Bilmezdim ki bu kadar sevda koktuğunu.. Ve de sırf bu sevda ile yüreğime aslında bir zıpkın gibi saplandığını.. İmbik imbik akıttığın kanım.. yüreğimden.. sana süzülen yaşım..
Bilmezdim İstanbul!..
Bugün hasretimin, vuslattan sonra zirveye tırmandığı anımda.. Tersine döndü hayat!
Martıların ak boynuna takılmış gerdanlıkta bir inci gibi dizildiğini farketmedim hiç daha evvel.
Kanatlı ve kutsanmış denizinin suyunda yıkanmış inciler.. Güneşin yalımları..
ve dalgaların sıçrantıları arasında raks eden semanın efendileri..
Balık halinin -bilenler bilir- mütemadi müşterileri..
yahut gerçek sahipleri!
Desem ki beni de alın yanınıza..
Kanatlarınızdan aks eden güneşin hüzmelerinde beni de yıkayın..
Bilirim sadece kafeslerin arkasından
seyyidine hasretle nazar eden cariye misali kalırım yanınızda.
Müsaade ancak buna!
Bende ne o ilhamın kanadı.. ne o liyakat pazubandı.. ne o cezbekarane kavis..
İstanbul'a bu kadar yakışmasa idiniz takmazdı sizi boynuna..
Ve sarkıtmazdı yüreğinin maviliklerine zinet edasıyla!
Ahh İstanbul!!
Hicret ne vakit? Ne vakit sarhoşane alemini seyreylemek? Ve cümbüşünde kaybolmak, renk olmak, ahenk olmak.. Senfoninin içinde bir ses olmak..
Hicret ne vakit??
Sana ne diyeyim bilmem ki? Ne demeli sana?
Gömülü bir asr'ın sana dediklerinin yanında
benim ki bir fısıltı kalmaz rüzgarının önüne katıp savurduğu..
Öyle bir sihr-i helalle sana adanmış ki,
senin asay-ı musa gibi yuttuğun ve yutacağın sihrinin yanında ne ki?
Ben kaybolmuşum.. derunum sana kurban!
Yusuf'un kuyusu misali..
Ama çıkmak dilemem senden! Ne bezirgan gerek bana, ne Mısr'a sultan!
Bir gamzeni aradım.. içinde sakladığın.. Bu kadar mı çok sevdin onu?
Bu kadar mı gömdün yüreğine?
Bulamadım gizini ve gizemini..
saçlarını kıyılarına vurduğun boğazında mı ..
Kah Fatihe baktım, Sultan Han'ın önünde ağladım haya ile..
__________________ Bütün gerçegi dile getirmek içimden gelen,
Zengini yoksulu ve aradaki uçurumu..
Taraf tutmus yorum emek emmiş hortum,
Garip kalmış toplum binbir türlü sorun..
Dikkat etmenin zamanı geldi rap'le;
Çözüldü çok düğüm hiphop anahtar işte,
Lyriclerimde rhymelarımda flowlarımda örnek,
Gerisi size kalmiş yani gerçek görmek!..
- CeZa
HeRkes aynıyken;Ben faRkLıydım...
$imdi heRkes faRk pe$inde;ben aynıyım...
i$te buda benim faRkımm!...
Geldim huzuruna İstanbul’um
Arşa uzanan minarelerinden yükselen ezan
seslerini dinler gibi ve Fatih’in bir neferi gibi...
Yaralıyım elinden İstanbul’um
Yitik hayallerimin girdabında beni boğmaya çalışan
imkansız sevdam gibi...
Izdırabımsın İstanbul’um
Ruhumu cevelan ettirdiğin hüzün denizinde,
baktıkça gözlerine seni hatırladığım zifir
karanlık gecelerde...
Uzaktaki sevgilinin matlubusun İstanbul’um
Çamlıca’dan sevda yüklü bir rüzgar gibi esen ve
İstanbul gibi bakan gönlümün derinliklerine...
Sebeb-i cidalimsin İstanbul’um
Mihmandar-ı Rasul Eyyub El Ensari (R.A) gibi
Habibullah (S.A.V.)’ın bir sözüyle…
Vedamsın İstanbul’um
Yaşlı gözlerle bırakıp seni yaban ellere, ruhumu çalan
bakışlarına son kez kandığım, son kez ağladığım,
Vazgeçemediğim sevdamsın İstanbul’um
Hiç bilmediğim ve ulaşamadığım gül kokulu sevgili gibi
Seni çok seviyorum ve çok özledim İstanbul’um
Aşkıyla yandığım, hasretiyle tutuştuğum gibi
uzaklardaki bi-haber sevgilinin muhabbetiyle, özlemiyle...
mütekellim...
Bir sevdadır İstanbul,
İstanbul'u ancak İstanbul sevdalıları anlar...
İstanbul'da yaşaması bir ızdırab olsa da, Rabbimden niyazım beni bir sebeb hariç İstanbul'dan ayırmasın...