Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 24 (1 Kayıtlı ve 23 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Evet... Bende çok sancılı bir süreçten sonra tesettüre girmeyi başarabilenlerdenim.. Çok ama çok uzun bir hikaye.. Ama oldukça kısaltarak anlatayım efendim..
Ben liseyi bitirene kadar açıktım.. Hemde ne açık.. O şekilde bir yaşam tarzı..
Derken lise bitti.. İçimde inanılmaz bir boşluk.. Artık hiçbirşey beni tatmin etmiyordu.. Arkadaşlar.. Aile.. Düştüğüm sevdalar..
Birşeyler eksikti hayatımda.. Ama bu eksiklik öyle doldurulur cinsten değildi.. Neyi denediysem biraz bile olsun rahatlatmayacak kadarda acı veriyordu..
Ama bu boşluğun RABB'im olduğunu asla düşünmemiştim.. O güne kadar da hiç ihtiyaç duymamıştım ona (haşa).. Herşey öylede ilerlemişti hayatımda..
Artık hiç dışarı çıkmıyor, kimseyle görüşmüyordum.. Annem, babam bir yabancı olmuşlardı bana.. Herşey sığ geliyordu, herşey boş.. Ve aramaya karar verdim.. Beni bu kadar acıtan şeyin, ne olduğunu bulacaktım..
İşte, insan yalnızlıktan yana hakkını kullanınca, ilk sarıldığı şeyler kitaplar oluyor sanırım.. Bende kitaplara sarıldım.. Belki orada bulurum aradığımı diye.. Okudum, okudum, okudum.. Hayatım gün geçtikçe karardı.. Bir türlü bulamıyordum o "ŞEY"in ne olduğunu.. Tâ ki;
Tâ ki, "HUZUR SOKAĞI" adlı kitabı okuyana kadar.. Tevafuk bu ki; bu kitap başka birinin kitabıydı ve bizde kalmıştı.. İşte o kitapla tanışmam, hayatımın dönüm noktası oldu..
Aziz Nesin'in, Yaşar kemal'in kitaplarına hiç benzemiyordu.. İçime okurken bile birşeyler akıyordu.. Evet, bulmuştum sonunda.. Rabb'im beni çağırıyordu.. "Hadi kulum, sende gel.. Sende katıl bize.." diyordu.."Bu kurtuluş ipinin ucundan, sen de tut.."
O gün o kitabın nerdeyse yarısını okudum.. Bilenler bilirler bayağı kalın bir kitaptır o.. Ve baş ucumda uyudum.. O kitap bana bir cevher vermişti ki.. Anlatılamaz...
Ve kitabı bitirdiğim gün, yani o gece , ben tüm yaptıklarım için bağışlanma diledim Rabb'imden.. Ağlamak ki ne ağlamak.. Her damlada aktı pisliklerim sanki.. Her damlada arındım zerre zerre.. Her damlamı "O" sildi sanki..
"Buldum dedim Allah'ım, bir daha ne pahasına olursa olsun bırakmayacağım seni.." Ve bırakmadım..
Ama tabi asıl zorluklar bundan sonra başladı.. Kapanma kararımı aileme açıkladığımda, inanılmaz sert bir tepkiyle karşılaştım.. Babam tam bir solcuydu.. Bu yola baş koymuş, yıllarını vermiş bir adam.. Ona söylemedim başta.. Sadece anneme söyledim.. Ama önce bir başörtüye ihtiyacım vardı.. Alamayayım diye harçlıklarım kesildi. Beş kuruş bulup, bir başörtü alamadım..
"Başörtü aldırmıyorsanız bile, ben tesettürümü evden dışarı çıkmayarak yine yaşarım" dedim.. Ve uzun bir süre böyle yapmak zorunda kaldım.. Başımı örtemedim belki ama, kendimi elimden geldiğince korudum namahremlerden.. Bu arada kitaplar okudum.. Neye inandığımı ve arzuladığım "ŞEY"i tanımaya çalıştım.. Namaz kılmayı öğrendim.. Sureleri öğrendim.. Ve anladımki, münafıklıktan, müslümanlığa doğru ilk adımımı atmıştım artık..
Sonrası mı..Bir tanıdığıma rica ettim ve o bana bir başörtü aldı.. Ve birde pardüse.. Ama onunda imkanları kısıtlıydı belki.. O yüzden, girdiğimiz dükkandaki satılmayan, satılamayacak kadar çirkin olan bir pardüseyi aldık.. İnanın hiç gözümde yoktu pardüsenin çirkinliği.. Rengi çırtlak yeşildi.. Ve nine pardüsesiydi.. Ama ben o pardüseyi giydiğimde, kendimi sanki "cennet bahçesinde " gibi hissediyordum.. Ve giydim.. Babam bir başörtüye bile tahammül edemezken, beni tepeden tırnağa (hatta çenem bile kapalı) görünce, evde kopan fırtınayı anlatmama bile gerek yok sanırım..
Asla kabul etmem dedi.. İstemem dedi.. Çıkaracaksın onları dedi.. Bağırdı.. Bağırdı.. Hiç sesimi çıkarmadım..
O günden sonra babam beni kapalı görmedi.. Babam evden çıkınca dışarıya çıkıyor, o gelmeden dönüyordum.. Dışarda beni görse ne yapardı bilmiyorum.. Ama böyle aylar ayları kovaladı.. Ben gelişmeye ve öğrenmeye son sürat devam ettim..
Bu arada evimize kör ideolojiler, kör idealistler gelip gitmeye devam ediyordu.. Tanıdıklardan hakaretler mi yemedim.. Evimize gelenler alay mı etmediler.. Hatta herkesin yanında, babamla beraber bir akrabamız içip içip sarhoş olduktan sonra zorla başörtümü mü çıkarmadılar.. bunun gibi şeyler işte..
Sonra.. Sonrası depresyon arkadaşlar.. İnanılmaz bir depresyona girdim.. O vaziyetteydim ki; içimde birisi , sürekli benimle konuşuyor ve beni intihar etmeye zorluyordu.. Başımı duvarlara vurduğumu hatırlıyorum, ölmek için.. "Tek kurtuluşun ölmek" diyordu içimdeki ses.. Ama olmadı.. Rabb'im bana yardım etti ve yenilmedim ona..
Üniversite hayatım başladı sonra.. Hocalarla boğuştuk ordada.. Hakaretler, dışlanmalar, kovulmalar.. Ama bu "İMAN" öyle birşey ki arkadaşlar, darbe yedikçe sağlamlaşıyor çivi gibi.. Her yediğim darbe, imanımın yüreğime saldığı bir kök oldu sanki.. Bir kök.. Bir kök daha..
Kusura bakmayın çok uzun oldu ama en kısa haliyle böyle anlatabildim.. Herkesinki gibi benimkide günler sürer aslında.. Bilirsiniz.. Kağıda dökülenler, yaşananların yanında yavan kalıyor.. Nede olsa yoğun duygular dilsizdir.. Anlatılamazlar..
Umarım, bu kurtuluşa herkes erer.. Dilerim bir gün herkes, Allah'ın ipine tutunanlardan olur.. Sıkı, sımsıkı tutunur herkes inşaAllah.. Dilerim... (amin..)
Allah razı olsun tüm kardeşlerden..Rabbim daim etsin inş...Bir bayan için en büyük sınavlardan biri olsa gerek...Hakkaten dönüm noktası... Bu arada başlığı "tesettüre nasıl girdiniz" diye koyduk ama yüreğinde hep tesettüre girme arzusu olupta yapamayan kardeşlerde endişelerini, sıkıntılarını, duygu ve düşünceleri paylaşsınlar inş...
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
Değerli müslüman kardeşlerim, öncelikle böyle bir konuyu açtığınız için Allah hepinizden razı olsun . Bu konuyla ilgili tavsiye edeceğiniz kitaplar hangileridir desem ilk üçü hangisi olurdu sizce.Etrafımda bu konu da bahsedebileceğim insanlar olduğunda önce kendim bilmeliyim ki anlatabileyim.Forumunuzu çok beğendiğimi dile getirir örtünmek nasip olmuş hanım arkadaşları tebrik ederim .
Allah razı olsun! Kitap tavsiye etmek,reçete yazmak gibidir kardeş...muhatabını iyi anlayacaksın...kültür seviyesini bileceksin...ilgi alanlarını bileceksin...onu nelerin zorladığını bileceksin...bilgi birikiminden haberdar olacaksın vede yaşı çok önemli tabi...binlerce güzel kitap var...kime hengisi?
Şunu biliyorum ki ne kadar anlatırsan anlat karşıdakinin anladığı kadardır.Örnek verecek olursak ben evleneceğim kişi için böyle bir çaba içerisine girmek istedim diyelim ama benim dememle olmasın diyorum kendisi istesin.Böyle bir şeye vesile olmanın mutluluğu yeter bana.Tabii bu konulara nefis ile ilgili bir konuyuda kapsıyor.Ben bu tür konulara uzak değilim.Ama ben anlatmaya kaltığım zaman sözlükle gezmem gerekiyor bazen diyor yani dili kullanma farkımız var.En basit olarak en başından başlasak diyorum .lise mezene sosyal yaşamın içerisinde bu konu var olmasına rağmen hiç eğilmemiş bir kişi olarak model den başlasak diyorum
Hanımlar ilginç yaratıklardır...onlara model göstermeye kalkarsanız,kendilerini değersiz hissederler...onlar adına güzel şeyler istersiniz...bunu farkederler,hoşlanırlar,memnun olurlar...lakin evet, kendisi istemeli...aynı dili konuşmak gerek tabi. O zaman siz onun dilini öğreneceksiniz...anlatmak isteyen sizseniz...
İslam cihanşümul, hayatın her kademesini kuşatan büyük bir dindir. Özellikle geleceğin mimarları müslime genç kızlarımıza, İslamı anlamak ve hakkıyla yaşamak noktasında ciddi bir vazife yüklenmiştir.
İslamın genç kızlarımızdan beklediği hususları haber vermek, İslamla, nazendeleri tanıştırma ve kaynaştırma maksadıyla telif edilen bu eser, memleketimizde zor şartlar altında dininin emrlerince hayat yaşamaya çalışan müslime gençlere bir aydınlık, dayanak ve kurtuluş kitabıdır.
Özellikle basın ve televizyonun zehirlediği dinamik kültürümüzün, bozulduğu bu anlarımızda, anlayışı ile bin yıl sonrayı hedeflemiş bir olgunlukta olmasına rağmen, ezilen, hor görülen, itilen kakılan yavrucaklarımızın bunalımlarını, kimlik buhranlarını, ruh ızdıraplarını gidermek için müellif, eserinde İslamın engin ilim ve rahmet okyanusundan beslenen pınarından coştuğunca feyzler ve hikmetler sunmuştur.
İnanç dünyası rengarenk, düşünebilen, düşündüğünü yaşamak isteyen, gönül iklimi ferah; lakin hislerini hayatiyete geçirebilme imkanından yoksun olduğu için, zihni karışık müslime genç kızlarımıza, binlerce ciltlik eserlerden süzme, pırlanta mesabesindeki tavsiyelerle kuvvetli bir sığınak olan eser, samimiyetle okunduğunda ve benimsendiğinde bilumum iç çelişkilerden okuyanını kurtaracak reçetelerle mücehhezdir.
İşte bu eser, yolunu şaşırmış, gücünü kaybetmiş, umutları tükenmiş bütün ebeveynlere, ailelere, aile reislerine, kadınlara ve her müslime gencimize ilmin muhteşem aydınlığında bir yol gösterici, irşad kitabıdır.
Kızlarımızdan dinin ne istediğini, onların vazifelerini, uğraş alanlarını, meselelerinin çözüm noktalarını net ve berrak bir uslupla ifade eden müellif dertlerini derdi bilmiş ve acılarına ortak olmuştur. Eserin önsözünü okuduğunuzda ne derin bir acının sizi de beklediğini görecek ve bu elemin yanık kokusunu yüreğinizde hissedeceksiniz.
Her derdin devası iman ve ilimledir. İslam yücedir. Çözmediği mesele yoktur. Özellikle mazlum durumdaki müntesiblerinin ızdıraplarını gidermek için, üstün edebler ve reçeteler sunmuştur. Yeter ki salim bir görüş, teslim bir akıl ve muhabbet dolu bir kalp olsun. Bu unsurlara bin küsür yıllık maziden derlenen hayat kurtaran devalar da eklenince çözümsüzlük muhal ve şeytanın aldatmasıdır.
İslama kafası da kalbi gibi teslim olmuş her Müslüme genç kızımız, Ustaz’ın bu eserindeki ilim ve fikir pınarına, kana kana şifa içmek için yaklaşmalı ve sabırla ilmi yudumlayıp, kavrayışla lezzetine erip, samimiyetle enerjisini kullanmalıdır.