|
Şeker Mektubu
Alem-i İslam’ın ekseriyet-i mutlakasının hattı ve yazısı olan Kur’an harflerinin muhafazasını ve öğrenilmesini Risale-i Nur talebelerinin öncelikli hizmetlerinden biri olarak gören Üstad Hazretleri, hayatı boyunca hediye kabul etmediği halde, yemin ederek şöyle diyordu:
“Ben kasemle temin ederim ki, bir küçük risaleyi kendine bilerek yazan adam, bana büyük bir hediye hükmüne geçer, belki her bir sahifesi bir okka şeker kadar beni memnun eder!”
Bediüzzaman Hazretleri “Şeker Mektubu” namıyla iştihar etmiş bu mektup emsali bu kadar tahşidatta bulunduğu bu yazı hizmetinin aleyhinde bulunmayı ise şöyle tanımlamaktaydı:
“Maatteessüf, Risale-i Nur’un imansız ve emansız cin ve ins düşmanları, onun çelik gibi metin kal’alarına ve elmas kılınç gibi kuvvetli hüccetlerine mukabele edemediklerinden, çok gizli desiseler ve hafi vasıtalar ile haberleri olmadan yazanların şevklerini kırmak ve fütur vermek ve yazıdan vazgeçirmek cihetinde şeytancasına hücum edip, darbe vuruyorlar.”
(Kastamonu Lahikası, s.36)
“Ve ezvecehüm ve evledehüm” fıkrasını dua ve münacatımla ilave ettiğim dakikada hatırıma geldiniz… kalben, kalemen bilfiil alakadar olmak şartıyla, yirmi dört saatte yüz defa, tasavvurca beş yüz defa, manevi kazanç ve duamda hissedar olmaya müstehak olmanızı arzu ettiğim bir vakitte bu sualleriniz beni sizin hesabınıza çok mesrur etti ve bir beşaret oldu.”
(Barla Lahikası, s.145)
iltifatı bu vadide calib-i dikkattir.
|