16 Şevval 1429
16 Ekim 2008, Perşembe
16 Şevval 1429
16 Ekim 2008, Perşembe
Ayet
Muhakkak O (kur’ân), arşın sâhibi (Allah katında) yüksek mevkiye sâhip, çok şerefli, güçlü bir elçinin (Cebrâil’in, Allah’tan) getirdiği sözdür.
(Tekvir 19-20 )
hadis
Resullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse sıla-i rahim yapsın.
(Buhari, Edeb 12)

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 15 (4 Kayıtlı ve 11 Misafir) bulunmaktadır.

Online   BERİRE, HamS, Payitaht



Hak-dilaram » GENEL » Tarih » İslam Tarihi » Hayatımızda Resulullah Modeli


 
Seçenekler
Ceddi Osmanlı.....
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 4.264




Teşekkür etti: 33.058
Teşekkür aldı: 3.771 konuda 11.612 kere
kucult  büyük
Enes ilmi Mâlik radıyallahu anh anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
Zeyneb binti Cahş ile evlendiği gün,
evinde verdiği yemeğe herkesi davet etti.
Gelen yemeğini yiyip gidiyordu.
Ben, artık gelecek kimse kalmadığını söyleyince,
sofranın kaldırılmasını emretti.
Bazı davetliler oturup konuşmaya başladılar.
Hz. Peygamber onların gitmediğini görünce
doğrulup kalktı;
onun kalktığını görenler kalkıp gittiler.
Yalnız üç kişi sohbete devam etti.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem,
onlara kalkıp gitmeleri gerektiğini
anlatmak için dışarı çıktı;
Hz. Aişe'nin odasına kadar gitti, onunla konuştu.
Hz. Aişe onun evliliğini tebrik etti.
Sonra diğer hanımlarına uğrayıp hatırlarını sordu.
Onlar da kendisini tebrik ettiler.
Resûl-i Ekrem sohbet edenlerin gitmiş olacağını
düşünerek eve döndü.
Adamlar hâlâ konuşup duruyorlardı.
166
Allah'ın Elçisi son derece hayâlı bir insandı. Onlara gitmeleri gerektiğini söyleyemedi. Tekrar Hz. Aişe'nin odasına doğru yürüdü.
Sohbet edenlerin gittiğini
ona ya ben veya bir başkası haber verince
eve döndü.
Bunun üzerine Ahzâb Sûresinin 53. âyeti nazil oldu.
Bu âyette,
Peygamber izin vermedikçe
evine kimsenin girmeyeceği,
yemeğe davet edilenlerin yemekten sonra kalkıp gideceği,
orada oturup sohbete dalmayacağı,
aksi halde Peygamberin rahatsız olacağı,
ama utandığı için bunu belli etmeyeceği
mü'minlere öğretildi.
,
Câbir ibni
Scmiire rayıdallahıt anhümâ şöyle diyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kılardım.
Onun namazı da, hutbesi de normal uzunlukta idi. Cuma günleri hutbeyi uzatmaz, birkaç cümle söylemekle yetinirdi.

Câbir ibni Abdullah radıyallahu anh şöyle diyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
Secde ve Tebâreke
sûrelerini okumadan uyumazdı.

Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor:

Birgün adamın biri1
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in
huzuruna girmek için izin istedi.
Allah'ın Elçisi,
"O adam kabilesinin en kötüsüdür"
diye oradakileri uyardıktan sonra,
"Girmesine izin veriniz" buyurdu.
Adam huzuruna girdikten sonra da
ona güler yüzlü ve nâzik davrandı.
Bu şahıs kalkıp gittikten sonra,
"Ey Allah'ın Elçisi!" dedim.
"Hem o adamın kötü biri olduğunu söylediniz,
hem de ona niçin iyi davrandınız?"
"Âişe!" buyurdu:
Kıyamet günü Allah katında insanların en kötüsü, fenalığından korunmak için kendisini herkesin terk ettiği kimsedir.
1. Hadiste sözü edilen kimse, Müslüman olmadığı halde Müslüman geçinen, Hz. Peygamber vefat edince de dinden dönen biriydi.
eski 29.03.2008, 14:43 siyahsancaktar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #21
Ceddi Osmanlı.....
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 4.264




Teşekkür etti: 33.058
Teşekkür aldı: 3.771 konuda 11.612 kere
kucult  büyük
îbni Ömer radıyallahu anhüınâ anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in bir duası şöyleydi:
Allahım!
Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden,
lütfettiğin afiyetin bozulmasından,
ansızın vereceğin cezadan
ve Senin gazabını üzerime çekecek herşeyden
Sana sığınırım.

Enes radıyallahıı anh 'ı n söylediğine göre:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
kendisine ikram edilen güzel kokuyu geri çevirmezdi.
Selmân-i Fârisî'nin söylediğine göre ise,
Cuma namazına gidenin
güzel koku sürünmesini tavsiye ederdi.

Abdullah ibni Abbas radıyallahıı anhümâ anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
gece namazı kılmaya kalktığında şöyle dua ederdi:
Allahım!
Yalnız Sana hamd olsun;
gökleri, yeri ve onlarda olanları aydınlatan
Sensin Sen.
Yalnız sana hamd olsun;
gökleri, yeri ve onlarda olanları her an görüp gözeten
Sensin Sen.
Sana hamd olsun;
Sen hak ve gerçeksin;
yerine getireceğini söylediğin herşey hak ve gerçektir;
sözün hak ve gerçektir;
Sana kavuşmak hak ve gerçektir;
Cennet hak ve gerçektir;
Cehennem hak ve gerçektir;
Kıyamet gününün geleceği hak ve gerçektir.
Peygamberler hak ve gerçektir;
Muhammed hak ve gerçektir.
Allahım!
Emirlerini ve yasaklarını kabul ederek
kendimi yalnız Sana verdim,
yalnız Sana güvendim,
yanız Sana iman ettim.
Yüzümü, gönlümü yalnız Sana çevirdim,
hasımlarıma karşı delil ortaya koyma gücümü
Senden aldım.
Hakkı inkâr edenle kendi aramda
Seni hakem yaptım.
Şimdiye kadar yaptığım,
bundan sonra yapacağım,
gizlediğim,
açığa vurduğum bütün günahlarımı affeyle!
One geçiren de Sen, geride bırakan da Sensin. Senden başka hiçbir ilâh yoktur.

Ümmü Hâlid radıyatlahu aııhâ anlatıyor:
Habeşistan hicretinden döndüğümüzde küçük bir çocuktum.
Babamla birlikte
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in yanma gittik.
Üstümde sarı bir elbise vardı.
Allah'ın Elçisi beni sevindirmek için
"sene, sene" buyurdu.
Bu kelime Habeşçede "güzel" anlamına geliyordu.
Kalkıp Resûl-i Ekrem'in arkasına geçtim
ve sırtında bulunan (et beni şeklindeki)
"Peygamberlik mührüyle"
oynamaya başladım.
Babam bana,
"Çekil oradan, oynama!" diye engel olmaya çalıştı.
Hz. Peygamber ona,
"Çocuğu kendi haline bırak" buyurdu. Sonra da bana,
"Elbiseni güle güle giy, onu eskit, yenisini giy" buyurdu.
Bu hadisi rivayet edenler, Ümmü Hâlid'in uzun yıllar yaşadığım, sırtındaki elbisenin uzun süre konuşulduğunu söylerler.
eski 29.03.2008, 14:45 siyahsancaktar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #22
Ceddi Osmanlı.....
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 4.264




Teşekkür etti: 33.058
Teşekkür aldı: 3.771 konuda 11.612 kere
kucult  büyük
Muavviz kızı Riibeyyi' radıyaltahu anhâ anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
gelin olduğum gün kuşluk vakti düğünüme geldi,
ve yatağıma oturdvı.
O sırada kızlar def çalıp
Bedir Savaşında şehid olan yakınlarım hakkındaki
şarkıları söylüyorlardı.
Şarkı söyleyen kızlardan biri,
"Aramızda, yarın ne olacağını bilen Peygamber var"
deyince,
Allah'ın Elçisi ona şöyle buyurdu:
"Kızım, öyle deme!
Daha önce söylediklerini söyle."

Ebû Mûsâ d-E§'arî mdıyallahıı anh anlatıyor:
Tebük Savaşma gidileceği sırada,
Yemen'in Eş'ar kabilesinden bir grup Müslüman
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in
huzuruna çıktık
ve kendisinden binek ve yük devesi istedik.
Ama vermedi; biz bir kere daha isteyince, "Vallahi veremem, bende size verecek deve yok" buyurdu.
Kısa bir süre sonra kendisine ganimet malından pek çok deve geldi.
"Eş'arîler nerede?" diye sorup,
bize beş tane hörgüçlü deve verilmesini emretti.
Biz develeri alıp yola koyulunca, kendi aramızda, "Eyvah, Allah'ın Elçisine yeminini unutturduk; Artık biz iflah olmayız" dedik.
Bunun üzerine ben
Hz. Peygamberin huzuruna çıktım ve
"Ey Allah'ın Elçisi!
Önce 'Size deve veremeyeceğim' diye yemin ettiniz,
sonra da verdiniz;
yoksa ettiğiniz yemini unuttunuz mu?" dedim.
Şöyle buyurdu:
Evet, olay öyle gelişti.
Ama size o develeri ben vermedim,
Allah verdi.
Ben birşeye yemin ettikten sonra,
onun aksini yapmanın
daha hayırlı olduğunu görürsem,
yeminimden vazgeçip hayırlı olanı yaparım;
yemin ettiğim için de keffâret veririm.

Şeddâd İbıu'l-Hâd radıyallahu anh anlatıyor:
Öğle veya ikindi (akşam veya yatsı) namazlarından biriydi.
Torunu Hasan veya Hüseyin'i sırtına alan
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza geldi.
Mihraba geçti, çocuğu yere koydu, tekbir alıp namaza durdu.
Biz de arkasında namaza durduk.
Allah'ın Elçisi secdelerden birini gereğinden fazla uzatınca, başımı kaldırıp baktım.
Bir de ne göreyim:
Çocuk, secdeye varan Resûl-i Ekrem'in sırtına çıkmamış mı!
Hemen başımı yere koydum.
Namaz bittikten sonra cemaat,
"Ey Allah'ın Elçisi! Secdelerden birini uzatınca,
başınıza bir hal geldi veya vahiy indi sandık" dediler.
Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:
"Bunların hiçbiri olmadı. Fakat torunum namazda sırtıma bindi. O sırtımdan inene kadar öylece durdum. Acele edip oyununu bozmak istemedim."

Abdullah ibni Haris radtyallahu anh anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Abbas amcasının küçük çocukları Abdullah, Ubeydullah ve Kesîr'i sıraya dizer,
sonra onlara,
"Yanıma ilk önce kim gelirse,
ona şunu şunu vereceğim" derdi.
Çocuklar Resûl-i Ekrem'e doğru koşarak gelirler,
kimi göğsüne, kimi sırtına sarılırdı.
O da onları kucaklayıp öperdi.

Ebû Hiireyrc radıyallahu anlı anlatıyor:
Halk, turfanda meyveyi görünce,
onu Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'e
getirip sunarlardı.
Resûl-i Ekrem de meyveyi eline alınca,
Medine'nin meyvelerinin bereketlenmesi için dua ederdi.
Sonra da gördüğü en küçük çocuğu yanma çağırır,
meyveyi ona verirdi.
eski 29.03.2008, 14:47 siyahsancaktar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #23
Ceddi Osmanlı.....
(Konuyu Başlatan)
 
siyahsancaktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.03.2008
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 4.264




Teşekkür etti: 33.058
Teşekkür aldı: 3.771 konuda 11.612 kere
kucult  büyük
Abdullah ilmi Abbas radtyallahu anhüınâ anlatıyor:
Birgün Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem torunu Hz. Hasan'ı omzuna bindirmişti. Onları bu halde gören biri Hz. Hasan'a hitaben: "Çocuk! Ne güzel binitin var!" dedi.
Resûl-i Ekrem de,
"Binicisi de çok güzel" buyurdu.

Aişe radtyallahu anhâ anlatıyor:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem §öyle dua ederdi:
Allahım!
Cehennem fitnesinden,
Cehennem azabından,
kabir fitnesinden,
kabir azabından,
zenginlik fitnesinin zararından,
ve fakirlik fitnesinin zararından Sana sığınırım.
Allahım!
Kör deccâl fitnesinin zararından Sana sığınırım.
Allahım!
Kalbimi kar ve dolu suyuyla yıka!
Beyaz elbiseyi kirinden temizlediğin gibi,
kalbimi de günahlardan temizle!
Doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi,
benimle günahlarımın arasını da uzaklaştır.
Allahım!
Tembellikten,
günah işlemekten,
ve borçlanmaktan Sana sığınırım.

Abdullah ibni Ebû Evjâ radıyalklm anh şöyle diyor
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ı çok zikreder, boş söz söylemezdi.
Namazı uzun kılar, hutbeyi kısaca okurdu.
Yardıma muhtaç ve fakir kimselerle birlikte yürür, onların ihtiyaçlarını görmekten kaçmazdı

Câbir ibni Abdullah radıyallahu anh anlatıyor:
Babamın bir borcu sebebiyle
birgün Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'in
evine gidip kapısını çaldım.
Resûl-i Ekrem, "Kim o?" diye sordu.
"Benim" diye cevap verdim.
Cevabımı beğenmemiş olacak ki,
"Benim, benim!" diye tekrarlayarak dışarı çıktı.

Ebû Berze el-Eslemî radıyallahn anh şöyle diyor:
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, yatsı namazından önce uyumaktan, yatsı namazından sonra da oturup konuşmaktan hoşlanmazdı.

Enes ibni Mâlik radıyallahu mıh şöyle diyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem
ahlâkı en güzel insandı.
Biz çocukların arasına karışıp şakalaşırdı.
Küçük kardeşim Ebû Umeyr'in oynadığı
serçeyi andıran bir kuşu vardı.
Birgün bu kuş öldü.
Resûl-i Ekrem kardeşimin üzüntüsünü görünce,
"Ne oldu buna?" diye sordu.
"Oynadığı kuş öldü de onun için üzgün" dediler.
O zaman Hz. Peygamber,
"Ebû Umeyr! Ne yaptı nugayr? [yavru kuş]"
diye onun gönlünü aldı.

Encs ibni Mâlik radıyallalnı anlı şöyle diyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem suyu üç nefeste içer ve şöyle buyururdu: "Suyu üç nefeste içmek hem insanı suya kandırır, hem mideye daha faydalıdır, hem sağlığa daha uygundur."

Kutbe ibni
Malik radıyallahu anlı anlatıyor:
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
Allahım!
Kötü ahlâklı olmaktan,
fena işler yapmaktan,
yanlış inançlara sapmaktan
Sana sığınırım.







.
eski 29.03.2008, 14:50 siyahsancaktar isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #24


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:09 .