| Gönlün Muradı
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 908
Yarışma Puanı: 840 Teşekkür etti: 191
Teşekkür aldı: 809 konuda 2.433 kere
| İnsan Hırsına Düşkündür -1 İNSAN HIRSINA DÜŞKÜNDÜR: MEARİÇ 19-21 FECR 16-20
Meariç Suresi (sure 70) sf:567 44 Ayet
Bismillahirrahmanirrahim
19.Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız yaratılmıştır.
20.Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder.
21.Ona imkan verildiğinde ise pinti kesilir.
KURAN-I KERİM VE AÇIKLAMALI MEALİ SF:568
Hak Dini Kur'an Dili Cilt: 8 Sure:70 Meariç Suresi Ayet Sayısı:44
Sf:329-344
19. Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.
20. Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır.
21. Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.
22. Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.
23. Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar.
24. Onların mallarında belli bir hak vardır.
25. İsteyen için ve istemekten utanan yoksul için.
26. Onlar ki ceza gününü tasdik ederler.
27. Rablerinin azabından korkarlar.
28. Çünki Rablerinin azabına güven olmaz.
29. Onlar ki ırzlarını korurlar.
30. Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara karşı
yaklaştıklarında kınanmazlar.
31. Bundan ötesini isteyenler, işte onlar haddi aşanlardır.
32. Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
33. Şahitlikerinde dürüsttürler.
34. Namazlarına devam ederler.
35. İşte bunlar cennetlerde ağırlanır.
Helu, esasında bir çabukluk manası bulunan, bir taraftan tahammülsüzlük,
mızıkçılık; bir taraftan da siddet ve hırs gibi farklı kavram arasında bir huy
suzluk ifade eden, manası tam açık olmayan bir vasıftır ki, şu iki ayet ile
izahı yapılmıştır. Kendisine kötülük dokunduğu zaman çok sızlanır. Kendisi
ne mesela bir ağrı, bir sıkıntı,bir yoksulluk,hastalık gibi bir acı dokundu mu
kıvranır, sızlanır, feryat eder, dayanamaz, başkalarından medet bekler. Yi
ne kendisine bir hayır dokunduğu zaman da kıskanır.Mesela bir servete, bir
sıhhate, bir makama kondu mu hırsından, kıskançlığından kimseye birşey
vermek istemez, ağladığı günü derhal unutur.Başı ağrıdığı zaman, herşey
den ümit bekleyen o mızmız adam; bu kez kuvvet bulunca kimseye bir lok
ma vermemek, hayra engel olmak için sımsıkı bir afacan kesilir. Hakka ve
hayra sırtını çevirir. Eline geçeni toplayıp yığmaya, saklamaya çalışır.O'nun
için de o salgın ateş onu çağırır.
Ancak namaz kılan o müminler;o huydan,o ahlaksızlıktan,o azaptan,o kötü
sonuçtan istisna edilmişlerdir.Onlar aşağıdaki gibi güzel huylarla nitelen
miş olup, cennetlerde ikram göreceklerdir.O huylardan:
Birincisi: Namazlarına devamlıdırlar.Sadece ''onun farz olduğuna inandım'', de
mekle kalmayıp Allah'ın emrettiği,Peygamber'in öğrettiği şekilde bilinen namaz
larını terk etmeksizin devamlı kılmayı da huy edinmişlerdir.Allah'ı ve emirlerini
unutmazlar.
İkincisi:Mallarında (sade nasıl isterse öyle verecekleri nafile bir yardım değil,
malına göre) belirli oranda bilinen bir hak,yerine getirilmesi farz bir Allah bor
cu olmak üzere bir vergi vardır.Buna inanıp da, dilenen ihtiyaç sahiplerine ve
dilenmeyi gururlarına yediremedikleri için dilenmediklerinden dolayı zengin zan
nedilen fakat hiçbir kazançları bulunmayan yoksullara o hakkı seve seve iyi
niyetle bizzat veya vekilleri vasıtasıyla verirler. (bilgi için Zariyat Suresi ,
51/19 tefsirine bakınız.)
Üçüncüsü: Din gününün (iyi veya kötü amellerinin cezasının verileceği haşır,
neşir ve hesap gününü) tasdik ederler.İmanlarında doğru olduklarını gösterir
ler.Yani hakkı ve hukuku tanıyıp ahirette verilecek sevaba iman ederek bed
enle ve malla ilgili ibadetleri yapmak için çalışırlar, nefislerini zahmete koşar,
ceza gününe inandıklarını böyle bizzat yaptıkları işlerle kanıtlarlar.Burada a
hiret gününü tasdikten maksadın sadece kalp veya dil ile yapılan ve teori
de kalan bir tasdikten ibaret kalmayıp bizzat yaparak kanıtlamak manasına
olduğu,bu tasdikin namaz ve zekattan sonra ameli ibadetler arasında sayıl
masından ve bunun onlardaki ihlas ile samimiyet anlatılırken söylenmiş olma
sından anlaşılır.
Dördüncüsü: Rablerinin azabından korku üzere bulunurlar, kendilerine acıya
rak azaptan korku ve sakınma üzere bulunurlar.Görevlerinde, yapmaları ge
reken işlerde kusur etmiş veya yasak olan birşeye atılmış bulunmak ve Hak
ka layık işler yapamamış olmak endişesiyle korkar dururlar.Güzel güzel işler
yapmakla beraber çalıştıkları, yaptıkları işlere güvenmezler, sonunda varıp
kavuşacakları Allah'a karşı onları büyük bir şey yapmış gibi saymayıp küçük
görürler. O'nun huzuruna çıkacakarını düşünerek;'' Rablerinin huzuruna dö
neceklerinden kalpleri çarparak, zekatlarını verenler....'' ( Müminun, 23/60)
övgüsü üzerine kalpleri titreye titreye çalışırlar.Çünkü Rablerinin azabından
emin olunamaz. Aman verilmiş, kendisinden güvence alınmış değildir.Zira in
san için bu dünyada herşeyi çözümlemiş, bütün görevlerini yerine getirmiş
ve sakınılması gereken herşeyden sakınmış bulunduğunu iddia mümkün
olmadığı gibi,kaderin sırrı da bilinmemektedir.İnsanın bugüne kadar hiç kusur
işlememiş olduğu varsayılsa bile yarın nasıl bir durum kazanacağını Allah'tan
başkası bilmez.
Beşincisi: Irzlarını, apışlarını korurlar,kimseye açmazlar. Ancak hanımlarına ve
ellerinin kazandığı, mülkleri altındaki cariyelerine başka. Çünkü onlara karşı
kınanmazlar.Falancanın üç dört zevcesi var, mülkü altında şu kadar cariye
var diye övülmeleri gerekmezse de, kınanmazlar ve yerilmezler. Kimsenin
onları edebe, hukuka ve şeriata aykırı davranıyor görerek kınamaya ve yer
meye hakkı yoktur. Zira hanımları nikah akdi, cariyeleri de onların mülkü ol
malarıyla kendilerine helal olmuşlardır.Fakat ondan ötesini isteyenler, nikah
lı eşlerinin ve mülkleri altında bulunan cariyelerin dışında zevk aracı arayan,
ırzlarını korumayan, harama açılan, gayrı meşru ilişkide bulunan ve fuhuş ya
pan kişi, gerek erkek, gerek hanım , işte onlar haddi aşan,sınır tanımaz ki
şilerdir.Onlar her türlü kınama ve yermeye, yasaklama ve engellemeye la
yıktırlar.
Altıncısı: Onlar emanetlerine ve verdikleri sözlere uyarlar.Kendilerine ema
net edilen söz, hal, fiil, mal, Allah haklarına ve kul haklarına;Allah'a ve kul
larına, ailelerine, çoluk - çocuklarına, mülkleri altında bulunanlara, komşuları
na, yabancılara ve yakınlarına vermiş oldukları ahit ve sözlere uyarak onla
rı tutarlar, bozmaktan sakınırlar.Şeriatın bütün hakları birer emanet olduğu
gibi, yüce Allah'ın kullarına vermiş olduğu uzuv, mal, çoluk- çocuk , ma
kam ve diğer nimetlerin hepsi de emanettir. Onları kullanılması gereken ye
rin dışında kullananlar emanete hainlik etmiş olurlar. Buhari ve Müslim'de
İbnü Ömer'den rivayet edildiği üzere dört huy kendisinde bulunan katıksız
münafık olur. Kendisinde bu dört huydan birisi bulunan da münafıklıktan bir
huy, bir alamet bulunmuş olur. ''Emanet verildiği zaman hainlik eden,
söz söylediği zaman yalan söyleyen, söz verdiği sözünde durmayan, düş
manlığa kalkıştığı zamanda edepsizlik eden, yalan ve ftira ile edepsiz
liğe sapan.'' (1)
Beyhaki'nin ''Şuab-ı İman'' da Hz. Enes'ten rivayet ettiği bir hadise göre;
Peygamberimiz (s.a.v.) bir hutbesinde şöyle buyumuştur:''Haberiniz olsun
ki, emaneti olmayan kimsenin imanı yoktur. Ahdi olmayanın da dini yoktur.''
1. Buhari, İman, 24; Mezalim, 17;Cizye, 17; Müslim, İman,106; Tirmizi, İm
an, 14; Nesai, İman, 20; Ahmed b. Hanbel, II , 189, 198, 200.
2. Ahmed b. Hanbel, III , 135,154, 210, 251.
Yedincisi: Şahitliklerinde dürüsttürler.Doğru, dürüst, adaletle şahitlik yap
arlar, şahit oldukları şeyin hiçbir noktasını gizlemeden, eğip bükmeden
dosdoğru şahitlik ederler. Bu özellik, emanet kavramı kapsamına girmek
le beraber,önemini açıklamak için özellikle zikredilmiştir.
Sekizincisi: Namazlarını koruyucu olurlar.Ta başta namaza devam söylenil
dikten sonra , sonunda da namazın korunmasının ayrıca söylenmesi
hakkında tefsirciler şöyle demişlerdir: Namaz vakitleri açısından, namazın
hiçbir vakit terkedilmemesi için, 'namazlarına devam ederler ' denilmiş;
namazdan önce, namaz kılarken ve namazdan sonra yapılacak işlere özen
göstererek en mükemmel bir şekilde olmasına dikkat etmek için de ''nam
azlarını korurlar'' denilmiştir.
Namazdan Önceki İşler;Namazın mükemmel bir şekilde kılınabilmesi için vak
tinden evvel gözetilmesi gereken hazırlıklar, vakitlerin girişine kalben il
gi göstererek dikkat, abdest ve temizliğe özen göstermek;avret yerlerini
örtmek, kıbleyi aramak, temiz elbise, temiz yer ve mükemmel olmak için
cemaat ve camii gibi hususlara dikkat etmek, namazdan evvel kalbini
vesveseden, Allah'tan başka şeylere çevirmekten arındırıp kalp huzuru
bulmaya, gösterişten sakınmaya çalışmak.
Namaz Kılarken Yapılacak İşler; Namazın Allah'ın huzuruna yükselten bir
miraç olduğunu düşünerek ve hikmetini bilerek sağa sola dönmeksizin,
okurken ve zikrederken kalp huzuru üzere bulunmak.
Namazdan Sonra Yapılacak İşler; Namazdan sonra boş söz ve işlerden,
günaha girmekten sakınmak.Bununla birlikte, bütün bunları yapabilmek iç
in en önemli bir şart daha vardır ki, o da namazın ''korku namazı''
halinde kalmaması ve namazı kılmaya engel olacak bir dış düşman saldı
rısına düşüverilmemesi için esenlik içinde bir vatan,bir İslam yurdu ve bu
rada iyiliği emir, kötülükten nehiy ile huzur ve sükunu gözetecek bir
toplumun gerekli olduğu bilincine vararak o hususta gereğine göre kara
kol ve cihad görevine hazır bulunmak, yani Allah'tan başka hiçbirşey
den korkmayacak bir durumda bulunmak üzere korunmaktır.Tevbe Sure'
sinde geçtiği üzere,''Allah'ın mescitlerini ancak, Allah'a ve ahiret gününe
inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan
kimseler imar ederler.'' (Tevbe 9/18) Yoksa namaza devam ihtimali kalmaz.
Bu şekilde müslümanların taşıdığı bu sekizinci özellik, İslam'da toplum ku
rumuyla asayiş,yönetim ve askerlik işlerinin namazı koruma gayesiyle özel
likle ilgili olması gereğini anlatmıştır. Dolayısıyla namaza devam ederken,
namazın önünde ve sonunda bu koruyuculuk görevini unutmamak gerek
tiği gibi, korurkende namaza devamı unutmamak ve onu korumak üzere
yapmak gerekir. Gerçi bu sure Mekke'de inmiş olması ve Mekke'de henüz
savaşa dair bir emir inmemiş bulunması itibarıyla orada askerlik işleri söz ko
nusu olamaz ise, askerlik işlerinin hazırlanmasıyla ilgili böyle esaslar da yok
değildir.
Görülüyor ki, burada bu sekiz özelliğin başı ve sonu namaz ile çercevelene
rek,hepsi de namaz kılan kişinin niteliği olarak özetlenmiş ve bu şekilde
namazın dinin direği olduğu anlatılmıştır.
İşte bunlar Cennetlerde ikram olunacaklardır. Demek ki, bu sekiz huy,
cennetin sekiz kapısı yerindedir. |