçok deliller vardır.
165.İnsanlardan bazıları Allah'tan başkasını Allah'a denk tanrılar edinir
de onları Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah'a olan sevgi
leri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördük
leri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu
ve Alah'ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi.
166.İşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidi
lenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve (o anda her iki taraf da) aza
bı görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır.
(Dünyadan hiç düşünmeden bazı kimseleri önder edinen, böylece ba
tıl yola giden kimseler ahirette o önderlerin kendilerinden uzaklaştıkları
nı görürler. Ancak her iki taraf da içine girecekleri azabı görecekler ve
ondan kurtuluş olmadığını anlayacaklardır. Dünyadakinin tersine, bu
sefer uyanlar konuşurlar, ama artık faydası yoktur.)
167.(Kötülere) uyanlar şöyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri
gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi
biz de onlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, işlerini, pişmanlık
ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar.
168.Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından
yeyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanı
nızdır.
169.O size ancak kötülüğü, çirkini ve Allah hakkında bilmediğiniz şey
leri söyleminizi emreder.
(Şeytan, insanın içinde bulunan kötü düşünce ve arzuları körükler, in
san nefsine kötülüğü sevdirir. Bu sebeple insanın kötülük yapmasını
kolaylaştırır. O yüzden Hz. Ebu Bekir: ''Büyük adam, nefsinin istekleri
ne uymayan kimsedir'' demiştir.) KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
---------------------------------------------------------------------- 25.jpg
Sayfa:25 BAKARA SURESİ Cüz:2,Sure:2
170.Onlara (müşriklere): Allah'ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar,
''Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız'' dediler. Ya ata
ları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?
171.(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kafirlerin durumu, sadece çoban
ın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar
sağırlar, dilsizler ve körlerdir.Bu sebeple düşünmezler.
(Bu ayetlerde insanların körükörüne eskiye bağlanmaları, yeni ortaya kon
muş fikirlere kulak vermemeleri kötülenmiş, bu konuda doğru olanın, akılcı
olarak hareket edilmesi olduğu söylenmiştir.
Zemahşeri'ye göre ayetin meali şöyledir: Kafirleri doğru yola çağıran da
vetçinin (Peygamber'in) durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey işitme
yenlere seslenen çobanın durumu gibidir.)
172.Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin,eğ
er siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin.
173.Allah size ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına ke
sileni haram kıldı. Her kim bunlardan birini mecbur kalırsa, başkasının hak
kına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur.
Şüphe yok kiAllah çokca bağışlayan ve çokca esirgeyendir.
(İslam'da zorluk yoktur.Zaruretler mahzurları ortadan kaldırır.Bir kimse elin
de olmayan sebeplerle haram olan bir yemek ya da bir işi işlemek zorunda
kalırsa, haddi aşmamak ve o şeyi devamlı helal saymamak şartıyla zaruret
miktarınca yiyebilir.Bu durumda dinen günah işlemiş sayılmaz.)
174.Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi (ahir zaman peygamberinin vasıflarını)
gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu, işte onların yeyip de karınla
rına doldurdukları, ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet günü Allah ne
kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can ya
kıcı bir azap vardır.
(Yahudi hahamları, Peygamberimizin Tevrat'ta zikredilen vasıflarını gizledi
ler ve yaptıkları bu kötü iş için de maddi karşılık aldılar. Ayette bunun ne
kötü bir davranış olduğu anlatılmaktadır.)
175.Onlar doğru yol karşılığında sapıklığı, mağfirete bedel olarak da azabı
satın almış kimselerdir.Onlar ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!
176.O azabın sebebi, Allah'ın, kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. (Buna
rağmen farlı yorum yapıp) kitapta ayrılığa düşenler, derin bir anlaşmazlığın
ın içine düşmüşlerdir.
(Allah Teala'nın Kur'an'ı hak olarak indirdiği apaçık ortada iken, ondaki ah
kamı; sağlam delillere dayanmadan kendi arzularına göre yorumlamak iste
yenlerin, gerçeklerden uzak kaldıkları ve içinden çıklımaz ayrılıklara düştük
leri, bu yüzden de hem dünyada hem de ahirette zarara uğrayacakları an
latılmıştır.) KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (17.03.2008 Saat 14:53 ) değiştirilmiştir..
| 
14.03.2008, 10:31
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.709
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.590 konuda 5.245 kere
|
26.jpg
Cüz:2,Sure:2 BAKARA SURESİ Sayfa:26
177.İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik,
o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, pey
gamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yok
sullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar,
namaz kılar, zekat verir.Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir.
Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu
vasıfları taşıyanlardır.Müttakiler ancak onlardır!
178.Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas size farz kılındı.Hüre hür,
köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öl
dürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkani
yete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir.Bu söy
lenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra
haddi aşarsa muhakkak onuniçin elem verici bir azap vardır.
(Bütün dinler, hukuk ve ahlak sistemleri, haksız olarak adam öldürmenin,
cana kıymanın büyük bir suç olduğunda birleşmişlerdir. Farklılık, bu suçun
önlenmesi için alınması gereken tedbirde kendini göstermektedir.İslam, su
ça iten sebepleri azami ölçüde ortadan kaldırmış, insanı iman, ibadet ve
ahlak terbiyesi ile olgunlaştırmak için gerekli tedbirleri almış, bütün bunlar
dan sonra da kısas adıyla ''cana kıyanın canına kıyılır'' kaidesini koymuş
tur. Haksız aflarla bir gün hürriyete kavuşmak ümidi içinde beslenen kim
selerin bu hali (hapis cezası) hiç de caydırıcı ve suçu önleyici bir tedbir
değildir. Kısası tazminata (diyete) çevirme hakkı, öldürme suçunun acı ne
ticelerine katlanmakta olan ölü yakınlarına (velilerine) aittir. Başkası bu
cezayı bağışlayamaz.)
179.Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır.Umulur ki suç işlemek
ten sakınırsınız.
(''Kısasta hayat vardır'' sözü, gerçekten dikkate değer bir ifadedir.Zira kıs
as tatbik edilirse bir kişinin öldürülmesiyle pek çok kimsenin yaşaması sağ
lanır. Çünkü cezasının ölüm olduğunu bilen kimse, bu suçu işlemeyecektir.)
[/color]
180.Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır bırakacaksa anaya, babaya,
yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah'tan korkanlar üzerine bir,
borçtur.
(Mirasla ilgili ayetler gelmeden önce, kişinin servetinden ana, baba ve ak
rabalarına bir miktar verilmesi için vasiyet etmesi emredilmiştir. Ancak,Ni
sa Suresinde gelen miras ayetleri ile herkesin hakkı kesin ve net olarak
belirlenmiş, Efendimiz de ''Allah her hak sahibine hakkını vermiştir.Bundan
sonra varise vasiyet yoktur'' buyurmuş, böylece yukarıdaki ayet nesh
edilmiştir. Fakat mirastan payı olmayan akraba ve düşkünlere, hayır mü
esseselerine vasiyet bakidir.Her müslüman gönüllü olarak servetinden is
tediği yere vasiyet edebilir.)
181.Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse,
günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi)
bilir.
(İslam'da vakıf müessesi hadislere dayanmakla birlikte sadaka-i cariye ma
hiyetinde olan ve ammeye hizmet veren vakıfları, bunların şekil ve şartları
nı haksız olarak değiştirenler de vasiyeti değiştirenler gibi telakki edilmiş,
bu ayeti birçok vakıf eşya üzerine ve vakıfnamelere yazılmıştır.) KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
------------------------------------------------------------------ 27.jpg
Sayfa:27 BAKARA SURESİ Cüz:2, Sure:2
182.Her kim, vasiyet edenin haksızlığa yahut günaha meyletmesinden en
dişe eder de (alakalıların) aralarını bulursa kendisine günah yoktur.Şüphe
siz Allah çok bağışlayan hem de esirgeyendir.
(Bundan sonra gelecek ayetlerde Allah Teala müslümana farz kılınan Rama
zan orucundan söz eder. Oruç, İslam'ın beş temelinden biridir. Orucun far
ziyeti Kur'an'da belirtilmiştir. Oruca tahsis edilen Ramazan ayı faziletli bir
aydır. Bu ayın fazileti, içinde Kadir gecesi bulunmasındandır. Kadir gecesi
nin üstünlüğü ise kendisinde Kur'an indirilmiş olmasındandır. Çünkü Kur'an
Ramazan ayında ve Kadir gecesinde topluca, levh-i mahfuzdan Beytü'l-
izze denilen makama indirilmiş ve yine Kadir gecesinde ilk olarak Hira dağ
ında, Peygamberimize vahiy olarak gelmeye başlamıştır. Buna göre Rama
zan ayının ve Kadir gecesinin üstünlüğü, Kur'an'ın bu ayda ve bu gecede
inmesinden ileri gelmektedir. Bu üstünlükleri sebebiyle Ramazan ayı, bü
yük bir ibadet olan oruca tahsis edilmiştir.)[/color]
183.Ey iman edenler! Oruç dizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılın
dığı gibi size de farz kılındı.Umulur ki korunursunuz.
184.Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim has
ta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder.
(İhtiyarlık veya şifa ümidi kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da)
oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.
Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha i
yidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha ha
yırlıdır.
185.Ramazan ayı, insanlara yol gösterici doğrunun ve doğruyu eğriden ay
ırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden Rama
zan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu o
lursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin
için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve
size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz
içindir.
(Dinde güçlük yoktur. Allah orucu emretmiştir. Oruç tutma şartları bulun
an kimseler oruç tutarlar.Hastalık, yolculuk gibi geçici bir engelden ötü
rü oruç tutamayan, sonra kaza eder.İhtiyarlık ve müzmin hastalık gibi de
vamlı özrü olanlar fidye verirler. Her türlü zahmete rağmen kendi arzusu i
le gönülden oruç tutan ve hayır yapanlar övülmüştür.)
186.Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onlara) : Ben çok yakınım.Ba
na dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım
da) benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.
(Rivayete göre bir bedevi Resulullah (s.a.v.)'a ''Rabbimiz yakın mıdır yok
sa uzak mıdır? Yakınsa ona fısıltı şeklinde dua edelim, uzaksa bağıralım''
dedi. Bunun üzerine ayet indi. Allah'ın istediği iman ve itaattir. Allah, i
man edip itaat edenlerin dualarını kabul edeceğini vadetmiştir. Gerçek
manada iman edip Allah'a kulluk edenlerin duası kabul olunur.) KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (17.03.2008 Saat 19:50 ) değiştirilmiştir..
| 
15.03.2008, 14:04
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.709
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.590 konuda 5.245 kere
|
28.jpg
Cüz:2,Sure:2 BAKARA SURESİ Sayfa:28
187.Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı.Onlar sizin
için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.Allah sizin kendinize kö
tülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (Ramazan
gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin.
Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edi
linceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın.Mescit
lerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin.Bun
lar Allah'ın koyduğu sınırlardır.Sakın bu sınırlara yaklaşmayın.İşte böyle
ce Allah ayetlerini insanlara açıklar.Umulur ki korunurlar.
(İslam'ın ilk zamanlarında farz olan Ramazan orucunu tutarken sahur ye
meği yoktu.Oruç tutan kimse, akşam orucunu açınca yatsı namazını kıl
ıp uyuyuncaya kadar yer içerdi.Bundan sonra yemek içmek ve kadınla
ra yaklaşmak haramdı.Bazı müslümanlar dayanamayıp kadınlarına yak
laştı.Bazıları iftardan sonra yorgunlukları sebebiyle hemen uyudukları
için, ertesi gün açlık ve susuzluktan baygınlık geçirdiler. Cenab-ı Allah
müminlere acıdı ve bir kolaylık olmak üzere bu ayeti indirdi.''Beyaz iplik
ve siyah iplik'' ifadelerinden maksadı, ''mine'l-fecr; tanyerinin ağarma
sından'' ilavesi açıklığa kavuşturmuştur. Buna göre orucun başlaması
gereken zaman (imsak), güneşin doğmasına değil, fecrin doğmasına,ya
ni tanyerinin ağarmaya başlamasına bağlıdır.İplik tabiri de, tanyeri, ağ
armasının başlangıcını ifade etmektedir.Aydınlık yayılıp yükselince, ar
tık ona ''beyaz iplik'' denemez. Aydınlığın başladığı an sahurun bittiği
ve imsakın başladığı, aynı zamanda sabah namazı vaktinin de girdiği
andır.)
188.Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin.Kendiniz bilip dururken,
insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları
hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.
(Bu ayette işaret edilmek istenen mana, daha ziyade rüşvet ve çıkarcı
lıktır.Binaenaleyh aldatma ve dalavere ile elde edilen bütün kazançlar ha
ramdır.)
189.Sana, hilal şeklinde yeni doğan ayları sorarlar. De ki: Onlar, insanlar
ve özellikle hac için vakit ölçüleridir. İyi davranış, aslara evlere arkaların
dangelip girmeniz değildir.Lakin iyi davranış, korunan (ve ölçülü giden)
Evlere kapılarından girin, Allah'tan korkun, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
(Peygamberimize yeni doğan hilalin önce incecik olması,sonra her gün bü
yümesi, dolunay olduktan sonra tekrar incelip kaybolması ve tekrar aynı
şekilde doğup devam etmesi sorulmuştu. Ayette verilen cevapta ''Ayın
bu şekildeki hareketi, kameri senenin hesap edilmesini, özellikle hac gün
lerinin bilinmesini sağlamaktır'' denildi.Ayrıca eskiden Araplar hac için ih
ram giydiklerinde veya hac dönüşünde evlere kapısından değil de arka
dan açılan bir delikten girmenin iyilik olduğuna inanırlardı.Yukarıdaki ayet
te bunun da yanlış olduğu anlatılmıştır.)
190.Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın.Sakın aş
ırı gitmeyin, çünkü Allah aşırıları sevmez. KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
------------------------------------------------------------- 29.jpg
Sayfa:29 BAKARA SURESİ Cüz:2,Sure:2
191.Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınız yerde öldürün.Sizi çıkar
dıkları yerden siz de onları çıkarın.Fitne, adam öldürdükten daha kötü
dür.Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaş
mayın.Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün.İşte
kafirlerin cezası böyledir.
192.Eğer onlar (savaştan) vazgeçerlerse, (şunu iyi bilin ki) Allah gafur
ve rahimdir.
193.Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için olun
caya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına
düşmanlık ve saldırı yoktur.
194.Haram ay haram aya karşılıktır.Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklı
dır.Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah'tan
korkun ve bilin ki Allah müttakilerle beraberdir.
(Resulullah (s.a.v.) hicretin altıncı yılında umre yapmak maksadıyla Mek
ke'ye doğru yola çıkmıştı.Mekke yakınlarındaki Hudeybiye'ye gelince müş
rikler Mekke'ye girmelerini önlediler.Orada çetin münakaşalar oldu.Sonun
da İslam tarihinin en mühim hadiselerinden biri olan Hudeybiye antlaşma
sı yapıldı.Bu antlaşmada yer alan maddelerden birine göre, müslümanlar
o sene Harem-i Şerif'i ziyaret etmeden geri dönecekler, gelecek sene
aynı haram ayı içinde Mescid'i ziyaret edip umre yapacaklardı.Müşrikler
bunu başarı saydılar.Allah, müslümanları ertesi sene aynı ayda Mescid-
i Haram'a getirdi.Böylece haram ay, haram aya karşılık oldu.
İslam hukukuna göre saldırıya ancak misli ile mukabele edilir, aşırı gitmek
suçtur.Bütün harplerde önce insanlar dine çağrılır.Müslüman olmayı yah
ut cizye vermeyi kabul etmeyenlerle savaşılır.)
195.Allah yolunda harcayın.Kendi ellerinizle kendinizi ttehlikeye atmayın.
Her türlü hareketinizde dürüst davranın.Çünkü Allah dürüstleri sever.
(Ayette geçen ''ihsan'' kelimesi, bir işi tam ve noksansız yapmak, işin
hakkını vermek ve dürüst olmak demektir.
Nitekim bir hadiste Resulullah (s.a.v.)'a ''İhsan nedir?'' diye sorulmuş. O
da : ''Allah'a, O'nu görüyormuş gibi kulluk etmendir, her ne kadar sen O'
nu görmüyorsan da, O seni görüyor'' buyurmuştur.Kulluk umumi bir davra
nıştır.Bu itibarla hadisteki manayı, özellikle ibadete yöneltmek doğru
değildir.Esasen Arapça'da ihsan, işi doğru dürüst yapmaktır. Onun için
işinin ehli olana ''muhsin'' denir.Tercüme bu anlayışa göre yapılmıştır.Sos
yal yardımı ve adaleti de içine alan ihsan ve infakı, ''tehlikeyi önleyen bir
tedbir'' olarak gösteren ayet, adaletin anarşiyi ve ihtilali önlediğine de iş
aret etmektedir.)
196.Haccı ve umreyi Allah için tam yapın.Eğer (bunlardan) alıkonursanız
kolayınıza gelen kurbanı gönderin.Kurban, yerine varıncaya kadar başları
nızı traş etmeyin.Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahat
sızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir.
(Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre
ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir.Kurban
kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi
olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi
Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir.Allah'tan korkun.Biliniz ki
Allah'ın vereceği ceza ağırdır. KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (18.03.2008 Saat 20:45 ) değiştirilmiştir..
| 
16.03.2008, 11:03
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008 Nerden: MERSİN
Mesajlar: 1.709
Teşekkür etti: 549
Teşekkür aldı: 1.590 konuda 5.245 kere
|
30.jpg
Cüz:2,Sure:2 BAKARA SURESİ Sayfa:30
197.Hac, bilinen aylardadır.Kim o aylarda hacca niyet ederse (ihramını gi
yerse), hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yö
nelmek, kavga etmek yoktur.Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir.(Ey mümin
ler! Ahiret için) azık edinin. Bilin ki azığın en hayırlısı takvadadır. Ey akıl
sahipleri! Benden (emirlerine muhalefetten) sakının.
(Eskiden Araplar, hac mevsiminde bir takım panayırlar kurarlar, orada çe
şitli sahalarda alışveriş yaparlardı.Bunlar o zaman cahiliye devri adetleri
ne göre cereyan ederdi.Müslümanlar bunları günah saydılar.Allah Teala a
şağıdaki ayetlerde bu hususa açıklık getirdi.)
198.Hac mevsiminde (ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu (kaz
ancı) aramanızda size herhangi bir günah yoktur.Arafat'tan ayrılıp akın
ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin ve O'nu size gösterdiği şekil
de anın.Şüphesiz siz daha önce yanlış gidenler idiniz.
(Diğer ibadetler gibi haccın da ferde ve topluma sayısız faydaları vardır.
Bunların en önemlilerini şu maddelerde toplayabiliriz:
1.İhram,tek tip ve basit bir elbisedir.Bütün hacı namzetleri bunu giyerek
sonradan edindikleri mal, mülk, rütbe, makam ve benzerlerini geride bıra
kır, tek farkın şahsi faziletten ibaret olduğu gerçek eşitliği yaşarlar.
2.Kefeni andıran ihram içinde yapılan Arafat vakfesi aynı zamanda bir
mahşer örneğidir.Bu manzara, belki bir ömür boyu insana ölümü ve haşri
hatırlatılır.
3.Çeşitli ırk ve kültürlere mensup müslümanların toplanmalarına vesile ol
an hac, bir ''maddi ve manevi değerler'' alışverişine vasıta olmakta, müs
lümanları birbirine yaklaştırmakta, problemlere ortak çözümler arama im
kanı vermektedir.
4.Kabe etrafında tavaf, tevhid fikrini temsil etmekte, farklı yönlere, fakat
daima Kabe'ye yönelerek kılınan namaz ''Nereye dönseniz Allah oradadır''
prensibini ruhlara işlemektedir.Metodlar, içtihadlar, kaanatlar farklı olabil
ir, ancak her şey Allah içindir, Allah rızasına yönelmelidir.)
199.Sonra insanların (sel gibi) aktığı yerden siz de akın. Allah'tan mağfir
et isteyin.Çünkü Allah affedici ve esirgeyicidir.
200.Hac ibadetlerinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da
ha kuvvetli bir şekilde Allah'ı anın.İnsanlardan öyleleri var ki: Ey Rabbimiz!
Bize dünyada ver, derler.Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur.
201.Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahiret
te de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler.
202.İşte onlar için, kazandıklarından büyük bir nasip vardır. (Şüphesiz)
Allah'ın hesabı çok süratlidir. KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
------------------------------------------------------------ 31.jpg
Sayfa:31 BAKARA SURESİ Cüz:2,Sure:2
203.Sayılı günlerde (eyyam-ı teşrikte telbiye ve tekbir getirerek) Allah'ı
anın.Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönmek isterse,
ona günah yoktur. Bunlar günahtan sakınanlar içindir. Allah'tan korkun
ve bilin ki hepiniz O'nun huzurunda toplanacaksınız.
(Aşağıda gelen üç ayet Ahnes b. Şurayk hakkında inmiştir. Güzel konuş
an ve yakışıklı bir kimse olan Ahnes, münafık idi.Resulullah'ın yanına gelir,
güzel sözlerle müslümanlık taslardı. Halbuki içi fenalık dolu idi. İşi gücü
müslümanlara zarar vermekti. İşte ayetlerde böyle güzel konuşan, hoş
görünen kimselere hemen kanmamak, iyice emin olmadan kimseye güven
memek gerektiği anlatılmıştır.)
204.İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında söyledikleri sen
in hoşuna gider.Hatta böylesi kalbinde olana (samimi olduğuna) Allah'ı şa
hit tutar.Halbuki o, hasımların en yamanıdır.
205.O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fe
sada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgun
culuğu sevmez.
206.Böylesine ''Allah'tan kork!'' denilince benlik ve gurur kendisini günaha
sevkeder. (Ceza ve azap olarak) ona cehennem yeter. O ne kötü yerdir!
207.İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah'ın rızasını almak için kendini ve
malını feda eder.Allah da kullarına şefkatlidir.
(İbn Abbas'tan gelen rivayete göre bu ayet Suheyb b. Sinan er-Rumi hak
kında inmiştir.Mekke müşrikleri bu zatı yakalamış, dininden döndürmek için
işkence etmişlerdi.Suheyb, Mekkelilere ''Ben ihtiyar bir adamım. Malım da
var.Sizden veya düşmanlarınızdan olmamın size bir zararı olmaz, ben bir
söz söyledim ondan caymayı iyi görmem, malımı ve eşyamı size verir, dini
mi sizden satın alırım'' demişti. Onlar buna razı olmuşlar, Suheyb'i salıver
mişlerdi.Oradan kalkıp Medine'ye gelirken bu ayet nazil oldu. Şehre girer
ken kendisine rastlayan Hz. Ebubekir, ''Alışverişin karlı olsun ya Suheyb''
demiş, o da ''Senin alışverişin de zarar etmesin'' cevabını vermiştir.) [/color]
208.Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden git
meyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.
209.Size (Kur'an ve Sünnet gibi) apaçık deliller geldikten sonra, eğer ba
rıştan saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah azizdir, hakimdir.
210.Onlar, ille de buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerinin gelmesi
ni mi beklerler? Halbuki iş bitirilmiştir.(Allah nizamı artık değişmez.) Bütün
işler yalnızca Allah'a döndürülür. KAYNAK:KUR'AN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ
Konu Dilnihad tarafından (19.03.2008 Saat 14:46 ) değiştirilmiştir..
| 
17.03.2008, 20:33
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Yeni Üye
Üyelik tarihi: 03.03.2008
Mesajlar: 3
Teşekkür etti: 1
Teşekkür aldı: 3 konuda 10 kere
| s.a sayfaları niye önizlemeli yapmadın | 
18.03.2008, 15:05
| |
mustafasasi isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:37 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |