Dört Mezhepte Abdest
Dört mezhep imamları arasında abdest konusunda ve diğer fıkhî konularda bâzı ihtilâfların bulunması, birtakım hikmetlere dayalıdır. Fıkıh kitaplarında bu hikmetler genellikle açıklanmamıştır. Fakat İmâm Şa’rânî kuddise sirruh’nin dört hak mezhebe göre hazırladığı Mîzânü’l-Kübrâ adlı eserinde, fıkıh hükümleri karşılaştırılmalı olarak verilmekte, bunların farklı oluşlarındaki hikmetler de oldukça geniş bir şekilde açıklanmaktadır. Ayrıca Şa’rânî kuddise sirruh, üstâdı Aliyyü’l-Havvâs sirruh ve İbrâhîm-i Düssûkî kuddusi sirruh’in de, bu hükümlerle ilgili açıklamalarını kitâbına almıştır. Fıkhî hükümlerin hikmetlerini merâk edenlere, bu esere bakmalarını salık veririz. Böylece ictihad farlılıklarındaki hikmetler, tasavvufî bir dille açıklığa kavuşmuş olacaktır.
İTTİFAK EDİLEN GÖRÜŞLER
Dört mezhebin imamları abdest konusunda şu noktalarda ittifak hâlindedirler:
-Abdeste sözle değil, kalble niyet edilirse abdest olur. Kalble niyet yoksa, olmaz.
-Abdestten önce iki avucu yıkamak vâcib (1) değil, müstehabdır.
-Kaba olan sakalı abdestle hilâllemek sünnettir.
-İki kol, dirsekleriyle birlikte yıkanmalıdır. İmam Züfer, bu konuda farklı bir hükme sâhipse de bu, icmâı bozmaz.
-Bir abdestle, o abdest bozuluncaya kadar namaz kılınır. Bunda icmâ vardır. İbrâhîm-i Nehâî; “Bir abdestle beş vakitten çok namaz kılınamaz” demişse de, bu, icmâı bozmaz.
İHTİLÂF EDİLEN HUSUSLAR
Niyet: Her abdestsizlikte esas olan, onu bir niyetle belirtmektir. İmamlar, niyetin dil ile söylenmesini ibâdette kemâl olarak kabûl ederler. Yalnız İmâm Mâlik radıyallahu anh’e göre dil ile söylemek mekruhtur.
Tesmiye: Üç imâma ve iki rivâyetinin birinde İmâm Ahmed’e göre abdestte Besmele müstehabdır. İmâm Dâvûd’a ve İmâm Ahmed’in diğer bir rivâyetine göre ise abdestte Besmele okumak vâcibdir; bilerek veyâ bilmeyerek terk edilirse abdest olmaz. İmâm İshâk’a göre ise, nutulursa, abdest bozulur, kasden terk edilirse olmaz.
Önce eli yıkamak: Abdestten önce elleri yıkamak üç imâma göre müstehabdır. İmâm Ahmed’e göre ise vâcibdir. Ancak gündüz değil, gece uykusundan kalkınca vâcib olur.
Mazmaza ve istinşak: Üç imâma göre abdestte mazmaza ve istinşak, yâni ağza ve burna su vermek müstehabdır. İmâm Ahmed’e göre ise gusül ve namaz abdestinde, ağzı ve burnu yıkamak vâcibdir.
Kulakla yanak arasında bulunan kısmın yıkanması: Üç imâm, kulakla yanak arasında bulunan saç ve sakal arasındaki beyaz, yâni sakalsız kısmı yüzün bir parçası saymışlar ve abdestte yıkanmasını gerekli görmüşlerdir. İmâm Mâlik ve Ebû Yûsuf ise bu kısım yüzden kabûl etmemişler; abdestte yüzle birlikte yıkanmasını vâcib görmemişlerdir.
Başan meshedilmesi: İmâm Mâlik ve Ahmed b. Hanbel’in rivâyetlerinin ezharında, abdestte başın hepsinin meshin hepsinin meshedilmesini vâcib (farz) kabûl etmişlerdir. Ebû Hanîfe ve İmâm Şâfiî ise sâdece bir kısmını meshetmenin vâcib olduğunu söylemişlerdir. Ancak meshin miktârı, bu iki imâma göre farklıdır. Şâfiî’ye göre, mesh denilecek kadarı yeterlidir. Ebû Hanîfe’ye göre ise başın dörtte biridir.
Sarık üzerine mesh: Üç imâma göre sarık üzerine mesh câiz değildir. İmâm Ahmed’e göre ise sarık başın her tarafını örtmemişse câiz olur.
Kulakların meshi ve yıkanması: Yine üç imâma göre kulaklar başın parçasıdır; başla birlikte onları da mesh etmek müstehabdır. Şâfiî’ye göre ise, kulak ve baş iki ayrı uzuvdur. Başı meshettikten sonra yeni su ile onları da meshetmek lâzımdır. İmâm Zührî de, kulakların yüzden olduğunu, yüzle birlikte dış ve içlerinin yıkanması gerektiğini söylemiştir. Şa’bî’ye göre de kulakların öne bakan tarafları yüzdendir; yüzle birlikte yıkanır. Arka kısımları ise baştandır, başla birlikte meshedilirler. Ebû Hanîfe, İmâm Şâfiî ve İmâm Ahmed’in bir rivâyetine göre kulaklar bir defâ meshedilir. İmâm Şâfiî’ye göre ise üç defâ meshedilirler.
Boynu meshetmek: Boynu meshetmek İmâm Mâlik ve Şâfiî’ye göre sünnet değildir. Ebû Hanîfe ve İmâm Ahmed’e göre ise müstehabdır. Bâzı Şâfiî âlimleri de bunu tercîh ederler. (3)
Âzâların üçer defâ yıkanması: Abdest âzâlarının üçer defâdan az yıkanması, bir kısım ulemâya göre mekruhtur. Bir kısım ulemâ ise; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir veyâ iki defâ da yıkadığını söyleyerek mekrûh olmayacağını savunmuşlardır.
Tertîb: Abdestte tertîb, yâni sıralamayı gözetmek, İmâm Ebû Hanîfe ile Mâlik’in bir rivâyetine göre vâcib (farz) değildir. İmâm Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel’e göre ise tertîb farzdır. Farz olmadığı kabûl edilse de; abdestte sırayı gözetmek icmâ ile sünnettir. (4)
Müvâlât: İmâm Ebû Hanîfe’ye göre abdestte müvâlât (uzuvları birbiri ardınca yıkamak) sünnettir. İmâm Şâfiî’nin bu husustaki iki kavlinden en sahîhi de bu meyandadır. İmâm Mâlik ve İmâm Ahmed ise müvâlâtı vâcib (farz) kabûl etmişlerdir.
_________________
1) “Vâcib” terimi burada “farz” anlamındadır. Farz terimi sâdece Hanefî mezhebi ulemâsınca kullanılmıştır. Diğer üç mezhepte ise, farz terimi yerine vâcib terimi kullanılır.
2) İmâm Şa’rânî kuddise sirruh bu iki ayrı hükmün hikmetini şöyle açıklıyor: “Dil ile söylemek “heybet ve tâzim yönünden olgunlaşmamış olan çok sayıdaki insanın hâlini gözetmek içindir. Dil ile söylemek ise Allah Teâlâ’nın azametinin kalplerinde kuvveet bulduğu büyüklerin hâline uygundur.” (Bk. Mîzânü’l-Kübrâ-I, Çeviri: A. F. Meyan, Berekât Yayınevi, İstanbul, 1980, s. 201.)
3) İmâm Mâlik ve İmâm Şâfiî’ye göre boynun meshi konusunda sahih bir hadîs yoktur; bu sebeple boynun meshini bid’at saymaktadırlar. Ebû Hanîfe ve Ahmed b. Hanbel ise Deylemî’nin bildirdiği; “Boynu mesh, boynu bağlanmaktan emândır.” hadîsini delîl kabûl etmişlerdir. Bu hadîs zayıfsa da, boynun meshedilmesinin, gam ve kederi giderdiği tecrübe ile sâbittir. Nakil zayıf olursa, tecrübe ile bilinebilir. (Şa’rânî, a.g.e.-I, s. 206.)
4) Tertîbin farz olduğunu kabûl eden iki imâma göre; tertîbe riâyet edilmeden de abdest alınabileceği konusunda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den hiçbir hadîs bildirilmemiştir. Öyleyse tertîbe riâyetsizliğin; “Bizim yaptığımıza benzemeyen her amel merdûddur.”hadîs-i şerîfinin hükmüne girmesinden korkulur. Buradaki “merdûd” lafzı, “makbûl değildir” anlamındadır. (Şa’rânî, a.g.e.-I, s. 207.)
Mûnis Vedâ