| efendim.. istersen eğlalim ol! Efendim,
Sarf ettiğiniz her harf prangamın zincirleri oluverdiler.. Her hece bir topuz.. her kelam bir gürz!..
Hiç birisine elimi değdiremedim.. Hiç birisine nazar edemedim.. Öyle bir kızıllık aldı ki ruhumu, bin sene mütemadiyen utansam müsavi olmazdı!
Bana layık gördükleriniz, benim savaşımın topu tüfeği oldular.. Fildişi bir kulenin sırtlarında olmam lazım gelirdi.. Ama ben şimdi size tarif edeceğim noktada hissettim bilhassa kendimi..
Çölün ortasında Yusuf misali bir kuyunun dibinde, en derinlerinde..
Sadece rabıtam Rabbimle iken.. Meded beklemekten bizatihi caymış bir halde..
Hangi kervandı ki o, kervancıbaşının sesine uyandım.. Hangi beşirdi ki o, zindanımdan bakışlarımı semaya çevirdi.. Hangi sakiydi ki o, kana kana şefkatinden şerbetler içirdi.. Revhıyle gelen misk-i anberi hangi yoldan getirdi?
Çölümde, kuyumda, zindanımda, benliğimde, derunumda..
Eğildim.. yer ile yekpare oldum.. tozlara bulandım.. gözümün yaşını akıttım. Sultanlık mı? Ne mümkün! Ben bana iade edildim.. Kainatı verseler emrime, bir lahza dönüp nazar etmeyeceğim..
Efendim..
Kervancım, esirin oldum.. Boynum yerde!
İster Mısır'a sultan yap, ister at beni kuyuma geri..
İstersen ............ eğlalim ol..
leys |