| | Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan | 1 | 2 | > | |  |
| | TECRÜBELİ ÜYE
Üyelik tarihi: 13.02.2008
Mesajlar: 640
Yarışma Puanı: 120 Teşekkür etti: 118
Teşekkür aldı: 480 konuda 1.427 kere
| Nişanlılık döneminde dini nikah yapıp, daha sonra ayrılma durumu olduğunda, erkek han SELAMÜN ALEYKÜM Nişanlılık döneminde dini nikah yapıp, daha sonra ayrılma durumu olduğunda, erkek hanımı boşamazsa ne olur? Nişanlılık döneminde dini nikah kıymak doğru mudur?
__________________ ALLAH'IN BILE INSANLAR HAKKINDAKI
HÜKMÜNÜ, ÖMÜRLERI SONA ERDIKTEN SONRA
VERDIGINE INANIRKEN ...BIZ KIM OLUYORUZDA
INSANLARI BIRKAÇ KEZ GÖRMEK IKI ÜÇ YAZI OKUMAK
BIRKAÇ DEDI KODU DINLEMEKLE... YARGILAMA HAKKINA
SAHIP OLABILIYORUZ.! | 
05.04.2008, 10:38
| |
medahms isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | ADMİN
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.219
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490 Teşekkür etti: 24.567
Teşekkür aldı: 10.629 konuda 35.910 kere
| Nişanlılık döneminde asla nikah yapılmamalı..
Aman buna dikkat edilsin, ne sebeple olursa olsun bundan kaçınılsın inşaAllah..
Eğer yapıldıysa ve erkek boşamıyorsa, o kadın bir daha evlenemez, evli çünkü.
Bu çok hafife alınıyor günümüzde maalesef.. | 
05.04.2008, 10:47
| |
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
| | | eN aCiZ
Üyelik tarihi: 27.02.2008
Mesajlar: 320
Teşekkür etti: 904
Teşekkür aldı: 276 konuda 1.010 kere
| Konuyu görünce benimde aklıma şöyle bir soru geldi.. Sanırım bu da çok fazla yaşananlar arasında. Kızgınlık ve öfke anlarında erkek karısını boşayabiliyor, yollar dinen de hukuken de ayrılabiliyor.
Ancak bir zaman sonra tekrar birleşmek isteseler kanuni açıdan problem yok, dini açıdan durum nedir? Bildiğim kadarıyla kadının başka bir erkeğin nikahında bir süre kalması lazım lakin asıl eşi olacak bey bunu kabul etmeyebilir. Bunun dışında birleşme olanakları yok mu?  
__________________ "Islami öyle yasaki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin..." (Sezai Karakoc) | 
05.04.2008, 10:52
| |
barla_21 isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Mukallid
Üyelik tarihi: 15.12.2007
Mesajlar: 1.355
Yarışma Puanı: 900 Teşekkür etti: 4.485
Teşekkür aldı: 1.302 konuda 5.774 kere
| O zaman görüşülmemeli de abla...
Yada başka bir deyişle nikah yapıldı ise hemen düğün yapılmalı.
Doğru mu anladım? | 
05.04.2008, 10:52
| |
Dagistan isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
| | | ADMİN
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.219
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490 Teşekkür etti: 24.567
Teşekkür aldı: 10.629 konuda 35.910 kere
| O çok etraflı bir konu barla..
Mutlaka ehline sorulması ve de yaşananlara göre fetva alınması lazım..
Burada halledilebilecek bir konu değil yani  | 
05.04.2008, 10:54
| |
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | ADMİN
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.219
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490 Teşekkür etti: 24.567
Teşekkür aldı: 10.629 konuda 35.910 kere
| Dagistan´isimli üyeden Alıntı O zaman görüşülmemeli de abla...
Yada başka bir deyişle nikah yapıldı ise hemen düğün yapılmalı.
Doğru mu anladım? Görüşmenin şartları belli ablam, sen daha iyi bilirsin bunları..
Ya da nette bu konuda oldukça geniş kaynaklar var bakılabilir
Nikah mutlaka düğünle beraber olmalı..
Çünkü suistimal edilebiliyor, toplumda örnekleri çok maalesef.. | 
05.04.2008, 10:57
| |
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 7 üye:
| | | Mü'min
Üyelik tarihi: 18.02.2008
Mesajlar: 496
2 Albümü var
Teşekkür etti: 436
Teşekkür aldı: 493 konuda 2.417 kere
| akdini bozana hüküm verecek şer-i devlet olmayınca
akidlerine bağlılıkları şüpheli günümüz insanlarının
resmi nikahı öne almalıdır
görüşmeler ise halvet olmadan caizdir
__________________ “Yarısı Allah’ın, yarısı da dünyanın olacak şekilde
yarım kalple yaşayamam ben.” | 
05.04.2008, 11:02
| |
ebu mus'ab isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | ADMİN
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 14.219
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 490 Teşekkür etti: 24.567
Teşekkür aldı: 10.629 konuda 35.910 kere
| Bu konu açılmışken, mehir konusuna da değinilse iyi olur..
Bizde pek bilinmiyor sanki bu konu
Bu nişanlılık döneminde mesela nikah yapılmışsa ve de sonradan ayrılık olmuşsa, boşanma yani, kadın yine nikah akdinde belirlenen mehrin yarısını alır-zifaf olmamışsa- Zifaf olmuşsa tümünü alır..
Bu tip konularda geniş bilgisi olan yazsın inşaAllah kardeşler.. | 
05.04.2008, 11:07
| |
monaroza isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | TECRÜBELİ ÜYE (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 13.02.2008
Mesajlar: 640
Yarışma Puanı: 120 Teşekkür etti: 118
Teşekkür aldı: 480 konuda 1.427 kere
| Mehrin çeşitleri
Mehir genel olarak mehr-i müsemma ve mehr-i misil olmak üzere ikiye ayrılır. Mehr-i müsemma da muaccel ve müeccel diye kendi içinde ikiye ayrılır.
1. Mehr-i müsemma:
Bu, nikâh akdi sırasında veya daha sonra eşlerin karşılıklı rıza ile belirledikleri mehirdir: "Eğer siz, onları kendilerine temas etmeden önce boşar, fakat daha önce onlara bir mehir tayin etmiş bulunursanız, bu tayin ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır" (el-Bakara, 2/237). Mehr-i müsemma da peşin verilip verilmeme durumuna göre ikiye ayrılır:
a) Mehr-i muaccel:
Eşlerin miktarını belirledikleri mehir, nikâh akdi sırasında ödenebileceği gibi, sonraki bir tarihte de ödenebilir. İşte akit sırasında peşin olarak ödenen mehre "mehr-i muaccel (peşin mehir)" denir. Eşler, mehrin miktarını belirlemekle birlikte, ödeme şeklini tesbit etmemişlerse, peşin ödenecek miktar örfe göre belirlenir. Örf, tamamının peşin veya ileride ödenmesi yahut bir bölümünün, örneğin üçte birinin veya yarısının peşin, geri kalanının sonradan verilmesi şeklinde meydana gelmişse buna göre hareket edilir. Çünkü mehrin ödeme şekli üzerindeki örf, aksi kararlaştırılmadıkça eşler arasında şart koşulmuş gibidir. Hadiste; "Müslümanların güzel gördüğü şeyler Allah nezdinde de güzeldir" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 379) buyurulmuştur.
Bazı fakihler, zifaftan önce kadına mehrin bir kısmını vermeyi müstehap görürler. Bu konuda, Hz. Ali'nin, Fâtıma (r.anhâ) ile evlenirken zifaftan önce mehir olarak zırhını vermesi uygulamasına dayanırlar. Bu evlilik Medine'de, Hicret'in ikinci yılında vuku bulmuş ve mehrin ödenmesi konusunda Medîne örfüne uyulmuştur (M. Muhyiddîn Abdülhamîd, el-Ahvâluş-Şahsiyye, s. 140, 141).
Bugün Mısır'da geçerli olan örfe göre, genel olarak, mehrin üçte ikisi peşin alınır. Fas'ta ise mehrin yarısı peşin ödenir (Halil Cin, İslâm ve Osmanlı Hukukunda Evlenme, Ankara 1974, s. 218).
Mehr-i müeccel:
Mehrin tamamını peşin olarak değil de, evlenmenin sona ermesi, beş yıl, on yıl sonunda veya kocanın ölümü halinde ödenmesi kararlaştırılabilir. İşte bu şekilde, ödenmesi belirli bir vadeye bağlanmış olan mehir "mehr-i müeccel (vadeli mehir)" adını alır. Bu durumda kadın, belirlenen vade gelmeden önce mehri isteyemez. Miktarı belirlendiği halde, ödeme şekli belirlenmemiş olan ve bu konuda örf de bulunmayan durumlarda, mehir; boşanma veya eşlerden birisinin ölümü halinde peşine dönüşür. Boşamanın kesin (bâin) veya cayılabilir (ric'î) olması arasında bir fark yoktur. Ancak, ric'î boşama halinde mehir, iddetin sonunda peşin mehre dönüşür (Mehmed Zihni, Nimet-i İslâm, İstanbul 1976, s. 641 vd.).
2) Mehr-i misil:
Kadının emsaline göre takdir edilen mehir. Kadın, şu durumlarda mehr-i misle hak kazanır:
a) Nikâh akdinde mehrin zikredilmemiş olması halinde mehr-i misil gerekir. Mehrin zikredilmemesi, akdin fesatını gerektirmez. Çünkü nikâh, evlenecek olan çiftlerin icab-kabûlüyle tamam olur. Mehir ise nikâhın rüknü değildir ve bundan dolayı nikâh akdinin inikat ve sıhhati, mehrin zikredilmesine bağlı değildir. Mehir zikredilmediği halde koca vefat ederse kansı mehr-i mislini terikeden alır, kan vefat ederse vârisleri kocadan mehri misli alırlar.
Mehrin, tayin edilmiş olmakla birlikte mehir hakkında bilgisizliğin fazla olması (el-Cehâletü'l-fahişe) veya gayr-ı mütekavvim bir mal olarak tayin edilmesi halinde mehrî misil gerekir. Mehrin ev, araba, hayvan, elbise vb. şekilde mutlak olarak zikredilmesi halinde fâhiş cehaletten sözedilir ve bu durumda mehr-i misil gerekir. Çünkü bu cins isimler farklı vasıflarda ve değerlerde olabileceğinden anlaşmazlık ve çekişmeye götürür. Meselâ, mutlak olarak ev denildiğinde evin müstakil, büyük veya küçük olması, manzarası vb. gibi problemleri beraberinde getirebilir. Bunun yanında şeriatın domuz, içki gibi mütekavvim mal kabul etmediği şeylerin mehir olarak tayini halinde bunlar geçersizdir ve mehr-i misil tahakkuk eder.
c) Taraflar arasında mehr-i ortadan kaldırma konusunda bir anlaşma varsa yine mehr-i misil gerekir. Mehir şâriin nikâh akdinde uyulmasını emrettiği hükümdür. Bundan dolayı tarafların mehri kaldırma yetkisi yoktur. Eğer akde bitişik bir şartla onu kaldırmaya teşebbüs ederlerse bu şart fâsiddir. Bu durumda akit sahih ve şart geçersiz olur. Bunun en önemli misâlini şigar evliliği oluşturmaktadır. Şigar evliliği iki kadının mehir zikredilmeksizin birbirine karşılık olmak üzere iki erkekle evlendirilmesidir. Burada nikâh akdi geçerli fakat şart geçersizdir ve mehir zikredilmediğinden mehr-i misil gerekir. Şigar evliliği Ahmed b. Hanbel, İmam Mâlik ve İmam Şafiî'ye göre fâsiddir (Kâsânî, Bedâyîus-Sanayi, Kahire 1327-28/1910, II, 282-283; Molla Hüsrev, Dürerü'l-Hukkâm Şerhu Gureril-Ahkâm, İstanbul 1979, I, 342; el-Fetâva'l-Hindiyye, Bulak 1315, I, 309-311; M. Ebû Zehre, el-Ahvâluş-şahsiyye, Kahire 1368/1948, s. 182-183; Bilmen, Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu, İstanbul 1985, II, 6, 119-120, 140-142).
d) Mehrin zikredilip zikredilmediği konusunda karı-koca arasında ihtilâf ortaya çıkarsa Mehr-i misil gerekir. Ancak hangisi delil getirirse kabul olunur. Delil getiremezlerse mehir zikredilmedi (münkir) diyenden yemin istenir. Yeminden kaçınırsa (nükul), mehrin zikredildiğini söyleyenin davası sabit olur. Yemin ederse mehr-i misil gerekir (Molla Hüsrev, a.g.e., I, 347).
Mehr-i Mislin takdiri: Mehr-i misli tayin için evlenecek olan kadının babası kabîlesinden; yaş, güzellik, mal, şehir, takvâ, akıl, dine bağlılık, bekâret, iffet, ilim, edeb, güzel ahlâk, çocuk sahibi olma gibi çeşitli vasıflarda benzeri olan kadınların mehirleri dikkate alınır. Bu benzerlik iki tarafın yani mehri tayin olunacak kadın ile denk ve benzeri kadınların akit sırasında sahip oldukları vasıflar itibariyle araştırılır. Bu vasıfların akitten sonra artması veya eksilmesi emsalliğin meydana gelmesine zarar vermez. Eğer babası tarafında benzeri bulunmazsa babasının kabîlesine denk olan kabîleden emsali kadınların mehri takdir edilir. Kadının bu durumlarda benzeri bulunmadığı takdirde Mehr-i misil iki adil erkek veya bir erkek iki kadının şahadetiyle sabit olur. Eğer adil şahid bulunamazsa söz yeminle beraber kocaya aittir. Koca mehr-i misli tayinden kaçınırsa mehrin miktarını tayin için hâkime başvurabilir. Bu hükümler, ihtilâf ortaya çıkması halindedir. Eğer mihir konusunda ittifak hasıl olursa kabul olunur (el-Kâsânî, a.g.e.,II, 287; M. Ebû Zehra, a.g.e., s. 183-184; Bilmen, a.g.e., II, 119).
Kaynak Samil Islam Ansiklopedisi
__________________ ALLAH'IN BILE INSANLAR HAKKINDAKI
HÜKMÜNÜ, ÖMÜRLERI SONA ERDIKTEN SONRA
VERDIGINE INANIRKEN ...BIZ KIM OLUYORUZDA
INSANLARI BIRKAÇ KEZ GÖRMEK IKI ÜÇ YAZI OKUMAK
BIRKAÇ DEDI KODU DINLEMEKLE... YARGILAMA HAKKINA
SAHIP OLABILIYORUZ.! | 
05.04.2008, 11:48
| |
medahms isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | adıdeğmez....
Üyelik tarihi: 16.08.2007
Mesajlar: 1.836
Teşekkür etti: 11.768
Teşekkür aldı: 1.721 konuda 6.172 kere
| azizlerle.com sitesinde biri mehir hakkında sualde bulunmuş: Z.:
selamunaleykum hocam! hocam ben mihir hakkinda bi soru sorucam.kadin evlenirken mihir ister, evlenirler ve ozamanin sartlari cetin oldugundan dolayi "kalsin, almana gerek yok, ilerde paramiz olunca alirsin" der. aradan bir kac yil gecer ve kadin mihrini ister velakin buseferde kocasi aldiris etmez.  ben mihrimi istiyorum hocam napmam lazim?? Azizlerle.de
Ve aleykümüsselam. Mihr-i müeccel ve mihri muaccel olarak iki çeşit mihir vardır. Mihri muaccelin hemen, yani zifaftan önce verilmesi gerekir. Mihr-i mueccele gelince, onun için bir süre yoktur. Hatta, -hoş olmasa da- ölünceye kadar uzayabilir. Ancak, kadına mihri verilmeden vefat edecek olursa, kocası onun mirasçılarına bu mihri mutlaka vermek zorundadır. Mihriniz muaccel mi, müeccel mi tam olarak anlaşılmadığından dolayı, nasıl hareket etmeniz gerektiğini bu izahat çerçevesinde kararlaştırabilirsiniz. En iyi dileklerimizle... Z.:
cevabiniz icin cok tesekkür hocam. ben bu sitenin adresini bir arkadasimdan aldim. acikcasida fazla dini bilgilerim yok, ama sukadarini söyleyebilirim evlenirken sadece "mihir" kelimesi gecti, digerleri nedir bilmiyorum. yani kisacasi nikaha karsilik mihir istendi. birde su takildi aklima; madem vakit ölene kadar uzayabilir ozaman bütün erkekler karisini oyalardi nasil olsa bir gün ölcek diye?? islamiyetin bu konuda kadinlara daha duyarli olduguna inaniyorum mu acaba? Azizlerle.de:
İslamın kadına tanıdığı hakları ve özgürlüğü hiçbir din ya da sistemde bulmanız mümkün değildir. Biz erkeğe tanınan ruhsatı söyledik. Bu ruhsattır, emir değil. Zaten Allah tealadan gerçek manada korkan insaflı bir erkek ilk fırsatta hanımına vermiş olduğu mehir sözünü yerine getirmelidir. Doğrusu da budur.Anladığım kadarıyla mihrinizin adı konmamış. Yani muaccel mi, müeccel mi belirtmemişsiniz.Mehrinizi istemeniz en tabii hakkınızdır. Ama keşke nikah kıyılırken bu işi gerçekten bilen birine yaptırsaydınız. O zaman sanırım bu durumlara düşmezdiniz. En azından size mehri muaccel ile mehri müeccelin hükümlerini açıklardı. Siz de ona göre düşünerek karar verirdiniz. Ya mihrin bir kısmını muaccel, bir kısmını müeccel yapardınız,ya da mihrin tamamını muaccel yaparak bu durumlara düşmezdiniz.Hatayı islamda değil, bence başka yerlerde arayınız kardeşim. Allah tealaya emanet olunuz. | 
05.04.2008, 14:39
| |
hafsa isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| |  | | Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan | 1 | 2 | > | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:13 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |