| | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Gece Yatisi Süleyman Nazif’in Abdullah Cevdet’i igneleme merakı dostları tarafından ölümünden sonra bile sürdürülmüstür, I.Alaaddin
Gövsa bir gün su olayı anlatmıs:
Abdullah Cevdet, Süleyman Nazif’in kabrini ziyarete gitmis. Bu sırada Süleyman Nazif mezardan basını kaldırıp,
"Aramızdaki kırgınlıga ragmen beni ziyaret etmenden son derece memnun kaldım. Fakat bu kadarla yetinmeni istemem, seni
muhakkak gece yatısına da beklerim." demis.
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:53 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:05
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Siz Nehri Degerli edebiyatçı Abdülhak Sinasi Hisar, çok nazik bir insanmıs. Hiç kimseye "sen" diye hitap etmezmis. Kardesiyle
bile "siz" diye konusurmus. Süleyman Nazif, Abdülhak Sinasi Hisar’ın agzından hiç sen lafı çıkmadıgını görünce biraz da alay
olsun diye sormus:
Yahu Abdülhak Sinasi, sen zaman zaman Paris’e gider orada kalırsın. Acaba orada Sen (Sein) nehrine de mi "siz" nehri
diyorsun?
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:53 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:06
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Iki Dil Süleyman Nazif in oglu Sait Nazif, çocukken babasına sormus:
— Baba, Fransızca’yı sen mi iyi bilirsin, yoksa Victor Hugo mu?
Süleyman Nazif, oglunun gözündeki degerini yitirmemek, Victor Hugo’nun da hakkını yememek için söyle cevap vermis:
— Victor Hugo Fransızca’yı benden iyi bilir; ama ben de Türkçe’yi ondan iyi bilirim.
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:54 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:07
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Dogrusu Sedat Simavi, çıkarmakta oldugu "Resimli Gazetece, yazıdan çok resme agırlık veriyormus; yazarlara da, yazılarını
mümkün oldugu kadar kısa tutmaları ricasında bulunuyormus (resimlere fazla yer kalsın diye). Süleyman Nazif, Sedat Simavi’nin
bu anlayısla çıkardıgı gazete için:
— Bu aslında Resimli Gazete degil, Gazeteli Resim, dermis.
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:54 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:08
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Gereksiz Süleyman Nazif Basra valisi iken, belediye baskanı olan zat bir gün S.Nazif e sehrin mezarlıgının etrafını bir duvarla
çevirme projesinden bahsetmis. S. Nazif, düsüncesini söyle açıklamıs:
— Bana göre gereksiz masrafa girmektir. Çünkü dısarıdakiler mezarlıga girmek istemezler. Mezarlıktakiler de zaten
dısarı çıkamazlar...
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:55 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:08
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Zulüm Süleyman Nazif, Türkçe’nin azınlıklar tarafından bozuk telaffuzla konusulmasına hiç tahammül edemezmis. Özellikle
Ermenilerin Türkçe’yi çok kötü konustuklarına tanık olurmus. Bunu anlatmak için söyle dermis:
— Ermeniler, Türklerin kendilerine zulüm yaptıgını iddia ediyorlar. Bunun ispatı zordur. Fakat bu dogru bile olsa, bunun
acısını dilimize yaptıkları zulümden fazlasıyla çıkarıyorlar.
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:55 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:09
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Aslanin Agzindaki Ekmek Daha çok yazar olarak tanınan, fakat aynı zamanda degerli bir tarihçi ve besteci olan Ahmet Rasim (1862-1932),
yasamının son senelerinde geçim sıkıntısına düsmüs. 1927’de, belki yardım eden olur da bir ekmek kapısı bulurum diye
Ankara’ya gitmis. Atatürk’ün yakınında bulunan bir tanıdıgı da Ahmet Rasim’in bu durumunu biliyormus. Bir aksam Atatürk’ün
sofrasında bu konu açılmıs. Atatürk, Türk kültürüne uzun yıllar hizmet etmis bir yazarın geçim sıkıntısına düsmesinin çok acı
oldugunu söylemis. Adamlar gönderip Ahmet Rasim’i kaldıgı otelden aldırıp köske getirtmis. Masada kendi yanına oturtturup
iltifatta bulunmus. Sonra:
— Acaba bos bulunan Istanbul milletvekilligini kabul buyurur musunuz, diye milletvekilligi önermis.
Ahmet Rasim çok duygulanmıs. Kalkıp Atatürk’ün elini öpmüs ve saygılı bir eda ile su zarif espriyi yapmıs:
— Simdi anladım ki ekmek gerçekten aslanın agzındaymıs.
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:56 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:09
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Esege Islik Yüzyılımızın ilk yansında en agır hicivleri yazmasıyla tanınan Neyzen Tevfik (1879-1953), adından da anlasılacagı üzere
çok güzel de ney çalarmıs. Esprili sözleriyle ve neyiyle sohbet meclislerinin de en aranan kisisiymis. Üstelik bu meclisler çogu
zaman kalburüstü kisilerin, sanat ve edebiyat adamlarının, devlet adamlarının meclisleri olurmus. Yine böyle bir meclisinin
baslangıç anlarında Neyzen Tevfik’e saygı, ilgi ve ikram gırla gidiyormus. Fakat mecliste bulunanlar bir müddet içip sızmaya
basladıktan sonra Neyzen’e ilgi azalmıs, sonunda sıfıra inmis. Buna alınan ve kızan Neyzen Tevfik bir sigara paketinin arkasına
su dörtlügü yazarak orayı terk etmis:
“Sanmayın ustalıkla sarf ederim sanatımı,
Ney elimde suyu durmus kuru musluk gibidir.
Içki meclislerinde sarhosların saza vurgun olusu,
Nazarımda su içen esege ıslık gibidir.”
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:56 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:10
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Yolcunun Şehri Kayıp :D
Üyelik tarihi: 24.01.2008 Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.393
Teşekkür etti: 15.117
Teşekkür aldı: 3.482 konuda 9.445 kere
| Allah razı olsun.. Tebessüm ettirdiler,sağolun... | 
19.04.2008, 14:10
| |
ŞüHeDa isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Şeref Üyesi (Konuyu Başlatan)
Üyelik tarihi: 24.03.2008 Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381
Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
| Ancak ölüm Mehmet Akif in Beylerbeyi’nde, dostu Mithat Cemal Kuntay’ın da Çapa’da oturdugu yıllardaki bir kıs günü Akif, M.
Cemal’i evinde ziyaret etmek üzere söz vermis. Fakat tam belirlenen ziyaret gününün gecesinde yogun bir kar yagmıs ve bütün
Istanbul beyaz örtüyle kaplanmıs. Karla birlikte ortaya çıkan fırtına, sehir içindeki deniz ve kara trafigini âdeta felç etmis. Bırakın
Beylerbeyi’nden Çapa’ya gitmeyi, aynı mahallede evden eve gitmeyi bile zorlastırmıs. M. Cemal, böyle bir havada Akif in
gelmesinin imkânsız oldugunu düsünerek kendi islerine dalmıs. Ögle ile ikindi arası bir saatte ve gün içinde ilk defa olarak kapı
çalınmıs. M. Cemal kapıyı açtıgında soguktan bıyıkları donmus, üstünde biriken karlarla canlı bir kardan adama dönmüs vaziyette
Akif’i görünce tam bir saskınlıga ugramıs. Hemen Akif’i içeri alıp biraz rahatlattıktan sonra sormus:
— Üstadım, ulasımın felce ugradıgı, insanın evinden dısarı çıkmaya korktugu böyle bir havada niçin geldin? Gelmemen
için geçerli mazeretin vardı.
Verdigi cevap Akif’in ne kadar prensip sahibi oldugunun, iyi yetismis bir Avrupalıyı bile hayran bırakabilecek bir
dürüstlügün belgesidir.
— Gelmemem için tek bir sey geçerli mazeret olurdu: Vefat etmem!..
__________________
______________________________________________ Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......
Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 16:08 ) değiştirilmiştir..
| 
19.04.2008, 14:12
| |
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:51 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |