Churchill, bir milletvekilinin Muhafazakâr Partiden ayrılıp, seçim kazanma sansı âdeta sıfır olan bir Liberal Partiye
geçmesi üzerine söyle demis:
— Hayatta ilk defa bir fare, batmak üzere olan bir gemiye dogru yüzüyor.
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Churchill, Avam Kamarasındaki bir konusması sırasında devamlı "adamlar" (insanlar anlamında kullanarak) diye hitap
ediyormus. Kadın parlamenterlerden biri ayaga kalkıp Churchill’e müdahale etmis.
— Burada yalnız adamlar degil, kadınlar da var. Niçin ikisine birden hitap etmiyorsunuz?
Churchill "adam" sözünün kadınları da kapsadıgını ifade etmek için:
— Adamlar kadınları da kucaklar, diye cevap vermis.
Avam Kamarası: Halk Meclisi
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Churchill, 85. yas günü kutlamalarına gazetecileri de çagırmıs. Parti çok kalabalık olmus ve neseli geçmis. Davetli
gazeteciler veda edip ayrılırken Churchill için bir temennide bulunmuslar.
— Efendim yüzüncü yas gününüzü de böyle neseyle kutlamayı dileriz...
— Elbette kutlarız. Kendinize iyi bakarsanız niçin olmasın?...
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Thathcer, bir bakanıyla Londra sokaklarında gezerken bir magazanın vitrinindeki fiyatların ucuzlugu dikkatini çekmis.
Ceket 25 paund, pantolon 10 paund, pardösü 20 paund... gibi. Bunları bakana göstermis ve:
— Görüyor musun, Ingiltere ne kadar ucuz bir ülke, demis:
Bakan Basbakanı uyarmıs:
— Sayın Basbakanım, gördügünüz vitrin bir kuru temizleme magazasının vitrini, konfeksiyon magazasının degil!
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Lincoln’e bir adamı övüyorlarmıs:
— Bütün ömrü bilgi denizinde yüzmekle geçti. Çok degerli, iktidar sahibi bir sahsiyettir...
Meger adamı Lincoln de tanıyormus. Anlatılanlara basını sallamıs:
— Haklısınız, hayatı boyunca bilgi denizinde yüzdü; ama daima hiç ıslanmadan çıktı.
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Lincoln basbakanken bir genç Is istemek için huzuruna çıkmıs. Konuya girmeden önce de dedesinin, babasının,
amcasının iç savas sırasında gösterdikleri kahramanlıklardan, bu yolda hayatlarını bile feda ettiklerinden bahsetmis. Lincoln
delikanlıyı sakin sakin dinledikten sonra tepkisini söyle dile getirmis:
— Evlât, sen bana patatesi hasırlatıyorsun. Zira onun da en iyi tarafı, —ise yarayan kısmı— toprak altındadır.
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Edebiyatımızda batılı tarzda roman denemelerinin ve gazete yazarlıgının ilk örneklerini vermis olan Ahmet Mithat Efendi
(1844—1912), bir gün dönemin ulemasından bir zatla Sirkeci’den Bâb-ı Âliye çıkıyorlarmıs. Yollan üzerinde dilenmekte olan bir
âmâya rastlamıslar. Bu islek caddede dilencinin para çanagı bombosmus. Ahmet Mithat Efendi’nin arkadası olan âlim zat:
— Bak, demis, su dilenciye mukavva üzerine tatlı dilli bir dörtlük yazıp herkesin görebilecegi sekilde önüne bırakacagım,
millet nasıl yardım edecek, dönüste görürüz.
Bu âlim kisi (günümüz diline aktarılmıs haliyle) su dörtlügü yazmıs:
“Halime göz atan kerem sahibi kisiler
Merhamet geregi bana bes para lâyık görmez mi?
Sadakayla gönlümü hos eden hayır sahiplerini
Ben görmesem de Yüce Yaratıcı görmez mi?”
Gerçekten Ahmet Mithat Efendi ve dostu dönüste dilencinin çanagının dolmaya yüz tutmus olduguna sahit olmuslar.
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
KAFIR
Seyhülislâm Yahya Efendi de, igneli dili sebebiyle Nefi’ye iyi gözle bakmayanlardan biriymis. Fırsat düstükçe elestirir;
bazen de övmeyle karısık yerermis. Yahya Efendi’nin su dörtlügü bu konudaki görüslerine bir örnektir:
Simdi hayli suhanveran içre
Nefî menendi var mı bir sâir?
Sözleri seb’a’-i muallakadır
Imre-ül-Kays kendidir kâfir.
Hayatında padisah (IV. Murat) dahil kimseye keyif bagıslamamıs olan Nefî, herkesten daha ustaca kullandıgı hiciv
silahıyla Yahya Efendi’yi mat etmis:
Bana kâfir demis Müfti Efendi
Tutalım ben diyem ona Müsülman
Varıldıkda yarın ruz-i cezaya,
Ikimiz de çıkarız anda yalan.
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Osmanlı Imparatorlugunda yetismis bir iki kadın sairden biri olan Fitnat Hanım (ölm. 1780) ile çagdasları olan Koca Ragıp
Pasa ve Sair Hasmet arasında geçtigi rivayet edilen birçok olay anlatılmaktadır. Bu üç kisi ellerine fırsat düstügünde birbirini
kıyasıya ignelemekten de geri durmazlarmıs. Ragıp Pasanın da, Hasmet’in de Fitnat Hanıma ask duyguları besledikleri de
bilinmektedir.
Bir kurban bayramı arifesinde, Fitnat Hanım kurbanlık almak için Beyazıt çevresinde dolasıyormus. Sair Hasmet de
oradaymıs. Hasmet gökte ararken yerde buldugu Fitnat Hanımı görünce hemen önünde bir reverans yapıp bir emri olup olmadıgını
sormus. Fitnat Hanım bir emri bulunmadıgını, bayram için kurbanlık bir koç alacagını söylemis. Hasmet takılmadan edememis:
— Bu bayram kulunuzu kurban etseniz olmaz mı?
— Maalesef olmaz, çünkü bu bayram boynuzsuz bir koç kurban edecegim.
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Fitnat Hanım, çok güzel, henüz sakalı bile çıkmamıs bakkal çıragı bir delikanlıya âsık olmus. Bu nedenle bir bahane
bulup sık sık bakkala, delikanlıyı görmeye gelirmis. Bunu duyanlar delikanlıya, "Fitnat Hanım gelip sana dikkatle baktıgı zaman
’çok bakma güzel âtes-i hüsnümle (güzelligimin atesiyle) yanarsın’ de" diye ögretmisler. Gerçekten Fitnat Hanım gelip kendisine
bakınca delikanlı bu dizeyi söylemis. Sair, hazır cevap Fitnat Hanım da hemen cevabı yapıstırmıs:
Hattın (sakalın) çıkacak sen de beni mumla ararsın!
Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......