| | La Tahzeni
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 418
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 123 konuda 257 kere
| Başörtüsü Bir Bez midir? 
Güzel bir hazine, güzide bir insana emanet edilmiş.
Güzide insandan güzel hazinenin saklanması istenmiş.
Güzel hazine güzide insanın en değerli varlığı olan başında taşıdığı her bir saçın tekbir tanesinin uçlarıymış...
Bu paha biçilmez, eşsiz hazinenin sahibi olan güzide insan ise ;
Şu an kendisine çocuk gözüyle bakılan, geleceğin anası,
Ama : İstanbul'u fetheden kumandanları bu dünyaya getiren ana !
Kendisinden ufak gördüğü bütün kardeşlerin ablası,
Ama : Nice sultan, nice padişahları yetiştiren abla !
Belki de yaşlı bir ninemiz ?
Ama sırtındaki hırkasını başörtüsüne el uzanmasın diye çektiği kağnıdaki mermilere saran Fatma ninemiz !
Ey güzide insan !
Sendeki kutlu emaneti , o güzel hazineyi ben sana bir iki kelime ile nasıl ifade ederim ?
O kutlu emanetin sahibi güzide insan sensin !
Sen gül peygamberimizi karnında taşıyan Hz. Amine'sin !
Sen Hz. İsa'yı dünyaya getiren Hz. Meryem'sin !
Sen dünün ufağı, bugünün ablası, yarının anası,
Ama daha önemlisi gönül hazinelerinde saklı olan incilerin sahibi güzide insan sensin !
Bırak bez diye nitelendirdikleri başörtünle istihza etsinler,
Ama gönül hazinenle asla !
Bırak sendeki o güzel hazineyi açmak için zor kullansınlar,
Ama gönlünü onlara açma asla !
Bırak başörtüsü bahanesi ile diplomana mani olsunlar,
Ama unutma sana diplomanı Allah cc. verecektir !
Bırak sendeki hazinenin değerini bilmeyen insanlar bu dünyada saltanatını sürsünler,
Ama unutma senin saltanatın öbür dünyadadır !
Süreceğin saltanatın için savaş vermelisin ve asla mağlup olmamalısın ...!
Mevlam yâr ve yardımcın olsun..."
Alıntı | 
13.09.2006, 10:17
| | | GüzellikGöreninGözündedir
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 3.194
Teşekkür etti: 6.442
Teşekkür aldı: 2.075 konuda 6.050 kere
|
Ağlama Meleğim
Ağlama meleğim, kendini mahvetme!... Başını eğip de "Başlarını açamasak bile
baş eğdirdik" dedirtme... Unutma, "Şeref ve üstünlük Allah'ındır, bir de
Resûlünün ve müminlerin"... Sana "başını ört!" diyen Allah böyle buyuruyor.
Sen başını yiğitçe örterek gerçek kişiliğini ortaya koydun... başörtünü
inancınla bütünleştirdin... Onu kimliğinin bir parçası haline getirdin ve
böylece dünya aleme "Ben müslümanım" diye haykırdın... Başını örtmeni
emreden Allah'a yemin ederim, sen bu yiğit duruşunla her zaman şanlı ve
galipsin... Seni mağlup edecek adam daha anasından doğmadı...
Senin başın dumanlı dağlardan daha yüce... Başörtün bulutlardan daha
güzel... Cennette Allah, ayın on dördü gibi ayan beyan görüldüğü zaman,
eminim o gün sen, Kâinatın Rabbini, daha yakından göreceksin o yücelerdeki
başınla...
Seni ezmek isteyene ezilme!.. Allah'ın sana doğduğun gün verdiği hakkı söke
söke almaya çalış!... Bu gün vermezlerse yarın verecekler.
Yorulduğuna, yıprandığına üzülme... Dünya didinme ahiret dinlenme yeri...
Rabbine kavuşuncaya kadar mü'mine rahat yok... Rahat cennette, o ebedi
yurdumuzda... Dünya denen şu ağacın altında biraz nefeslenip yeniden yola
koyulacağımızı aklından çıkarma...
Ayağımıza batan dikenler bizi yıldırmasın... Belli ki cennet yakınımızda...
Çünkü cennet dikenlerle çevrilidir... yorgunluk, sürekli hastalık, tasa,
keder, sıkıntı ve gam, hatta ayağa batan dikene varıncaya kadar başa gelen
her şey müslümanın hatalarının bağışlanmasına vesiledir... Allah hayrını
dilediği kişiye sıkıntı verir... Biraz korku, biraz açlıkla imtihan bizim
kaderimizde var...
Çetin bir imtihandasın, dayan... Seni zor yıldırmasın... Elbette her
güçlükle birlikte bir kolaylık vardır... Şüphesiz her güçlükle birlikte bir
kolaylık... Ve Allah sabredenlerle beraberdir...
Kainatın Efendisi şu dünyada rahat yüzü görmedi... Öz yurdunda, müslüman
kimliğiyle yaşayamadı... Zalimler bastırdıkça o dayandı... Her şeye Allah
için katlandı... Ama davasından taviz vermedi... İyice tıkandığı zaman,
yurdunu terk edip hicret etti... Boynu bükük, gönlü kırık, boğazında
hıçkırık gurbet ele gitti... Çünkü Allah'ın arz-ı genişti... Gittiği yere
İslam'ın ışığın götürdü... İnsanlar bilmediklerini öğretti... Gerçek
varlığı, gerçek hayatı, gerçek mü'mini... Ve bir gün yurduna zaferle
girdi... Onu öldürmek isteyenler ondan aman dilediler... Zulmün süngüsü
düştü, cihanın tarihi değişti... Gerekirse sen de git... Mekke devrini
yaşayan topraklara Medine'yi getir... Sabrın meyvelerini devşir... Sen
varsın Allah var, dünya var, ahiret var... Bunlar inkarı mümkün olmayan
gerçekler...Sen ebediyetin kokusunu almış bir bahtiyarsın... Gönüllere
cennetin kokusunu sen taşıyacaksın...
Her şeyi diplomadan ibaret sanma.. Ashab-ı Kirâmın diploması yoktu...
Tâbiînin diploması yoktu... daha sonra gelen İslam büyüklerinin de diploması
yoktu... Ama dünyanın bir ucundan diğer ucuna İslâmı onlar götürdüler... Bir
an bile susmadan kainatı çınlatan ezanı gök kubbeye onlar perçinlediler...
Bir gün medreseler açılıp da diplomalı tahsil başlayınca, büyüklerimiz çok
üzüldüler; artık ilmin sonu geldi dediler... İlmin sonu gelmedi, yine devam
etti ama, Onlar sırf Allah rızası için okuyup okutmanın daha bereketli
olacağına inancından vazgeçmediler... Büyüklerimizin aydınlık yolundan
ayrılma... Elinden diplomayı alanlar ağzını da bağlayamazlar ya...
İşte sen o büyüklerin izinden gideceksin... Sen peygamber yurdunu ev ev
dolaşarak aydınlatan sahâbî analarımız gibi, ev ev dolaşarak yurdunu
aydınlatacaksın... Peygamberimizi, kendine örnek alacak, onun ahlakını
özümseyeceksin... Yüzünden eksilmeyen tebessümünle; insanları hoş görüp
bağışlama merhametinle; gösterişe pirim vermeyen sadece yaşayışın ve eşsiz
tevazuunla; müslüman hanıma en çok yakışan o zarif nezaketinle; herkesi
imrendiren iffetinle; özü, sözü doğru güvenilir şahsiyetinle; elinde olanı
başkasıyla paylaşmaktan zevk alan cömertliğinle; tabansızlara pabuç
bırakmayan cesaretinle; haksızlığa haddini bildiren asil öfkenle; Allah için
gözyaşı dökmeyi ihmal etmeyen duygulu halin, ibadet ve tâatinle; özellikle
de dilinden düşürmediğin dua ve zikirlerinle gittiğin yere Peygamber kokusu
götüreceksin... Seni görenler Peygamber'i görmüş gibi sevinecekler; evimize
Peygamber nefesi geldi diye bayram edecekler... Başındaki o aziz örtüye
"siyâsal simge" diye seni mektebi kapısında işkenceye tâbi tutanlar yapmasa
bile, onların çocukları utanıp senden af dileyecekler...
Sen ağlama yavrum, senin işin çook... Sen torunlarımı büyüteceksin...
"Bismillâh" diyerek emzireceksin onları, zemzem kadar temiz, ak sütünle...
Konuşmaya başlarken kelime-i tevhidi öğreteceksin onlara... "La ilâhe
illallah" diye diye büyüyecekler... Dillerine, gönüllerine, beyinlerine
Allah kelâmını nakşedeceksin, silinmemecesine O nur topu yavrular,
"Bismillâh" diyerek dikecek kelime-i tevhid fidanını dikecek bütün
gönüllere... Aşkla sabırla teenni ile... Usanmadan, bıkmadan, yılmadan...
İşte o zaman güzel yurdum bir cennet olacak. Orada hiç kimse
horlanmayacak... İnansa da inanmasa da...
Gözyaşını boşuna harcama... Ağlamasını bilmeyen elbette bizden değildir.
Daha iyi kulluk edemedim diye ağla... Allah için gözyaşı dök...
Resûlullah'ın karasevdalısı ol... Seccaden kurumasın kızım.
TUM BASORTU MADUR KARDESLERIME....
KALBINIZIN SAHIBINE EMANETSINIZ
VESSELAM
ALINTIDIR | 
13.09.2006, 11:34
| | | GüzellikGöreninGözündedir
Üyelik tarihi: 02.09.2006
Mesajlar: 3.194
Teşekkür etti: 6.442
Teşekkür aldı: 2.075 konuda 6.050 kere
|
YERYÜZÜNDE BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ'nün SONA ERMESİ DİLEĞİ İLE...
Ve Sizler...
O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu..
Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz.
İnce Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü ''Nur'' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..
Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün.
Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu...
Ve derken..
Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu..
Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı...
Siz.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz..
Siz.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz
Siz.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız..
Siz.. iffet ve namus timsalleri...
yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız...
Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..
Ve Sizler BACILARIM..
Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken bacılarım...
Allah yolunda her türlü tehdide, işkenceye, zulme göğüs geren, dövülen, horlanan..
Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın nurunu dalgalandıran..
Allah için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı alaya dayanmış sizler...!
BACILARIM... SİZLERE SELAM OLSUN!
Ve sizler, öyle kimselersiniz ki;
Allah ve Rasulünü dünyadan ve dünyadakilerden üstün tutanlarsınız...
- Sizler Allah'tan ümit kesmeyenlersiniz..
- Sizler Dertlerini sessiz-beyaz dilekçelerle Allah'a sunanlarsınız..
- Sizler istediklerini yalnız ve yalnız Allah'tan isteyenlersiniz..
Ve sizler..
-Allah'ın mahşerdeki hesabını unutup, size alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların yüzüne;
Şanlı direnişinizi tokat gibi çarpan sümeyyelersiniz..
SİZLERE SELAM OLSUN..
Bakın! duyuyormusunuz..
İşte ecdadın sitemkar sesleri
Şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor..
Vatan için, millet için, bayrak için, Kur'an için, başörtüsü için, namus için can vermiş.. Şehit olmuş şanlı ecdad..
Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik.. Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız..
Mezarlarında rahat uyumayan yüzbinlerce şehid'in al kanları..
BACIM
İnan ki, senin başörtünde gül bahçesine dönüşmüş..
Onların kanları boşa akmamış..
Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü imamlar, Akifler..
Ey Sütçü imam.. İki bacımızın yaşmağını aldılar diye maraşı kana buladın..
HEYHAT..!
Gel görki, şimdi senin şuuruna ne kadarda da muhtacız..
Hakkını helal et!
Senin emanetine sahip çıkamadık..
Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..
Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman olamadık..
Onlar okumak istiyorlar..
Ama gel görki senin torunlarını başörtülü diye sokmuyorlar okullarına..
O gün fransız, ingiliz yunan dölleri; Bayrağa, başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..
Bugün adı müslüman olan, Mehmetler, Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı kesilmişler..
Başörtüsünü düşman bellemişler..
BACIMIN İFFETİ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE..
ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ ! TÜKÜRSEM YÜZÜNE
diyor merhum Akif
Reziller görevlerini yapıyorlar..
Peki ya bizler? Adı müslüman olan bizler..
Lafı gelince mangalda kül bırakmayan bizler, üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş..
Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların gözyaşlarını izliyoruz.
utanmadan.. utanmadan..
Ve SEN okula alınmayan, gözyaşları arş-ı alayı titreten BACIM.. BAKAMIYORUM YÜZÜNE.. UTANIYORUM..
Sana karşı vazifemi yapamadım.. Beni affet..
Biliyorum.. O her şeyin hesabının hakkıyla sorulduğu yerde, yakama yapışacaksın..
sana diyecek sözüm yok.. Tükür.. Tükür yüzüme.. bacım..
Tükür.. Tükür..
Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin hepsinin yüzüne tükür..!
AH BACIM..
Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin önünde, şimdi neler var neler..
Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar..
Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde öyle bir pas varki, kapkara..
Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş..
Ah BACIM ah..
Sen yinede üzülme..
Hergün beraber olduğun insanlar, hemde adı müslüman olan bunca insan,
annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası hepimiz..
Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni düşündürmesin.. ağlatmasın..
Bizler vazifemizi yapamasakta sen yine de üzülme..!
Ümitvar ol..
BACIM..
Unutma! tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Çevirmez ahını Allah öksüzün Pek basittir, devrilmesi köksüzün Her kim olsa haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yolunuz her zaman Allah yoludur! Bu öyle bir çileki, kökü şehid kanıdır! Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yalana hayır, bu gerçeğe evet Mücadeleden yılma, kalsanda tek fert Birde ötesi var, buranın elbet, Nasıl olsa güleceksin... güleceksin... Güleceksin tamam mı? * * * * * * * * * * * * * * * * * * * ALLAHIM, Bizlere yüzümüz ağırtan böyle nesiller verdiğin için sana şükürler olsun..
ALLAHIM, Ayakları senin davanda sabit olan bu güzide evlatları, bütün ümmeti muhammede ibret eyle, rehber eyle..
ALLAHIM, Bütün bu yapılanlar, ümmetin dağınıklığından.. En kısa zamanda bütün müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip eyle..
ALLAHIM sen Mevlamızsın.. Bizleri bağışla.. bizleri şuurlandır.. gözlerimizi aç.. kalplerimizi yumuşat.. ayaklarımızı kaydırma.. davamızda zafer nasip eyle..
AMİN... AMİN... AMİN * * * * * * * * * * * * * * * * * * * | 
13.09.2006, 11:39
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| başörtüsü bir bezdir.. tene , saça değen ..
ona manâ veren nefse ve rızaya değdirebilmektir..
her iki manâyı kendine delil gören kesim çoktur ama hakkını veren..nefsim de dahil..? | 
13.09.2006, 13:06
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| tesettür...sadece örtülmesi emredilen uzuvların örtülmesimidir .. | 
13.09.2006, 13:12
| | | La Tahzeni (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 418
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 123 konuda 257 kere
| 24.31. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine adar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları,
erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar | 
13.09.2006, 14:00
| | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 31.08.2006
Mesajlar: 122
Teşekkür etti: 14
Teşekkür aldı: 74 konuda 260 kere
|
Tesettürü uzuvların örtüsü olarak görmek ve sınırlandırmak, ya müslümanın hayatındaki tüm mahremiyeti uzuv olarak addetmekten ileri gelen bir görüştür, doğrudur, yada kendi vücuduna has olan organları manasında ise bu doğru ama dar manadadır.
Mü'mine bir kişinin mahrem sınırlarının tezahürü tesettürdür.Güzel ahlak insanın fıtri bir özelliğidir.
Dinimiz, haram,mahrem,avret gibi lafızlarla ifade edilen hususlara önem vermiş ve bu kavramların şumul ettiği her ne varsa, onların orta yerde sergilenmesini yasaklamıştır. Tesettür geniş manasıyla örtünme yani gizlenmek, saklanmak, korunmak,açıkta ve ortalık yerde bulunmamak gibi anlamlara gelir. Bu emrin muhatabı erkek-kadın bu dinin tüm müntesipleridir.
Müslüman için yaşadığı ev, başkalarının serbestçe muttali olmaması gereken "mahrem"dir. Bu sebeple İslam'da eve "haram" denmiş ve Efendimiz s.a.v başkalarının evine izinsiz girmeyi ve başkalarının özel hallerine muttali olmayı yasaklamıştır. Bunu fiilen kendiside uygulamıştır. Uygulama şekli olarakta ; penceresine boydan boya çift kanatlı perde çektirmiş, kapısını da kalın ahşaptan yaptırmıştır. Buda bir nev'i setretme yani tesettürdür. Günümüz türkçesinde tesettür deyince akla sadece kadınların başına örttüğü , başörtüsü gelmektedir.
Tesettürün daha çok kadının erkeğe karşı tesettürü çevresinde yoğunlaşmıştır. Buda tamamen fıtri, yaratılıştan kaynaklanan sebeplerle kadının tesettürü konusu daha enine boyuna ele alınmıştır.
İslam dininde erkekten farklı olarak kadına daha kapsamlı bu örtünme emrinin altında yatan temel sebep, insan tabiatında var olan ve dinimizin emir ve yasaklarına uygun olarak şekillendirilmesi gereken şehevi arzudur. Bu arzu kontrol altına alınmayıp terbiye edilmediği zaman (günümüzde olduğu gibi) toplumun huzurunu bozacak amiller doğacaktır. İffet ve haya gibi duyguların gelişmesi böylesi bir tehlikeyi bertaraf edecek ve bu duygular ancak tesettür ile belirlenen mahremiyet alanlarında filizlenip gelişebilecektir.
Yüce Rabbimiz erkekle kadını farklı yaratmıştır. Fiziksel güç, soğukkanlılık, metanet, itidal gibi özellikler genel olarak erkekle birlikte anılırken, kadın zarafet, duygusallık, nezaket, şefkat, merhamet gibi özelliklerle donanmıştır. Kadının bu özellikleri ön plana çıkarıldığında, daha doğrusu “teşhir edildiğinde” haberlerde çokça örneğini gördüğümüz türden toplumsal problemler sökün etmekte ve bundan en başta kadınlar olmak üzere bütün toplum zarar görmektedir.
Örtünme, müslüman kadın için sadece yabancı bakışlara ve art niyetli yaklaşımlara karşı bir “korunma aracı” değildir. O, kadınla erkek arasında meydana gelmesi her an için mümkün ve muhtemel olan meşru olmayan yakınlığı engellemenin de bir aracıdır. Bu açıdan bakıldığında, örtünmenin şekli de ortaya çıkar. Kadın-erkek arasındaki cazibeyi, çekimi, etkilenmeyi engellemeyen örtünmenin de tesettür olmadığı anlaşılır.
Tesettür emri nüzul olunup Efendimiz s.a.v. tarafından tebliğ edildiğinde, erkekler evlerine gelip eşlerine bu ayeti haber verdiler. Sahabi hanımlar da vakit geçirmeden çarşaf gibi şeyleri kenarlarından yırtarak başlarını ayette belirtildiği gibi örttüler.
O günden sonra tesettür müslüman kadının ayrılmaz bir parçası olmuş, onun saygınlığını, iffet ve izzetini temsil eder olmuştur.
Selam ve dua ile..
__________________
Olayları ve düşünceleri kritik etmek için cins kafa ister, fakat taklit etmek için fazla zeki olmaya gerek yok
| 
13.09.2006, 14:15
| | | Hademe
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.462
Teşekkür etti: 10.820
Teşekkür aldı: 4.716 konuda 23.389 kere
| zarf mazruf...
tesettüre esasen en çok sansürsüz kalbimiz ihtiyaç duyuyor...
kişi herkesi aldatabilir, hatta kendini bile; ama asla O aldanmaz... | 
13.09.2006, 14:36
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| İskilipli Atıf Efendi.. mahkeme huzurunda.. Başındaki İslamın şiarlarından sarığını asla çıkarmamak yolunda başından geçmiş o mübareği sıkıştırıyorlar..
-Ennihaye bir bez parçasıdır.. çıkar at, sonun vahim!, dediler..
Buyurdu o mübarek..:
- O halde arkanızdaki duvara asılan da bir bez parçasıdır.. Çıkarın o bayrağı atın.. Yerine koyun başka bayraklardan, sancaklardan! O nasıl olmaz ise bu olmaz ve çıkmaz!
Çıkmadı da.. Ser verildi ama sarık verilmedi..
Bunun gibi..
Tesettür, İslam'ın şiarıdır.. Kadınında da, erkeğinde de İslam'ın alametidir..
Gönle uygulanan günahlara ve şeytana karşı istiaze ile yapılmış tesettürün zahirdeki şeklidir..
Yoksa zaten her ibadet şeklinin yahut şer'i uygulamanın evvelinde ihlas elzemdir.. Batının zahire geçişi denk değilse riyadır o hal.. İçi de çıplak dışı da, pür tesettür olsa da! | 
13.09.2006, 15:37
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:43 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |