7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 27 (8 Kayıtlı ve 19 Misafir) bulunmaktadır.

Online   ...SoNsUzLuK..., barayev, hafize-i rabia, keLepir kaleM, nur talebesi, siluet, ŞüHeDa



Hak-dilaram » GENEL » Serbest Kürsü » Cezalar Amel Cinsindendir


 
Seçenekler
.................
 
monaroza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.453




Teşekkür etti: 26.780
Teşekkür aldı: 11.809 konuda 41.814 kere
kucult  büyük
Ausrufezeichen Cezalar Amel Cinsindendir

“Musîbet her zaman hıyanetin neticesi olarak gelir; mükâfâtın da sebebidir.

Çünkü; “bir insanın ayağına bir diken bile batsa, on günahı bağışlanır, on hasene yazılır” diye hadiste buyrulmuştur.

Size, Birinci Dünya Savaşında kader bir sille vurdu, kazaya da çarptırdı..Öyleyse hangi fiillerinizden dolayı kazaya, hem kadere şöyle fetva verdirdiniz ki, ilâhi kaza musîbetle hükmetti, sizleri hırpaladı? Umûmi musîbetlere daima ekseriyetin hatası sebep olur”


Şeklindeki bir soruya Bediüzzaman şöyle cevap veriyor:


“Beşerin fikri dalâleti, nemrudâne inadı, firavunâne gururu şişti şişti zeminde, semâvâta yetişti. Hem de yaradılışın hassas sırrına dokundu.

( Teknik gelişmeler nankörlüğe hatta inkâra sebep olmuştu: “gökleri bir kağıt gibi deleceğiz, tanrının yokluğunu isbat edeceğiz” diyenler olmuştu.)

Göklerden tufan, tâun misali, şu harbin zelzelesini indirdi; gavura yapıştırdı semavî bir silleyi.

Demek ki şu musîbet, bütün beşer musîbetiyle, nev’en umuma şamil.

Bir müşterek sebebi, maddiyyunluktan- materyalistlikten- gelen dalalet fikri; hem hayvanî hürriyet ve hevanın istidâdı idi.

( Nitekim bir Ayette “İnsanların elleriyle kazandıkları günahlar yüzünden, karada ve denizde fesat çıktı. Belki dönerler diye Allah onlara yaptıklarının bir kısmını tatdırıyor” –Rum Sûresi 41- buyrulmuştur.


BİZİM GÜNAHIMIZ NEYDİ?


Hissemizin sebebi; İslâmî rükün ve esaslarda ihmal ve terkimizdi.

24 saatten 1 saat istedi. Beş vakit namaz için yalnız o saati, bizden yine bizim için emretti, hem istedi.Tenbellikle terkettik, gafletle ihmal oldu.


Şöyle de ceza gördük:

Beş senede daima talim ve meşakkatle tahrik ve koşturmakla bir nev’i namaz kıldırdı.

Hem senede yalnız bir ay, oruç için nefsimizden istedi.

Nefsimize acıdık, keffâreten beş sene oruç tutturdu.

Kendi verdiği malından, kırkından ya onundan birini zekat istedi:

Cimrilik yapıp zulmettik, haramı karıştırdık, isteğimizle vermedik.

O da bizden yığılmış zekatı aldırdı, haramdan da kurtardı.

Çünkü; “Ceza ve karşılıklar yapılan amel cinsindendir.”

Salih amel ikidir:

Biri irade ile yapılan, birisi de irade dışında meydana gelen....

Hadis teselli verdi. Bu günahkar millet kanıyla abdest aldı. Fiili bir tevbe etti.

Acele mükâfatı, şu milletin beşte biri olan dört milyonu velâyet derecesine, şehâdet mertebesine çıkardı, gazilik verdi, günahı sildi.


Hac ibadetindeki hatamıza gelince:

Haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazab ve kahrı celbetti. Cezası da günahlara kefâret değil, günahların çoğalması şeklinde tezâhür etti.


Haccın bilhassa tanışma ve fikir birliğine varmayı, yardımlaşma ve çalışmaları birleştirmeyi içine alan bir yönü vardır.

İşte bu yüksek İslamî siyaset ve geniş içtimâî maslahat ihmal edilmekle düşmanlarımıza milyonlarca müslümanı İslamiyet aleyhinde kullanma zemini hazırlamıştır.


İşte Hind.. Düşman zannederek, halbuki pederini öldürmüş başında oturmuş bağırıyor.

( İngilizler, Hindli müslümanları bizimle savaştırmak için Çanakkale’ye kadar getirdiler. Okunan ezanlarla ayılanlar oldu. Mehmed Âkif’in Çanakkale’deki düşmanlarımız için: “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” dediği kimseler içinde maalesef İngilizlerin kandırıp getirdiği müslümanlar da vardı.)

İşte Tatar, Kafkas.. Öldürülmesine yardım ettiği şahıs, biçare valideleri olduğunu “Basra harab olduktan sonra” anlıyor. Ayak ucunda ağlıyor.

İşte Arap.. Yanlışlıkla kahraman kardeşini öldürüp, hayretinden ağlamayı da bilmiyor.

İşte Afrika.. Biraderini tanımayarak öldürdü, şimdi vâveyla ediyor.

İşte Âlem-i İslam.. Bayraktar oğlunu gafletle bilmeyerek öldürülmesine yardım etti; valide gibi saçlarını çekip âh ve fîzar ediyor.


Milyonlarca müslüman tamamen hayır olan hac seferine çıkmak yerine, büsbütün şer olan düşman bayrağı altında dünyada uzun seyahatler ettiler....

İbret alınız........


Saffet Senih //Hadislerin Işığında Hadiseler Kitabı’ndan iktibastır..
__________________
“Zikret"

http://yurekyanginlari.blogcu.com/
eski 07.12.2006, 00:10 monaroza isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
Super Moderator
 
leys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.2006
Mesajlar: 1.708




Teşekkür etti: 3.321
Teşekkür aldı: 1.463 konuda 5.508 kere
kucult  büyük
Merhum Mehmed Akif'in "Hac" konusuna ilşkin yıllar evvelinden tespiti de, aynı noktaya işaret etmektedir:

(...) İşte mevsim-i hac yaklaşıyor. Evladını, iyalini bırakıp birçok paralar, fedakârlıklar ihtiyarıyla dünyanın bir ucundan öbür ucuna kadar giden bu saf yürekli adamlara neler anlatılmaz, ne telkinatta bulunulmaz. Hiç olmazsa hacdan maksat ne olduğunu öğrenirler, birbirlerini tanırlar a. Ya bu az muvaffakiyet midir?

Va esefâ ki, hacılarımızın içinde “Medine’de Peygamber yatıyor; Kâbe’de Allah” diyenler bile var.

Zenginlerimizin bir kısmı hacca gitmez, bir kısmı bedel gönderir, bir kısmı da on onbeş kişi ile beraber gider. Bu sonrakilerin dört beş yüz lira sarf edip götürdüğü adamlar kimlerdir bilir misiniz? Mahallenin ihtiyar bekçisi, muhtar mütekaidi, merhum babasının azatlı kalfası gibi, hikmet-i haccı dünyada değil, ahirette bile anlayamayacak adamlar?

Be mübarek adam! Bunların yerine iki üç adam akıllı adam götürsen de Müslümanlar arasında bir tearüf, bir ittihad husulüne çalışsan olmaz mı?

Arapça, Acemce, Rusça, Tatarca konferanslar vermek, hutbeler îrad etmek; Mağrib-i Aksâ’dan gelen Arabı Hint’ten, Çinden, Sibirya’dan, Afgan’dan, buradan giden hüccac ile tanıştırmak; umumun musab olduğu içtimai hastalıkları ortaya koyarak buna elbirliği ile çare aramak ihmal olunacak iş midir?

Hükümet belki bu hususta bazı tedbirler düşünmüş, bazı adamlar bulup göndermiştir. Fakat zenginlerimiz de vazifelerini ifa etmelidir. Evet, “Musallidir, muttakidir, tütün bile içmez” diye mahallenin bekçisine elli lira verip bedel göndermekle bir şey olmaz. Mademki bir fedakârlıktır ihtiyar olunuyor, bari müfid olsun, demeli, ona göre adam bulunmalıdır.

Hayatını âlem-i İslam’ın saadetine vakfetmiş olan seyyah-ı şehir Abdürreşid İbrahim Efendi hazretleri geçen seneki hac için: “Bu seneki hac azıcık bir şeye benzedi” buyuruyorlardı. İnşALLAH (c.c.) bu şebahet gide gide ayniyet derecesine yükselir.

Ancak bu ümniyenin tahakkuku o hıtta-i mübarekeye mevsim-i hacda dediğimiz gibi adamların gitmesiyle yahut gönderilmesi ile kâbil olabilir. Yoksa validem senâkârınız da bu sene hacca gidiyor ki, ecri sırf kendisine ait kalacak, cemaate hiç hayrı dokunmayacaktır, zannederim.


KAYNAK: Mehmed Akif Külliyatı-Cilt: 5- Haz: İsmail Hakkı Şengüler-Hikmet Neşriyat: İst–1990
__________________
-DİPSOMAN-
eski 07.12.2006, 10:50 leys isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:09 .


Page generated in 0,25659 seconds with 14 queries