| Bediüzzaman'ın Günümüz Medeniyetini Analizi 1- Modern Medeniyet İkidir:
Bizim "Modern medeniyet" yahut "Batı medeniyeti" diye adlandırdığımız medeniyeti
Bediüzzaman, "Avrupa medeniyeti" ya da "Avrupa" olarak isimlendirmiştir.
Bunun böyle adlandırılması, modernitenin sadece bilimsel ve teknolojik gelişmeler anlamında değil, aynı zamanda felsefi temelleri itibariyle de Avrupa'dan kök salıp dünyaya yayılmasından dolayıdır.
Bediüzzaman'ın hemen hemen 100 yıl öncesinden görmüş olduğu ve kendisinin Avrupa olarak adlandırdığı küreselleşme trendi, bugün için eski merkezler olan Paris, Londra, Berlin ve Washington'un yanı sıra Tokyo, Seul, Singapur ve San Paolo gibi merkezleri de modernist düşüncelerin yayılma merkezi olarak seçmiştir.
Bediüzzaman "Avrupa ikidir." şeklindeki ifadesiyle, şu anda yaşadığımız dünyayı tarif etmektedir.
21. y.y ın ilk dönemlerine bakıldığında, dindar insanların, Bediüzzaman'ın bakış açısıyla modern medeniyeti iki tür medeniyet olarak tarif etmeleri mümkündür.
Günümüz medeniyetine bu ikili bakış açısından hareketle Said Nursi Hazretleri, küresel moderniteyi oluşturan ve tezat teşkil eden unsurları ayrıştırmaya ihtiyaç olduğuna vurgu yapmıştır:
" Avrupa ikidir:
Birisi İsevilik din-i hakikisinden aldığı feyizle beşerin içtimai hayatına nafi (faydalı) sanatları
ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takib eden bu birinci Avrupa'ya hitap etmiyorum.
Belki felsefe-i tabiiyyenin (tabiatperestler) zulmetiyle, medeniyetin seyyiatını kötülüklerini mehasin zannederek beşeri sefahate ve dalalete sevk eden bozulmuş Avrupa'ya hitab ediyorum.." -Lemalar;17-
Bediüzzaman'ın Avrupa medeniyetini değerlendirmesinde bazen olumsuzluklar üzerine odaklanıyor gibi görünse de, iman, adalet ve sosyal uyum gibi değerleri dikkate alan birinci Avrupayla herhangi bir problemi bulunmamaktadır.
O daha ziyade günümüz medeniyetinin tehlikeli cazibelerine karşı gerekli tedbirlerin alınması açısından bir uyarıcı vazifesi görmektedir.
O zararlı felsefî yapıyı esas alan bozulmuş Avrupa'nın yanlış iddialarını çürütme arayışındadır.
" O zaman, o seyahat-i ruhiyede, mehasin-i medeniyet ve fünun-u nafiadan başka olan malayani ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupanın şahs-ı manevisine karşı demiştim:
Bil ey ikinci Avrupa!
Sen sağ elinle sakim ve dalaletli bir felsefeyi, sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dava edersin ki: ' Beşerin saadeti bu ikisiyledir...' " -Lemalar;17-
Peki günümüz insanı bu ikilemden nasıl kurtulacak, hangi yöne gidecektir?
Kendisine bir paket halinde sunulan günümüz hayatına göre mi yaşamayı tercih edecek?
Yoksa zaman ayırarak analitik bir yaklaşımla ayrıma mı gidecektir?
Bu medeniyetin toplayıp getirdiği yoğun kirlilikler arasından düzgün taneleri ayırt edebilmek için hangi entellektüel ve manevi değerleri kullanacaktır?
Ve Bediüzzaman'a göre neyin doğru ve dikkate değer,
neyin de yanlış ve dışlanmış olduğuna karar vermede temel kriter ve ölçü elbette Kur'an'dır: " O iki kardeş ise:
Biri ruh-u mümin ve kalb-i salihtir.
diğeri ruh-u kafir ve kalb-i fasıktır.
Ve o iki tarikten sağ ise, tarik-i Kur'an ve imandır.
sol ise tarik-i isyan ve küfrandır.
ve o yoldaki bahçe ise, cemiyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde muvakkat hayat-ı içtimaiyyedir ki, hayır ve şer, iyi ve fena, temiz ve pis şeyler beraber bulunur.
Akıl odur ki; "Güzel ve huzur vereni al, çirkin ve keder vereni bırak" kaidesiyle amel eder, selamet-i kalb ile gider."
-Sözler;8-
Konu leys tarafından (08.02.2008 Saat 19:41 ) değiştirilmiştir..
|