| ela gözlü dilber Ateşimi külledim zannederdim..
Küllerimi savurmuştum.. mazideki ömür defterinin sahifeleri arasına..
Gözlerimde isminin hafi çizgilerle renklenmiş harfleri kaldı zannederdim sadece..
gitmiş şefkatinin emarelerini sildim.. bitirdim
zannederdim.
Akşamın ruhuma teyakkuz veren samimiyetinde neden hatırlattın kendini bana?
nisyan ender nisyan..
böyle zannederdim.
Ela gözlü dilber!
Hüznün reva mı bana..
yüreğimi yandırışın?
şefkatin kucağına sığınmış sayamayacağım..gözümü yumduğum inadına yüreklerdi bana seni soran.
emniyet ve sükut içinde yüreklerdi..
tebessümümü donduran.. sıcaklığımı dindiren.. beni üşüten..tir tir titreten sualin sıkletinden haberdar değillerdi ki..
içime attığın mezalimi bilmiyorlardı.
kaç kabri var hissiyatımın..
kaçını kaç damla gözyaşı ile imbik imbik suladım
bilmiyorlardı.
içimde tetikledikleri merminin kaç yerimden vurduğunu bilmiyorlardı..
kaç canavar saldın yüreğime!
kaç damarımı parçaladın!
kaç dişli ile zihnimin koridorlarına mengene verdin..!
bilmiyorlardı..
bilirsin ama sen..
canavar sen.. mengene sen.. silah sen..
Ela gözlü dilber!
Bana vermediğin nazarlarını kime sattın?
Kimi aldın koynuna?
Şefkatini hangi pahaya pazarladın?
Hangi meşherlerde tenezzüh ettirdin gönlünü ki, benden kaçırdın!
Seneler var..
Tüm zerrelerim, her tahavvülünde.. an be an seni kayd etmişken..
Boşalttığın.. kendinden uzak varsaydığın vehminin hezeyancı vesikası yaptığın ben!
Senden ari ve ıssız zannettiğim varlığımın
ezel bezminde sana rabt olduğunu nasıl anlamadım?
ve sen bunu bile bile beni yakarken ateşinle,
bilsen de yandığımı.. umarsız sevgili!
zulmün gitmenden beter!
bu ateş seni de yakar neden anlamadın?
ihanet edemem senin gibi..
bendeki vefa.. yaptırabilse idi:
"Ayağının basacağı cennet olsam"
derdim..
ey zalim!
ey ela gözlü dilber!
leys. |