7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 24 (7 Kayıtlı ve 17 Misafir) bulunmaktadır.

Online   1garibyolcu83, Almula, aşkınsonhecesi, ebrar69, kebirulcady06, Sakallı, siyahsancaktar



Hak-dilaram » GENEL » Serbest Kürsü » Atatürk Duaları Işitir Mi?


 
Seçenekler
Üye
 
Üyelik tarihi: 29.01.2008
Mesajlar: 40




Teşekkür etti: 7
Teşekkür aldı: 32 konuda 129 kere
kucult  büyük
Atatürk Duaları Işitir Mi?

Atatürk dualarımızı işitir mi?


Bundan bir ay kadar önce liberalizm konulu uluslararası bir konferans vesilesiyle hayatımda ilk kez Bodrum’a gittim.

Gitmişken de ünlü tatil beldesinin en göz alıcı yerine, yani Bodrum Kalesi’ne uğradım. Gezenler herhalde bilir; bu kalenin müze bölümünde batık teknelerin sudan çıkarılıp yeniden inşa edilmiş kalıntıları var. Bu kalıntıların en büyüğü de, Türk arkeologların binbir zahmetle ortaya çıkarıp sergiledikleri bir Eski Yunan gemisi.

Gemi beni etkiledi elbette, ama asıl görülmeye değer şey, onun yanındaki duvarın yüksekçe bir noktasında asılı duran Atatürk portresiydi. Atatürk’ün aşağıya doğru bakan pozunun altında da aynen şöyle yazıyordu: ‘İZLENDİĞİMİZİN BİLİNCİ İÇİNDE ÇALIŞIYORUZ.’

Yani, Türk arkeologları, çalışmalarını yürütürken Atatürk tarafından ‘izlendiklerine’ inanıyor ve bunu da gururla ilan ediyorlardı.

Ne dersiniz, bu işte bir gariplik yok mu?

Var. Hem de Türkiye’deki ‘Atatürk kültü’nün her detayında var. Resmi törenlerdeki dile bakın mesela. Hemen her ülkede saygıyla anılan tarihsel liderler vardır. İnsanlar da onlar hakkında hakkında övücü konuşmalar yapar. ‘Büyük devlet adamıydı, önemli hizmetleri oldu, huzur içinde yatsın’ gibi şeyler söylerler. Ama bizler sadece Atatürk hakkında konuşmuyor, ‘Atam!’ diye başlayan cümlelerle ona hitap ediyoruz. Okul öğrencilerine ‘Ey bugünümüzü sağlayan Ulu Atatürk’ diye başlayan sadakat yeminleri ettiriyoruz. Yani, sanki Atatürk bizi duyuyor, yakarışlarımızı işitiyormuş gibi davranıyoruz.

Bakın, İstanbul’daki bir okulda düzenlenen ‘Atatürk Konulu Şiir Yarışması’nda birinci seçilen bir beşinci sınıf öğrencisi neler yazmış:

‘Sen göklerdesin Atatürk’üm! Sen bizi yukarıdan izleyensin,

Hiç ayrılmadın yerinden. Sen kaderimizi çizensin.

Sen bizi yaşatansın, Sen ölümden kurtaransın!’

Bu garip ‘itikat’ sadece ilkokul öğrencilerinin değil, koca koca adamların yazdığı metinlerde de ifade buluyor. Çok satan bir gazete, Türkiye-Hırvatistan maçından söz ederken saha kenarındaki Atatürk resminin yaydığı metafizik güçlere atıfta bulunuyor. ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, tüm Türkiye’yi heyecana boğan maçı izleyenler arasındaydı’ diyen gazete ekliyor: ‘Fatih Terim’in, maç boyunca Atatürk’ün varlığından güç aldığı anlaşıldı.’

İnananlarına güç veren Ulu Önder, bazen mucizeler gösteriyor, bir dağ üzerinde bize suretini yansıtıyor. Silüetinin düştüğüne inanılan Damal ilçesindeki Karadağ sırtları, bir anda kutsal mekan haline geliyor. Yöre halkı ‘Atatürk mucizesi’ sebebiyle şenlikler düzenliyor, ziyaretçiler halay çekiyor.

Bu kadar yüce bir varlık hakkında eleştirel laflar etmek ise, tahammül edilemeyen bir sapkınlık. Bu yüzden, Atatürk devrimlerinin toplumun bazı kesimlerinde travma yarattığı gibi her tarihçinin bildiği bir gerçeğe işaret eden Dengir Mir Mehmet Fırat, bir anda medyanın hışmına uğruyor.

Peki hepimiz gibi bir insan olan Atatürk’ü niçin bu kadar ‘insanüstü’ bir hale getirmiş durumdayız?

Amerikalı düşünür Richard J. Neuhaus, din ve devlet ilişkilerini incelediği ‘Çıplak Kamusal Alan’ (The Naked Public Square) adlı eserinde bu soruya cevap veren önemli bir yorum yapar. Neuhaus’ın ‘çıplak’ dediği, geleneksel dinden tamamen arındırılmış kamusal alandır. ‘Ancak,’ der Neuhaus, ‘çıplak kamusal alan uzun süre çıplak kalamaz; geleneksel dinden oluşan boşluğu bir süre sonra ‘yapay din’ doldurur.’

Bizim de işte tüm kamusal alana ipotek koymuş bir ‘yapay din’imiz var. Ve bu din, bizi Atatürk’ün en çok üzerinde durduğu şeyden, yani ‘bilimsel ve rasyonel düşünce’den alıkoyuyor. Bu dinin mensuplarının kendilerini ‘akıl ve bilim’ yolunda sanması ise, işin en komik yanı.

Mustafa AKYOL
eski 25.06.2008, 20:25 meteor isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #1
meteor isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
Tecrübeli Üye
 
tere - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 28.05.2008
Nerden: istanbul
Mesajlar: 194




Teşekkür etti: 15
Teşekkür aldı: 155 konuda 467 kere
kucult  büyük
emegine saglık
eski 25.06.2008, 20:44 tere isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #2
tere isimli üye'ye teşekkür edenler
Hademe
 
Hak-dilaram - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.462




Teşekkür etti: 10.820
Teşekkür aldı: 4.716 konuda 23.389 kere
kucult  büyük
yönetim notu:

hak-dilaram forumda bu tarz yazılara izin vermiyoruz.

konu kapatılmıştır
__________________
İslam Su İnsan Balık; Suya Gir, Kurtul!

Buraya Baktınız mı? Tıklayın
eski 25.06.2008, 21:02 Hak-dilaram isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
  #3
Hak-dilaram isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:40 .


Page generated in 0,28583 seconds with 14 queries