Online Üye |
Şuan Forumda: 32 (1 Kayıtlı ve 31 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye | | | eee |  |
| | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 120.jpg
Cüz:6,Sûre:5 MÂİDE SÛRESİ Sayfa:120
77.De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden
sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uy
mayın.
78.İsrailoğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlen
mişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.
79.Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vaz geçirmeye çalışmazlardı. Andol
sun yaptıkları ne kötüdür!
80.Onlardan çoğunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefisleri
nin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür: Al
lah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!
81.Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilmiş olana iman etmiş olsalar
dı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlar
dır.
82.İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak
yahudiler ile, şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakı
mından en yakın olarak da ''Biz hıristiyanlarız'' diyenleri bulacaksın. Çünkü on
ların içinde keşişler ve râhipler vardır. Onlar büyüklük taslamazlar.
(Tefsirlerde, bu âyetlerin bahis mevzuu ettiği hıristiyanların, Habeşistan'a
göç eden müslümanları iyi karşılayan ve onlara anlayış gösteren hıristiyanlar
veya Hz. Peygamber (s.a.v.) ile antlaşma yapan Necran hıristiyanları olduğu
zikredilmiştir. Ancak genel olarak da hıristiyanların, yahudilere ve müşriklere
nispetle müslümanlara karşı daha yakın oldukları bir gerçektir. Gerçi mutaass
ıp hıristiyanların birleşerek tertip ettikleri haclı seferleri tarihin acı sayfalarını
teşkil etmiştir. Bununla bereber dünyadan elini eteğini çekmiş râhipler ile hır
istiyan bilginlerinin ve bunların tesirinde kalan hıristiyanların İslâm'a nisbî ya
kınlıkları bir vâkıadır. Hz. Peygamber'in zuhurunda birçok râhip ve keşiş O'nu
sevgi ile karşılamış ve beklenen peygamber olduğunu itiraf etmişlerdir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (21.05.2008 Saat 20:28 ) değiştirilmiştir..
| 
09.05.2008, 12:08
| |
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 09.02.2008
Mesajlar: 232
Teşekkür etti: 3.095
Teşekkür aldı: 204 konuda 619 kere
| allah razı olsun ablacım sağolun | 
09.05.2008, 12:21
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 121.jpg
Sayfa:121 MÂİDE SÛRESİ Cüz:7,Sûre:5
83.Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerin
den yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: ''Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka)
şahit olanlarla beraber yaz.''
84.''Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize
gelen gerçeğe iman etmeyelim?
85.Söyledikleri (bu) sözden dolayı Allah onlara, içinde devamlı kalmak üzere, ze
mininden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İyi hareket edenlerin
mükâfatı işte budur.
86.İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemlikler
dir.
87.Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize)
haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.
88.Allah'ın size helâl ve ve temiz olarak verdiği rızıklardan yeyin ve kendisine im
an etmiş olduğunuz Allah'tan korkun.
(Resûlullah (s.a.v.) bir sohbetlerinde kıyamet ve ahiretten bahsetmiş, sohbetin
tesirine kapılan Ali, İbn Mes'ûd, Mikdâd (r.a.) gibi bazı sahâbîler, Osman b. Maz'
ûn'un evinde toplanarak gündüzleri devamlı oruç tutmak, geceleri uyumadan na
maz kılmak, kadınlarının yanına gitmemek, et yememek ve eski püskü elbiseler
giymek suretiyle yaşamaya, kalan ömürlerini böyle geçirmeye, hatta kendilerini
kısırlaştırmaya azmetmişlerdi. Resûl-i Ekrem durumu haber alınca hemen yanları
na geldi ve şöyle buyurdu: ''Ben böyle bir kulluk şekli ile emrolunmadım. Vücut
ve nefislerinizin sizde hakkı vardır; oruç tutup namazı kılın, fakat aynı zamanda
orucunuzu açıp yeyin ve uyuyun. Ben namaz kılar ve uyurum, oruç tutar ve if
tar ederim, et yerim ve kadınlarıma yaklaşırım; benim yolumdan çıkan benden
değildir.'' İşte bu hâdise üzerine yukarıda meâllerini okuduğumuz âyetler gelmiş
tir.)
89.Allah, kasıtsız olarak çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fa
kat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti,
ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları
giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tut
malıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi
koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükreder
siniz!
(Allah üzerine bilerek yemin eden bir kimse yeminini yerine getirmelidir. Eğer ye
minle yapacağı iş haram ve kötü bir iş ise bu takdirde kötü işi yapmayacak, ye
mini bozacak ve keffâreti yerine getirecektir. Keffâret yeminden caymanın be
deli ve bağışlanma vasıtası olup âyette zikredilen ilk üç şeyden birini yapmakla
yerine gelir. Bunlara gücü yetmeyen de üç gün oruç tutar.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (23.05.2008 Saat 20:48 ) değiştirilmiştir..
| 
10.05.2008, 12:25
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 122.jpg
Cüz:7,Sûre:5 MÂİDE SÛRESİ Sayfa:122
90.Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları
birer şeytan işi pisliktir;bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
91.Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; si
zi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeç
tiniz değil mi?
(İslâm'dan önce Araplarda çok yaygın bir şarap içme alışkanlığı bulunduğu iç
in Allah Teâlâ ilk müslümanları yavaş yavaş içki yasağına alıştırmış, önce on
un zararının faydasından çok olduğunu bildirmiş, sonra içkili namaz kılmayı
yasaklamış ve en sonunda bu âyetle kesin olarak sarhoşluk veren içkileri iç
meyi haram kılmıştır. Yine cahiliye devrinde Araplar on adet ok sapı ile bir ne
vi kumar ve şans oyunu oynarlardı. Bunların yedisinde bazı paylar yazılı idi,
üçü de boştu. Güvenilir bir kimse, bir torbanın içinden bunları, katılanlar adı
teker teker çekerdi. Dolu çıkanlar maldan hisselerini alır fakirlere verirlerdi.
Boş çıkanlar ise bu malın parasını öderlerdi. Kumarların belki de en nezihi ol
masına rağmen İslâm bunu da yasaklamış, ortaya mal ve para konarak oyna
nacak hiçbir şans oyununa izin vermemiş, fukaraya yardım edilecekse bunu
herkesin, helâl kazancından ayırarak etmesini istemiştir. Âyet içki ve kumar
yasağının en önemli içtimaî, ahlâkî ve dinî hikmetlerini açıklamıştır. İlgili hadis
ler ile ilim, bunlara ekonomik ve sıhhî sebepleri de eklemiştir.)
92.Allah'a itaat edin. Resûl'e de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer
(itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve
bildirmektir.
93.İman eden ve iyi işler yapanlara gelince, hakkyla sakınıp iman ettikleri
ve iyi işler yaptıkları, sonra yine hakkıyla sakınıp iman ettikleri, sonra da sakı
nıp yaptıklarını, ellerinden geldiğince güzel yaptıkları takdirde (haram kılın
madan önce) tattıklarından dolayı günah yoktur. (Önemli olan inandıktan
sonra iman ve iyi amelde sebattır.) Allah iyi ve güzel yapanları sever.
94.Ey iman edenler! Allah sizi ellernizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avlan
ma ile (onu yasak ederek) dener ki gizli de (kimsenin görmediği yerde, ger
çekten) kendisinden kimin korktuğu ortaya çıksın. Kim bundan sonra sınırı
aşarsa onun için acı bir azap vardır.
95.Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten
öldürürse öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kâbe'ye varacak
bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder (öldürülen
avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan
ibaret keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan)
işinin cezasını tatmış olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar
işlerse Allah da ondan karşılığını alır. Allah daima galiptir, öç alandır.
(Burada ''öç alan''dan maksat, kimsenin ettiğini yanına bırakmayan,
mazlumların intikamını alan demektir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (24.05.2008 Saat 14:19 ) değiştirilmiştir..
| 
11.05.2008, 15:50
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 123.jpg
Sayfa:123 MÂİDE SÛRESİ Cüz:7,Sûre:5
96.Hem size hem de yolculara fayda olmak üzere (faydalanmanız için) de
niz avı yapmak ve onu yemek size helâl kılındı. İhramlı olduğunuz müddetçe
kara avı size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.
97.Allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın
boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini
doğrultmaya sebep kıldı. Bu da Allah'ın, göklerde ve yerde ne varsa hepsini
bildiğini ve Allah'ın her şeyi bilici olduğunu (sizin de anlayıp) bilmeniz içindir.
98.Biliniz ki Allah'ın cezalandırması çetindir ve yine Allah'ın bağışlaması ve es
irgemesi sınırsızdır.
99.Resûle düşen (vazife), ancak duyurmadır. Allah açıkladığınızı da gizlediği
nizi de bilir.
100.De ki: Pis ve kötü ile temiz ve iyi bir değildir; pis ve kötünün çokluğu tu
hafına gitse (yahut hoşuna gitse) de (bu böyledir). Öyleyse ey akıl sahiple
ri! Allah'tan korkunuz ki kurtuluşa eresiniz.
(Bu âyet İslâm'ın kemiyetçi değil, keyfiyetçi olduğuna delâlet etmektedir. Ar
anacak olan çok değil, iyi, temiz ve helâl olandır.)
101.Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sorma
yın. Eğer Kur'ân indirilirken onları sorarsanız size açıklanır. (Açıklanmadığına
göre) Allah onları affetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah
çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.
(Resûl-i Ekrem (s.a.v.) ''Allah size haccı farz kıldı, hac vazifenizi yapınız'' de
diği zaman birisi kalkarak, ''Her sene mi yâ Resûlullah?'' demiş ve sorusunu
üç kere tekrarlamıştı. Peygamberimiz bir müddet sükût ettikten sonra ''Eğer
evet deseydim her sene farz olurdu; eğer her sene farz olsaydı buna da gü
cünüz yetmezdi'' buyurdu. Yukarıdaki âyetin geliş sebebi budur. Allah unut
tuğu için değil, affetiği, kolaylık dilediği için bazı şeyleri açıklamaz: sorular
sorarak işi güçleştirmek, teşrî hikmetine aykırıdır.)
102.Sizden önce de bir toplum onları sormuş, sonra da bunları inkâr eder ol
muştu.
103.Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey (meşru) kılmamıştır. Fa
kat kâfirler, yalan yere Allah'a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da ka
faları çalışmaz.
(İslâm öncesi Arapların bâtıl inanç ve âdetlerinden biri de bazı sebep ve ba
hanelerle birtakım hayvanları putlara kurban etmeleri, onları putlar adına ser
best bırakmaları idi. Bu cümleden olarak beş kere doğuran ve beşinci yavru
su dişi olan deveye ''bahîra'' denir, kulağı çentilir, sağılmaz, sütü putlara bıra
kılırdı. Put namına serbest bırakılan ve sütünden yalnızca misafirlerin fayda
landığı develere ''sâibe'' denirdi. Biri erkek, diğeri dişi olmak üzere ikiz doğur
an koyun veya deveye ''vasîle'' derler, erkek yavruyu puta kurban ederlerdi.
On nesli dölleyen erkek deveye ''hâm'' denir, o da serbest bırakılırdı.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (24.05.2008 Saat 22:27 ) değiştirilmiştir..
| 
12.05.2008, 10:31
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 124.jpg
Cüz:7,Sûre:5 MÂİDE SÛRESİ Sayfa:124
104.Onlara, ''Allah'ın indirdiğine ve Resûl'e gelin'' denildiği vakit, ''Babalarımız
üzerinde bulduğumuz (yol) bize yeter'' derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve
doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?
105.Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kim
se size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık O, size yaptıkları bil
direcektir.
(Bu âyette nemelâzımcılık yoktur, âyeti böyle anlamak hatalıdır. İlgili âyet
ve hadislerin bütününü bir arada değerlendirdiğimiz zaman çıkan mana şudur
Herkes kendine, ailesine ve çevresine karşı vazifelerini yapmakla mükelleftir;
iyiliği emretme ve yayma, kötülüğü yasaklama ve önleme de bu vazife için
dedir. Kişi bütün bunları yaptıktan sonra başkalarının yoldan sapması ondan
sorulmaz ve ona zarar da veremez.
Hz. Ebubekir'in de açıklamaları da bunu teyit eder: Kays, O'nun bir hutbesin
de kendilerine şunu söylediğini nakletmiştir: ''Siz bu âyeti okuyorsunuz ve
yanlış tevil ediyorsunuz. Ben Allah Resûlünün şöyle dediğini duydum: İnsan
lar zalimi görüp de elinden tutarak mâni olmazlarsa Allah'ın onlara kendi kat
ından umumî bir azap göndermesi yakındır.)
106.Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden
adalet sahibi iki kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm
musibeti gelmişse sizden olmayan, başka iki kişi (şahit olsun). Eğer şüpheye
düşerseniz o iki şahidi namazdan sonra alıkor, ''Bu vasiyet karşılığında hiçbir
şeyi satın almayacağız, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptığımız)
şahitliği gizlemeyeceğiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkâr
lardan oluruz'' diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.
107.Bu şahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandıkları anlaşılır
sa, (şahitlerin) haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan (mirasçılar
dan) iki kişi onların yerini alır ve ''Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahit
liğinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi tak
dirde biz, elbette biz zalimlerden oluruz'' diye Allah'a yemin ederler.
108.Bu (usül), şahitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden son
ra, yeminlerin (mirasçılar tarafından) reddedilmesinden korkmalarına (çekin
melerine çare olarak) daha uygundur. Allah'tan korkun ve (O'nu) dinleyin.
Allah yoldan çıkmışlar topluluğuna rehberlik etmez.
(Vasiyet mübah şeyler, iyilik, ibadet ve hayırlarla ilgili olabileceği gibi, bir
gün hayattan ayrılması mukadder olan kişinin üzerindeki borçlarla ilgili de ola
bilir. Bu sonuncusu ile ilgili vasiyet farzdır. Vasiyetin zayi olmaması ve herhal
de yerine getirilmesi için alınacak tedbirler Allah tarafından yukarıdaki âyet
lerde tâlim edilmiştir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (25.05.2008 Saat 21:21 ) değiştirilmiştir..
| 
13.05.2008, 13:09
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 125.jpg
Sayfa:125 MÂİDE SÛRESİ Cüz:7,Sûre:5
109.Allah'ın peygamberleri toplayıp da ''Size ne cevap verildi'' dediği gün,
''Bizim hiçbir bilgimiz yok, şüphesiz gizlilikleri hakkıyla bilen ancak sensin'' di
yeceklerdir.
110.Allah o zaman şöyle diyecek: ''Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene
(verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemiş
tim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşu
yordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiş
tim. Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da onu üflüyor
dun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan
doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarı
yordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerinr ap
açık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler, ''Bu, apaç
ık bir sihirden başka bir şey değildir'' demişlerdi.
(Bu âyette ve bundan sonraki âyetlerde zikredilen olağanüstü hadiseler mu
cizedir. Mucizeler, insanların gücünü aşan, onların yapmaları ''tabiat kanun
larına göre'' mümkün olmayan şeylerdir. Ancak tabiat kanunlarının da yaratı
cısı ve düzenleyicisi olan Allah, kullarının kolayca iman etmelerini, hidayete
kavuşmalarını temin maksadıyla peygamberine mucizeler lütfeylemiştir; bun
lar yalnızca Allah'ın izin ve kudretiyle, bildiğimiz sebepler zinciri dışında vücu
da gelmektedir.)
111.Hani havârîlere, ''Bana ve peygamberime iman edin'' diye ilham etmiş
tim. Onlar (da), ''İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslüman
lar) olduğumuza sen de şahit ol'' demişlerdi.
(Havârîler, peygamberimizin ashâbı gibi Hz. İsa'ya, O hayatta iken iman ed
en ve O'na sadâkat gösteren müminlerdir.)
112.Hani havârîler ''Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten, donatılmış bir
sofra indirebilir mi?'' demişlerdi. O, ''İman etmiş kimseler iseniz Allah'tan kork
un'' cevabını vermişti.
113.Onlar ''Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini
(kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz'' de
mişlerdi. KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (26.05.2008 Saat 22:04 ) değiştirilmiştir..
| 
14.05.2008, 08:56
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 126.jpg
Cüz:7,Sûre:5 MÂİDE SÛRESİ Sayfa:126
114.Meryem oğlu İsa şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki,
bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir âyet (muci
ze) olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.
115.Allah da şöyle buyurdu: Ben onu şüphesiz size indireceğim; ama bun
dan sonra içinizden inkâr ederse, kâinatta hiç bir kimseye etmediğim azabı
ona edeceğim!
116.Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, ''Beni ve anamı, Allah'tan başka
iki tanrı bilin'' diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, ''Hâşâ! Seni tenzih ed
erim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim
sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zât
ında olanı bilmem. Gizlilikleri bilen yalnız sensin.
117.Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de
Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe on
lar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyi
ci sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.
118.Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini
yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin.''
dedi.
119.(Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğru
luklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zeminin
den ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'
ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.
120.Göklerin, yerin ve içlerindeki her şeyin mülkiyeti Allah'ındır, O, her şeye
hakkıyla kadirdir.
(İnsanoğlu bütün dünyaya sahip olsa bile bu büyük bir kazanç değildir; çün
kü bu sahiplik geçicidir ve mecâzîdir, asıl sahip Allah'tır. Ayrıca bugüne kad
ar keşfedilebilen, çapı on milyar ışık yıllık maddi kâinat yanında dünya bir
zerre değildir. ''Öyleyse dünya hayatında insan için en büyük kazanç nedir?''
denecek olursa, şüphesiz bu Allah rızasıdır. O'nun rızasını kazanan, iyi ve
güzel olan her şeyi kazanmıştır; öyle iyi ve güzel ki, dünyada ona insanların
eli değil, hayali bile ulaşamaz. Onun için müminlerin birbirine en hayırlı duası
ve teşekkürü ''Allah razı olsun!'' cümlesidir.) KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (27.05.2008 Saat 17:41 ) değiştirilmiştir..
| 
15.05.2008, 15:15
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 127.jpg
Sayfa:127 EN'ÂM SÛRESİ Cüz:7,Sûre:6 (6) ALTINCI SÛRE EN'ÂM SÛRESİ
En'âm sûresi, 165 âyettir. 91, 92, 93 ve 151, 152, 153. âyetler Medine'de, diğ
erleri Mekke'de inmiştir. Sûrenin bazı âyetlerinde Arapların, kurban edilen hay
vanlarla ilgli birtakım gelenekleri kınandığı için sûreye En'âm sûresi denmiştir. En'
am; koyun, keçi, deve, sığır ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelime
dir. Bismillâhirrahmânirrahîm
1.Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydılığı var eden Allah'a mahsus
tur. (Bunca âyet ve delillerden sonra kâfir olanlar (hâla) putları Rab'leri ile denk
tutuyorlar.
2.Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O'dur. Bir
de O'nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz hâla şüphe edi
yorsunuz.
3.O göklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne
kazanacağınızı da bilir.
4.Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeyedursun, o âyetler
den ille de yüz çevirirler.
5.Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiğinde onu yalanlamışlardı. Fakat yakın
da onlara alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir.
(Âyette zikredilen ''Hak''tan maksat Kur'ân ile Peygamber Efendimiz' (s.a.v.) in
getirdiği diğer mucizelerdir.)
6.Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânla
rı kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin al
tından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları, günahları sebebiy
le helâk ettik ve onların ardında başka nesiller yarattık.
(Bu âyette Yüce Allah, geçmiş kavimlere verdiği nimetleri bildirmekte ve bu ni
metlere nankörlük edip Allah'a isyan edenlerin sonunda helâk olduklarını haber
vermektedir.)
7.Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tut
muş olsalardı, yine de inkâr ediciler: Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir,
derlerdi.
(Kur'ân-ı Kerîm ya Cebrail vasıtasıyla veya vastasızolarak Peygamberimize indir
ilmiştir. Hangi şekilde olursa olsun, indirilen âyetler, kitap halinde değil, sadece
okunarak Peygamber Efendimiz' (s.a.v.) e öğretilip ezberlettirilmiştir. İnkârcılar
âyetleri gördükleri ve işittikleri halde bu şekildeki bir vahyi kabul etmeyip, vah
yin yazılı belgeler halinde gelmesini istediler. Yüce Allah, bu âyette Kur'ân'ın on
ların istediği şekilde indirilmesi halinde bile kâfirlerin yine inkâr edeceğini bildir
mektedir. Zira daha önce Musa (s.a.)'a Tevrat yazılı belgeler halinde indirildiği
halde inanmayanlar yine inanmamışlardı.)
8.Muhammed'e (görebileceğimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eğer biz öyle
bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmaz
dı. KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (29.05.2008 Saat 13:32 ) değiştirilmiştir..
| 
16.05.2008, 12:20
| | | Gönlün Muradı (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| 128.jpg
Cüz:7,Sûre:6 EN'ÂM SÛRESİ Sayfa:128
9.Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan sûretine sokar
onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.
(Şimdi, peygamber insan olduğu için, ''Sen de bizim gibi insansın'' diyerek in
anmayan kâfirler, o zaman da meleği insan sûretinde görecekler ve ona ''Biz
senin melek olduğunu nereden bilelim; sen de bizim gibi bir insansın'' diyerek
onun melek olduğuna inanmayacaklar, getirdiklerini dinlemeyecekler ve pey
gamberliğini tasdik etmeyeceklerdi.)
10.Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay
edenleri alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti.
11.De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonu
nun nasıl olduğuna bakın!
12.(Onlara) Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. ''Allah'ındır'' de. O
merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığından şüphe olmayan kı
yamet gününde elbette toplayacaktır.
13.Gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitendir, bil
endir.
14.De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'
tan başkasını mı dost edineceğim! De ki: Bana müslümanların ilki olmam em
redilşdi ve sakın müşriklerden olma! (denildi).
15.De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün (kıyamet
in) azabından korkarım.
16.O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte ap
açık kurtuluş budur.
17.Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek
yoktur. Ve eğer sana bir hayır verirse, (bunu da geri alacak yoktur). Şüphe
siz O her şeye kadirdir.
(Bu âyette hitap Peygamber (s.a.v.)'edir, ancak hüküm umumidir. Yani Allah
bir kimseye zarar vermek isterse bütün insanlık bir araya gelse o zararı gide
remez ve O'na Allah'ın takdir ettiğinden fazla fayda sağlayamaz. Bir kimseye
de Allah hayır murat etmişse bütün insanlık bir araya gelip o hayrı önlemek
isteseler bunu da yapamazlar. Çünkü hayrı da şerri de yaratan Allah'tır.)
18.O, kullarının üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. O, hüküm ve hikmet sa
hibidir, her şeyden haberdardır. KAYNAK:KUR'ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEÂLİ
Konu Dilnihad tarafından (30.05.2008 Saat 13:43 ) değiştirilmiştir..
| 
17.05.2008, 12:37
| |  | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:09 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |