| | Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan | 1 | 2 | > | | | Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: 07.09.2007
Mesajlar: 174
Teşekkür etti: 140
Teşekkür aldı: 144 konuda 417 kere
| Leylâ'daki Mânâ LEYLÂ'DAKİ MÂNÂ
"Bir gün sana Leylâ'yı sorarlar a gönül
Leylâda ki mânâyı sorarlar a gönül
Esmâyı ha bilmedin ha bildin ne çıkar
Ukbâda müsemmâyı sorarlar a gönül
Mecnûn Leylâ'nın aşkıyla öylesine kendinden geçmişti ki, Her nereye baksa
Leylâ'yı görür oldu. Artık adını soranlara bile; "Benim adım Leylâ!
diyordu."
Dilinde ki virdi, gönlündeki derdi Leylâ idi. Leylâ'dan gayrı kimseyi de
tanımıyordu. Leylâ ismi diğer bütün isimleri unutturmuştu O'na. Mecnûn
âşık-ı sâdık olmuştu. Çünkü, aşkında sâdık olan, özge esmâ bilmezlerdi.
Yine böyle deli-dîvâne "Leylâ!-Leylâ!" diyerek feryâd edip dolaşıyordu
Mecnûn. Hem de şehrin orta yerinde, kalabalık bir mekanda. Leylâ bu yürek
sızlatan feryâdı işitmiş ve derinden etkilenmişti. Gidip şu miskîne kendimi
göstereyim de hâl, hâtır sorayım, dedi kendi kendine. Gece-gündüz kendisi
için âh u efgân eden bu zavallıyı rahatlatmak istiyordu Leylâ. Bu arada
Mecnûn şehrin dışına çıkmış ve Leylâ! Leylâ nidâları ile sahraya doğru yol
almaya başlamıştı. Leylâ arkasından yetişerek Mecnûn'un önüne geçti, ancak
Mecnûn Leylâ'ya hiç iltifat etmemişti. O kadar çok "Leylâ" diyordu ki, bu
zikr-i kesîr sebebiyle kendinden geçmiş, bayılarak yer düşmüştü. Yattığı
yerde dahî bütün âzâlarından "Leylâ" zikri yükseliyordu. Leylâ şaşkın bir
vaziyette olup-bitenleri izliyordu. Mecnûn kendine geldiğinde karşısında
gölgesi üzerine düşmüş bir varlık olduğunu farketmişti. Başını kaldırdı,
gözlerini Leylâ'nın yüzünde gezdirdi ve "Sen kimsin?" diye sordu Leylâ'ya.
"Hâlin nedir aşk elinden? dedi Leylâ. Mecnûn "Sana ne benim hâlimden. Dost
musun, düşman mısın? Uzak dur benden!" dedi. "Adını anmaktan deli-dîvâne
olduğun Leylâ benim. Nasıl olur da beni tanımazsın?" dedi Leylâ. Mecnûn'un
yüzünde acı bir gülümseme belirdi ve sözlerini şöyle tamamladı: " Bil ki;
bütün âlem bana "Leylâ" olmuştur. Benim gönlüm lebâ-leb Leylâ doludur. Eğer
sen Leylâ isen, bu bende ki Leylâ nedir? Anlaşıldı ki, Mecnûn artık Cunûn
şehrinde ikâmet ediyordu. Bu şehrin ne makâmı ne de mekânı vardı.
Zâten Mekânı belli olmayan iki yer vardı. Bunlardan biri "Hayret Vâdisi"
diğeri "Cunûn Şehri" dir." Hayret Vâdisi'nde ki şaşkınlığa düşmüş
kimselerle(mütehayyir), Cunûn Şehri'nin mecnûnları bir araya gelerek halka
oluşturdular ve kendilerinden geçmiş bir halde sohbete daldılar. Mecnûn da
bu mecnûnlardan bir mecnûn olmuştu. Mecnûnlardan birisinin sorusu ile
başlayan sohbet derinleştikçe tatlandı, tatlandıkça derinleşti. Mecnûn sordu
Mütehayyir cevapladı:
- Ey Mütehayyir! Okudun, yazdın ve mânâsını da anladın. Mânâyı nasıl
anladın? Söyler misin?
- Elif-bâ ile
- Mânâ ne demektir?
- Birin iki, ikinin bir olmasıdır.
- Buna ne denir?
- Kelime-i Tevhîd
- Peki, Elif-bâ ne demektir?
- Kâinâttaki gerçeklikler(realiteler)
- Asıl olan hangi harftir?
- Elif
- Elif neyin aslıdır? Varlığın mı? Hâdiselerin mi?
- Vârlığın değil, hâdiselerin aslıdır.
- Elifin aslı nedir?
- Nokta.
- Elife mi yoksa noktaya mı varlık diyorsun?
- Nokta'ya. Nokta sessiz varlıktır, ancak Elif'le konuşur.
- Öyleyse iki tane varlık var?
- Hayır! Elif ve nokta birdir. Arı'yı düşün!
- Arı ne yapar?
- Bal yapar; sevdirmek için!
- Başka ne yapar?
- Balmumu yapar; bildirmek için!
Mütehayyir cebinden bir balmumu çıkardı ve;
- İşte Nokta! dedi.
Sonra balmumunu nefesiyle ısıtıp boyunu uzattı ve;
- İşte Elif! dedi.
O sırada mecnûnlardan biri ayağa kalktı ve;
- Elif'in başka adı var mı? diye sordu.
Mütehayyir;
- Evet var! Gel de kulağına söyleyeyim dedi. Sonra kulağına bir şeyler
fısıldadı. Kucaklaştılar.
Mütehayyirin ifâdesine göre, o artık Leylâsız Mecnûn olmuştu. Çünkü Mecnûn
Leylâ'ya dönüşmüştü. Bundan sonra her kim aradan Leylâ'yı çıkarırsa Elif'in
diğer ismini de öğrenebilecekti.
Mustafa Demirci "*
__________________
Derdimin şifası sendedir Yarab
Lâl olan dilimin sözü,sendedir Yarab
üryan geldim kapına,günah defterim sendedir Yarab
düçar olmuş dertlerimin eczası sendedir Yarab
| 
29.12.2007, 21:42
|
Efraiil isimli üye'ye teşekkür eden 15 üye:
Ayşe Reşad, berre, dilerim, efsun hayal, garib_yolcu, hafsa, Hak-dilaram, Havf & Reca, nehir, nesimi, SEHL, seyyah, Ummu Seleme | | | .................
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 15.408
Teşekkür etti: 27.013
Teşekkür aldı: 12.010 konuda 43.316 kere
| | 
29.12.2007, 21:46
| |
Ayşe Reşad isimli üye'ye teşekkür eden 5 üye:
| | | .........
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.448
Teşekkür etti: 4.181
Teşekkür aldı: 1.900 konuda 6.542 kere
| Ben bu konuşmadan hiç birşey anladım daha çok çalışmam gerekiyor çokkkkkkkkkkkkk
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır... | 
09.01.2008, 18:25
| |
iklimya isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | ONURSAL ÜYE
Üyelik tarihi: 25.09.2007 Nerden: istanbul
Mesajlar: 2.462
Teşekkür etti: 11.726
Teşekkür aldı: 2.322 konuda 9.626 kere
|
Mecnun Leylanın aşkından yanarken aslında Leylayı değil,Leylayı yaradanı sevdiğini keşfeder.
Hak aşıklarının makamda mekanda gözü görmez. Her işini aşkla görür...cennet cehennem derdi yoktur
"Bana seni gerek seni " diyen Yunus gibi... | 
09.01.2008, 20:01
| |
dilerim isimli üye'ye teşekkür eden 6 üye:
| | | Kıtmir
Üyelik tarihi: 19.01.2008
Mesajlar: 50
Teşekkür etti: 56
Teşekkür aldı: 49 konuda 140 kere
| Kuzey´isimli üyeden Alıntı Alıntı ile aktarılan yazı amak-ı hayalden alıntıdır.İsmi geçen bu eser vahdeti vucud anlayışını esas alır ki bu anlayış büyük bir yanılgıdır.Sözler arkasına gizlenen sözüm ona bu sır okuyucuya meşhur kıssa kullanılarak aktarılır.
Kaynağı yanılgı olan bir anlayışdan türeyen fikirlerin peşine düşüp kafa yormak düşünüp taşınmak anlamaya çalışmak insanı ulaşması gereken mevkiye varmakdan alıkoyar.
Heme ost" değil, "Heme ez ost" "Her şey "o" değil, "Her şey ondan"
İmamı rabbani k.s "Ne vakte kadar cisimden, eb'addan ve cihattan bahsedeceksin?Ne zamana kadar maden,nebat,hayvan sözü devam edecek?Muhakkak olan; bir 'Zat'dır, 'zatlar'değildir.Bu vehmi olan kesret; şuun ve sıfattandır."
"Kevn ü mekanda, bütün varlıkta 'nur'dan başka
bir şey yoktur.O nur,zuhurun enva'ı ile zahir olmuştur. Cenab-ı Hak 'nur'dur.Ve Onun zuhurunun tenevvüü alemdir."
ABDURRAHMAN-I CAMİ HAZRETLERİ.
İşte tevhid de budur.Bundan başkası vehm ü gururdur.
__________________ İnsanın topraktan,sudan yapılmış olan kısmı değişmez amma ma'nası,siyreti değişebilir.
Tezhib-i ahlak insan içün mümkündür.Olmasaydı mükellef tutulmazdı... | 
07.02.2008, 18:30
| |
ranon isimli üye'ye teşekkür edenler
| | | Kayıp Şehrin Yolcusu !...
Üyelik tarihi: 10.11.2006 Nerden: Ervah'tan ...
Mesajlar: 2.042
Teşekkür etti: 2.300
Teşekkür aldı: 1.693 konuda 5.597 kere
| | 
07.02.2008, 18:54
| |
alem-i ervah isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | muazzam
Üyelik tarihi: 03.01.2008
Mesajlar: 81
Teşekkür etti: 193
Teşekkür aldı: 61 konuda 153 kere
|
LEYLÂ ile MECNÛN Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir. Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner, başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar. Mecnun' un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun (deli, çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur. Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz. Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür. Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn, kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder: "Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni." Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar. Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir. Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir. Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır. Mecnûn, çölde, Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür. Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir. Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır. Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder. Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner. Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz. Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer. Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir. Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler; "Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez Cânânsuz cihân gerekmez." Der, kabri kucaklayarak ölür. Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd Rüyasında, Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür. Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki: "Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri, aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular." | 
15.02.2008, 10:25
| |
nehir isimli üye'ye teşekkür eden 3 üye:
| | | Gast
Mesajlar: n/a
| leyla vesile,
bir kendini bul/bilme serüvenidir aşk
ve herkes anladıgınca ulaşır sevdigine  | 
15.02.2008, 10:57
| |
isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
| | | nâr-ı hakîkat
Üyelik tarihi: 20.11.2007
Mesajlar: 1.548
Teşekkür etti: 5.625
Teşekkür aldı: 1.490 konuda 6.181 kere
| Bunları okuyunca aklıma bir kaç ayeti ezberleyip, onlarla amel edip "sahabi" olanlar geldi
şaşırmamak elde değil ki? bir sürü bilgi .ilim ya da diğer tabirler
yol mudur, çakıl mıdır, var mıdır, yok mudur
karınca geldi aklıma; insanlar onun için ne kadar da büyük varlıklardır
onlar için adı bile yoktur ve yaşarlar...
neyse...
__________________
"...Ve Ancak Rabbine Rağbet Et "
"aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üzerine kendim yazarım."
İsmet Özel | 
19.02.2008, 19:55
| |
efsun hayal isimli üye'ye teşekkür eden 4 üye:
| | | | | Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan | 1 | 2 | > | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:52 .
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |