Şimdi soru şu: “İslam dünyası, Batı dünyası karşısında geri kaldı mı?” Bu sorunun genel-geçer cevabı ise “Evet!” Aslında bu soru ve bu cevap yanlış.
Daha önce de pek çok vesilelerle atıf yaptık, söyledik, gündeme getirdik —gelmesinde fayda var— hadiseyi tarihsel bir zemine oturtmak için bu yapılmalıdır. 12. asır, İslam dünyasında —çok enteresan— birden fazla krizin yaşandığı, birden fazla çöküntünün yaşandığı bir zaman dilimidir. Bir taraftan haçlı seferleri… bir taraftan Moğol istilaları… Gelmiş taa hilafet merkezine, halifeyi almış götürmüş ve zelil bir şekilde öldürmüş Moğollar. Tam bir çözülme... Tam bir kargaşa… Eğer o dönem yaşayan İslam ulemâsı, İslâm hakkında söz söyleyen, görüş beyan eden insanlar deselerdi ki "Bitti. İslam dünyası haçlı seferleri ve Moğol istilaları karşısında çözüldü… bitti!.." deselerdi. İddialarından vazgeçselerdi, bu gün yaptığımız gibi temel varoluş alanlarını sorgulamaya başlasalardı İslam dünyası biterdi. Ama bunu yapmadılar. Temel referans noktalarını, temel sabitelerini hassasiyetle muhafaza ettiler ve onun üzerinden yeniden bir İslâm medeniyeti teşekkül ettirdiler. Şimdi modern insanın temel yanlışı, modern müslümanın temel yanılgısı burada. Soruyu şöyle sormak lazım belki: Eğer hakikaten bir galibiyet-mağlubiyet varsa bunun tezahür ettiği alan, bunun sebebi, bizim din anlayışımız mıdır, yoksa bu, temelde siyâsî bir problem midir?
Devamı için...
http://www.darulhikme.org/soylesi/is...nyt_Mdrnzm.htm