Bayrak
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
Ayet
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 57 (10 Kayıtlı ve 47 Misafir) bulunmaktadır.

Online  DuaLar, ecemsimge, hafsa, haqperest, sara, siyahsancaktar, tÜrkÜ monaroza, root


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » GENEL » Serbest Kürsü » yazmaya dair........


Cevapla
 
Seçenekler
hayattaki umut
 
arzudalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.10.2007
Mesajlar: 12


 
 
Teşekkür etti: 4
Teşekkür aldı: 11 konuda 33 kere
arzudalay - MSN üzeri Mesaj gönder
Blinzeln yazmaya dair........

Bildiklerini anlatmamak, en hafif haliyle, şefkatsizliktir.
Yazarlık bir meslek değil, bir hayat biçimidir.
Yunus Emre’nin şair olmak gibi bir derdi yoktu. Ama derdi vardı...
Anlatacak derdi olup bunu anlatacağı bir dili henüz bulamamak acı veriyor. İnsan bunu dert edindiğinde ise, hitap çiçekleri açıyor.
Yazmak, yaymaktır.
Öyle yazmalısın ki, hem doğru anlaşılacaksın, hem de yanlış anlaşılmayacaksın.
Ulaşabileceğim mesafede insanlar varsa ve ben onlara ulaşma çabası göstermiyorsam, mesuliyetim var.
Söyleyecek sözü olup da paylaşmayan mes’uldür. Anlatmadan muslih olunmaz.
Söylediğiniz hakikat değilse veya hazmedilmemiş ise, sözlerinizi süsleme ihtiyacı hissedersiniz.
Söz yalınlığı içinde güzeldir. Gereksiz süsleme, sözün güzelliğini bozar.
Yazarın kelimelerle kedinin fareyle oynadığı gibi oynaması, yazarla okuyucu arasındaki düşünce ve duygu paylaşımını zorlaştırıyor.
“Niyet fıtri ahvali öldürür” diyor Bediüzzaman. O halde, duygulu bir yazı yazmaya niyet edilirse, gerçekte, yazıdaki duygu boyutunu öldürmüş; hasbîliğin yerine hesabîliği ikame etmiş oluruz. Oysa malumdur; gerçek şelaleden akan su ile yapma şelaleden akan su bir olmaz.
Bazan dünyamıza bir mânâ geliyor, ama açılmayabiliyor. Eğer zorlanırsa, bu mânâ köpürtülebilir; ama kalblere hitap etmez.
Yazının duygu yüklü olması ile duygusal olması ayrı şeylerdir.
Akla ulaşan birçok eser var ki, kalb ve ruha ulaşamıyor.
Bir yazı, bir kitap, hazmetmeden, yoğurmadan, hissetmeden yazılırsa, malumat düzeyinde kalır, kalbe ve ruha nüfuz etmez.
Bir eserin daha yapılmadan güzel olduğuna inanan bir topluluğa hitap etmenin ne esprisi olabilir?
Bazı kitaplar okunur, yeni şeyler öğrenilir. Bazı kitaplar okunur, yol yordam öğrenilir. Usûl kitabı okuyanın hayatında örnek alacağı istinad noktaları barındırır; başvuru kitabı olur.
Bir yazar, yayıncı ve editör olarak, ‘bir anda çok satan’ kitapları hiç sevemedim. Bana göre, iki sene on baskı yapıp sonda çaptan düşen ve hatta unutulup giden bir kitap yerine, yirmi senede on baskı yapan bir kitap daha değerlidir. Zira, ikincisi, zamanın aşındırıcı etkisine direnmiş ve hayatiyetini devam ettirmiş demektir. Ve birincisi okuyanlarda havaî fişek benzeri bir etki bırakırken, ikinci kitap yüreklere kor bırakarak yaşayacaktır—sessiz, gösterişsiz, ama etkili...
“Kaç sayfa yazdım?” değil; “Yazdığım hakikat mı?” “Kaç sayfa okudum?” değil; “ne okudum?”
Yazdığımız yazılar, aklımıza düşürülen ilham tohumlarının çatlamasıyla ortaya çıkıyor.
Yazmaktan daha iyi bir öğrenme biçimi bilmiyorum.
Konuşacaklar, konuşsunlar. Biz eserlerimizle konuşalım, yazdiklarimizla konusalim.
Kabiliyetlerin ortaya çıkması, fidanların yetişmesi için, toprak gibi olmalı... Nice istidatlar onları açığa çıkaracak yol gösterici fedakârlar bekliyor.
Yazar yazdığı kitabı yayınlandıktan sonra karşısına değil, arkasına koymalı. Onun üzerinden teveccüh aramak yerine, önüne koyduğu yeni hedeflerle, yazacağı yeni kitaplarla meşgul olmalı.
Metin KARABAŞOĞLU
__________________

Mutluluğun Kaynağı YAVAŞLIKTIR...
__________________
öyle bir an gelir ki...herşey her an yüreğinize inmiştir...nefeste alamazsınız...o zaman..
eski 29.04.2008, 08:10 arzudalay isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
arzudalay isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Gönlün Muradı
 
Dilnihad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.03.2008
Mesajlar: 1.081


 
Yarışma Puanı: 840
Teşekkür etti: 249
Teşekkür aldı: 977 konuda 3.018 kere
Güzel bir yazı. Paylaştığınız için, teşekkür ederim.



Çok okuyan ve okuduğunu yorumlayan, okuduğuyla ilgili soru sorabilen kişi, po

tansiyel yazardır. Tabiî yazarlığın da, dereceleri vardır. Amatörce yazanlar ve

profesyonelce yazı yazanlar... Amatörce yazanlar, dönem dönem yazarlar.

Benim gibi.... İlham gelmesine ihtiyacı vardır. Profesyonelce

yazanlar, siparişe göre yazı yazabilir. Her gün üretebilir. Birikimi klasörler

ve dosyalarda saklıdır.




Yazı yazarken, ne için yazdığımız önemli. Ben kendimi tanımak ve Allah rızası

için yazmaya niyet ediyorum. Bu vesileyle, okuyanlar yazdıklarımı samimi ve

kolay okunur buluyor. Konuşur gibi....





Saygı ve Sevgilerimle. Hayırlı Günler. Allah'a Emanet Olun.

Konu Dilnihad tarafından (29.04.2008 Saat 12:06 ) değiştirilmiştir..
eski 29.04.2008, 12:00 Dilnihad isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2
Dilnihad isimli üye'ye teşekkür edenler
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:19 .