| Üye
Üyelik tarihi: 10.09.2006
Mesajlar: 46
2 Albümü var
Teşekkür etti: 166
Teşekkür aldı: 21 konuda 64 kere
| Kur'an-in Fazileti Muhammed Salih Ekinci (Kuddise Sırruh)
Kur'ân-ı Kerim’in en büyük fazileti, (üstünlüğü), hiç şüphesiz onun Allah kelâmı olmasıdır. (Ama bunun yanında) Yüce Allah onu birçok âyette (özellikle) övmektedir ki bunlardan bazıları (meâlen) şöyledir: “Bu (Kur’ân), Mekke’yi ve çevresindeki (kasaba)ları uyarman için sana indirdiğimiz feyiz kaynağı ve kendinden önceki (kitap)ları doğrulayıcı bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar, namazlarına devam ederler.” (En’âm, 92) “Gerçekten bu Kur'ân, (insanı) en doğru yola iletir.” (İsra, 9) “(Kur'ân öyle eşsiz bir kitaptır)ki ne geçmişe ne de geleceğe dair verdiği haberlerde yanlış olmaz...” (Fussilet, 42).
(Kur'ân-ı Kerim’in bu faziletine işaretle) Buhârî’nin Hz. Osman -Radiyallahu Anhu-’dan rivâyet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-: “Sizin en hayırlınız, Kur'ân’ı öğrenen ve öğre-tendir.” Buyurmaktadır.
Kur'ân-ı Kerim, İslâmî hükümleri kapsayan bir anayasa, mü’minlerin gönüllerine hayır ve hikmet akıtan bir menba (kaynak) ve tilâvetiyle abidlerin yüce Allah’a yaklaştığı en üstün kulluk kitabıdır.
Abdullah b. Mesud’un -Radiyallahu Anhu-’nun rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz bu Kur'ân, Allah’ın ziyafetidir. O halde gücünüzün yettiği ölçüde onun ziyafetine yöneliniz. Şüphesiz bu Kur'ân, Allah’ın ipi; apaçık nûr, faydalı ilâç, kendisine tutunan (emirlerinin dışına çıkmayan)ların hâmisi ve kendisine uyanların kurtuluş güvencesidir. Kendisinde sapma olmaz ki ıslah edilsin ve kendisinde eğrilik olmaz ki düzeltilsin. Mucizeleri bitmez ve çok okumakla eskimez. Tekrar tekrar okuyunuz. Zira Allah, okudu-ğunuz her harfinden dolayı sizi on hasenat (sevabı) ile mükâfatlandıracaktır. Dikkat ediniz, ben, Elif lam mim bir harftir, demiyorum. Bilakis elif, bir harftir, Lâm bir harftir, mim de bir harftir.” (Hâkim).
Hz. Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-in, Ebû Zerr -Radiyallahu Anhu-ya yaptığı tavsiyede şöyle buyrulmaktadır: “Kur'ân okumayı elden bırakma. Çünkü Kur'ân senin için yeryüzünde bir nûr, göklerde de bir hazinedir.”
Hz. Âişe -Radiyallahu Anha-’nın rivayetine göre Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyuruyor: “Kurân’ı zorlanmadan kolaylıkla okuyan kimse, amel defterini yazan seçkin ve dürüst meleklerle beraber olacak; kendisine zor geldiği halde Kur'ân okuyana ise iki ecir vardır.” (Buhârî, Müslim).
Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- insanları Kur'ân okumaya teşvik etmiş aralarındaki üstünlüğü Kur'ân (bilgilerin)a göre tayin etmiş ve okumaktan aciz olanlara onun manevi bereketinden mahrum kalmamaları için dinlemeyi ve anlamaya çalışmalarını tavsiye etmiştir.
Ebû Hüreyre -Radiyallahu Anhu-dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurmaktadır. “Kim Allah’ın Kitab’ından bir âyet dinlerse, ona kat kat sevab yazılır, kim de onu okursa kıyâmet gününde onun için bir nûr olur.” (Ahmed).
Ebû Hüreyre -Radiyallahu Anhu-nun rivâyetine göre: Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- Bir yere sayıları biraz (kalabalık) olan bir gurup elçi gönderdi. (Gitmeden önce) onlardan Kurân-ı Kerim’i okumalarını istedi. Bunun üzerine onlardan her biri Kur'ân’dan bildiğini okuyuverdi. Nihayet sıra, içlerinden en genç olan birine geldi. Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- “Ey falan! Sen Kur'ândan ne biliyorsun?” diye sordu. Adam: ben, şu, şu sûreleri ve Bakara sûresini biliyorum, diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- “Sen Bakara sûresini biliyor musun?” Dedi.
Adam: Evet, deyince, Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-: “Haydi git, onların emîri sensin” buyurdu.
Selef-i Salih -Radiyallahu Anhu-’dan olan önderlerimiz, Kur'ân’ın ve Kur'ân tilâvetinin faziletini bildikleri için onu, kanun ve yasalara kaynak, gönüllerin huzur menbaı, (şifahî) ibadetlerinin başı kılmış, ona kalplerini açıp, gönülleriyle tefekkür ederek ruhları onun yüce manalarıyla dolmuş ve bunun neticesinde Allah, bu cihanda, kendilerine dünya liderliğini vererek onları mükâfatlandırmıştır, ahirette de onlar için büyük dereceler vardır.
Bize gelince, bizler Kurân-ı ihmal ettik, ihmâl ettiğimiz için de hem dinimiz zayıfladı hem de içinde bulunduğumuz dünyevî zaafa uğradık.
Enes b. Malik -Radiyallahu Anhu-nun rivayetine göre Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurmaktadır: “Bana ümmetimin sevabı gösterildi. Hatta kişinin mescitten alıp dışarıya attığı çörçöp bile. Bana ümmetimin günahları da arz olundu. Kişinin Kur'ân’dan öğrendiği herhangi bir sureyi veya âyeti unutmasından daha büyük bir günah görmedim.”
İşte bu sebeple Selef-i Sâlih; Kurân-ı virdlerinin en başına koymuş ve günde en az bir hizb okumaya gayret ve itinâ göstermişlerdir.
Enes -Radiyallahu Anhu-nun rivayetine göre Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem-: “Yüce Allah’ın insanlardan ehli (yakınları ve dostları) vardır” buyurdular. Bunun üzerine Ey Allah’ın Resûlü onlar kimlerdir? diye sorulunca, peygamber efendimiz; “Kur'ân ehlidir. Onlar, Allah’ın ehli ve has kullarıdır.” buyurdu. (Tirmîzi, sahih olarak).
İbn Ömer -Radiyallahu Anhuma-nın rivayet ettiği bir hadiste ise Rasûlullah -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- şöyle buyurmaktadır: “(kıyamet gününde) Kur'ân ehline şöyle denilecek: oku, dünyada tertil ile okuduğun gibi tertil ile oku ve ilerle, yüksel. Çünkü senin makamın, okuyacağın en son âyetin yanındadır.” (Ebû Davud, Tirmîzî)
İbn Mes’ud -Radiyallahu Anhu- şöyle der: Kur'ân hamili (ehli) olan kimse, herkes uyurken gecesi (gece ibadeti) ile herkes oruçsuz iken gündüzü (orucu) ile insanlar sevinçli iken hüznü ile insanlar gülerken ağlamasıyla, insanlar gereksiz şeyler konuşurken susmasıyla ve insanlar kendilerini büyük görürken tevazusu ile bilinmeli / tanınmalıdır.
Kuran hamili; kaba, gafil, yaygaracı ve sert tabiatlı olmamalıdır. KAYNAK:Hak Yolcularının Kılavuzu
__________________ KIYAMET VAR, VAR DA KIYAM ET.... |