Üye Albümlerinden |
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
bir lahza isimli üyenin,
gül bahçesine girenler... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
|
|
|
 |
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
Risale-i Nur'dan Bölümler..
GAYE-İ MAKSAT
Eger hayat-ı dünyeviyeyi gaye-i maksat yapsan ve ona daim çalışsan, en ednâ bir serçe kuşunun bir neferi hükmünde olursun.
Eger hayat-ı uhraviyeyi gaye-i maksat yapsan ve şu hayatı dahi ona vesile ve mezraa etsen ve ona göre çalışsan o vakit, hayvânatın büyük bir kumandanı hükmünde ve şu dünyada Cenab-ı Hakk'ın nazlı ve niyazdar bir abdi, mükerrem bir misafiri olursun..
sözler,5 söz

|

03.09.2006, 19:27
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
Söz kur'ân'ın
Beş vakit namazı kılmak; yedi kebairi terk etmek, ne kadar az ve rahat ve hafiftir.Neticesi ve meyvesi ve faydası ne kadar çok mühim ve büyük oldugunu aklın varsa bozulmamışsa anlarsın.Ve fisk ve sefahete seni teşvik eden şeytana ve o adama dersin:Eğer ölümü öldürüp zevâli dünyadan izale etmek ve aczi ve fakrı beşerden kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle, dinleyelim
Yoksa, sus! Kainat mscid-i kebirinde Kur'an kainatı okuyor, onu dinleyelim.O nur ile nurlanalım.Hidayetiyle amel edelim
sözler, 7 söz

|

03.09.2006, 19:27
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
GÜNEŞ SOBASI
Acaba dünya sarayını ısındıran güneş sobasına veyahut lambasına ne kadar odun ve kömür ve gazyagı lazım oldugunu hesap edilsin.Hergün yanması için 8Kozmografyanın sözüne bakılsa) bir milyon kürei arz kadar odun yıgınları ve binler denizler kadar gazyagı gerektir.Şimdi düşün: Onu odunsuz, gazsız, daimi ışıklandıran Kadir-i zülcelalın haşmetine, hikmetine, kudretine güneşin zerreleri adedince ''SübhanAllah(c.c), maşAllah(c.c),barekAllah(c.c)''de
lem'alar 30. lem'a

|

03.09.2006, 19:28
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
ÖLÜM DEĞİŞMİYOR
Ey nefsim! Deme ''Zaman değişmiş, asır başkalaşmış.Herkes dünyaya dalmış,hayata perestiş eder, derd-i maişetle sarhoştur.'' Çünkü ölüm değişmiyor.Firak, bekâya kalb olup başkalaşmıyor.Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor.Beşer yolculuga kesilmiyor,sür!at peyda ediyor.Hem deme,''Ben de herkes gibiyim.'' Çünküherkes sana kabır kapısına kadar arkadaşlık eder.Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.
sözler, 14 söz

|

03.09.2006, 19:28
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
MİSAFİRHANE
Şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki, dünyayı bir misafirhane-i askeri telakki etsin ve öyle de iz'an etsin ve ona göre hareket etsin....
V e o telakki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızâyı çabuk elde edebilir.Kırılacak şişe pahasına daimi bir elmasın fiyatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir;
Evet, dünyaya ait işler, kırılmaya mahkum şişeler hükmündedir.Bâki umur-u uhreviye ise, gayet saglam elmaslar kıymetindedir..
Mektubat, 9 mektup

|

03.09.2006, 19:29
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
EN BÜYÜK DAVA
Herkesin, iman mukabilinde, bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve baki ve daimi bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek,davası başına açılmış.Eger iman vesikasını saglam elde etmezse kaybedecek.Ve bu asırda, maddiyyunluk tâunuyla çoklar o davasını kaybediyor.Hatta bir ehl-i keşif ve tahkik, bir yerde kırk vefiyattan yalnız bir kaç tanesi kazandıgını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler.Acxaba bu kaybetiği davanın yerini. bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurulabilir mi?....
Şualar. 11 Şua

|

03.09.2006, 19:29
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
EN BAHTİYAR ODUR Kİ..
Madem dünyevi dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.
Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için ahireti unutmasın,ahiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyânı, şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin,selametle kabir kapısını açıp saadte-i ebediyeye girsin...
MWKTUBAT 16 MEKTUP

|

03.09.2006, 19:30
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
Allah(c.c)'A TESLİMİYET
Onu tanımıyan ve itaat eden, zindanda dahi olsa bahtiyardır.Onu unutan, saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.Hattâ bir bahtiyar, mazlum, idam olunurken bedbaht zalimlere demiş:
''Ben idam olmuyorum, belki terhis ile saadete gidiyorum. Fakat ben de sizin idam-ı ebedi ile mahkûm gördüğümden sizden tam intikamımı alıyorum..''
Lâ ilahe illâllah diyerek sürur ile teslim-i ruh eder.
ŞUALAR, 11 şua

|

03.09.2006, 19:30
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
Risale-i Nur Nedir ve Nasıl Bir Tefsirdir?
Risale-i Nur Nedir ve Nasıl Bir Tefsirdir? Kur'ânın hakikatlarını müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda izah ve isbat eden Risale-i Nur Külliyatı, her insan için en mühim mesele olan "Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatları nedir?" gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat'i bir şekilde, çekici bir uslûp ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin ediyor.
Yirminci asrın Kur'ân Felsefesi olan bu eserler, bir taraftan teknik, fen ve san'at olarak maddiyatı, diğer taraftan iman ve ahlâk olarak mâneviyatı câmi ve havi olacak Türk medeniyetinin, sadece maddiyata dayanan sair medeniyetleri geride bırakacağını da isbat ve ilân etmektedir.
Ecdadımızın bir zamanlar kalblerinde yerleşen iman ve itikad cihetiyle zemin yüzünde yüz mislinden ziyade devletlere, milletlere karşı imanından gelen bir kahramanlıkla mukabele etmesi, İslâmiyet ve kemalât-ı mâneviyenin bayrağını Asya, Afrika ve yarı Avrupa'da gezdirmesi ve 'Ölsem şehidim, öldürsem gaziyim' deyip ölümü gülerek karşılayarak müteselsil düşman hâdisata karşı dayanması gibi, milletçe medar-ı iftihar âli seciyemizin bugün biz gençlerde inkişafı, vatan ve millet menfaatı bakımından ve istikbalimizin selameti noktasından ne derece elzem olduğu malûmdur.
Mutlaka her hareket ve hizmette maddî bir ücret ce şahsî menfaatler mülâhaza etmek, Türk'ün millî tarihinin şeref ve haysiyeti ile kabil-i te'lif olamaz. Bizler, ancak Rıza-yı İlâhî için çalışıyoruz. Bizzat hizmetinde bulunmakla aldığımız telezzüz, kardeş ve vatandaşlarımıza, İslâmiyete ve insaniyete yardımda bulunabilmek mazhariyetinden gelen ebedî hayatımıza ait sürur ve ümit, bizim bu babda aldığımız ve alacağımız yegâne hakiki mukabele ve ücrettir.
Risale-i Nur nasıl bir tefsirdir? Tefsir iki kısımdır.
Birisi: Malûm tefsirlerdir ki, Kur'anın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin mânalarını beyan ve izah ve isbat ederler.
İkinci kısım tefsir ise: Kur'ânın imanî olan hakikatlarını kuvvetli hüccetlerle beyan ve isbat ve izah etmektir
Bu kısmın çok ehemmiyeti var. Zâhir malûm tefsirler, bu kısmı bazan mücmel bir tarzda dercediyorlar; fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannîd feylesofları da susturan bir mânevî tefsirdir. Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütâlâalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur'ânın hakikatlarını rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır.
Risale-i Nur!..
Kur'an âyetlerinin nurlu bir tefsiri.. Baştan başa iman ve tevhid hakikatlarıyla müberhen.. Her sınıf halkın anlayışına göre hazırlanmış... Müsbet ilimlerle mücehhez.. Vesveseli şüphecileri ikna ediyor... En avamdan en havassa kadar herkese hitap edip, en muannid feylesofları dahi teslime mecbur ediyor... Risale-i Nur!.. Nurlu bir külliyat... Yüzotuz eser... Büyüklü küçüklü risaleler halinde... Asrın ihtiyaçlarına tam cevap verir... Aklı ve kalbi tatmin eder... Kur'ân-ı Kerim'in yirminci asırdaki lâfzî değil - manevî tefsiri... İsbat ediyor!... Akla gelen bütün istifhamları... Zerreden güneşe kadar îman mertebelerini... Vahdaniyet-i İlahiyeyi... Nübüvvetin hakikatını... İsbat ediyor!...
Arz ve Semavatın tabakatından, melaike ve ruh bahsinden, zamanın haikatından, Haşir ve Ahiretin vukuundan, Cennet ve Cehennemin varlığından, ölümün mahiyet-i asliyesinden ebedî saadet ve şekavetin menbaına kadar... Akla gelen ve gelmeyen bütün îmanî meseleleri en kat'i delillerle aklen, mantıken, ilmen isbat ediyor... Pozitif ilimlerin müşevviki... Riyazi meselelerden daha kat'i delillerle aklı ve kalbi ikna edip, merakları izale eden bir şaheser... Tarihçe-i Hayattan * * *
|

03.09.2006, 19:32
|
|
|
GüzellikGöreninGözündedir
(Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 2.662
Yarışma Puanı: 810
Teşekkür etti: 4.875
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.057 kere
|
Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar
20. asır hastanesine çıkarılmış bir baştabiptir Bediüzzaman Said Nursi. 20. asrın hastalığı, "iman zayıflığı" olduğundan eserlerini iman üzerine yazmıştır.
İmanın esaslarını ispatlı şekilde anlatmıştır. Risale-i Nurlar ispat yolunu seçmiştir. Çünkü müspet ilimlerin yaygın olduğu bu devirde iman hakikatleri de ispatlı olarak verilmeli. Üslup yönünden bizi maziye bağlayan, Risale-i Nurları anlayanlar, hadisleri ve tefsirleri de anlarlar. Bediüzzaman'ın yaşayışı gösterdi ki zamana uymak değil, zamanı kendimize uydurmak zorundayız. En tesirli tebliğ, İslamiyet'i yaşayarak yapılan tebliğdir. Said Nursi mıknatıs gibiydi. İnsanları kendine çekerdi. Said Nursi'nin kitapları dünyanın her tarafına yayıldı. Evler dershane oldu. O, yaşayışıyla Asr-ı Saadet'ten bugüne gelmiş bir mü'min gibiydi. "Potansiyel suçlu" tabiriyle, suçu olmadığı halde ömrü sürgünlerde, hapishanelerde geçti. 1956 senesinde Tarihçe-i Hayat'ı kendisine götürdüğümde "Biz Kur'an okumasını bilmiyoruz, ne yapalım?" dediğimizde, buyurdu ki: "Günah-ı kebairi terk, sünnet-i seniyyeye ittiba, namazı tadil-i erkan ile kılmak, sonunda tesbihatı çekmek." O zaman bu tabirleri anlamamıştım. Müftüye sormuştum, o da demişti ki: "Büyük İslam İlmihali'ni al, onu oku, uygula." İşte benim hayatım böyle kurtuldu. Tanıdıklarımdan kimisi ayyaş, kimisi kumarbaz olurken, bazıları da intihar etti. Beni İslamiyet kurtardı. Yüz Soruda Bediüzzaman Said Nursi kitabımda, Üstad'ı ve Risale-i Nurları geniş geniş anlatma imkânı buldum. Anladım ki cemaatler İslam üniversitesinin fakülteleridir. İslamiyet'i cemaatlerde öğrenmek ve yaşamak daha kolay. Müceddid, dinde yenilik yapmaz, İslami anlayışta yenilik getirir. Bediüzzaman'ın getirdiği yenilik, "Allah(c.c)'ın yarattıklarını anlatan ders kitapları İslam'a aykırı olamaz." Yani biyoloji canlıları anlatır, canlıları yaratan Allah(c.c)'tır. Allah(c.c)'ın yarattıklarını anlatan biyoloji, İslam'a aykırı olamaz, İslam'ın dışında tutulamaz... Bediüzzaman diyor ki: "1948'de lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. ‘Bize Halık'ımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah(c.c)'tan bahsetmiyorlar.' dediler. Ben de dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah(c.c)'tan bahsedip, Halık'ı tanıttırıyor." Said Nursi, okulla camiyi, seccadeyle tezgahı bütünleştirdi. Evi yoktu, yardımcısı yoktu, bazen Barla Dağı'nda kaldığında, yatağı yoktu, yorganı yoktu. Orada oturur, Esmaü'l-Hüsna'nın tecellisini seyre dalardı. Hiçbir şeyi olmayan Bediüzzaman'ın bugün, her yerde dershaneleri var, milyonlarca talebeleri var. Onun hizmetini hiçbir şey durduramadı ve durduramaz. O, insanları hem kalbinden hem beyninden fethetti. İlimle imanı bir bütün olarak ele aldı. Bediüzzaman diyor ki:
"Aziz, Sıddık Kardeşlerim!"
"Birden ruhuma gelmiş bir endişeyi beyan ediyorum. Ehl-i dalalet, Risale-i Nur'un elmas kılınçlarına mukabele edemedikleri için, şakirdleri içinde, derd-i maişet cihetinden ve bahar mevsimi gafletinden istifade ederek; meşrebler veya hissiyatları muhalefetinden zayıf damarları bulup, şakirdler içindeki tesanüdü sarsmak istediklerini hissettim ve anladım. Sakın! Çok dikkat ediniz. İçinize bir mübayenet düşmesin. İnsan, hatadan hali olamaz, fakat tövbe kapısı açıktır. Nefis ve şeytan, sizi kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevk ettiği vakit, ‘Biz değil böyle cüz'i hukukumuzu; belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevi saadetimizi, Risale-i Nur'un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibarıyla dünyaya, enaniyete ait her şeyi feda etmek vazifemizdir.' deyip nefsinizi susturunuz!.. Medar-ı niza bir mes'ele varsa, meşveret ediniz... Çok sıkı tutmayınız. Herkes bir meşrebde olmaz. Müsamaha ile birbirine bakmak şimdi elzemdir. Umum kardeşlerimize birer birer selam ederiz."
HEKİMOĞLU İSMAİL
25.03.2006
Zaman Gazetesi

|

03.09.2006, 19:33
|
|
 |
|
Yetkileriniz
|
Es ist Ihnen nicht erlaubt, neue Themen zu verfassen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, auf Beiträge zu antworten.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Anhänge hochzuladen.
Es ist Ihnen nicht erlaubt, Ihre Beiträge zu bearbeiten.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
|