7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 14 (1 Kayıtlı ve 13 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Esma



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Münazara » Üstü Mekke Altı Paris


 
Seçenekler
Davetçi
 
haqperest - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.05.2008
Nerden: istanbul
Mesajlar: 225




Teşekkür etti: 47
Teşekkür aldı: 180 konuda 501 kere
kucult  büyük
mutasyon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
avatar resmin çok ilginç.o iğneler neden paraya tapıyor.düşündüğüm gibiyse hayli manidar.ve sen bi bayansın dii mi
düşündüğün gibi kardeş..
yok bayan değilm nerden çıkardnz onu
__________________
Ama herşeyin en iyisini Allah(c.c) bilir
"Ey iman edenler, sabır ve namazla yardım isteyin! Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir."
"Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez.."
"..Ve size din olarak İslamı seçtim.."
eski 04.05.2008, 20:06 haqperest isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #41
aciz
 
mutasyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2008
Mesajlar: 2.286




Teşekkür etti: 2.295
Teşekkür aldı: 2.093 konuda 7.238 kere
kucult  büyük
haqperest´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
düşündüğün gibi kardeş..
yok bayan değilm nerden çıkardnz onu
avatardan çıkarttım desem .çünkü bu iğneler eşarp takımın da kullanılıyor.
eski 04.05.2008, 20:11 mutasyon isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #42
Davetçi
 
haqperest - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 03.05.2008
Nerden: istanbul
Mesajlar: 225




Teşekkür etti: 47
Teşekkür aldı: 180 konuda 501 kere
kucult  büyük
mutasyon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
avatardan çıkarttım desem .çünkü bu iğneler eşarp takımın da kullanılıyor.

doğrudur orda kullanıldığı ama sadecede orda değil heralde
neyse bir önemi yok zaten cinsiyetn
__________________
Ama herşeyin en iyisini Allah(c.c) bilir
"Ey iman edenler, sabır ve namazla yardım isteyin! Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir."
"Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez.."
"..Ve size din olarak İslamı seçtim.."
eski 04.05.2008, 20:18 haqperest isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #43
Yeni Üye
 
Sedem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2008
Mesajlar: 15




Teşekkür etti: 2
Teşekkür aldı: 9 konuda 23 kere
kucult  büyük
nehir´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
arkadaşlar hakikaten kızmamak için direniyorum adeta
yahu üniversitelerde çeşit çeşit takvalı genç erkek kardeşlerimiz var ve genelinin saçı uzun veya küpeli neden hiç bunlar tartışılmıyor da sürekli hanımların giysileri sözkonusu acaba erkekler hanımları eleştiriyor fakat hanımlarda malesef buna çanak tutuyor ama bir allahın kuluda kalkıp arkadaşım sanki erkekler çok mu düzgün kılık kıyafet içerisindeler diye sorgulamıyor vakko eşarbı tenkit eden beyler levis kot pantolonla gezerken altınada adidas ayakkabı giyiyor ben bu çelişki ve acımasızca yapılan eleştirileri kabul etmiyorum
Haklısınız nehir... Maalesef bir kısım insanın eleştirdiği tek mesele olmuş kadın, kız giyimi... Kadın ve kızdan başka birşey düşünemez olmuşlar, işlemez olmuş akılları...

Sanki herşey ondan ibaret, önce evlerinden televizyonları, bilgisayarları, müzik aletlerini çöpe fırlatmakla başlasınlar işe, sonra az yemek, az uyumak, az konuşmakla, ailelerinin yanında olup her anlarını onlara, çevrelerine faydalı olmaya adamakla...

DR. FURKAN AYDINER' in yorumu o kadar güzel ve o kadar genişki, serbest kürsüyede ekledim, Allah rızası için herkes dikkatle okusun incelesin. Herbirşeyi anlatmış, o kadar etkileyici bir yazıki... (Avusturyada'ki çirkin faciayı, insanlık dışı olayı bilenler daha iyi anlayacaklardır, bilmeyenlerde öğrenmeye çalışmasınlar hiç kıyamet kopması gibi bir olay çünkü...)


***

İletişim bilimcisi McChesney ise sefih medeniyetin, küresel medya araçlarıyla eğlence kültürünü her tarafa yaymasını "yeni kolonicilik" diye tarif eder. McChesney'e göre sefih TV kanalları hedef aldığı sosyal kesimi kolonileştirip, iktisadi olarak sömürmeyi ve felsefi ve politik olarak etkilemeyi amaçlayan küresel medya holdinglerinin modern silahı haline gelmiştir. Ülkeler yerine, başta gençlik kesimi olmak üzere, değişik sosyal tabakalar, küresel kapitalizm felsefesini aşılamak yoluyla, kolonileştiriliyor. Ateşli silahlarla insanları öldürüp, kaynaklarını sömürmek yerine, "ateşli yayınlarla" onların kapitalist tüketim anlayışını frenleyen bütün duygularını öldürüp, sırtlarından para kazanmak stratejisi uygulanıyor. McChesney bu konudaki görüşünü şöyle özetliyor: "Küresel medya holdinglerini on dokuzuncu yüzyıldaki İngiliz ve Fransız imparatorluğu gibi algılamalısınız. Afrika'nın yerini gençler almış. Bu holdingler filmler, müzik, kitaplar, CD'ler, internet, giyim, eğlence parkları ve spor takımlarıyla gençleri fethedecek... (bu anlamda) Bu holdinglere müzik firmaları demek yerine, müzik silahını kullanarak para üreten firmalar demek daha doğru olur." Kısacası, Batı'dan yükselen "sefih medeniyet" bütün insanlığı tehdit ediyor. "İnsaniyet kıyameti"nin kopmasına sebep oluyor. Doğu'daki "fazilet güneşi" batıp, Batı'dan yükselen "eğlence medeniyeti" her tarafa yayıldıkça "insaniyetin sonu" yaklaşıyor. Korkarım bu gidişe dur demediğimizde, "eğlence medeniyeti" hem insaniyetimizin hem de dünyamızın kıyametini getirecektir.


DR. FURKAN AYDINER

Konu Sedem tarafından (04.05.2008 Saat 21:33 ) değiştirilmiştir..
eski 04.05.2008, 21:22 Sedem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #44
Sedem isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Hademe
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.462




Teşekkür etti: 10.820
Teşekkür aldı: 4.716 konuda 23.391 kere
kucult  büyük
nerede yaşıyoruz sorusunu bu plaktformda sormam kadar anlamsız bir şey olmaz.

hepimiz yaşadığımız toprakların yapısını, kimyasını, fiziğini, anatomisini az çok veri bazlı biliyor ve algı bazlı anlamlandırabiliyoruz aslında.

şu an konuşulan mevzu bir anadolu gerçekliğidir ve 50 yıl öncesini yaşayan yahud fotoğraflayabilen biri için az buz bir kazanım değildir.

aslında dün mahalle kültürü vardı. yerini kent kültürü aldı ve o da yerini metropol kültürüne terk etmiş durumda. bu kültür öyle bir olgu ki, üst kattakinin alt kattaki ile kontağı tamamen bitmiş ya da bitmek üzere.

böylesi bir ortamda, konuştuğumuz bu mevzuda samimi olduğumuz kanaatinde de değilim.

neden böyle söylüyorum:

ailesinde en azından tabir edilen tarzda kıyafet taşımayan neredeyse yoktur. -bir üst perde bir alt perde olabilir; ama özde bu böyle-

ailesinde -akrabalarında- inançsız, yarım inançlı, az inançlı olanlarımız hiç de az değildir.

aslında çok da içimiz yanmıyor.
çokça hüzünlenmiyoruz.
alıştık bile sayılır.

haberleri izlerken, dizileri, filmleri gözlerimizi kaçırdığımızı söylersek birbirimize olmadığımız bir insanın portresini çizmiş oluruz.

değiştik

kimine göre geliştik ve kimine göre ise yittik/yitiklerimizi çoğalttık.

konuştuğumuz mevzuda hüküm ifade edici cümleler mevzumuzu rahatlatmıyor, konumumuza kılıf biçmek bizi konumumuzdan uzaklaştırmıyor.

bir realiteyi haber vermek, realitenin rahatsızlığını azaltmıyor ya da.

neden böyle olduk? nereye gidiyoruz ile de uğraşmanın faydası olduğuna inanmıyorum.

bu devir böyle...

kendi zamanını yaşıyor.

kendi düzlemini yaşıyor...

belki çoğunuza göre yaşanası değil; ama öyle böyle yaşanıyor işte...

islam garib geldi, garib gidecek diyen -haşa- yalan mı söyleyecek!

din tabi ki garibleşecek!

tabii ki mahzunlaşacak yaşam içinde...

gözündeki merteği çıkarmayan müslüman, elin çuvaldızına gözünü diktiğinde din daha bir mahzunlaşacak, daha bir kabuğuna çekilecek ve bir kabuk ısırıcısını dört gözle bekleyecek...

konuşmaya hakkım olmadığına inanıyorum.

bendenize -dinini kör topal yaşayan- geçmiş olsun, size -maşallahlıklar- kolay gelsin.
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 04.05.2008, 22:12 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #45
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 9 üye:
derail
Gast
 
Mesajlar: n/a

 
kucult  büyük
onlar da hatun kişiler ........DÜZELİR .....

ee hatunların işi gerçekten çok zor bu ülkde ... ELEŞTİRMİYORUM.
RABBİM yar ve yardımcıları olsun amin...öyle veya böyle açık veya kapalı bütün müslümanlar KARDEŞTİR ve farkına varmadan HADDİ aşmak istemem..... ONAYLAMIYORUM ama ELEŞTİRMİYORUMDA...
BURASI TC DEVLETİ burada müslümanca bir yaşamın ne kadar ZOR VE MEŞAKKATLİ ,SIKINTLI OLDUĞUNU BİLENLERDENİM.....
öyle veya böyle hanımlar dayanın zalimlere ,kafirlere karşı...KUTLARIM SİZİ.
eski 19.05.2008, 14:11  
Alıntı ile Cevapla   #46
isimli üye'ye teşekkür edenler
aciz
 
mutasyon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.03.2008
Mesajlar: 2.286




Teşekkür etti: 2.295
Teşekkür aldı: 2.093 konuda 7.238 kere
kucult  büyük
Lächeln sağol derali

derail´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ee hatunların işi gerçekten çok zor bu ülkde ... ELEŞTİRMİYORUM.
RABBİM yar ve yardımcıları olsun amin...öyle veya böyle açık veya kapalı bütün müslümanlar KARDEŞTİR ve farkına varmadan HADDİ aşmak istemem..... ONAYLAMIYORUM ama ELEŞTİRMİYORUMDA...
BURASI TC DEVLETİ burada müslümanca bir yaşamın ne kadar ZOR VE MEŞAKKATLİ ,SIKINTLI OLDUĞUNU BİLENLERDENİM.....
öyle veya böyle hanımlar dayanın zalimlere ,kafirlere karşı...KUTLARIM SİZİ.
birlikte halledeceğiz.inşaallah.kırmadan bükmeden.birbirimize sahip çıkarak.selametle
__________________
BİRGÜN DÜNYAYA AİT BÜYÜK BİR DERDİN OLURSA RABBİNE DÖNÜP;
"BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR! "DEME,
DERDİNE DÖNÜP "BENİM BÜYÜK BİR RABBİM VAR! "DE
eski 19.05.2008, 14:39 mutasyon isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #47
Yolcunun Şehri Kayıp :D
 
ŞüHeDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.393




Teşekkür etti: 15.117
Teşekkür aldı: 3.482 konuda 9.449 kere
kucult  büyük
Bence herşey kadında bitiyor....
ERKEK-KADIN ilişkilerinden bahsediyorum... Erkeklerin giydiklerinin imanlarına bir zararı olduğunu ve kadınların ilgisini çektiğini düşünmüyorum... Çok abartmadıkları sürece... Ama bayanların eşarbından(yada saçından) tutun ayakkabılarına kadar ilgi odağı oluyor... Bayanlar tamam erkeklere bakıyor, onları inceliyor olabilirler... Ama kadınları yoldan çıkaracak kadar bir giyim tarzı yok erkeklerin... Muhafazakar kesimin yani... Yada İSLAM'a laf ettirecek, bu nasıl müslüman giyim tarzı? dedirtecek derecede giyinene daha rastlamadım... Küpe taksınlar, dünya markası giysinler... DİKKAT ÇEKİP,LAF GETİRMEDİKTEN SONRA ne zararı var????

Ama bayanlar, türbanlılar için konuşuyorum...Öyle bir giyiniyorlar ki "BEN BURDAYIM!" diye bağırıyorlar adeta.... Bu çok yanlış... Bir ayette hatırlıyorum ama ayeti hatırlayamadım "KADINLARA SÖYLE AYAKLARINI YERE VURMASINLAR!" diyordu... Bu ne demektir? Tefsirini okumadım... Yanlış bir şey söylemekten de RABBİM'e sığınırım... Ama.... Bence şunu demek istemiş Rabbim... "HERŞEYDE ÖLÇÜLÜ OLSUNLAR,KENDİLERİNİ BELLİ ETMESİNLER...(helal olan kişi veya kişiler dışında...)" Ben bunu anlıyorum burdan...

Ama erkekler o kadar dikkat çekmedikleri için sanmıyorum marka giyinseler,küpe taksalar ne olur...

Daha küçüğüm,aklım bu kadar eriyor...Yanlışlarımı lütfen bilgili kişiler düzeltsin...Özellikle DAĞISTAN ABİ.... Lütfen yazımdaki yanlış varsa -ki muhakkak vardır- lütfen fikrimi düzeltmem için beni uyarınız..
__________________
KeLimeden geçip,mânâya indim..MânâsızLığın mânâsında kayboLup,buğuLu camLarımı sözLeRimLe siLdim...(Sahrud)

ÖNEMLİ DUYURU
FORUMA EKLEDİĞİNİZ YAZILARIN ALTINA LÜTFEN SİZE AİT DEĞİL İSE;
YAZARINI
EĞER YAZARINI BİLMİYORSANIZ
ALINTI
YAZINIZ!


FORUM KURALLARIMIZ
LÜTFEN HAFTADA BİR KEZ OKUYALIM
eski 19.05.2008, 16:03 ŞüHeDa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #48
Yeni Üye
 
Sedem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.04.2008
Mesajlar: 15




Teşekkür etti: 2
Teşekkür aldı: 9 konuda 23 kere
kucult  büyük
suheda´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bence herşey kadında bitiyor....

Herşey kadında bitiyor diyerek tüm yükü kadının üstine atmiyin, inanın kadın olmakda nefsine hakim olma konusunda hiç kolay değil, hatta çok zor. Gerçek kadınlar için konuşuyorum, kadınlığın anlamını bilmeyen az kadın yok dünyamızda.

suheda´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ERKEK-KADIN ilişkilerinden bahsediyorum... Erkeklerin giydiklerinin imanlarına bir zararı olduğunu ve kadınların ilgisini çektiğini düşünmüyorum...

Erkeklerin dikkat çekmediği sizin düşünceniz. Kadınlar kimin ilgisini çekmeye çalışıyorlar giyindikleri kıyafetlerle, ilgilerini çeken erkeklerin elbette...

Her nedense kadın nefsi olmayan erkekleri görünce arzulamayan bir varlık olarak görülür olmuş bazı toplumlarda... Gerçek erkek ne hissederse gerçek kadında onu hisseder. Hernedese muhafazakar kesim denilen kısım bunu kabullenmek istemez ve kız evatlarını yetiştirirken kadınlık arzusu olması yasak yada kötü bir şeymiş gibi lanse edilerek yetiştirilir. Kendi kızlarını, kızkardeşlerini öyle yetiştirenler eşlerini, aldıkları eşi farklı görmek isterler, kadınlığını beğenmezler. Mutsuz olurlar... Ama hiç düşünmezler neden?

Ne yetiştirdin ki ne bekliyorsun...
eski 19.05.2008, 16:54 Sedem isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #49
Sedem isimli üye'ye teşekkür edenler
Yolcunun Şehri Kayıp :D
 
ŞüHeDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.393




Teşekkür etti: 15.117
Teşekkür aldı: 3.482 konuda 9.449 kere
kucult  büyük
Sedem´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Herşey kadında bitiyor diyerek tüm yükü kadının üstine atmiyin, inanın kadın olmakda nefsine hakim olma konusunda hiç kolay değil, hatta çok zor. Gerçek kadınlar için konuşuyorum, kadınlığın anlamını bilmeyen az kadın yok dünyamızda.

Ya birşey soracağım... Madem herşeyi kadınlara atmayalım diyoruz... O halde neden "YUVAYI DİŞİ KUŞ YAPAR,HERŞEY EVİN HANIMINDA BİTER,SOKAKTA YÜRÜMESİNİ BİLDİKÇE KİMSE BAYANLARA BİRŞEY YAPAMAZ" gibi cümleler neden sarf ediliyor? Bunu söyleyen insanlar hiç mi birşey bilmiyor....


Ayrıca kadının ve erkeğin tavırlarının nasıl olması gerektiği NUR SURESİ 30-31.AYET-İ KERİMELER'de açık ve net bir şekilde bizlere veriliyor...Buyrun birde siz dikkatle okuyunuz... :

30- Müminlere yani mümin erkeklere- söyle, gözlerini indirsinler; gerek dışarda, gerek içerde ve gerekse başkalarının evlerine girip çıkarken, otururken kalkarken gözlerini dikmesinler, harama bakmaktan, ayıp bir şey görmekten sakınsınlar.


Sofiyeden Şiblî (k.s.)'ye:
"Ne demektir? diye sormuşlar, demiş ki:
"Baş gözlerini haramlardan, kalp, gözlerini Allah'tan gayri şeylerden çeksinler."


Irzlarını da korusunlar, apış aralarını tamamen koruyup haramdan, bakmaktan saklasınlar, avretlerini örtüp ırz ve namuslarını korusunlar.

FÜRÛC, Fercin çoğuludur. Ferc, aslî mânâsında iki şey arasındaki açıklık demektir. Bu şekilde gerek erkek, gerek dişi insanın bacakları arasındaki açıklığa da gerçek olarak bu isim verilir ki, dilimizde apışarası denir ve bu deyim ile avret mahallinden kinaye de edilir ki, Kur'ânda bu mânâ ile geçmiş ve onun için erkeğe de dişiye de kullanılmıştır. Sonra özellikle kadının ön avretinden kinaye olarak kullanılması fazla yapılmış ve kinaye değil, sarih denecek derecede bu şekliyle kullanılmıştır. "Fercini korudu" (Enbiya, 21/91) bu mânâdadır. "Fercleri koruma" emri haramdan fevkalade korumakla ırzı muhafazadan kinayedir. Ve bu muhafazayı ifade ederken daha evvel konulduğu mânânın delaletiyle avret mahallinin örtülmesi emrini de içinde bulundurur. Bundan başka kinaye mânâsının gereğini ifade ederken hakikatini de iradeye mani olmadığından füruc kinayesi avret mahallinin sınırlarına da işaret eder. Yani insanın avret mahalli, bilinen cinsel organdan ibaret değil, apış arası denilen açıklık boyunca uzar ki, bunun âzamisi topuklara kadar varırsa da en yakin bilinen azı, diz üstü oturulduğunda belirleneceği üzere göbek altından dizlere kadardır. Bunun için erkeklerde korunması ve örtülmesi farz olan bir avret mahalli bu bilinen en az miktarıdır. Fazlası müstehabdır. Kadınlarda da bundan sonraki âyetin delaletiyle tepeden topuğa kadardır. Demek ki, iki diz arasındaki açıklığı örtmeyen elbise, avret mahallinin örtülmesine yeterli, denemeyecektir.

Şüphe yok ki Allah her yaptıklarından haberdardır. Erkeklerin nelere göz diktiklerini, istekleriyle nelere doymak istediklerini, organlarını ne gibi duygularla tahrik ettiklerini, ne maksat beslediklerini, ne düzenler kurduklarını, ne işler çevirdiklerini, ne sanatlar yaptıklarını bilir. Hiçbiri O'na gizli kalmaz. Bundan dolayı, Allah'ın razı olmayacağı şeylerden sakınmak gerekir.

31-Önce erkekler hakkındaki bu emir ve ihtardan sonra müslümanlar, şimdi de kadınlar hakkındaki şu emre dikkat etsinler.

Müminelere de, yani mümin kadınlara da söyle: Gözlerini indirsinler, helal olmayan erkeklere bakmaktan sakınsınlar, zira bakmak, zinanın postacısıdır, derler. Ve avret yerlerini korusunlar, tamamiyle örtüp, zinadan korunsunlar. Ve zinetlerini teşhir etmesinler. Kadının zineti denince örfte, taç küpe, gerdanlık, bilezik ve benzeri takılar, sürme, kına ve benzerleri ve elbise süsleri gibi şeyler akla geliverir. A'râf Sûresi'nde "Ey Adem oğulları! Her mescide gidişinizde zinetli elbiseler giyin" (A'râf, 7/31) âyetinde zinetin elbise demek olduğu da geçmişti. O halde bu zinetleri açmak bile yasaklanmış olunca, bunların mahalli olan vücudu açmak öncelikle yasaklanmış olur. Yani vücudlarını açmak şöyle dursun, üzerlerindeki zinetleri bile açmasınlar. Bununla birlikte bir kısım âlimler, burada zinetten maksadın, zinetin takıldığı, kullanıldığı yer olduğu fikrini kabul etmişlerdir ki, yüz, sürme ve allık yeri; baş, taç yeri; saç, örgü ve büklüm yeri; kulaklar, küpe yeri; boyun ve göğüs, gerdanlık yeri; el, yüzük ve kına yeri; bilekler, bilezik yeri; pazular, pazubent yeri; baldırlar; halhal yeri; ayaklar da, eller gibi kına yeridir. Bunlardan başka vücudun kısımları da aslında açılmaz.


Bu âlimlerden bazıları muzaafın hazfi veya zikr-i hâl, irade-i mahal ile "ziynet yeri" takdirinde bir mecaz gözetmiştir. Buna delil olarak da, kadının vücudundan ayrı olduğu zaman o zinetlere normal olarak bakmak ve alıp satmak ittifakla caiz ve mübah olduğunu ifade ve kabul etmişlerdir. Bazıları da yine bu delil ile, kadının asıl zineti, vücudunun güzel yaratılışı, zinet yapmaktan gaye de vücudun süslenmesi olduğunu kabul ederek bu zinetten maksadın, yalnız vücut olduğunu kabul etmişler ve kadınların birçoğu yapmacık zinetten uzak bulunmakla zaten zinetli oldukları halde yaratılış zinetinin zaten hepsinde bulunması ve her kadın bedeninin özünde bir zinet olması hükmün genelliği hakkını yerine getirme noktasından bu tahsisin bir destekleyicisi olduğunu söylemişler ve buna göre şu mânâyı vermişlerdir: Kadınlar yaratılıştan zinetleri demek olan vücudlarının hiçbir tarafını açmasınlar.

Doğrusu, doğal olan güzelliklere, zinet denilmekten çok "cemal" denilmesi daha yaygın ve zinet tabiri yapma şeylerle süslenen takılarda meşhur ise de "Kadınlardan, oğullardan, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşten...aşırı sevgi ile bağlanılan bu gibi şeyler insanlar için bezenip süslendi" (Âl-i İmrân, 3/14) âyetinin delaletiyle zinet kavramının yaratılıştan olana da sonradan yapmaya da şâmil olduğunda şüpheye yer yoktur. Zinet ve güzelliğin hakkı da meydana çıkarılmasını kendi sahiplerine tahsis edip başkalarından gizlenmektir.

Hüsn olsa da vâcibü't-tecellî - Gizler onu Hak nikâb içinde
Ağyârına gösterir mi hurşîd Didârını hîç o tâb içinde

"Güzelliğin ortaya çıkması gerekse de, gizler onu
Hak bir örtü içinde Başkasına gösterir mi güneş, yüzünü hiç o parlaklık içinde"

Ancak görünen kısımları müstesna, O zinetlerden dışa gelen örtülse bile görünmesi doğal olanı, bu hükümden müstesna ve başka bir hükme tabidir ki, bunlar örtünün dış tarafıyla el ve yüz zinetleridir. Çünkü örtünün kendisi de kadının bir zinetidir. Tabiîdir ki, bunun dışı görünecektir. El ve yüzün de, namazda görünmesi adettir. Ebu Davud'un Müsned'inde rivayet edildiği üzere, Peygamber (s.a.v) Hz. Esma'ya "Ya Esma, kadın bülûğa erince ondan görülebilecek olan ancak şudur." buyurmuş ve kendi mübarek yüzüne ve avuç içlerine işaret etmişlerdir. İş yaparken, gerekli eşyayı tutarken ve hatta örteceğini örterken bile elin açılması gerekli olduğu gibi ,zarurî olan bakma ve nefes alma sebebiyle yüzün diğerleri gibi örtülmesinde zorluk vardır. Bir de şahitlikte, mahkemede, bir de nikahta yüzün açılmasına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı zaruretler kendi miktarınca takdir olunmak üzere bunların açılmasında sakınca yoktur. Fakat bunlardan geriye kalanlarının açılması, görülmesi, bakılması haramdır ve nâmahremden örtülmesi gerektir.

Buyuruluyor ki ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını, göğüslerini açık tutmayıp bu şekilde sımsıkı örtünsünler ve o halde bu emri yerine getirebileck baş örtüsü kullansınlar. Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı, zinetleri görünürdü. Demek ki, son zamanlarda asrîlik sayılan açık saçıklık böyle eski bir cahiliye âdeti idi. İslâm böyle açıklığı yasaklayıp baş örtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır.

Görülüyor ki, bu emirde tesettürün yalnız vacib oluşu değil, özel bir şekli de gösterilmiştir ki, kadın edeb ve temizliğinin en güzel ifadesi budur. Görülüyor ki bu emir ev içinde veya dışında diye kayıtlanmamıştır. Bu bakımdan mutlaktır. Ancak görünen istisna edildiği gibi, gizlenen zinetlere bakmanın helal olanları da istisna ile bu tesettürün, yani örtünmenin vacib oluşunun, nâmahreme karşı olduğunu anlatmak için bu vücubun kuvvetini ve önemini göstermek üzere bir daha tekid ile buyurulmuştur ki, öyle örtsünler ve zinetlerini açmasınlar, açık bırakmasınlar ancak kocalarına veya kendi atalarına, yani babalarına, dedelerine ki amca ile dayı da nikah düşmeyeceğinden bunlara dahildir veya kocalarının atalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi erkek kardeşlerine veya erkek kardeşlerinin oğullarına veya kız kardeşlerinin oğullarına veya kendi kadınlarına; müminlerin kadınları, yani müslüman kadınlar veya hizmet veya sohbetlerinde özel yeri bulunan kadınlardır.

Demek ki, özelliğini bilip tanımadıkları yabancı kadınlara da açılmaları caiz olmayacaktır. Önceki müfessirlerin çoğunluğu demişlerdir ki; müminlerin kendi kadınları demek, kendi dinlerinde olan müslüman kadınlar demektir. Bundan dolayı müslüman kadınları müslüman olmayan kadınlara açılmamalıdırlar. Fakat bazıları da bunu istihsane hamlederek müminlerin kadınları, hizmet veya sohbetlerinde bulunan gerek müslüman, gerek müslüman olmayan kadın cinsi demek olduğunu söylemiştir ki, Fahreddin Râzî buna "mezhep budur" demiştir. Önceki daha ihtiyatlı, bu ise daha uygundur.

Veya ellerinin altında malik oldukları cariyelerine veya erkeklerden ırbe sahibi olmayan hizmetçilere, yani kadına ihtiyaç duymaz olmuş, şehveti kalmamış salihlerden ihtiyarlar veya bunaklar veya kadın işini bilmez, yalnız yemeklerinin fazlasından yemek için şunun bunun arkasına takılır miskinler güruhu veyahut erkekliği yok, yaratılıştan iktidarsız uşaklar; bunda hadım edilmiş ve mecbûbün, yani erkeklik uzvu kesilmiş olanların da dahil olacağını zannedenler olmuş ise de, Keşşâf Tefsiri'nde ve Ebu Hayyan'da zikredildiği üzere İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerine göre bunları istihdam etmek, tutmak, alıp satmak helal olmaz. Bunları tutmak selefin hiçbirinden rivayet edilmiş değildir. Çünkü bunda hadım etme gibi bir kötülüğe düşmeye teşvik vardır. Halbuki hadım etmek haramdır.

Veya henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına. Buraya kadar zikredilen on iki istisnaya da bir dereceye kadar zinetlerini açabilirler.

BİRİNCİSİ: Kocalar için vücutlarının tamamına bakmak helaldir. Çünkü zinetten kasıt onlardır.

İKİNCİSİ: Zikredilen mahremlerine bilinen zinet yerlerinden yüz, el ve ayaklarla, iş ve hizmet anında açılan başını, saçını, kulaklarını, boynunu, kollarını ve inciklerini açabilir. Onların da bunlara bakmaları helaldir. çünkü yakınlıklarından dolayı birarada bulunmaları gerekir. Ve fitne düşünülemez. Fakat karnını ve sırtını göstermek caiz değil, arsızlıktır.

ÜÇÜNCÜSÜ: Erkeğin erkeğe karşı olduğu gibi kadının kadına karşı avreti de göbekten dize kadardır. Geri kalan kısmına bakması caizdir.

DÖRDÜNCÜSÜ: Erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış, cinsi güçten düşmüş hizmetkârların, etkilenmemek ve fitne düşünülmemek itibariyle bakmaları, mahrem olanların bakmasına benzer.

BEŞİNCİSİ: Çocuklar mükellef değildir. Ancak anlayış ve idraklerine göre edeb ve terbiye öğretilmesi gerekir.

ALTINCISI: Bu örtünme emri, esir cariyeler hakkında değil, hür olan müslüman hanımlar hakkındadır.

İşte böyle hür kadınların, bu istisna edilmiş kimselerden başkasına zinetlerini göstermemeleri, kendi iffet ve korunmaları ve güzel geçimleri noktasından gayet önemli olduğu gibi, yabancı erkekleri etkilememek, günaha sokmamak, edeb ve iffet telkin etmek noktasından da çok önemli olduğundan, özellikle bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şumülünü bir daha hatırlatmak üzere, yürüyüş tavırlarının bile düzeltilmesi için buyuruluyor ki: gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar, yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya doğal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır. Fakat unutulmaması gerekir ki, kadının bu konuda başarısı daha önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati ve toplumda olanların gayreti ve özeni ile mütenasip, bunlar da Allah'ın yardımı ile ayakta durabilir. Bu noktada Resulullah (s.a.v) den bütün müslümanlara hitap ve erkekleri zikredip kadınları da içine alacak bir şekilde buyuruluyor ki:

Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümid olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek dişi bütün müminler imana yaramayan ve cahiliyyet izleri olan kusur ve hatalarından tevbe ile Allah'a dönüp Allah'ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O halde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar şu emirlere de özen göstermelidir.

Ayrıca...Evet iş kadında bitiyor...Bunda sonuna kadar ısrarlıyım...Çünkü anne kadar hangi baba çocuğunu yanında oluyorda onun yetişmesinde ahlakına ve diğer herşeyine destek olup bilgi veriyor....?????????KADIN YANİ ANNE ÇOCUĞUNU YETİŞTİRMESİNİ BİLİRSE......TOPLUMDA SORUN KALACAĞINI SANMIYORUM...............................Yada herhangi dış etkenlerden çocuğun korunması ve kollanması ERGENLİĞE gelene kadar da bu tür nefsî etkenlerin körelmiş olması gerektiği kanaatindeyim....Ki zaten mantıklısı da bu....Herşey kadında bitiyor....Şahsî görüşüm....Fikir beyan ediyorum...Bir anne evlat yetiştirmesini bilirse,sorun kalmayacaktır...Her anne özen gösterse KÖTÜ KADIN-ERKEK yada KÖTÜ DAVRANIŞLAR İÇİNDE OLAN KADIN-ERKEK KALMAYACAKTIR...
__________________
KeLimeden geçip,mânâya indim..MânâsızLığın mânâsında kayboLup,buğuLu camLarımı sözLeRimLe siLdim...(Sahrud)

ÖNEMLİ DUYURU
FORUMA EKLEDİĞİNİZ YAZILARIN ALTINA LÜTFEN SİZE AİT DEĞİL İSE;
YAZARINI
EĞER YAZARINI BİLMİYORSANIZ
ALINTI
YAZINIZ!


FORUM KURALLARIMIZ
LÜTFEN HAFTADA BİR KEZ OKUYALIM
eski 19.05.2008, 17:18 ŞüHeDa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #50


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:07 .


Page generated in 0,49415 seconds with 13 queries