Bayrak
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
4 Recep 1429
07 Temmuz 2008, Pazartesi
Ayet
Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına baksın.
Haşir-18
hadis
Allah’ım! Recep ve Şâbânı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.
Müsned

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 38 (1 Kayıtlı ve 37 Misafir) bulunmaktadır.

Online  gul555


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » RİSALE-İ NUR » Kur'an Hattını Muhafaza


Cevapla
 
Seçenekler
Super Moderator
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.321


3 Albümü var
Yarışma Puanı: 310
Teşekkür etti: 2.972
Teşekkür aldı: 1.103 konuda 4.053 kere
Blog-Yazıları: 2
leys - MSN üzeri Mesaj gönder
Kur'an Hattını Muhafaza

Risale-i Nur hizmetinin ruhu ve esası Kur’an’a hizmettir.
Hazreti Üstad’ın bu çerçevede son derece önem verdiği maksatlardan biri de Kur’an hattına hizmet etmek ve onu muhafaza etmek idi. O şöyle diyordu:

“ Risale-i Nur’un mühim bir vazifesi, alem-i İslam’ın ekseriyet-i mutlakasının yazısı ve hattı olan huruf-u Arabiyeyi muhafaza etmektir.”
(Emirdağ Lahikası 1, s. 81)

Bediüzzaman Hazretleri “Ahiret kardeşlerime mühim bir ihtar!” başlıklı mektubunda nasıl Risale-i Nur talebesi olunabileceği hususunda şu sınırları çiziyordu:

“Risale-i Nur’a intisab eden zatın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir.
Onu yazan veya yazdıran Risale-i Nur talebesi ünvanını alır.
Ve o unvan altında her yirmi dört saatte benim lisanımla belki yüz defa, bazen daha ziyade hayırlı dualarımda ve manevi kazançlarımda hissedar olmakla beraber,
benim gibi dua eden kıymettar binler kardeşlerin ve Risale-i Nur talebelerinin dualarına ve kazançlarına dahi hissedar olur.”
(Kastamonu Lahikası, s.35)

Üstad Hazretleri tarafından yapılan “Nur talebesi” tarifindeki bu ayrıntıları, Hazreti Ali Efendimizin de aynı paralelde farklı ifadelerle teyid ettiğini, 18. Lema’daki şu satırlarda görmekteyiz:

“Hazreti İmam-ı Ali (ra.) huruf-u ecnebiyi (latinceyi) İslamlar içinde kabul ettirmek hadisesi ile ulemay-ı sû’ un bid’alara yardımlarından teessüfle bahsedip,
o iki hadise ortasında irşadkarane bazılarından bahsediyor ki,
o sekine olan İsm-i Azam ile ecnebi hurufun karşı mukabele ediyor ve hem ulemay-ı sû’ a karşı muhalefet ediyor.
İşte bu zamanda o adamlar, Risale-i Nur şakirdleri ve naşirleri oldukları şüphesizdir.
Çünkü onlardır ki, hatt-ı Kur’anı muhafaza ediyorlar ve bid’atkar bir kısım ulemalara karşı mukavemet ediyorlar.”
(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.137)

eski 06.05.2008, 19:51 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
leys isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Super Moderator
(Konuyu Başlatan)
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.321


3 Albümü var
Yarışma Puanı: 310
Teşekkür etti: 2.972
Teşekkür aldı: 1.103 konuda 4.053 kere
Blog-Yazıları: 2
leys - MSN üzeri Mesaj gönder
Bir Nur talebesi bizzat Üstadı tarafından beyan edilen ve

“Hatt-ı Kur’an’ın tebdiline karşı, Kur’an şakirdlerinin bütün kuvvetleriyle hatt-ı Kur’aniyi muhafazaya çalışması”
(Mektubat, s.278)

gerektiğine işaret eden bu emsal ifadeleri, nazar-ı dikkat ve imtisalinden uzak tutabilir mi?

Hazreti Üstad’ın hayatta olduğu sürece hiç aksamadan aynen devam etmiş olan yazı hizmetini ve hatt-ı Kur’an’ı muhafaza hedefini, onun vefatından sonra bir ayrıntı ve hususi bir kemal gibi görmek, münferid, indî beyanlarla bu hizmeti bir kısım Nur talebelerine mahsus, güzel bir gayretkeşlik olarak göstermeye çalışmak, doğru bir değerlendirme olabilir mi?

Halbuki Üstad, Risale-i Nurların ehl-i hakikate baki bir rehber ve layemut bir mürşid olduğunu beyan ederken, talebelerine asıl müracaat kaynağı olarak Risale-i Nur’ları göstermekte,

“Benimle hakikat meşrebinde sohbet etmek ve görüşmek isteyen adam, hangi risaleyi açsa; benimle değil hadim-i Kur’an olan üstadıyla görüşür ve hakaik- imaniyeden zevkle bir ders alabilir.”

(Kastamonu Lahikası, s.36)
buyurmaktadır.

Öyleyse sıhhati münakaşalı nakillerde mutlak referans, Üstad’ın bizatihi kendi ifadeleri olmalı, prensib itibariyle Risale-i Nur’larla tenakuza düşmeyen ifadeler makbulümüz olmalıdır.

Kimsenin rivayeti, asrın imamının kendi sözünden daha muteber değildir.

Risale-i Nur gibi asrın hizmet programını muhtevi layemut bir eserde bahsi geçen herhangi bir mevzu, gerekçesi ne olursa olsun asılsız bir maslahata binaen söylenmiş kabul edilirse, bu kabulün Hazreti Ali Efendimize nisbet edilen takıyye isnadından hiçbir farkı yoktur. Böyle kahraman-ı İslam ve ehl-i imanın rehberi olan bir zatı, aslında kabul etmediği beyanlarla muttasıf görmek, ona muhabbet değildir. O çeşit muhabbetten Hazreti Üstad da teberri eder.

Halbuki Bediüzzaman Hazretleri Huruf-u Kur’aniye’yi muhafaza hizmetini o kadar önemsiyordu ki, yazdığı mektubunda bile talebelerine,

“Risale-i Nur’dan yazdığınız ve yazmakta olduğunuz harflerin sayısınca, Allah’ın selamı ve rahmeti ve bereketi üzerinize olsun!” (Kastamonu Lahikası, s.98)

diye selam veriyor, bu vesile ile dahi onları yazmaya teşvik ediyordu.

İşarat-ı Kur’aniye bahsinde otuz üç ayetten biri olarak

“Femsehu bi vücühiküm ve eydiyeküm cümlesinin iması ve remzi ile
“O menba’dan gelen nura (Risale-i Nur’a) yüzümüz ile müteveccih olup mütalaa ve istifade ediniz.
Ve ellerinizde kalemlerle neşredip halkları sukut-u ahlaktan suûda ve terakkiye çıkmalarına çalışınız”
(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.92)

İfadeleri yazı hizmetinin hakikatte ne olduğuna, nasıl anlaşılması lazım geldiğine gaybi bir tasdik sikkesidir.”
eski 06.05.2008, 20:19 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
leys isimli üye'ye teşekkür edenler
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:50 .