8 Şevval 1429
08 Ekim 2008, Çarşamba
8 Şevval 1429
08 Ekim 2008, Çarşamba
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 27 (1 Kayıtlı ve 26 Misafir) bulunmaktadır.

Online   okyanus



Hak-dilaram » EDEBİYAT » Makale » alenilik


 
Seçenekler
melih.s
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
kucult  büyük
alenilik

KUR’ÂN-I HAKÎM’İN EN ağır günahlardan birinden insanı sakındırırken kullandığı ifade manidardır. İsrâ sûresindeki ilgili âyet, “Yapmayın” diye emretmez. Onun yerine, “Yaklaşmayın!” emrini verir.

“Yaklaşmayın” emri, ‘yapmayın’ mânâsını elbette içerir. Ama ondan daha fazlasını ihsas eder. Bu ihsasıyla insana manen der ki: Günaha giden yolda, deyim yerindeyse, bir ‘çekim alanı’ vardır. Belli bir eşiği geçtikten sonra insan o çekim alanının etkisine girer. Ve, kalbi istemediği, vicdanı ise itirazını sürdürdüğü halde o günaha düşer. O halde, yapmamak için, yaklaşmamak gerekir.

Zaten, vâkıa budur. Hiçbir mü’min, düştüğü günaha, günah işliyorum diye keyif alarak girmez. Yapmaya yeltendiği şeyin günah olduğunu bildiği ve bir günaha yelteniyor olmasından dolayı kalb ve vicdanı üzüntü duyduğu halde, üstelik hoşnutluğunu yitirip gadabını celbediyor olduğu için Rabbine karşı kendisini mahcup ve suçlu hissediyor olmasına rağmen günaha düşer mü’min. Ama, düşer.

Ve günahtan sonra, o anlık nefsanî hazzın yerini vicdanın derin iç sızısı alır. Aklı nihayet başına gelen mü’min kendi kendine sorar: “N’aptım ben?”

Bu noktadan sonra yeni bir imtihan başlar. İşlediği günahı içinde gizlemek onu rahatsız eder. İtiraf ihtiyacı hisseder. İtiraf, işlediği günahın kirini içinden söküp atmasını sağlayacak gibidir.

Yeni bir imtihan, bu noktada başlar. İtirafın adresi neresi olacaktır? Günahını itiraf etmelidir de, kime etmelidir?

Yeniden, bir tercihle yüzyüzedir insan: Günahını ya Semîu’l-Basîr olduğu kadar Gafûru’r-Rahîm de olan Rabbine itiraf edecektir, yahut başkaca insanlara... İtirafı ya Hakka yönelecektir, yahut halka. Hakka itirafı pişmanlık ve nedamet, halka itirafı ise genellikle işlediği günahla övünme anlamı taşır.

Tam da bu noktada, karşımıza manidar bir hadis çıkar: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır-günahı alenî işleyenler hariç.” Hadisin devamı, ‘günahı alenî işleme’nin ‘herkesin gözü önünde günah işlemek’ten daha geniş bir anlamı olduğunu bildirir: “Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: ‘Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!’ der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah’ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir.”

Bu hadisin apaçık söylediği üzere, insan işlediği günahın itirafını ‘istiğfar’ suretinde, yani Cenab-ı Hakka karşı yapmalıdır. Halini yalnız ve bizzat O’na arzetmelidir. Bu, onu geçmiş günahın kirinden arındırıp affa mazhar kıldığı gibi, günahını halka itirafın getireceği müthiş bir tehlikeden de alıkoyar. Ki, günahını halka itiraf edenin aftan mahrum kalmasına yol açan, aynı tehlikedir.

Bu tehlike şudur: İşlenen günahın itirafının Cenab-ı Hakka değil de halka yapılması, günahın normalleşmesine yol açar. İtirafları duydukça, insanlar, “Aaa, demek bu günah da işlenebiliyormuş” diye düşünmeye başlarlar. Hele, ummadıkları bazı kişilerden bu günahın sâdır olduğunu duyduklarında, “Hımm, falanca bile böyle bir günaha düşebildiğine göre...” deyip, kendilerinin bu günahla hemhal olmasının son derece normal olduğu düşüncesi yerleşir akıllarına. Böylesi düşünceler ise, işlenen günahı normalleştirerek, onun işlenebilirlik potansiyelini arttırır.

Günah hali, bu bakımdan, şuyûu vukuundan beter bir haldir. Çünkü şuyuu, vukuunu arttırmaktadır. Filanın falan günahı işlediği şayiasının yayılması, falan günahı işleyen filanları çoğaltmaktadır.

Böylesi bir umumî hikmete binaen, Rabb-ı Rahîm günahı işleyen insanın işlediği günahı anlatmasını hoş karşılamamış; Resûlullah’ı aracılığıyla insanları ‘günahını halka anlatma’ konusunda uyarmıştır.

İnsanın kendi işlediği günahı anlatması bile Allah ve Resûlü tarafından hoş karşılanmazken, başkalarının günahını gözetleyip yaymanın ne kadar kerih düştüğü, apaçık ortadadır.

Kudsî nebi, ne de güzel buyuruyor:

“Kendiniz efendiler imişçesine insanların günahlarına bakmayın. Bilakis, kullar olarak, kendi günahlarınıza bakın. Çünkü insanlar belaya maruzdur. Bela sahiplerine merhamet edin. Mazhar olduğunuz afiyete de hamd edin

METİN KARABAŞOĞLU
eski 13.09.2006, 17:52  
Alıntı ile Cevapla   #1
FIRAT
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
kucult  büyük
melih.s´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Günah hali, bu bakımdan, şuyûu vukuundan beter bir haldir. Çünkü şuyuu, vukuunu arttırmaktadır. Filanın falan günahı işlediği şayiasının yayılması, falan günahı işleyen filanları çoğaltmaktadır.

insan psikolojisinin belki de en rahat , sorgusuz sualsizce kabullenebildiği bir alan ...aleniyet.
maneviyata paralel toplumu içten içe çürütmesi..zina, aldatma , boşanma..vs. fiillerin, ahlâki zâfiyetlerimizin gün be gün teşhir edilip olağanlaşması bundan değil mi?
eski 13.09.2006, 19:12  
Alıntı ile Cevapla   #2
Tecrübeli Üye
 
cankırıkları - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.08.2006
Mesajlar: 251




Teşekkür etti: 17
Teşekkür aldı: 66 konuda 138 kere
kucult  büyük
melih.s´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır-günahı alenî işleyenler hariç.” Hadisin devamı, ‘günahı alenî işleme’nin ‘herkesin gözü önünde günah işlemek’ten daha geniş bir anlamı olduğunu bildirir: “Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: ‘Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!’ der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah’ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir.”
insanları gunahlarımıza sahıt gostermeyelımkı affını zorlastırmayalım.....

Allah razı olsun...
__________________
"Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
Affet senden habersiz aldığım her nefesten..."
NFK
eski 13.09.2006, 19:27 cankırıkları isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #3
kûnfeyekûn
 
MafraK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.08.2006
Mesajlar: 1.858




Teşekkür etti: 1.188
Teşekkür aldı: 1.513 konuda 5.124 kere
kucult  büyük
cankırıkları´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
insanları gunahlarımıza sahıt gostermeyelımkı affını zorlastırmayalım.....

Allah razı olsun...
aynen kardeşim
eski 14.09.2006, 07:14 MafraK isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #4
kays
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
kucult  büyük
Allah razı olsun.. Karabaşoğlu'nun yorumları kıymetli!
Rabbim din gününde de, günahımızı bizimle kendisi arasında muhafaza eyleyip hesabımızı görsün..
eski 14.09.2006, 10:58  
Alıntı ile Cevapla   #5


(Hepsini göster Bu konuyu okuyan üyeler : 4
Ayşe Reşad, dilerim, musafaha
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:29 .