Bayrak
6 Recep 1429
09 Temmuz 2008, Çarşamba
6 Recep 1429
09 Temmuz 2008, Çarşamba
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 61 (10 Kayıtlı ve 51 Misafir) bulunmaktadır.

Online  azadeyim, devr-i alem, DuaLar, HAvF & ReCa, su misali, Tugba iklimya, mesutizm


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Kur-an'ı Kerim » Haydi Herkes Kur'an-ı Kerim Okumaya


Cevapla
 
Seçenekler
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
120.jpg




Cüz:6,Sûre:5 MÂİDE SÛRESİ Sayfa:120



77.De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden

sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uy

mayın.




78.İsrailoğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlen

mişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.




79.Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vaz geçirmeye çalışmazlardı. Andol

sun yaptıkları ne kötüdür!




80.Onlardan çoğunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefisleri

nin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür: Al

lah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!




81.Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilmiş olana iman etmiş olsalar

dı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlar

dır.




82.İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak

yahudiler ile, şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakı

mından en yakın olarak da ''Biz hıristiyanlarız'' diyenleri bulacaksın. Çünkü on

ların içinde keşişler ve râhipler vardır. Onlar büyüklük taslamazlar.




(Tefsirlerde, bu âyetlerin bahis mevzuu ettiği hıristiyanların, Habeşistan'a

göç eden müslümanları iyi karşılayan ve onlara anlayış gösteren hıristiyanlar

veya Hz. Peygamber (s.a.v.) ile antlaşma yapan Necran hıristiyanları olduğu

zikredilmiştir. Ancak genel olarak da hıristiyanların, yahudilere ve müşriklere

nispetle müslümanlara karşı daha yakın oldukları bir gerçektir. Gerçi mutaass

ıp hıristiyanların birleşerek tertip ettikleri haclı seferleri tarihin acı sayfalarını

teşkil etmiştir. Bununla bereber dünyadan elini eteğini çekmiş râhipler ile hır

istiyan bilginlerinin ve bunların tesirinde kalan hıristiyanların İslâm'a nisbî ya

kınlıkları bir vâkıadır. Hz. Peygamber'in zuhurunda birçok râhip ve keşiş O'nu

sevgi ile karşılamış ve beklenen peygamber olduğunu itiraf etmişlerdir.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (21.05.2008 Saat 20:28 ) değiştirilmiştir..
eski 09.05.2008, 12:08 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #91
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Tecrübeli Üye
 
mor menekşe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 09.02.2008
Mesajlar: 232


 
 
Teşekkür etti: 3.095
Teşekkür aldı: 204 konuda 621 kere
allah razı olsun ablacım sağolun
eski 09.05.2008, 12:21 mor menekşe isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #92
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
121.jpg




Sayfa:121 MÂİDE SÛRESİ Cüz:7,Sûre:5



83.Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerin

den yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: ''Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka)

şahit olanlarla beraber yaz.''




84.''Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize

gelen gerçeğe iman etmeyelim?




85.Söyledikleri (bu) sözden dolayı Allah onlara, içinde devamlı kalmak üzere, ze

mininden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İyi hareket edenlerin

mükâfatı işte budur.




86.İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemlikler

dir.




87.Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize)

haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.




88.Allah'ın size helâl ve ve temiz olarak verdiği rızıklardan yeyin ve kendisine im

an etmiş olduğunuz Allah'tan korkun.




(Resûlullah (s.a.v.) bir sohbetlerinde kıyamet ve ahiretten bahsetmiş, sohbetin

tesirine kapılan Ali, İbn Mes'ûd, Mikdâd (r.a.) gibi bazı sahâbîler, Osman b. Maz'

ûn'un evinde toplanarak gündüzleri devamlı oruç tutmak, geceleri uyumadan na

maz kılmak, kadınlarının yanına gitmemek, et yememek ve eski püskü elbiseler

giymek suretiyle yaşamaya, kalan ömürlerini böyle geçirmeye, hatta kendilerini

kısırlaştırmaya azmetmişlerdi. Resûl-i Ekrem durumu haber alınca hemen yanları

na geldi ve şöyle buyurdu: ''Ben böyle bir kulluk şekli ile emrolunmadım. Vücut

ve nefislerinizin sizde hakkı vardır; oruç tutup namazı kılın, fakat aynı zamanda

orucunuzu açıp yeyin ve uyuyun. Ben namaz kılar ve uyurum, oruç tutar ve if

tar ederim, et yerim ve kadınlarıma yaklaşırım; benim yolumdan çıkan benden

değildir.'' İşte bu hâdise üzerine yukarıda meâllerini okuduğumuz âyetler gelmiş

tir.)




89.Allah, kasıtsız olarak çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fa

kat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti,

ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları

giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tut

malıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi

koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükreder

siniz!




(Allah üzerine bilerek yemin eden bir kimse yeminini yerine getirmelidir. Eğer ye

minle yapacağı iş haram ve kötü bir iş ise bu takdirde kötü işi yapmayacak, ye

mini bozacak ve keffâreti yerine getirecektir. Keffâret yeminden caymanın be

deli ve bağışlanma vasıtası olup âyette zikredilen ilk üç şeyden birini yapmakla

yerine gelir. Bunlara gücü yetmeyen de üç gün oruç tutar.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (23.05.2008 Saat 20:48 ) değiştirilmiştir..
eski 10.05.2008, 12:25 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #93
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
122.jpg




Cüz:7,Sûre:5 MÂİDE SÛRESİ Sayfa:122



90.Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları

birer şeytan işi pisliktir;bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.



91.Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; si

zi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeç

tiniz değil mi?




(İslâm'dan önce Araplarda çok yaygın bir şarap içme alışkanlığı bulunduğu iç

in Allah Teâlâ ilk müslümanları yavaş yavaş içki yasağına alıştırmış, önce on

un zararının faydasından çok olduğunu bildirmiş, sonra içkili namaz kılmayı

yasaklamış ve en sonunda bu âyetle kesin olarak sarhoşluk veren içkileri iç

meyi haram kılmıştır. Yine cahiliye devrinde Araplar on adet ok sapı ile bir ne

vi kumar ve şans oyunu oynarlardı. Bunların yedisinde bazı paylar yazılı idi,

üçü de boştu. Güvenilir bir kimse, bir torbanın içinden bunları, katılanlar adı

teker teker çekerdi. Dolu çıkanlar maldan hisselerini alır fakirlere verirlerdi.

Boş çıkanlar ise bu malın parasını öderlerdi. Kumarların belki de en nezihi ol

masına rağmen İslâm bunu da yasaklamış, ortaya mal ve para konarak oyna

nacak hiçbir şans oyununa izin vermemiş, fukaraya yardım edilecekse bunu

herkesin, helâl kazancından ayırarak etmesini istemiştir. Âyet içki ve kumar

yasağının en önemli içtimaî, ahlâkî ve dinî hikmetlerini açıklamıştır. İlgili hadis

ler ile ilim, bunlara ekonomik ve sıhhî sebepleri de eklemiştir.)






92.Allah'a itaat edin. Resûl'e de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer

(itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve

bildirmektir.





93.İman eden ve iyi işler yapanlara gelince, hakkyla sakınıp iman ettikleri

ve iyi işler yaptıkları, sonra yine hakkıyla sakınıp iman ettikleri, sonra da sakı

nıp yaptıklarını, ellerinden geldiğince güzel yaptıkları takdirde (haram kılın

madan önce) tattıklarından dolayı günah yoktur. (Önemli olan inandıktan

sonra iman ve iyi amelde sebattır.) Allah iyi ve güzel yapanları sever.





94.Ey iman edenler! Allah sizi ellernizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avlan

ma ile (onu yasak ederek) dener ki gizli de (kimsenin görmediği yerde, ger

çekten) kendisinden kimin korktuğu ortaya çıksın. Kim bundan sonra sınırı

aşarsa onun için acı bir azap vardır.




95.Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten

öldürürse öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kâbe'ye varacak

bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder (öldürülen

avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan

ibaret keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan)

işinin cezasını tatmış olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar

işlerse Allah da ondan karşılığını alır. Allah daima galiptir, öç alandır.





(Burada ''öç alan''dan maksat, kimsenin ettiğini yanına bırakmayan,

mazlumların intikamını alan demektir.)






KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (24.05.2008 Saat 14:19 ) değiştirilmiştir..
eski 11.05.2008, 15:50 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #94
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
123.jpg




Sayfa:123 MÂİDE SÛRESİ Cüz:7,Sûre:5




96.Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmanız için) de

niz avı yapmak ve onu yemek size helâl kılındı. İhramlı olduğunuz müddetçe

kara avı size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.




97.Allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın

boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini

doğrultmaya sebep kıldı. Bu da Allah'ın, göklerde ve yerde ne varsa hepsini

bildiğini ve Allah'ın her şeyi bilici olduğunu (sizin de anlayıp) bilmeniz içindir.





98.Biliniz ki Allah'ın cezalandırması çetindir ve yine Allah'ın bağışlaması ve es

irgemesi sınırsızdır.




99.Resûle düşen (vazife), ancak duyurmadır. Allah açıkladığınızı da gizlediği

nizi de bilir.




100.De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tu

hafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahiple

ri! Allah'tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.




(Bu âyet İslâm'ın kemiyetçi değil, keyfiyetçi olduğuna delâlet etmektedir. Ar

anacak olan çok değil, iyi, temiz ve helâl olandır.)





101.Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sorma

yın. Eğer Kur'ân indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına

göre) Allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah

çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.




(Resûl-i Ekrem (s.a.v.) ''Allah size haccı farz kıldı, hac vazifenizi yapınız'' de

diği zaman birisi kalkarak, ''Her sene mi yâ Resûlullah?'' demiş ve sorusunu

üç kere tekrarlamıştı. Peygamberimiz bir müddet sükût ettikten sonra ''Eğer

evet deseydim her sene farz olurdu; eğer her sene farz olsaydı buna da gü

cünüz yetmezdi'' buyurdu. Yukarıdaki âyetin geliş sebebi budur. Allah unut

tuğu için değil, affetiği, kolaylık dilediği için bazı şeyleri açıklamaz: sorular

sorarak işi güçleştirmek, teşrî hikmetine aykırıdır.)






102.Sizden önce de bir toplum onları sormuş, sonra da bunları inkâr eder ol

muştu.





103.Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fa

kat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da ka

faları çalışmaz.




(İslâm öncesi Arapların bâtıl inanç ve âdetlerinden biri de bazı sebep ve ba

hanelerle birtakım hayvanları putlara kurban etmeleri, onları putlar adına ser

best bırakmaları idi. Bu cümleden olarak beş kere doğuran ve beşinci yavru

su dişi olan deveye ''bahîra'' denir, kulağı çentilir, sağılmaz, sütü putlara bıra

kılırdı. Put namına serbest bırakılan ve sütünden yalnızca misafirlerin fayda

landığı develere ''sâibe'' denirdi. Biri erkek, diğeri dişi olmak üzere ikiz doğur

an koyun veya deveye ''vasîle'' derler, erkek yavruyu puta kurban ederlerdi.

On nesli dölleyen erkek deveye ''hâm'' denir, o da serbest bırakılırdı.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (24.05.2008 Saat 22:27 ) değiştirilmiştir..
eski 12.05.2008, 10:31 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #95
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
124.jpg




Cüz:7,Sûre:5 MÂİDE SÛRESİ Sayfa:124



104.Onlara, ''Allah'ın indirdiğine ve Resûl'e gelin'' denildiği vakit, ''Babalarımız

üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter'' derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve

doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?




105.Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kim

se size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık O, size yaptıkları bil

direcektir.





(Bu âyette nemelâzımcılık yoktur, âyeti böyle anlamak hatalıdır. İlgili âyet

ve hadislerin bütününü bir arada değerlendirdiğimiz zaman çıkan mana şudur

Herkes kendine, ailesine ve çevresine karşı vazifelerini yapmakla mükelleftir;

iyiliği emretme ve yayma, kötülüğü yasaklama ve önleme de bu vazife için

dedir. Kişi bütün bunları yaptıktan sonra başkalarının yoldan sapması ondan

sorulmaz ve ona zarar da veremez.




Hz. Ebubekir'in de açıklamaları da bunu teyit eder: Kays, O'nun bir hutbesin

de kendilerine şunu söylediğini nakletmiştir: ''Siz bu âyeti okuyorsunuz ve

yanlış tevil ediyorsunuz. Ben Allah Resûlünün şöyle dediğini duydum: İnsan

lar zalimi görüp de elinden tutarak mâni olmazlarsa Allah'ın onlara kendi kat

ından umumî bir azap göndermesi yakındır.)






106.Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden

adalet sahibi iki kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm

musibeti gelmişse sizden olmayan, başka iki kişi (şahit olsun). Eğer şüpheye

düşerseniz o iki şahidi namazdan sonra alıkor, ''Bu vasiyet karşılığında hiçbir

şeyi satın almayacağız, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptığımız)

şahitliği gizlemeyeceğiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkâr

lardan oluruz'' diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.





107.Bu şahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandıkları anlaşılır

sa, (şahitlerin) haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan (mirasçılar

dan) iki kişi onların yerini alır ve ''Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahit

liğinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi tak

dirde biz, elbette biz zalimlerden oluruz'' diye Allah'a yemin ederler.





108.Bu (usül), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden son

ra, yeminlerin (mirasçılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (çekin

melerine çare olarak) daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin.

Allah yoldan çıkmışlar topluluğuna rehberlik etmez.





(Vasiyet mübah şeyler, iyilik, ibadet ve hayırlarla ilgili olabileceği gibi, bir

gün hayattan ayrılması mukadder olan kişinin üzerindeki borçlarla ilgili de ola

bilir. Bu sonuncusu ile ilgili vasiyet farzdır. Vasiyetin zayi olmaması ve herhal

de yerine getirilmesi için alınacak tedbirler Allah tarafından yukarıdaki âyet

lerde tâlim edilmiştir.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (25.05.2008 Saat 21:21 ) değiştirilmiştir..
eski 13.05.2008, 13:09 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #96
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
125.jpg




Sayfa:125 MÂİDE SÛRESİ Cüz:7,Sûre:5




109.Allah'ın peygamberleri toplayıp da ''Size ne cevap verildi'' dediği gün,

''Bizim hiçbir bilgimiz yok, şüphesiz gizlilikleri hakkıyla bilen ancak sensin'' di

yeceklerdir.




110.Allah o zaman şöyle diyecek: ''Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene

(verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemiş

tim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşu

yordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiş

tim. Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da onu üflüyor

dun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan

doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarı

yordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerinr ap

açık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler, ''Bu, apaç

ık bir sihirden başka bir şey değildir'' demişlerdi.




(Bu âyette ve bundan sonraki âyetlerde zikredilen olağanüstü hadiseler mu

cizedir. Mucizeler, insanların gücünü aşan, onların yapmaları ''tabiat kanun

larına göre'' mümkün olmayan şeylerdir. Ancak tabiat kanunlarının da yaratı

cısı ve düzenleyicisi olan Allah, kullarının kolayca iman etmelerini, hidayete

kavuşmalarını temin maksadıyla peygamberine mucizeler lütfeylemiştir; bun

lar yalnızca Allah'ın izin ve kudretiyle, bildiğimiz sebepler zinciri dışında vücu

da gelmektedir.)






111.Hani havârîlere, ''Bana ve peygamberime iman edin'' diye ilham etmiş

tim. Onlar (da), ''İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslüman

lar) olduğumuza sen de şahit ol'' demişlerdi.




(Havârîler, peygamberimizin ashâbı gibi Hz. İsa'ya, O hayatta iken iman ed

en ve O'na sadâkat gösteren müminlerdir.)





112.Hani havârîler ''Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten, donatılmış bir

sofra indirebilir mi?'' demişlerdi. O, ''İman etmiş kimseler iseniz Allah'tan kork

un'' cevabını vermişti.




113.Onlar ''Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini

(kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz'' de

mişlerdi.





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (26.05.2008 Saat 22:04 ) değiştirilmiştir..
eski 14.05.2008, 08:56 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #97
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
126.jpg





Cüz:7,Sûre:5 MÂİDE SÛRESİ Sayfa:126



114.Meryem oğlu İsa şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki,

bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (muci

ze) olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.




115.Allah da şöyle buyurdu: Ben onu şüphesiz size indireceğim; ama bun

dan sonra içinizden inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmediğim azabı

ona edeceğim!




116.Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, ''Beni ve anamı, Allah'tan başka

iki tanrı bilin'' diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, ''Hâşâ! Seni tenzih ed

erim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim

sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zât

ında olanı bilmem. Gizlilikleri bilen yalnız sensin.





117.Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de

Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe on

lar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyi

ci sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.




118.Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini

yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin.''

dedi.



119.(Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğru

luklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zeminin

den ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'

ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.





120.Göklerin, yerin ve içlerindeki her şeyin mülkiyeti Allah'ındır, O, her şeye

hakkıyla kadirdir.




(İnsanoğlu bütün dünyaya sahip olsa bile bu büyük bir kazanç değildir; çün

kü bu sahiplik geçicidir ve mecâzîdir, asıl sahip Allah'tır. Ayrıca bugüne kad

ar keşfedilebilen, çapı on milyar ışık yıllık maddi kâinat yanında dünya bir

zerre değildir. ''Öyleyse dünya hayatında insan için en büyük kazanç nedir?''

denecek olursa, şüphesiz bu Allah rızasıdır. O'nun rızasını kazanan, iyi ve

güzel olan her şeyi kazanmıştır; öyle iyi ve güzel ki, dünyada ona insanların

eli değil, hayali bile ulaşamaz. Onun için müminlerin birbirine en hayırlı duası

ve teşekkürü ''Allah razı olsun!'' cümlesidir.)





KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (27.05.2008 Saat 17:41 ) değiştirilmiştir..
eski 15.05.2008, 15:15 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #98
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
127.jpg




Sayfa:127 EN'ÂM SÛRESİ Cüz:7,Sûre:6




(6)

ALTINCI SÛRE

EN'ÂM SÛRESİ



En'âm sûresi, 165 âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler Medine'de, diğ

erleri Mekke'de inmiştir. Sûrenin bazı âyetlerinde Arapların, kurban edilen hay

vanlarla ilgli birtakım gelenekleri kınandığı için sûreye En'âm sûresi denmiştir. En'

am; koyun, keçi, deve, sığır ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelime

dir.




Bismillâhirrahmânirrahîm




1.Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydılığı var eden Allah'a mahsus

tur. (Bunca âyet ve delillerden sonra kâfir olanlar (hâla) putları Rab'leri ile denk

tutuyorlar.




2.Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur. Bir

de O'nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz hâla şüphe edi

yorsunuz.




3.O göklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne

kazanacağınızı da bilir.



4.Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeyedursun, o âyetler

den ille de yüz çevirirler.



5.Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiğinde onu yalanlamışlardı. Fakat yakın

da onlara alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir.



(Âyette zikredilen ''Hak''tan maksat Kur'ân ile Peygamber Efendimiz' (s.a.v.) in

getirdiği diğer mucizelerdir.)




6.Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânla

rı kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin al

tından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları, günahları sebebiy

le helâk ettik ve onların ardında başka nesiller yarattık.




(Bu âyette Yüce Allah, geçmiş kavimlere verdiği nimetleri bildirmekte ve bu ni

metlere nankörlük edip Allah'a isyan edenlerin sonunda helâk olduklarını haber

vermektedir.)





7.Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tut

muş olsalardı, yine de inkâr ediciler: Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir,

derlerdi.




(Kur'ân-ı Kerîm ya Cebrail vasıtasıyla veya vastasızolarak Peygamberimize indir

ilmiştir. Hangi şekilde olursa olsun, indirilen âyetler, kitap halinde değil, sadece

okunarak Peygamber Efendimiz' (s.a.v.) e öğretilip ezberlettirilmiştir. İnkârcılar

âyetleri gördükleri ve işittikleri halde bu şekildeki bir vahyi kabul etmeyip, vah

yin yazılı belgeler halinde gelmesini istediler. Yüce Allah, bu âyette Kur'ân'ın on

ların istediği şekilde indirilmesi halinde bile kâfirlerin yine inkâr edeceğini bildir

mektedir. Zira daha önce Musa (s.a.)'a Tevrat yazılı belgeler halinde indirildiği

halde inanmayanlar yine inanmamışlardı.)




8.Muhammed'e (görebileceğimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eğer biz öyle

bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmaz

dı.




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (29.05.2008 Saat 13:32 ) değiştirilmiştir..
eski 16.05.2008, 12:20 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #99
Gönlün Muradı
(Konuyu Başlatan)
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.440 kere
128.jpg




Cüz:7,Sûre:6 EN'ÂM SÛRESİ Sayfa:128




9.Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan sûretine sokar

onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.




(Şimdi, peygamber insan olduğu için, ''Sen de bizim gibi insansın'' diyerek in

anmayan kâfirler, o zaman da meleği insan sûretinde görecekler ve ona ''Biz

senin melek olduğunu nereden bilelim; sen de bizim gibi bir insansın'' diyerek

onun melek olduğuna inanmayacaklar, getirdiklerini dinlemeyecekler ve pey

gamberliğini tasdik etmeyeceklerdi.)





10.Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay

edenleri alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti.



11.De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonu

nun nasıl olduğuna bakın!



12.(Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. ''Allah'ındır'' de. O

merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığından şüphe olmayan kı

yamet gününde elbette toplayacaktır.




13.Gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitendir, bil

endir.




14.De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'

tan başkasını mı dost edineceğim! De ki: Bana müslümanların ilki olmam em

redilşdi ve sakın müşriklerden olma! (denildi).




15.De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün (kıyamet

in) azabından korkarım.




16.O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte ap

açık kurtuluş budur.



17.Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek

yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse, (bunu da geri alacak yoktur). Şüphe

siz O her şeye kadirdir.



(Bu âyette hitap Peygamber (s.a.v.)'edir, ancak hüküm umumidir. Yani Allah

bir kimseye zarar vermek isterse bütün insanlık bir araya gelse o zararı gide

remez ve O'na Allah'ın takdir ettiğinden fazla fayda sağlayamaz. Bir kimseye

de Allah hayır murat etmişse bütün insanlık bir araya gelip o hayrı önlemek

isteseler bunu da yapamazlar. Çünkü hayrı da şerri de yaratan Allah'tır.)





18.O, kullarının üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. O, hüküm ve hikmet sa

hibidir, her şeyden haberdardır.




KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ

Konu Dilnihad tarafından (30.05.2008 Saat 13:43 ) değiştirilmiştir..
eski 17.05.2008, 12:37 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #100
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:24 .