Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 59 (18 Kayıtlı ve 41 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
"Son zamanlarda, tekkeler cahillerin eline düştü. Dinden, imandan haberi olmayanlara şeyh denildi. Din düşmanları da, bu şeyhlerin sözlerini, oyunlarını ele alarak dine hurafeler karışmıştır, İslam dini bozulmuştur, dedi. Halbuki bozuk tarikatçıların sözlerini, işlerini din sanmak, bunları tasavvuf büyükleri ile karıştırmak, çok yanlıştır. Dini bilmemek, anlamamaktır. Dinde söz sahibi olmak için, Ehl-i sünnet alimlerini tanımak, o büyüklerin kitablarını okuyup, iyi anlayabilmek ve bildiğini yapmak lazımdır. Böyle bir alim bulunmazsa, din düşmanları, meydanı boş bulup, din adamı şekline girer. Vazları ile, kitapları ile, gençlerin imanını çalarak millet ve memleketi felakete götürürler."
"Temiz ve yeni elbise giyiniz. Gittiğiniz yerlerde, ahlakınızla, sözlerinizle, İslamın vekarını, kıymetini gösterdiğiniz gibi, giyiminizle de saygı ve ilgi toplayınız."
"Çeşitli, lezzetli yemeklerle ve tatlı, soğuk şerbetlerle bedenlerinizi rahat ve hoş tutunuz."
"Allahü teala, her şeyi bir sebep altında yaratmaktadır. Bu sebeplere, iş yapabilecek tesir, kuvvet vermiştir. Bu kuvvetlere, tabiat kuvvetleri, fizik, kimya ve biyoloji kanunları diyoruz. Bir iş yapmamız, bir şeyi elde etmemiz için, bu işin sebeplerine yapışmamız lazımdır. Mesela buğday hasıl olması için, tarlayı sürmek, ekmek, ekini biçmek lazımdır. İnsanların bütün hareketleri, işleri, Allahü tealanın bu adeti içinde meydana gelmektedir. Allahü teala sevdiği insanlara iyilik, ikram olmak için ve azılı düşmanlarını aldatmak için bunlara, adetini bozarak sebepsiz şeyler yaratıyor."
"Tek vakit namazımı kaçırmaktansa, bin kerre ölmeyi tercih ederim."
" sohbette olupta not aldığım ders inşallah..
artı tv izlemiyorum cunki beyin sulandırıyor eskisi gibi ustadlar ve gönül dostları kalmadı..artık tvlerde ..insan rezilliği akın ediyor ..
zaman öyle bir zamanki..düşmüş faniler gölge misali..
sevda diyarı arar eski dostları..dinlemeye ne kulak kul demeye hacet kalmadı.
Konu can_teslim tarafından (30.09.2006 Saat 16:50 ) değiştirilmiştir..
Ümmeti Muhammed içinde Türkler belki %20 dir, lakin Nat-ı Şeriflerin %80 i Türkler tarafından yazılmış..
Bir başka sevmişiz biz O'nu..
Salllallahu aleyhi ve sellem.
Dün gece Kanal 1 Tv'inde dinledim, aktarayım sizlere de inşaAllah..
Yavuz Sultan Selim Han'ı biliyorsunuz hani Hicaz Fethedilince, halifelik Türklere geçince; o günkü cuma hutbesinde "HakimulHaremeyni Şerifeyn Sultan Selim.." Deyince imam, Sultan kalkıyor ve;
"Hayır Hakimulharemeynişşerifeyn değil, Hadimulharemeynişşerifeyn" diyeceksin bundan sonra diyor..
Yani Mekke ve Medine'nin Sahibi değil, haremeynin hizmetçisi..
Ve biliyor musunuz, bu 1517 tarihinden, halifeliğin ilga edildiği 1918 tarihine kadar hutbelerde Osmanlı Sultanları'nın adları hep böyle anılıyor..
Ve çok enteresan, şu yazacaklarımı da yeni duydym bende, bakın;
2. Abdulhamid yani Cennetmekan Uluhakan Abdulhamid Han zamanında Medine'ye demiryolu yapılmak isteniyor ve raylar döşenmeye başlanıyor..
Sultan ilan yapıyor, "trenin geçeceği yolda kimin arazisi varsa bedeli 2 misli olarak sahiplerine ödenecektir" diyor!
Hem de bakar mısınız, o zaman Osmanlı'nın durumu hiç te iyi değildir mali açıdan..
Ve yine ne aciptir ki Sultan, bu demiryoluna masrafları sadece ve sadece helal paradan, gayrı müslimler- şunlar bunlar hiçbirine bulaşmamış helal paradan temin eder,
Öyle bir dar zamanda!..
Ve o arazi sahiplerine de bakın ki, derler ki;
"Bizler, değil 2 misli, hiç para istemeyiz topraklarımıza.. O şanlı Nebiye helal olsun!"
Ve yapılır tren yolu bu şekilde..
Bilirsniz trenler son istasyona geldiğinde uzun uzun düdük öttürürler..
Ama bu herhangibir şehir olmadığı için Sultanın emriyle Medine girişinde bu yasaklanır, trenler sessizce girerler..
Bakar mısınız şanlı ecdadımıza, subhanallah!
Daha bitmedi..
Medineye 2 kilometre kala raylara keçe döşenir yine Sultanın emriyle..
Neden?
Çünkü tren O Nebi'nin şehrine girerken ses çıkarmasın, edeble girsin diye..
SubhanaAllah!
Yine bitmedi..
Tren istasyonuyla hemen şehir arasına bir de hamam yapılır yine sarayın emriyle..
Neden?
Çünkü uzun yoldan gelmiştir yolcular kir pas içide olabilirler, O huzura girerken yıkanıp-paklansınlar diye..
Bir nevi tüm yolcular mecbur bırakılmış şehre girmeden yıkanmaya..
SubhanAllah!
Yine çok ilginç bir şey daha;
Medine bizim olduğu zamanlarda O Nebiye hürmeten asla Osmanlı bayrağı çekilmemiş şehrin üstüne!
Bakar mısınız hürmete, ta'zime...
Ta 1517 yılından 1917 ye kadar bayrak çekilmemiş, ancak bu tarihten sonra İngilizler ve o malum mes'eleler yüzünden ancak 1,5 yıl bayrak çekilmiş Medineye..
SubhanAllah!..
Evet bir başka sevmişiz biz O'nu..
Salllallahu aleyhi ve sellem.
__________________ “Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"
Razı mısın?
"Madem Sen bana bunu uygun gördüm, madem böyle olmamı istedin, madem nasibim budur, madem sen böyle sevdin; Ben dahi Ya Rabbi ben dahi senin sevdigini seviyorum ve Senden razıyım" diyor musun?
...................
Amr Halid / İqra Tv
muhasebe etmemiz gereken bir konu kendi adıma hemde bol bol...
Bugün Amr Halid, esmadan ElHamid i işledi.. Hergün bir esmayı işliyor ve hayata nasıl geçireceğimizi anlatıyor, duayla bitiriyor, harika bir 1.30 saat yaşıyoruz çok şükür..
Programda çok şeyler söylendi, ötelere taşıdı yüreklerimizi ve O'nunla dopdolu bu dünyaya geldik sanki yeniden..
Herkesten kalem kağıt çıkarmasını istedi ve bize hatırlatarak tek tek Allah'ın nimetlerini yazmamızı istedi..
"Elhamdulllah temleul mizan" dedi, yani mizanı doldurur, eksik varsa ötede ve sen şükredenlerden yazılırsın..
Çok enteresan bir örnek verdi mesela dedi ki;
"Allah dese ki sana bir bebeğin doğduğu zaman mesela " hadi git bu bebeğin tüm cihazlarını falan fabrkadan al" sen fakirsin diyelim o kadar para verip alamıyorsun...Düşünsene halini..
Ya da Allah'ın kayıtsız şartsız emrimize verdiği ve hiçkimsenin tekelinde bırakmadığı 2 nimet; Su ve hava; teneffüs.. Böyle olmasaydı dı da akciğerlerimiz elimizde biz kendimiz çalışsaydık muhtaç olduğumuz havayı üretmek için..Ya da gidip marketten her dakika hava almak zorunda kalsaydık..."
Misaller çoktu..
Ben en çarpıcısını aktaracağım inşaAllah..
Bu bir ayet ama çok dehşet bir ayet..
Bakara Suresi 211. Ayet
"....Ve men yubeddil ni'metallahi min-m- ba'di ma caathu fe innalllahe şedidul ikab"
"...Kim Allah'ın ni'metini -lerini- kendisine ulaştıktan sonra değiştirirse, bilsin ki Allah'ın azabı şiddetlidir!"
Bu ayetin kapsamına herşey giriyor, Allah'ın bize verdiği herşey..
Vücuttaki tüm azalar, akıl, güzellik, konuşma kabiliyeti, evlat, mal....Hatta internet mesela..
Eğer bize verilen nimetleri değiştirirsek, yani O'na uygun, O'nun yolunda kullanmazsak vay halimize!...
İnsanların başlarına gelen musibetler de işte kendilerine verilen nimetleri ters yönde kullanmaları yüzünden...
Ve bir hadis; "Nimetleri şükürle bağlayın!"
Çünkü Rabbimiz buyuruyor; "Lein şekertum leeziidennekum, lein kefertum inne azabi leşedid"
"Şükrederseniz arttırırım, nankörlük ederseniz azabım çok şiddetlidir"
Amr Halid / Bismike Nahya/ iqra Tv
__________________ “Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"
Şu alttaki ekleyeceklerim, 2 yıl önceki notlarımdan Grup arşivinde bir şey ararken rastladım, aktarayım dedim
Yine katildigim bir toplantidan aklimda kalanlari paylasayim dedim:
Once en ilgincleriyle –bana gore- baslayayim:
En ilginci, melekler hakkinda yeni ogrendiklerim
Hani bazen insan bir urpertiyle sarsilir ya?..
Halk arasinda –ya da bizim buralarda- “Azrail yokladi” derler..
iste megerse o anda melekler musafaha edermis insanla..
Boyle bir durumda hemen yoklayin icinizi muhakkak O’NUNLA mesguldur..
Yani, demek ki yanlis degil halk arasinda soylenen o soz Sadece Azrail denmesi urkutucu geliyordur belki de..
Meleklerin nobet vakitleri varmis..Hic bilmezdim..
Sabah ve ikindiden sonraymis..Ve bu vakitlerde Kur’an okumak cok faziletliymis..
Yine “Humeze Suresi” nde: yuzune karsi ve arkasindan insanlari cekistirenlere itab var ya.. iste o bastaki VEYL hem hitab hem de sonlarini belirlemek acisindan ‘cehennem’ mis..
Ve sondaki ‘elleti tattaliu alel ef’ideh” de:
“onun atesi, acisi kalplere kadar girer”den murad:
insanlarin, kisileri yuzlerine karsi ve arkalarindan cekistirdikleri yetmiyor gibi bir de kalplerinden onlar hakkinda kotu duygular gecirmelerinden oturuymus..
Digerleri ise:
Ramazan bir mekteptir adeta ya da 30 gunluk bir kurs gibidir.
Kurs sonunda, basta sabir olmak uzere bir cok melekeler gelistirir insan. Ramazan sonunda kendini yoklamalidir, sebat etmeli kazandigi bu melekeleri kaybetmemelidir.
teşekürler monaroza...çok hoş şeyler not almışsınız..
kalem kağıt taşımaya üşeniyorum herhalde , ama elimden geldigince bundan böyle inş. yazmaya çalışacagım...