“Evet, insan yaratılışında kendi nefsine muhib olarak yaratılmıştır.
Hatta bizzat nefsi kadar bir şeye sevgisi yoktur.
Kendisini, ancak mabuda lâyık senalar ile methediyor.
Nefsini bütün ayıplardan, kusurlardan tenzih etmekle, - haklı olsun haksız olsun - kemal-i şiddetle müdafaa ediyor.
Hatta Cenab-ı Hakkı hamd ü sena için kendisinde yaratılan cihazatı, kendi nefsine hamd ve sena için sarfediyor ve “menittehaze ilahehu hevahu” *** deki “Men” şümulüne dahil oluyor.
Bu mertebede nefsin tezkiyesi, ancak adem-i tezkiyesiyle olur.” RNK
“Ben nefsimi temize de çıkarmıyorum. Çünkü nefis, gerçekten kötülüğü şiddetle emreder. Ancak Rabbimin esirgediği nefis mustesnadır, çünkü Rabbim Gafurdur, Rahimdir.”Yusuf 53
Huysuz bir binek gibidir nefs..
Kişi yüreğindeki “Rabbi” kadarınca ya dizginler onu, ya da o, en aşağılara elim azaplara düşürür sahibini..
Zordur dizginleri elinde tutmak!
İnsan bu kadar acizken..
Nefis şiddetle kötülüğü emrediyorken..
Ve.. Günahlar bu kadar albeniliyken.. Zordur..
İste bundandır, O en Sevgili’nin nefs mücahedesine: “büyük cihad” demesi.. Ve Rabbin, mucahidi onurlandırması..
*** "Şimdi o kimseyi gördün ya, zevkini kendisine ilah edinmiş, Allah'ta bir ilim üzerine onu şaşırtmış, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne de bir perde çekmiştir. Artık onu Allah’tan başka kim yola getirir? Hala düşünmez misiniz?”