Allah razı olsun böyle bir konuya deyndyinz için.Hem onu 4444 defa okuduktan sonra her ne istersek olabilecek diye bir şey yok.O güç Allah'a kalmıştır.Esenlikle.
adetli zikir malum Rasulu Muhterem aleyhisselam tavsiyesidir. belli adetlerde bazı zikri yapmayı bir terkibin formülü tutmazsa belli bir hastalığa iyi gelmeyeceği misaliyle izah etmek isterim. neticede dinin özünden bir uygulama olması hasebiyle, adetli tavsiye zikirleri yapmamayı tedaviyi reddetmek; ya da ehli olmadığı sahada doktorculuk yapmak gibi algılıyorum.
Hak-dilaram kardeşimin dediği gibi
bu adetli okumak Rasulu Muhterem aleyhisselam tavsiyesidir.
bende büyüklerimden şöyle izah ettiklerini işitmiştim ...
nasıl ki açılacak olan kapının kendine göre kilidi varsa ,birde onun anahtarı vardır , anahtar kilide uyması için mutlaka kilitteki kadar diş olması lazım 3 se 3 4 se 4 gibilerinden eyer eksik veya fazlası kapıyı açmadığı gibi okunan sayılara hassasiyet göztermek lazım demişlerdi..yani verilen adet neyse ona uymak lazımmış diye biliyorum
Salat-ı tefriciyye onun zarar vermediğini biliyoruz oyüzden sevap niyetine okuyabiliriz.Fakat ben bunu diledim de tutacak sanıyorsanız anca kendinzi kandırısınız.
Hak-dilaram kardeşimin dediği gibi
bu adetli okumak Rasulu Muhterem aleyhisselam tavsiyesidir.
bende büyüklerimden şöyle izah ettiklerini işitmiştim ...
nasıl ki açılacak olan kapının kendine göre kilidi varsa ,birde onun anahtarı vardır , anahtar kilide uyması için mutlaka kilitteki kadar diş olması lazım 3 se 3 4 se 4 gibilerinden eyer eksik veya fazlası kapıyı açmadığı gibi okunan sayılara hassasiyet göztermek lazım demişlerdi..yani verilen adet neyse ona uymak lazımmış diye biliyorum
Ben de öyle biliyorum tabii ki, ama herkese anlatamıyorum..
Efendimiz aleyhisselam'dan gelen bazı adetleri biliyoruz evet onlarda sorun yok zaten..İşte bazıları O'ndan gelmeyen adetlerin kimden geldiğini sorguluyorlar ve kafalarda soru işaretleri oluşturuyorlar..
Soru: Çevremizde özellikle hanımlar arasında bir alışkanlık başladı son zamanlarda. Bir sıkıntısı, üzüntüsü, hatta derdi olan hemen Salat-ı Tefriciye okumaya yöneliyor. Hatta sadece kendisi okumakla kalmıyor, konu komşuyu da okumaya yönlendiriyor.
Çünkü bu salavatın öyle yüz, iki yüz defa değil, tam (4444) defa okunması gerekiyormuş. Bu kadarını da tek başına okuyup bitirmesi zor olduğundan komşulara yüzer, iki yüzer salavat dağıtıyorlar. Bizimkine de beş yüz vermişler, günlerdir beş yüzü tamamlamak için durmadan Salat-ı Tefriciye okumaya uğraşıyor. İşte bunun aslını öğrenmek istiyorum. Dua olduğuna göre mutlaka bu 4444 kere okunması şart mıdır? Bu miktara ulaşınca isteğine kavuşacağına kesin gözüyle bakılabilir mi? Bu konuya nasıl bakıyorsunuz?
Efendim, bilindiği üzere Peygamberimiz' e (sas) salat-ü selam getirmek bizim ömür boyu mükellef olduğumuz hasbi görevimizdir. Bu konuda (Ahzap Sûresi'nde) ve birçok hadislerde salat-ü selam okuma emri vardır. Nitekim namazlarımızda tekrar ettiğimiz Allahümme salli.. Allhümme barik.. salavatlarını da ömür boyu okur, her fırsatta Peygamberimiz' e salat-ü selam getirmeyi vazgeçilmez görevimiz biliriz, dünyevi bir karşılık beklemek de aklımıza gelmez..
İşte hiçbir dünyevi maksat beklemeden, sadece Peygamberimiz' in şefaatine vesile olacak bir dua niyetiyle okuduğumuz bu salat-ü selamlara bazıları, (Salat-ı Tefriciye de olduğu gibi) peşin dünyevi bir istek de yüklüyor, maruz kaldığı sıkıntı ve üzüntülerden kurtulmayı da niyet ederek okumaya başlıyorlar. Burada ise soru şu oluyor:
- Böyle dünyevi bir niyetle okunan salat-ü selamdan beklenen dünyevi sonuç kesin şekilde elde edilebilir mi? Böyle dinî bir hüküm var mıdır?
Bu soruya sıhhatli cevap verebilmek için duanın bir ibadet olduğunu, ibadetin de karşılığının çoğunlukla ahirette verileceği gerçeğini bilmeye ihtiyaç vardır. Şöyle ki:
- Salat-ı Tefriciye gibi salat-ü selamlar Peygamberimiz için yaptığımız birer makbul duadırlar. Dualar ise ibadet niyetiyle okunur. İbadetlerin karşılığı da bazen dünyada verilir, ama çoğunlukla da ahirete tehir edilir. Bu sebeple, dünyevi sonuç hemen alınmazsa duam kabul olmadı, redde uğradı, diye ümitsizliğe düşülmez.. Belki karşılığı ebedi hayatta verilmek üzere ahirete tehir edildi, denerek salat-ü selama devam edilir..
Yani hangi sıkıntıdan kurtulmak niyetiyle okunursa okunsun okuyan karşılığını hemen peşin olarak dünyada alacak, düşündüğü sonuca da mutlaka hemen varacak, diye bir hüküm yoktur.. Kaldı ki, maruz kalınan sıkıntılar, bu gibi duaları okumanın da vakitleri olarak görülür. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri'nin bu konudaki hatırlatmaları aynen şöyledir:
-Dua bir ibadettir! Kul, kendi aczini ve fakrını dua ibadeti ile ilan eder. Zahiri maksatlar ise dua ibadetinin vakitleridir! Hakiki faideleri değil. Çünkü ibadetin faidesi, ahirete bakar! Dünyevi maksatları hasıl olmazsa, o dua kabul olmadı, denilmez, belki daha duanın vakti bitmedi denir, dua yapmaya devam edilir..
Bu sebeple salat-ı tefriciyye gibi salavat dualarını, sadece dünyevi ihtiyacımızı karşılama aracı durumuna düşürmemeli, ebedi hayatta karşılığını göreceğimiz bir ibadetimiz olarak yapmalı, peşin sonuç alınmazsa okuduğumuz salavatlar boşa gitti sanmamalıyız..
- Peki, bu (4444) kere okuma âdeti nereden geliyor, insanlar bu miktara ulaşmayı sanki kabul olma şartı gibi görüyorlar?
- Kolay hatırda kalması için 4444 sayısını söyleyenler olmuştur.
Tefsir sahibi Kurtubi'nin (4444) defa okunması halinde kabul olacağı yönünde bir ümidi vardır. Ancak bu da bir ümittir. Bu miktarı bulan okumalar mutlaka kabul olur, bu sayıya ulaşamayanlar ise redde uğrar demek değildir.
Nitekim günde 41 defa, 21 defa okumalıdır, diyenler de olmuştur.
Duadır bu.. Az da okunsa çok da okunsa okuyanlar boş kalmazlar, dünyevî istekleri yerine gelmese de uhrevî sevabını kazanır.
23/11/2006ahmet şahin
__________________ “Dilin salavat getiriyor durmadan..Ama, Mustafa’nın temizliğinden ne haber?"