Bayrak
2 Recep 1429
05 Temmuz 2008, Cumartesi
2 Recep 1429
05 Temmuz 2008, Cumartesi
Ayet
Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir.Bunlardan dördü haram aylardır.İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur.Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.
Tevbe-36
hadis
Recebin 1.gününde oruç tutmak üç senelik, 2.günü oruçlu olmak iki senelik ve yine 3.günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.
Camiu-s sağir

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 56 (15 Kayıtlı ve 41 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, DeRCan, dilerim, gandara_34, lale, muhakematçı, okyanus, seydaoglu, tÜrkÜ, turab, ŞüHeDa izdüşüm, root


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » RİSALE-İ NUR » Bast-ı Zaman’ veya Zaman Genişlemesi


Cevapla
 
Seçenekler
Super Moderator
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.317


3 Albümü var
Yarışma Puanı: 310
Teşekkür etti: 2.958
Teşekkür aldı: 1.097 konuda 4.028 kere
leys - MSN üzeri Mesaj gönder
Bast-ı Zaman’ veya Zaman Genişlemesi

Zaman izafidir. Yani zaman mekana ve mekanın hızına bağlı olarak değişmekte, farklı değerler alabilmektedir.
Mekanın hız ve hareketi, zaman üzerinde direk tesir meydana getirmektedir. Cismin hızı artıkça zaman azalmakta, cismin hızı ışık hızına çıktığında ise zaman sıfıra inmektedir.

Demek ki zaman, mekanın ve mekan içindeki cisimlerin hareketi ile doğrudan bağlantılıdır.
Bu nedenle farklı mekanlar için farklı zamanlar söz konusudur.

Mesela dünyamızın zamanı farklıdır, diğer gezegenlerin zamanı farklıdır. Güneşin zamanı ile başka bir galaksideki herhangi bir yıldızın zamanları da farklıdır.

Zaman, kainatta uzayıp giden sabit bir değer değil,
mekanın hareket tarzına bağlı olan değişken bir değerdir.
Hatta aynı mekan içindeki cisimlerin hareket tarzları da o cisme göre zamanı değiştirmektedir.

Aynı mekan içinde olmasına rağmen dünya yüzünde yürüyen bir insan ile, uçakta giden bir insanın zamanı arasında fark meydana gelmektedir.
Bu durum bir deney yolu ile ölçülmüştür.
Hatta insanın kendi iç dünyasında bile zaman yaşayışı açısından farklılıklar vardır. İnsanın cismi bu dünyanın şartlarındaki bir zamana tabi olurken,
ruh, hayal ve kalb gibi hayat tarzları cisimden çok farklı bir zaman diliminde yaşayabilmektedir.

Bu hususa 3. Lema şöyle dikkat çekiliyor:

“Şu dünyada zamanın fenâ ve zevâl-i eşyadaki tesiratı gayet muhteliftir.
Ve mevcudat ise, mütedahil daireler gibi birbiri içinde iken,
hükümleri zeval noktasında ayrı ayrı oluyor.

Nasıl ki saatin saniyelerini sayan dairesi, dakikayı ve saati ve günleri sayan daireleri zâhiren birbirine benzer, fakat süratte birbirine muhaliftir.
Öyle de, insandaki cisim, nefis, kalb, ruh daireleri öyle mütefavittir.

Meselâ, cismin bekası, hayatı, vücudu, bulunduğu bir gün, belki bir saat olduğu ve mazi ve müstakbeli mâdum ve meyyit bulunduğu halde,

kalbin hazır günden çok gün evvel, çok gün sonraki zamana kadar daire-i vücudu ve hayatı geniştir.
Ruhun hazır günden seneler evvel ve seneler sonraki bir daire-i azîme, daire-i hayatına ve vücuduna dahildir. (Lema’lar)”


İfadeye göre hem genel mekan açısından,
hem de o mekan içinde yaşayan insan açısından
zamanın değişken bir değer aldığı, hayat tarzına bağlı olarak daralıp genişleyebileceği konusuna özellikle vurgu yapılıyor.

Buradan hareketle, şayet insan cisim ve beden hayatından,
ruh ve kalb hayatına çıkabilse zaman denilen kavram da o derece değişecektir.

Tabi ki mekan da farklı bir şekil alacaktır.
Zira yine görülmüştür ki cismin hızı ile birlikte mekan da değişmektedir.
İşte böyle bir durumu yaşayan insan ruh derecesinde bir hayat yaşamaya başlarsa zaman da o ölçüde farklılaşacaktır.

Yani, yukarıdaki ifadeye göre ‘zaman açılması’ meydana gelecektir.
Buna dini literatürde “bast-ı zaman”, yani ‘zaman genişlemesi’ denilmiş. Yine kaynaklara göre bu tür haller insanlar arasında çokça yaşanmış.

3. Lema’daki bu satırlar konuya açıklık getiriyor:

“Hem şu hakikate bina edilen beyne’l-evliya kesretle vuku bulmuş olan bast-ı zaman hadiseleridir.

Bazı evliya bir dakikada bir günlük işi görmüş,
bazıları bir saatte bir sene vazifesini yapmış,
bazıları bir dakikada bir hatme-i Kur’âniyeyi okumuş olduklarını rivayet edip ihbar ediyorlar.

Böyle ehl-i hak ve sıdk, bilerek kizbe elbette tenezzül etmezler.

Hem o derece hadsiz ve kesretli bir tevatürle bast-ı zaman hakikatini aynen müşahede ettikleri medar-ı şüphe olamaz.

Şu bast-ı zaman, herkesçe musaddak bir nevi, rüyada görünüyor.
Bazan bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, geçirdiği ahvâli, konuştuğu sözleri, gördüğü lezzetleri veya çektiği elemleri görmek için, yakaza âleminde bir gün, belki günler lâzımdır.(Lema’lar) “


İşte bu ifadeye göre İslam ümmetinin evliyaları ‘bast-ı zaman’ hakikatini sıkça yaşamışlar.
Nefis ve cisimlerini terbiye ederek ruh derecesine bir hayat yaşamaları neticesinde bulundukları zaman ve mekan değişikliğe uğramıştır.

Daha doğrusu içinde bulunduğumuz dünyanın şartlarından çok farklı bir hal almıştır.
Her insanın bir ölçüde rüyada yaşadığı hal ve durum bu insanlarda gerçek hayatta yaşanmaktadır.
Öyle ki bir dakikada Kur’an hatmedilmiştir.
Bir gecede bin rekat namaz kılınmıştır.

İşte bu faaliyetler, zamanın bazı insanlara için genişlediğine açık bir işarettir. ‘Bast-ı zaman’ halini yaşamak elbette ki sadece ‘İslam evliyalarına’ mahsus bir durum değildir.
Cismin hayat tarzından ruhun hayat tarzına çıkabilen her insan bu hali yaşayabilir.
‘Hint fakirleri’ buna açık delildir.
Günlerce ağır bir ruhi eğitimden geçen bu insanlar zamanı ve mekanı farklı bir şekilde bükebilmektedirler.
Demek ki bu dünya şartları içinde gereğini yerine getiren her insana ‘bast-ı zaman’ nimeti ihsan edilmektedir.

Bastı zaman hakikatine bir ölçü olması açısından yine 3. lema’nın haşiyesinde bir ayet nazara veriyoruz:
“["Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir." Hac Sûresi, 22:47] âyeti de bast-ı zamanı gösterir. (Lema’lar)”

İlahi beyana göre zaman bir güne karşılık bin yıl kadar genişleyebilmektedir. Bir yılda 365 gün olduğuna göre, bir gün karşılığı 365.000 gün etmektedir. Yani zaman bu kainat şartlarında yaklaşık olarak 365.000 kat daha geniş olabilmektedir.
Bu rakamlar elbette ki, hadiseyi zihne yaklaştırmak içindir, yoksa tam hakikati ifade etmek için değil.

İsa Aleyhissamın hayatı ‘bast-ı zaman’ hakikatine çok güzel ve ilginç bir misaldir.

“Üçüncü tabaka-i hayat:
Hazret-i İdris İsâ Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüdle,
melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kesb eder. Âdetâ beden-i misalî letâfetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semâvatta bulunurlar. (Mektubat)”


ifadesi bu hususa dikkat çekmektedir.
İfadede ilginç olan tabir “cism-i dünyevîleriyle semâvatta bulunurlar” tabiridir.
Bu ifadeye göre İsa(as) dünyevi cismi ile ‘zaman genişlemesi’ hakikatine mahzar olmuştur denilse pek de mübalağa olmaz.

Bu ifadeden anlaşıldığı üzere İsa(as) bu dünya cismi ile semavatta,
yani kainatın başka bir mekan ve boyutunda yaşamaya devam etmektedir. Bir ölçüde bast-ı zaman hakikatine göre hayat sürmektedir.

Bu dünya şartlarında 2000 yıl geçmesine rağmen,
belki de İsa(as) iki gün yaşamıştır.
Yani bir günü bin sene olan iki gün. madem zaman ifazidir. böyle bir durum akıldan uzak gözükmüyor.
Bize göre dünya şartlarında 2000 yıl geçtiği halde,
İsa(as)’ın kendi zaman ve mekan boyutunda 2 günlük bir süre geçmiş olabilir.
Semaya çekildiği yaş olan 33 yaşında tekrar dünyaya, hem de aynı yaşta dönmesinin hakikati bu olsa gerektir.
Bütün bunlar bir görüş elbette. Kudret açısından baktığınız zaman hiç bir problem yoktur.

Yine benzer tarzda Ashab-ı Kehf de bir gün, yani bir gece içinde 309 yıl yaşamıştır. Zaman genişlemesinden biraz daha farklı olarak ‘zaman sıçramasına’ mahzar olmuşlardır.
(İktibas)


İ'lem eyyühe'l-aziz!
Denizlerde vukua gelen med ve cezir gibi, evliya arasında da bast-ı zaman, Haşiye tayy-ı mekan meselesi şöhret bulmuştur.

Ezcümle:
Kitab-ı Yuvakit'in rivayetine göre, İmam-ı şa'rani bir günde iki buçuk defa kocaman Fütuhat-ı Mekkiye namındaki büyük mecmuayı mütalaa etmiştir.

Bu gibi vukuat istiğrabla inkar edilmesin.
Zira bu gibi garip meseleleri tasdike yaklaştıran misaller pek çoktur.

Mesela, rüyada bir saat zarfında bir senenin geçtiğini ve pek çok işler görüldüğünü görüyorsun.
Eğer o saatte o işlere bedel Kur'an okumuş olsaydın, birkaç hatim okumuş olurdun.
Bu halet evliya için halet-i yakazada inkişaf eder.
Zaman inbisat eder. Mesele ruhun dairesine yaklaşır.
Ruh zaten zamanla mukayyed değildir.
Ruhu cismaniyetine galip olan evliyanın işleri, fiilleri, sür'at-i ruh mizanıyla cereyan eder.


İ'lem eyyühe'l-aziz!
Bir bürhanla elde edilen netice-i tevhidi bazı insanlar isti'zamla dar zihinlerine sığıştıramazlar. Veya bozuk hayalleri tahammül edemez.
Bu hale karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere, "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle, şu bürhan onu intaç edemez" diye bahanelerle kabul etmez.
O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyümu imandır.
Burhan, ancak onu görmek için bir menfezdir.
Veya bir süpürge gibi, o neticeye konan vehimleri süpürür.
Maahaza, bürhan bir değildir; bin değildir, zerrat-ı alem adedince bürhanlar vardır

Haşiye: Bast-ı zaman sırrıyla çok seneler hükmünde olan birkaç dakikalık zaman-ı Miraç, bu hakikatın vücudunu ispat eder ve bilfiil vukuunu gösteriyor.
Mirac'ın birkaç saat müddeti, binler seneler hükmünde vüs'ati ve ihatası ve uzunluğu vardır.
Çünkü, Miraç yoluyla beka alemine girdi.
Beka aleminin birkaç dakikası bu dünyanın binler senesini tazammun etmiştir.

Hem, bu hakikate binaen, bazı evliya bir dakikada bir günlük işi görmüş. Bazıları, bir saatte bir senelik vazifesini yapmış.
Bazıları, bir dakikada bir hatme-i Kur'aniye'yi okumuş oldukları gibi,
Risale-i Nur'un telifinde de bu bast-ı zaman hakikati çok defa vukua gelmiş. Ezcümle:

On Dokuzuncu Mektup yüz elli sayfadır. Üç yüzden fazla mucizatı, kitaplara müracaat edilmeden, ezber olarak, dağ, bağ köşelerinde dört gün zarfında hergün üçer saat meşgul olmakla, mecmüu on iki saatte telif edilmesi; Ramazan Risalesi kırk dakikada telif edilmesi;
Yirmi Sekizinci Söz, yirmi dakikada telif edilmesi, bast-ı zamanın vukuunu ispat etmiştir.

[İçlerinden söze başlayan biri, 'Bu halde ne kadar kaldık?' diye sordu. 'Bir gün, yahut daha da az' dediler." Kehf Sûresi: 18:19.] ayeti tayy-ı zamanı gösterdiği gibi,

[Lakin Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir." Hac Sûresi: 22:47.] ayeti de bast-ı zamanı gösterir.

Mesnevi-i Nuriye.
eski 10.01.2008, 20:53 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
leys isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:43 .