7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 18 (5 Kayıtlı ve 13 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Almula, ebrar69, kebirulcady06, Sakallı, siyahsancaktar



Hak-dilaram » GENEL » Serbest Kürsü » Espri ve fıkralarıyla ünlüler ......


 
Seçenekler
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Gece Yatisi

Süleyman Nazif’in Abdullah Cevdet’i igneleme merakı dostları tarafından ölümünden sonra bile sürdürülmüstür, I.Alaaddin
Gövsa bir gün su olayı anlatmıs:
Abdullah Cevdet, Süleyman Nazif’in kabrini ziyarete gitmis. Bu sırada Süleyman Nazif mezardan basını kaldırıp,
"Aramızdaki kırgınlıga ragmen beni ziyaret etmenden son derece memnun kaldım. Fakat bu kadarla yetinmeni istemem, seni
muhakkak gece yatısına da beklerim." demis.
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:53 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:05 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #21
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Siz Nehri

Degerli edebiyatçı Abdülhak Sinasi Hisar, çok nazik bir insanmıs. Hiç kimseye "sen" diye hitap etmezmis. Kardesiyle
bile "siz" diye konusurmus. Süleyman Nazif, Abdülhak Sinasi Hisar’ın agzından hiç sen lafı çıkmadıgını görünce biraz da alay
olsun diye sormus:
Yahu Abdülhak Sinasi, sen zaman zaman Paris’e gider orada kalırsın. Acaba orada Sen (Sein) nehrine de mi "siz" nehri
diyorsun?
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:53 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:06 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #22
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Iki Dil

Süleyman Nazif in oglu Sait Nazif, çocukken babasına sormus:
— Baba, Fransızca’yı sen mi iyi bilirsin, yoksa Victor Hugo mu?
Süleyman Nazif, oglunun gözündeki degerini yitirmemek, Victor Hugo’nun da hakkını yememek için söyle cevap vermis:
— Victor Hugo Fransızca’yı benden iyi bilir; ama ben de Türkçe’yi ondan iyi bilirim.
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:54 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:07 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #23
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Dogrusu

Sedat Simavi, çıkarmakta oldugu "Resimli Gazetece, yazıdan çok resme agırlık veriyormus; yazarlara da, yazılarını
mümkün oldugu kadar kısa tutmaları ricasında bulunuyormus (resimlere fazla yer kalsın diye). Süleyman Nazif, Sedat Simavi’nin
bu anlayısla çıkardıgı gazete için:
— Bu aslında Resimli Gazete degil, Gazeteli Resim, dermis.
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:54 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:08 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #24
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Gereksiz

Süleyman Nazif Basra valisi iken, belediye baskanı olan zat bir gün S.Nazif e sehrin mezarlıgının etrafını bir duvarla
çevirme projesinden bahsetmis. S. Nazif, düsüncesini söyle açıklamıs:
— Bana göre gereksiz masrafa girmektir. Çünkü dısarıdakiler mezarlıga girmek istemezler. Mezarlıktakiler de zaten
dısarı çıkamazlar...
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:55 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:08 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #25
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Zulüm

Süleyman Nazif, Türkçe’nin azınlıklar tarafından bozuk telaffuzla konusulmasına hiç tahammül edemezmis. Özellikle
Ermenilerin Türkçe’yi çok kötü konustuklarına tanık olurmus. Bunu anlatmak için söyle dermis:
— Ermeniler, Türklerin kendilerine zulüm yaptıgını iddia ediyorlar. Bunun ispatı zordur. Fakat bu dogru bile olsa, bunun
acısını dilimize yaptıkları zulümden fazlasıyla çıkarıyorlar.
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:55 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:09 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #26
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Aslanin Agzindaki Ekmek

Daha çok yazar olarak tanınan, fakat aynı zamanda degerli bir tarihçi ve besteci olan Ahmet Rasim (1862-1932),
yasamının son senelerinde geçim sıkıntısına düsmüs. 1927’de, belki yardım eden olur da bir ekmek kapısı bulurum diye
Ankara’ya gitmis. Atatürk’ün yakınında bulunan bir tanıdıgı da Ahmet Rasim’in bu durumunu biliyormus. Bir aksam Atatürk’ün
sofrasında bu konu açılmıs. Atatürk, Türk kültürüne uzun yıllar hizmet etmis bir yazarın geçim sıkıntısına düsmesinin çok acı
oldugunu söylemis. Adamlar gönderip Ahmet Rasim’i kaldıgı otelden aldırıp köske getirtmis. Masada kendi yanına oturtturup
iltifatta bulunmus. Sonra:
— Acaba bos bulunan Istanbul milletvekilligini kabul buyurur musunuz, diye milletvekilligi önermis.
Ahmet Rasim çok duygulanmıs. Kalkıp Atatürk’ün elini öpmüs ve saygılı bir eda ile su zarif espriyi yapmıs:
— Simdi anladım ki ekmek gerçekten aslanın agzındaymıs.
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:56 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:09 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #27
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Esege Islik

Yüzyılımızın ilk yansında en agır hicivleri yazmasıyla tanınan Neyzen Tevfik (1879-1953), adından da anlasılacagı üzere
çok güzel de ney çalarmıs. Esprili sözleriyle ve neyiyle sohbet meclislerinin de en aranan kisisiymis. Üstelik bu meclisler çogu
zaman kalburüstü kisilerin, sanat ve edebiyat adamlarının, devlet adamlarının meclisleri olurmus. Yine böyle bir meclisinin
baslangıç anlarında Neyzen Tevfik’e saygı, ilgi ve ikram gırla gidiyormus. Fakat mecliste bulunanlar bir müddet içip sızmaya
basladıktan sonra Neyzen’e ilgi azalmıs, sonunda sıfıra inmis. Buna alınan ve kızan Neyzen Tevfik bir sigara paketinin arkasına
su dörtlügü yazarak orayı terk etmis:
“Sanmayın ustalıkla sarf ederim sanatımı,
Ney elimde suyu durmus kuru musluk gibidir.
Içki meclislerinde sarhosların saza vurgun olusu,
Nazarımda su içen esege ıslık gibidir.”
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 15:56 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:10 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #28
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler
Yolcunun Şehri Kayıp :D
 
ŞüHeDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2008
Nerden: İzmir
Mesajlar: 4.393




Teşekkür etti: 15.117
Teşekkür aldı: 3.482 konuda 9.445 kere
kucult  büyük
Allah razı olsun.. Tebessüm ettirdiler,sağolun...
__________________
KeLimeden geçip,mânâya indim..MânâsızLığın mânâsında kayboLup,buğuLu camLarımı sözLeRimLe siLdim...(Sahrud)

ÖNEMLİ DUYURU
FORUMA EKLEDİĞİNİZ YAZILARIN ALTINA LÜTFEN SİZE AİT DEĞİL İSE;
YAZARINI
EĞER YAZARINI BİLMİYORSANIZ
ALINTI
YAZINIZ!


FORUM KURALLARIMIZ
LÜTFEN HAFTADA BİR KEZ OKUYALIM
eski 19.04.2008, 14:10 ŞüHeDa isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #29
ŞüHeDa isimli üye'ye teşekkür edenler
Şeref Üyesi
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 3.381




Teşekkür etti: 25.907
Teşekkür aldı: 2.807 konuda 8.419 kere
kucult  büyük
Ancak ölüm

Mehmet Akif in Beylerbeyi’nde, dostu Mithat Cemal Kuntay’ın da Çapa’da oturdugu yıllardaki bir kıs günü Akif, M.
Cemal’i evinde ziyaret etmek üzere söz vermis. Fakat tam belirlenen ziyaret gününün gecesinde yogun bir kar yagmıs ve bütün
Istanbul beyaz örtüyle kaplanmıs. Karla birlikte ortaya çıkan fırtına, sehir içindeki deniz ve kara trafigini âdeta felç etmis. Bırakın
Beylerbeyi’nden Çapa’ya gitmeyi, aynı mahallede evden eve gitmeyi bile zorlastırmıs. M. Cemal, böyle bir havada Akif in
gelmesinin imkânsız oldugunu düsünerek kendi islerine dalmıs. Ögle ile ikindi arası bir saatte ve gün içinde ilk defa olarak kapı
çalınmıs. M. Cemal kapıyı açtıgında soguktan bıyıkları donmus, üstünde biriken karlarla canlı bir kardan adama dönmüs vaziyette
Akif’i görünce tam bir saskınlıga ugramıs. Hemen Akif’i içeri alıp biraz rahatlattıktan sonra sormus:
— Üstadım, ulasımın felce ugradıgı, insanın evinden dısarı çıkmaya korktugu böyle bir havada niçin geldin? Gelmemen
için geçerli mazeretin vardı.
Verdigi cevap Akif’in ne kadar prensip sahibi oldugunun, iyi yetismis bir Avrupalıyı bile hayran bırakabilecek bir
dürüstlügün belgesidir.
— Gelmemem için tek bir sey geçerli mazeret olurdu: Vefat etmem!..
__________________
______________________________________________

Hayallerimiz bir gün gerçekleşek elbet.....
Zafer inanlarındır sabret kardeşim sen sabret.....
Bir aydınlık görüyorum dağların arkasında...
Kendini iyi hazırla koşacağız yarınlara.......

Konu siyahsancaktar tarafından (19.04.2008 Saat 16:08 ) değiştirilmiştir..
eski 19.04.2008, 14:12 siyahsancaktar isimli üye şuan Sisteme bağlidır (Online)  
Alıntı ile Cevapla   #30
siyahsancaktar isimli üye'ye teşekkür edenler


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:51 .


Page generated in 0,38768 seconds with 13 queries