| | Hademe
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.749
Teşekkür etti: 11.201
Teşekkür aldı: 5.077 konuda 25.960 kere
| FiKİR MECLiSi cemaat ve kanaat onderleri ummeti tefrikaya mi sevk ediyor?
kimi insan kimini asiri derecede seviyor ve sevdigine toz kondurtmuyor.
uzeri tozlanmamislar da bu konumdan gayet razi olsa gerekler ki, munakasa ve mucadelelerin kesilmesi adina hicbir faaliyete gecmiyorlar.
ustelik bu hakaretlesmeler ve kuru taraftarliklar ummeti dinden etse dahi bu boyle oluyor!
kardeslik sart iken bu kardesligin onunde en buyuk engel gorunen o ki kanaat onderleridir.
sebebi hilafetin lagvedilmesi kanaatimce. emirlik muessesesinin olusturulamamasi.
esasinda cozum icin basit adimlar atilabilir:
bu is tabanda cozulmez. kanaat onderleri ( kamil olanlar) bu hususta muhib ve tabileri etkilemeli ve kardesligi cemaat mensublari disinda da ogmeliler ve fiilen de kendileri bu kardeslige oncu olmalilardir. mesela aylik mutad toplantilarla bir araya gelmeli, degisik calismalari bir cati altinda yurutmelilerdir.
osmanli'da mesayih meclisi/surasi vardi. buradan imtihanla onay alamayan hic bir kamil irsadini alenilestiremezdi. bugun ise her onune gelen topladigi cemaate onderlik edebilmekte ve ehliyet sarti aranmaksizin kimisi satahatli sozlerle kimisi agdali merasimlerle muhib ve tabilerinin gozunu boyayabilmekte ve taraftarlarini cogaltabilmektedir.
oncelikle kamillerin bu hususu aydinliga kavusturmasi gerekmektedir ki bunun onunde bilinen en buyuk engel tekke ve zaviyelerin yasaklandigi kanun olsa gerektir. oyleyse bu calisma gunun reel imkanlari da kullanilarak farkli bir sekilde muhakkak tanzim edilmeli ve nasil ki masonlarin ayyaslarin dernek ve lokalleri var; buna benzer bir tesekkuliyatta kamiller arasinda tesis edilmelidir. neden Muslumanlarin aydinlar kulubu olmaz. boylesi bir kulup stratejik arastirmalar kulubunden daha mi az ragbet gorur!
aksi halde her bir kosede bir canbaz goz boyamaya ve muslumanlari birbirine dusurmeye devam edecektir.
ekumenlik tesisi icin ortadokslarin calismasini engellemenin akillica oldugunu dusunmuyorum.
eger bunlar fatih sultan muhammedin kendilerine sagladigi ve cumhuriyetle ellerinden alinan hakka yeniden kavusursa, iste o zaman tekke ve zaviye kanunu ve hilafetin meclis manevi sahsiyetine gecirilmesi gibi bir cok Muslumanlar icin hayati meseleye de cozum yolu acilacaktir. bunu bilen bazilari ekumenlik hususunda israrla olmazi diretmekte ve asil meselelerinin ne oldugunu gizlemektelerdir. mesele hilafetin yolunun acilmasinin engellenmesidir.
meseleler derin derin dusunulmeli ve futbol taraftarlarinin saha sloganlarina benzeyen tekerleme cumleler birakilmalidir. fikir kulubleri tartisma sahalari genisletilmeli, konusmaktan iletisimden korkulmamali, kim neyi savunursa savunsun İslam adina kimsenin sesi kesilmemeli ve aykiri goruslulerin yeraltina ozellikle cekilmesine izin verilmemelidir. | 
29.11.2006, 20:09
| |
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | Hademe (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.749
Teşekkür etti: 11.201
Teşekkür aldı: 5.077 konuda 25.960 kere
|
ekumenlik tesisi resmiyet kazandiginda amerika hilafeti Turkiye'de kuracaktir...
bu nereden mi cikti simdi?
eski bir senrayodan esinlendim.
bir ara cia resmi sitesinde - takriben 3 yil evvel- islam halifelik sistemini kurma ile ilgili bir senaryo yayimladi. o zamandan bu zamana senaryo uzerinde bazi tadilatlar ile yil yil gelismeler soz konusu oldu.
ilimli islam, demokratik islam, hatta komik; ama laik islam gibi fanteziler zaman zaman gundeme sokuldu.
Turkiye cumhuriyeti rejimi kok itibariyla 1800'lü yillarda tesis edilmeye baslamistir. hilafetin tamamen lagv edilmeyip, millet meclisinin manevi sahsiyetine tevdi edilmesi tesadufi bir vaka degildir. bir zaman sonra lazim oldugunda firina surulup servis yapacak olanlar o 1800'lu yillardan beri isbasinda olanlar olacaktir.
onlar, amerika'nin hizi kesildiginde, eski bir uygarligi kullerinden diriltme planini coktan yapmislardir.
ekumenlik su an, turkiye cumhuriyetini kendinin sanan bazi vatanseverlere onemli bir acilim olacaktir. ardindan halifelik amerika (yi yoneten) maksatlarina matuf tesis edildiginde dinlerin materyalizme hizmet sureci tamamlanmis olacaktir.
en buyuk kazanclar isgal ve savas ganimetleri ile elde edilir. bu kazanclar kan bedelli oldugundan bereketli de olur!
hilafetin tesisi icin calismalar yapacaklar ve bu calismalarin uzerine acaba onlar mi baskalari mi konacak bunu bilemeyiz...
su an islam ummetini cikarlari ugruna kim ne yone sevk ve idare etmek istiyorsa, bunun tek yolu hilafettir.
meselenin ozunde de amerika v.s yoktur! materyalist zihniyet vardir.
materyalistler ile ilgili aslinda ne kadar az sey bildigimizi biliyor muyuz?
kullandiklari argumanlar alet edavat o kadar genis yelpazelidir ki, o kadar kutsi ve bayagi mevzu onlarin kullanim maksadina matuf kullanilir ki, tesbihte hata olmasin: buyuklugunden gorulemeyen bir olgu olarak her daim her animizda her yerde onlarin calismalarinin varligini hissetmek mumkun.
bu bugun papa olur, ekumeniklik olur, yarin hilafet olur. sonraki gun, buda, evangelist v.s...
bu mevzu dogru algilanilirsa, dogru tespit ve teshisler corap sokugu gibi gelecektir.
mesela:
papa aslinda bir kisi degildir, 100 kardinalin ortak beynidir. o 100 kardinal 10 000 bir altin ortak dilidir.
sahislara satasan sahislari hedef gosteren zihniyetler yanilgi icindedir. mesajlari net goremiyorlar ve dogru algilayamiyorlar... | 
01.12.2006, 20:21
| |
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 408
Teşekkür etti: 23
Teşekkür aldı: 88 konuda 171 kere
| Es Selamu Aleyküm,
En azından alimler bir araya gelip konuları kitabımızı ölçü alarak bir kanaate varsalar ki hiç bir konu yoktur ki kitapta yeri olmasın.
Bazı kardeşler kitabta TV hakkında da mı ayet var da ölçü alsınlar diyorlar. Evet var illa cisim olarak TV mi demesi gerekiyor. Birşeyde kötülük varsa o hal ondan ayrılana dek uzak durmamızı söylemesi TV yide kapsamaz mı.
Bu drumda "Hiç bir şey yoktur ki onunla ilgili bir misal olmasın." Zaten bu uyarıyıda kitabımız söylüyor.
Bu anlamdaki ayeti yarın yazacağım İnşaAllah.
Tabi konular daha çok ama uyku zamanı azalıyor.
Niçin hedef aynı iken ihtilafa düşülüyor. Konudan %100 emin olmadığım için yorum yapmaktan kaçınıyorum ancak bildiğim bir cümle ile yazımı bitiriyorum.
Hedefi Allah rızası olan bir gemide Hayr ve Şer bir arada bulunamaz. İttifak ve İhtilaf gibi.
Hz. Nuh' un gemisinde inkarcı oğlunun olmaması gibi.
Es Selamu Aleyküm,
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
Konu Bakara-216 tarafından (01.12.2006 Saat 23:55 ) değiştirilmiştir..
| 
01.12.2006, 23:53
| |
Bakara-216 isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Hademe (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.749
Teşekkür etti: 11.201
Teşekkür aldı: 5.077 konuda 25.960 kere
|
GLOBAL DIN - SUREC FELSEFESI
Materyalist felsefenin teoristyenlerinin söyle bir degerlendirmesi var, derler ki: Ilk insanlar korkularini ve sevgilerini neye yönlendirdilerse ona asiri bir teslimiyet ile tapindilar. Günesin isigina hayranlik duydular günes tanrisi; ayin geceyi aydinlatmasi ile ay tanrisi, güzel olana duyduklari sevgi ile güzellik tanrisi, ask tanriçasi, savas tanrisi, bereket tanrisi v.s vs... kendilerine birçok tanri edindiler. Zihinleri tekamül ettikçe tanri sayisini bire indirerek, tek tanriya inanmaya basladilar. Insanlar rablerini aradilar ve buldular.... Ve bu tekamülün zirvesinde, bütün bu tanri inanisinin, kendi içindeki öz oldugunu fark edene kadar insanin zihni gelisimi sürecektir. Tanri insanin ta kendisidir... Insan ya buna erecektir, ya da eremeyenler, erenlere hizmete mahkum materyaller olarak degerlendirilecektir diger her materyal gibi....
Iddialari bu... Bunun haricindeki ifadeler meselenin aslinin izahati veya artik her neyi ise.... biz bu iddianin su yönü ile ilgiliyiz.
Yaklasik belki on asirdir süre giden ve galiba onlarin hesaplarina göre nihayete varmasina az kalan bir gayret nesilden nesile miras yoluyla devam ediyor.
Tek tanri fikrine inanan Yahudiler kendilerine has inandiklari tanrilarinin bahsettigi orjin üstünlüklerinin sarhoslugunda sair insan tabakalarinin hayat hakki elde etmesi adina onlari varliklarina hizmet ettirme noktasinda binbir türlü cemiyet kurarak, çesitli planlari hayatiyete geçiriyorlar. Bu plan dahilinde maalesef samimi ve dindar Müslümanlar Hiristiyanlar ve hatta bazi Yahudilerde çok rahatlikla, hiç bir seyden habersiz bir biçimde onlarin davasina hizmet ediveriyorlar... Yani bu materyalizm fikrini daraltmak ve bir toplulugun düsüncesi gibi sunmak manasinda degerlendirmezseniz, olayin alt komisyonunun çalisma stilini izah babinda yahudi dedik. Ama mecbur degiliz yahudi demeye daha farkli bir simgeyi de kullanmak mümkün haliyle... ( biz bu tarz mevzularin arkasinda illa bir yahudi zihniyeti arariz ya, biz de bundan esinlenmis olalim; çok ta önemli degil, kim ve neci olduklari... ne yapmaya çalistiklari ve neleri yaptiklari bizce daha önemli...
Konuyu dagitmadan, size bazi bildigimiz hususlari siralamak durumundayiz.....
Martin Luther, Incilin sadece Hiristiyan ruhbanlarinin anlayisina köle olmaktan! kurtarma adina bir gayrete girdi. Incili Latince’den tüm mensuplarinin anlayacagi sekilde, özüne dokunulmayan! bir biçimde anlasilabilmesi gayesi ile sadelestirdi. Kurallardan, seriattan! müstagni kildi kutsal kitabi. Sadece sevgiyi ve inanci esas alan bir anlayila inananlarina özgün bir nefs tatminini, din adina dinden hariç ne varsa her seyi kullanarak olabildigince dogal bir akisla sunuverdi. Ve bu, haliyle oldukça ragbet gördü. Zira cezasiz, kuralsiz, siyasi dünyadan uzak, kisisel zevklerin tatminine tu kaka demeyen, tam nefsin bam teline dokunan bir din!.. mensuplarinin ugruna can verdigi! bir sevgi ve hosgörü dini olarak basamaklardan bir basamak olarak bu yeni Hiristiyan inanci tarihte yerini aldi. Hala onun en yilmaz savunuculari samimi niyetlerle her yerde bu görüsü yaymaya çalisiyorlar... Martin bizce davasinda samimi bir insandi; ama felaket senaryo yazarlari için ona biçilen, onun hayatinda düsünemedigi belki bir roldü. Ve onun ölümünün ardindan bes alti yüzyil geçti belki ve materyalizm babinda plan sakir sakir isliyor su an... Insanin kendisi tanri! ( hasa ) .....
Yahudi Talmut’u ise eglendiren ve zevk veren, asiri kuralci ruhbanlarin öngördügü kati örtüsünün altinda, “ Yahudi isen ne yaparsan yap netice de yaptigin bir sekilde affedilir ve kutsal davanda basarilarin bütün günahlarina kefarettir “ mantiginin sarhoslugunda olabildigince nefsi tatmine yönelik kurallar kitabi! olarak tarihin tozlu satirlarinda bir nesle damgasini vurdu ve o nesil inatla davasini bir sonraki yüzyila tasimada iki bin yillik bir gayrette... Onlara göre sevgi, saygi, inanç, hikaye-i laf-i güzaf, önemli olan yahudi irkinin üstünlügüne inananlara hayat hakki verilmesi ve inanmayanlarin bir sekilde güç nereye kadar yetiyorsa oraya kadar harap edilmesi.... Kendi aralarindaki davalari, cana ve bedene zarar gelmeyecek bir sekilde, mümkün oldugunca aile! arasinda kalmasi kaydiyla Talmut’un, esrarengiz, kati ama gevsek! kurallari ile halledivermek esasi çerçevesinde irkçi bir din anlayisi ile faal hayati sürdürmek esasi.... Onlara göre zaten her yahudi bir manada özel bir ilah....
Islam’da ise birkaç asirdir reform teraneleri... alimlerin sözlerine elestiriler.. onlar eskide kaldi yeni bir seyler söylemek lazim kuru laflari.. beyni sulanmis ene küpü ilimsiz ve üstelik dar fikirli insanlarin dini yeniden yapilandirma adina dine balyoz darbeleri ile saldirma canavarliklari... Bunlar da tabi ki bilinçsizce... Aslolana neye hizmet ettigini bilmeden bir takim fikri darlarin etkin olduklarini sandiklari, ama içinde ezildikleri bir çark.... Bunun da sonu ferdiyetçi tavra, kisisel egonun ilahlastirilmasina kadar gidecek haliyle....
(Sahih alimlere itimadi kaldirmalari gerekiyor ki kendi görüsleri aykiri da olsa o alimlerin fikirlerine, halka rahatlikla sunum yapabilsinler ve hürmet hissini sahislarina yönelten halki rahatlikla koyun sürüsü gibi güdebilsinler!... ve Peygamber aleyhisselam ile sahabesini devreden çikarma plani ardindan... Öyle ya kuru, mücerred bir meali eline alip oradaki bir kelimeyi tam yirmi saat araliksiz vaaz mevzusu yapabilecek dirilikte, laf ebesi insanlar aramizdayken, Peygamberin ve sahabesinin ve alimlerin yüzyillarin birikimi ve ilmin getirisi, teslimiyetin ve asiri muhabbetin semeresi takvalarinin eseri fetvalarinin ve görüslerinin yollarini kesmesine müsaade etmemeleri için su hadis zayiftir, su fikir eskidir, filan adam cahildir demesinler de ne desinler!?... Kur’an hususunda, Meal yazanin fikrine ve uyarlamasina gösterdikleri sayginin on binde birini Peygamber aleyhisselam’a göstermeyen bu tarz kisiler hakkinda herhalde çok konusmaya gerek yok... ) bu anlasildigi gibi paradoksun bir yönü ile ilgili bir parantez içi ifade idi. Genel konuda bunu da dikkate almayiniz....
Özde hadise su:
Martin Luther Incili insanilestirdi!... Insana özel, insan için din anlayisi ile zamana zemine ayak uyduran bir din anlayisinin hakim olmasinda ciddi bir adim atti; kendi çapinda oldukça da basarili oldu. Onun fikirlerini bu gün milyonlarca insan samimiyetle savunuyor ve içtenlikle insanin kendi içindeki tanri ile birlesmesinin gerekliligine inaniyor ve bu amaçla ahlaki prensipte temel alan, seriatsiz bir din yasayiveriyorlar....
Yahudi Talmut’u, ahlaki prensipte önemsemeyen seriati ile, kutsal irkin yolunu açmaya her an reformda! bir rahatlikla - ki kapi ardina kadar yeni kurallar için açik - özgün yapisinda devam ededuruyor.... yine kendi insani için...
Budistlerin isi kolay.. onlar zaten ahlak ve kültür davasinin pesinde adam olmak davasi! ile o kadar içli dislilar ki, temelde kolaylikla asli davaya hizmette yeri gelince disli olabilir çarkta.. temeli de önü de insanoglu insan.... ilah insan
Müslümanlik cephesinde reform çalismalari, güne özel, güncel bir din anlayisi için ciddi çalismalar.... yine bunun da adi özgün özel kisiye özel bir din anlayisi... ve tepesinden de altindan da baksaniz ilah insan profilinin beyin yumrularina etkisini kirma telasesi ve Islam’la özlestirme çalismalari bu fikri... ( çalisanlarinin bununla bir alakasi yok ama, onlarin bu materyalist çalismanin adini bile duyduklarini sanmiyorum. kisisel megalomanilerinin tatmini için çalisirken aslinda neye hizmet ettigini bilmeyen tipler bunlar )
Buraya kadar aktara geldiklerimizi bir ön bilgi olarak zihinde tutalim ve su soruya geçelim.
Bütün bu tek tanrili dinler veya dahasi dinlerin hepsi Bir takim iq dehali insanlar tarafindan materyalist felsefenin hayat dini ! olmasi için nasil kullanilabilir?
Problem Hiristiyan Yahudi ve Islam mefhumlarini insan beyninde nasil birlestirebilir ve ulasilmasi gereken hedef olan tanrinin insanin ta kendisi oldugu fikrine ( hasa ) bu dinleri nasil yaklastirabiliriz?
Cevap su olsa gerektir:
Memleketimizden baslayalim:
Basinin buna etkin oldugu, insanlarin en özel hallerinde bile onsuz olamadigi televizyonu (çagdas teledeccal!) kullanarak zeki, hazircevap, halkin öz mantigina yüksek egitimlerle asina, Islamin temel dinamiklerinden haberdar ve alternatif fikirleri savunmakta, ehliyetsizlerin karsisinda usta! ilim adamlarini! sürekli davetsiz davetli misafirler seklinde kullanip halkin en mahrem odalarina ( beyinlerine) sokabilir miyiz?
Zaten büyük çogunluk is güç as geçim, mevki telasesindeki bu insanlarin içinde bir grup akli öteli kisiligin aklini çesitli beyin yikama seranomileri ile yikayabilmenin yolu,sürekli bombardiman halinde tezat ve dile getirilmemis veya asirlarin küfünde pas tutmus fikirleri isitip, temizleyip, pahali makyajlarla süsleyip sunsak, acaba bu göl maya tutar mi?
Iste görüyorsunuz... Televizyonlarda din adina tartismalar, en akl-i selim bildiginiz insanlar bile bu tehlikeli çarkin dislisi olmayi göze alip, en gaddar zalimlerle bir nevi isbirligi içinde, saf beyinli halki olmaz tuhafliklarla tokat çocugu haline getirdiler.... ve her sey o kadar aleni yapiliyor ki ve hizli... degerlendirme yapma firsati bile verilmeden gündem patir kütür degisiyor. bu kadar yakin bakmak olaya kalp ve beyin gözümüzün görme duyusunu bozdu çogumuzun....
Ince bir tezgah, ilmek ilmek islenen özel konular... Bazisi zihnimize geldi. Mesela: Hazreti Isa öldü ve sonra ALLAH katina çekildi iddiasi.. Bunun altindaki bit yenigini söyle kisa yollu bir düsündüm de ne geldi aklima biliyor musunuz?
Malum Islam inancinda Hazreti Isa ölmedi ve ALLAH Teala, Onu Kendi katina çekiverdi, yerine ona benzeyen bir haini çarmiha gerdiler. Bunu hepimiz böylece bilip dururken; nereden çikti bu Öldü ve ALLAH onu diriltip katina çekti iddiasi? Bunun bir özel misyonu var mi? Evet var:
Misyon, bir beyin jimnastigi mesabesinde su olabilir mi ki diye düsünmeden kendimizi alamadik...
Hiristiyan inancinca bir insanin Hiristiyan olabilmesi için sartlardan biri su: Hazreti Isa'nin bütün insanligin günahina kefaret olacak sekilde kendi tanrisal konumundan vazgeçip, insan sifati ile kanini akitmasina inanmak temel sarttir. Bunun törensel adi da vaftizdir. Bu itikadi yüreginden hisseden ve inanan her Mü'min Hiristiyan, ne kadar günah islerse islesin, bir sekilde telafisi mümkündür. Çünkü o büyük çobanin kendi ezelden ebede günahlari için kanini akittigina ve sefkatinin yüceliginden tanrisal konumundan - aslinda o konumdan tanri katinda seref itibariyla daha yüksek olan- insan makamina inmis ve buna inanmayi iman sarti olarak bildirmistir.
Bu hadisenin akla yakinlastirilabilmesi için, Islam itikadindaki Hazreti Isa'nin ölmeden göge yükselmesi inancinin yikilmasi icap etmez mi? Öyle ya eger O ölmeden göge çekilmis olsa, kanini bütün insanligin günahina keffaret olmasi için döküldügü iddiasinin savunuculugu Islama göre nasil mümkün olabilir ki?!
Bekleyin belki bir sonraki safha su olabilir:
Evet... Islam Hiristiyan akidesinin bu inanç doktrinine karsi herhangi olumsuz bir fikir öne sürmüyor; Islam sadece Isa'nin ALLAH'in oglu olarak anilmasindan rahatsiz diyebilirler mi ki? Derlerse inanin Hiristiyanlarin buna cevabi hazir olsa gerek.. küçücük arastirmalarimiz sunu bana gösterdi ki... Hiristiyan itikadinda Isa'nin (Hasa) Tanrinin oglu olarak anilmasi yeni versiyona göre temel itikat prensibi degil! Onlara göre bu ogul kelimesi aslinda bütün insanlara samil.... Her insana Tanri kendi katindan kendine ait olan bir yüce ruh hediye etti ve bu ruha sahip çikan, bu ruhun tasarrufuna giren herkes zaten bu anlamda tanrinin mecazi manada ogullaridir ve kelimeden rahatsizlik duymaniza gerek yok, çünkü klasik manada sizin tasavvuf iddiacilariniz demiyorlar mi ki fenafillah! Iste biz de onlar gibi tanrinin katina layik olmak için ahlakli ve münevver insanlar olabilme yolunda adimlar atanlara mecazen tanri katinin yüceleri manasinda bu kelimeyi kullaniyoruz derler ve olayi zihni boyutta bitiriverirler!!!
Ve tabi bu fikir çorbasinin tadi babinda ifade etmek gerekir ki bu oyun kesinlikle daha planli ve programli bir sekilde hayatiyete geçiriliyordur.. ne de olsa erisemedigimiz bilgiler eristigimizden daha fazla...
Buna benzer problemli gözüken bir çok ihtilaf, kolaylikla iyi bir sunusla kafasi karismis, neyin dogru neyin yanlis oldugundan daha ziyade, kim daha iyi bagiriyor! küfrediyor! üste çikiyorun sarhoslugunda televizyonunun basinda, evladi iyâlatiyla bu tartismalari izleyen her biri allame olma sevdalisi! aile reisleri tarafindan merak buyurmayiniz oldukça iyi çözülecektir ve daha nice nice bizim aklimiza bile gelmeyecek uyumluluk projeleri üretilecektir!
Hiristiyan akidesi ile Islami birlestirmeyi bu minvalde becerebildik!(hasa) Peki Yahudi ve onun Tevratini ne yapacagiz?
O çok kolay...
Yahudi için kendi üstünlügünün tasdiklenilmesi ve ona hizmet edilmesi - isteyerek veya istemeyerek sair insanlarin- bir iman sartidir. E zaten hem Incil’de hem Kur'an'in Türkçe Urduca, Rusca v.s v.s meallerinden bunu akla yaklastiran, onlarin üstünlügünü! her firsatta dile getiren ifadeler yogun bir biçimde yer almiyor mu? Demeyin canim simdi bir çok ayette de onlarin fenaligi aktarilmis, pis huylari, ikiyüzlülükleri filan anlatila gelmis! Hayir efendim.. kürkçü sevdigi kürk yerden yere vururmus hesabi hadiseler bunlar.. ALLAH onlarla çok ilgili oldugundan böyle oluyor! diyerek çiksa yine televizyonlara psikoloji mütehassislari, beynimize beynimize isleyiverse bu düsünceyi, artik karsi durus sergileyecek de degiliz yani?!...
Bakin onlarin meselesi de bitti.. evet tanri ( hasa) bu irki ne hikmetse artik tutmus, sürekli onlardan bahsediyor. vardir bunun bir hikmeti sual sorulmaz tanrinin yaptigi böyle ise biz de kabul edelim artik onlarin bir sekilde farkliliklarini, üstünlüklerini der demez bizlerin yahudi ile hiç bir problemi kalmaz! Onun itikadina göre artik biz hayat sansi bulduk ve kendilerine hizmet ettirme yolunu zaten onlar çok iyi biliyorlar; bu yolu bizim bilmemizde pek de fayda yok aslinda!... | 
02.12.2006, 09:56
| |
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Hademe (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.749
Teşekkür etti: 11.201
Teşekkür aldı: 5.077 konuda 25.960 kere
|
Sonuca gelelim...
Her seyi uyumlulastirdik!.... Tanri bir ve hepimizin inandigi ayni tanri, zaten bunca gelismeden sonra papa çikip ta biz Muhammed aleyhisselam'in peygamberligine inaniyoruz demez mi sandiniz!? Öyle bir der ki feryadini Bozkirin köyündeki Hatça Ana dahi duyar!... Öyle ya ne problem! Zaten kutsal ruh bütün insanlara ahlak ögütleri vermiyor mu? Peygamberin hadislerini devre disi birakip, Kur'an'i kafamiza ve keyfimize göre yorumladigimiz anda Peygamber aleyhisselam’a böyle bir misyon biçmenin hiçbir zarari olmadigi gibi, bir milyardan fazla Müslüman “ helal olsun papaya .. bak Müslüman oldu! kabul etti Rasulullah'in peygamber oldugunu, hem zaten onlar da tek ALLAH'a inanirlarmis.. yaziklar olsun onlarin bu inanislarini bizden saklayan yobaz alimlere yuuuhhh! “ diyenlerin sesleri Ars’a kadar ulasmaz mi?
En basa gidin ve tekrar okuyun o ilk paragrafi... Buradan itibaren bastaki fikrin dünya insanlarini idare etmek noktasindaki önemini ve nesillerden nesillere miras bir evrensel hakimiyet planinin temel taslarinin ne olabilecegi hususunda aklimiz biraz daha net bir bakisla olaya bakabiliyor mu? Kanununu kendimizin koydugu, statüsünü kendimizin belirledigi bir din!.... Ve bu genel bu mesele sadece Müslümanlari ilgilendirmiyor, bu bir insanlik drami....
Maksat su; beyin evrimini tamamlamislara, beyin evriminde devam edenlerin veya evrime hiç müsait olmayanlarin hizmet etmesi ve bu hizmetlerinde hiçbir biçimde beyin evrimini tamamlamislarin karsisinda, beyin evrimini tamamlamamislarin ne olup bittiginin haberinde bile olmamasi.... !
Bu onlarin oyunu... Bu oyuna Hiristiyan misyonerde düsüyor, Müslüman vaizde... Yani bu global din ! (materyalizm) menfaatine çalisanlarin Müslüman mis, Hiristiyan mis, Budist mis gibi bir ayrimi söz konusu degil.. Kim bu evriminin neresinde, onunla ilgileniyorlar sadece....
Görünen o ki surlarini bombalaya bombalaya nerede ise atilan bombalarla yeni bir kale insa edilecek bu mukaddes Islam dini, onlari hayli ugrastiriyor. Çünkü Müslümanlarin kaleden de öte imanlari ve sapasaglam DNA RNA moleküler yapiya kadar islemis bir alim ve mazi sevgisi var....
Bu aralar bir iki yüzyildir, Bunu kafaya taktilar ve özellikle su siralar nükleer baslikli füze bile kullaniyorlar fikir boyutunda!
Öyle ya televolelerle sersemlestirdikleri halkin önüne sürekli dini degerlerle dalga geçen, zihnini dinmisçesine sunan ve her türlü temel bilgiyi hafife alip, bu degerlere en özünde Islamin ta kendisine tüküren bir zihniyeti, milletin basina sarmalarindan daha büyük, bu millete saldiri mi olurdu?
Bu bizim memleket safhasi, diger yerlerde , dünyanin daha baska mevkilerinde de olaganüstü bir savas sürüyor bu manada...
Onlar her kültürün altini oyup, zihin evrimini tamamlamis kendilerine ! sair insanlari hizmetçi ve bir nevi materyal gibi degerlendire dururken, bu oyunun içinde piyon olmaktan öte hiçbir mana tasimayan birçok aydin, ilerici ve akilci çagdas gencimiz yeni dünya düzeninde materyalizm dinine! bir biçimde hizmete devam ededursunlar! Yahudiyi kendi özgün seriatina teslim ettilerdi, Hiristiyanlari, kutsal bilgelik sevdasina, ahlaka seriatsiz yasantiya... Islam’da ikisi de vardi ya; hem dinin fiili tatbikatlari, hem de olaganüstü saglam ahlak degerleri... Baktilar ki Islam en büyük engel... Müslümanlardan ikisini de almaya karar vermis gözüküyorlar. Hem seriati, hem de ahlaki....
Hadi bu oyunu ALLAH bozar! EyvALLAH! ya biz hiç mi düsünmeyelim bu boyutunda bu hadiseyi..
Buradan yola çikarsak kamufle uzmani düsmani en azindan dogru tespit etmis ve belki daha saglikli bir yöne dogru çalismalarimizi kanalize etmis olacagiz.....
Aslinda bu dinleri birlestirme iddiacilarin, neye hizmet ettiklerine bir isaret olsun babinda birkaç düsünce kirintisi idi. Yol açildi fikre gem vurulmuyor ki!...Bizimki sadece bazi görüntülerin bizdeki yansimasi idi...
Son söz:
Herkesin bir plani , hesabi olabilir; ama bütün planlar ve hesaplar ALLAH Teala Celle ve A'la katinda bozulmaya ve yok olmaya mahkumdur. O'nun istegi olmadan kil kipirdayamaz. Bizler ancak ve ancak O'na teslim bir halde O'nun ve Rasûlunun ve Aleyhisselam'in ardinca giden ulemanin yollarini yol edinmedikçe zillet bizden uzaklasmaz.. diye inaniriz ... Bu da bizim itikadimizdir....
2002 | 
02.12.2006, 09:56
| | | Hademe (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.749
Teşekkür etti: 11.201
Teşekkür aldı: 5.077 konuda 25.960 kere
| bu, tanriyi insanin arayip buldugu ve tanrilarini zihin terakki ettikce insanlarin azalttigi iddiasini maalesef materyalizmden etkilenmis -sosyalizm'in ana arteli- islam alimleri de eserlerine sokusturmuslardir.
ibrahim aleyhisselam icin Kur'an ' o hicbir zaman musriklerden olmadi' derken 'haza rabbi - rabbim budur-' ibaresindeki hasfedilmis eliften (ehaza rabbi! -rabbim bu muymus!-) belki haberdar olmadiklarindan ve belki de kasten yildizi gunesi rab ittihaz edindigini utanmadan tefsirlerine sokusturuvermisler.
halbuki o, kavmine bir hidayet olmasi icin 'buna mi tapinmami istersiniz, bir bakalim rabbim bu muymus, bakin ama bu batiyor!' mantigini isletmisti. ibrahim aleyhisselam gibi tevhidde muslumanlara baba bir peygamberi o rabbini aradi buldularla ananlarin ne tur bir oyuna alet olduklarini hatirlatmak istedim. | 
02.12.2006, 09:56
| |
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 408
Teşekkür etti: 23
Teşekkür aldı: 88 konuda 171 kere
|
Hak-dilaram´isimli üyeden Alıntı Sonuca gelelim...
Son söz:
Herkesin bir plani , hesabi olabilir; ama bütün planlar ve hesaplar ALLAH Teala Celle ve A'la katinda bozulmaya ve yok olmaya mahkumdur. O'nun istegi olmadan kil kipirdayamaz. Bizler ancak ve ancak O'na teslim bir halde O'nun ve Rasûlunun ve Aleyhisselam'in ardinca giden ulemanin yollarini yol edinmedikçe zillet bizden uzaklasmaz.. diye inaniriz ... Bu da bizim itikadimizdir....
2002 Kardeş söylediklerinin hiç birine katılmamak mümkün değil ancak şunu da belirtmek gerek Ulemalardan nakledildiği rivayet edilen sözleri içeren kitapların da Kitabımızın bütününün ışığında değerlendirmeye mecburuz.
Çünkü Allah Kur' an-ı Kerim dışındaki hiç bir kitabı değişmeden aynen koruyacağını vaadetmemiştir.
O halde nasıl olurda böyle bir gerçek varken %100 sahih olan kaynak ışığın da değerlendirdikten sonra kabullenmeyi neredeyse günahmış gibi gösterip reddetme gayreti sarf ediyoruz bilmeden.
Allah Kitabı yalnız ve ancak O' nun rızasını kazanmak niyetiyle okuyan hangi kulunu saptırır.
Ha kendine pay çıkrmak niyetiyle okuyanın hali ayrı.
Bugün dünyanın en ulema kişisi bile kabul edilse birinden gelen bilgiler Kur' an ile örtüşmedikçe geçersizdir. Allah' ın kitabında yeri olmayan -ki dünyada ki her olay ile ilgili misal olan kitabtan bahsediyoruz- bir şeyi ulemada olsa nasıl açıklayabilir Kur'an-ın bütünü nü şahit tutmadıkça.
O halde nakledilen bilgileri Kur' an ile değerlendirmenin neresi yanlıştır.
Meallere güven olmayabilir. Tefsirlere de güven olmayabilir buna bbir şey demiyorum madem her meale güven olmaz diyoruz kardeşler ozaman bu bizim için mazeret değildir ki yinede O halde Arabça yı öğrenmeliyiz. Öyle ya sırf dünya menfaatleri için İngilizce Almanca Fransızca İspanyolca İtalyanca Japonca dillerini öğreniyoruz ya.
En azından Allah rızası için Kitabımızı temel kaideleri ile enazından doğru bir şekilde okuyup anlamak için Arabça öğrenmemiz bizi öldürmez korkmayın.
Aksine uykudan uyanmamızı sağlar İnşaAllah.
Elbetteki kitabımızdaki bir kısım ayetleri anlamak için derin bir ilme sahip olmak gerekir hatta bir kısmını alimlerin bile anlayamayacağını bilgisinin kendi katında olduğunu Allah kendisi yine ayetlerinde belirtiyor.
Yalnız herkesin anlayabileceği yüzlerce temal esasları içeren apaçık ayetler var buınları yalnoızca Allah rızasını gözeterek okuyan her mümin farkedecek kadar açık ayetler.
Konu uzun ama yedek almam gerek Şimdilik görüşmek dileğiyle İnşaAllah.
Es Selamu Aleyküm,
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
| 
02.12.2006, 11:47
| |
Bakara-216 isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Üye
Üyelik tarihi: 18.09.2006
Mesajlar: 41
Teşekkür etti: 4
Teşekkür aldı: 14 konuda 24 kere
| Bakara kardes tekrarlari cok seviyor.. | 
03.12.2006, 01:20
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 10.10.2006
Mesajlar: 408
Teşekkür etti: 23
Teşekkür aldı: 88 konuda 171 kere
|
askiebed´isimli üyeden Alıntı Bakara kardes tekrarlari cok seviyor.. Elbette seviyorum kardeşim.
Aksi halde Rabbimiz bizden tekrarlamayı istemeseydi Kitabı birkaç kez okumamızı yeterli bulurdu. Eğer bir şeyin doğru olduğuna inanıyorsak 1000 lerce defa tekrarlamanın ne mahsuru var. Hoşuna gitmeyen yada zoruna giden okumaz.
Yalnız eğer kendini mümin olarak görüyorsa bir kişi iman esaslarından olan kitablara iman konusu doğrultusunda önceliğin ne olduğunu kavraması için süperzeka olması gerekmez. Bir kitaba iman etmek kuru söz ile değil muhteviyatını bilmekle mümkündür.
Mademki kitabımıza inanıyoruz. Öyleyse söyleyin bakalım kitabımız faiz konusunda ne diyor İslam ehlinin geneli ne yapıyor.
Kumar haram diyor kitap İslam ehlinin geneli ne yapıyor.
Hepsi bir yana kitabımız defalarca
Bunlar öğüt almak isteyenler için Allah' ın apaçık ayetleridir. diyor biz anlamamakta ısrar ettiğimiz gibi anlamak isteyenlerede sen kimsinki deyip onu neredeyse kendilerinden ayrı tutup zındık sınıfına koymaya çalışıyor.
Oysa buradaki inannıpta bilmeden böyle olan kardeşlerim varsa onları tenzih ederek şunu söylemek istiyorum.
Her zaman her konuda ilk kaynağın Allah' ın kitabı olması gerektiğini söyleyen kişilere, Hayır canım biz ne anlarız bizim ne haddimize deyip çeşitli bahaneler öne sürenler ( işte meal eya tefsire güven olmaz gibi ben neden Arabça öğreneyim ki gibi ) zındığın ta kendileridir.
İnşaAllah inanankardeşlerimiz bu tür hatalara düşmez.
İslam ehki uyanık olmalıdır her zaman özellikle münafıklara karşı.
Yoksa kafirler zaten kendilerini saklamazlar dolayısıyla münafıklardan gelebilcek zarar kadar tehlikeli değildirler.
Asıl sakınılması gerekenler kitabtan kendi menfaatleri uğruna islam ehlini uzak tutmaya çalışan münafık ehlidir.
Zaten Rabbimiz onları boşu boşuna Cehennemin en dibine atacağını vaad etmemiş midir ?
Allah tüm inananları korusun ve En başta kitabının öğüt ve emirleri ve o kitabın canlı örneği Resul' ü nün sünnetleri ile amel etmeyi nasib etsin.
Yoksa Allah' ın öğüt almak isteyenler için apaçık ayetlerini hatırlatmak bazılarının zoruna mı gidiyor.
Kim ne derse desin her şeyden önce gelen Allah' ın uyarı ve öğütleridir. Diğer tüm aktarılanlar da bu öğüt ve uyarılara uyduğu ölçüde değerlidir.
Ve bunları defalarca da olsa tekrarlamanın ve dahi defalarca hatırlatmanın hiç mahsuru yoktur.
En azından boş sohbetlerden daha hayırlıdır.
Hala ya kardeşim ne laf anlamzsın biz anlayamayız bizim aklımız ne deyip kendini sınırlamaya meraklı olan sözde uyanık geçinen ahmaklara sözüm yok.
Tabi bilmeden bunda ısrar eden Allah' a ve Resul' üne gerçekten inanıp bağlı olan kardeşlerim bunun dışındadır.
Bu nedenle inanan kardeşlerimizin sözü üzerleine almamaları bilmeden onlar gibi davranıyorlarsa bile Rabbimden Tüm kardeşlerimiz ve şu aciz zekalı fakir için daha geniş bir dimağ nasib diliyorum.
Allah' ım şu kıt zekalı aciz fakirin ve tüm müminlerin dimağını genişlet. Ve süslü renkli tuzaklardan bizleri koru.
Amin.
Ezan okunuyor o nedenle kesmek zorundayım.
Es Selamu Aleyküm,
__________________
Bismillahirrahmanirrahim,
ZUHRUF 2,3. Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
İBRAHİM 52. Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.
İSRÂ 41. Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor.
| 
03.12.2006, 15:50
| |
Bakara-216 isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | ıııooıoııoııııııoıııııııo
Üyelik tarihi: 26.08.2006
Mesajlar: 2.570
Teşekkür etti: 3.406
Teşekkür aldı: 1.515 konuda 4.653 kere
| bakara su yazi boyutunuda lütfen bi numara kücük veya normal kullanirmisin..okunmasi zor oluyor..
__________________ Profesyonellik, % 20 yetenek ve % 80 alıştırma ile elde edilir; eğer disiplin yoksa ikisinin de değeri yoktur. BazaarDesigns.com | 
03.12.2006, 16:19
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:11 .
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |