|  |
| | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 634
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 300 Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 538 konuda 1.862 kere
| Bismillah...
"Yani bizim amacımız İslam’ın Batı’daki bu imajını düzeltmek,
barışı sağlamak ve Batılılara İslam’ı öğretmektir.
Hemen belirtelim ki, bu saf niyetli yaklaşımlar,
dış gerçekliği olmayan farazi bir iddiadan başka bir şey değildir.
Neden?
Birincisi; diyaloğun Vatikan tarafından resmen yürürlüğe koyulmasından itibaren yapılan araştırmalara göre,
İslam’ın imajı daha da kötüleşmiştir.
Ve bizzat fanatik hıristiyanlar tarafından kasıtlı olarak terörle özdeşleştirilmiştir. İşin ilginç yanı, diyalog kararına rağmen İslam aleyhine olan kampanyalar da papazlar, piskoposlar ve kardinaller daha da etkin rol oynamaktadırlar. "
Buradaki ifadeler hiçbir somut belgeye dayanmayan farazi ifadelerdir. Bunun yanında tenakuz söz konusudur. Yazının başında Vatikan konsilinin 1962-1965 yılları arasında bu kararları aldığı ifade ediliyor.Yukarıdaki paragrafta ise "saf olmayan" muhterem yazar önce "islamın imajını düzeltmek,barışı sağlamak,Batılılara islamı anlatmak amacındaki saf(!)" müslümanlara değiniyor. Sonra ise Vatikan konsilinde alınan kararların yürürlüğü koyulduğundan beri islamın imajının daha da kötüleştiği iddia ediliyor. Yani;
"Siz islamın imajını düzeltmek için diyalog kuruyorsunuz ama gördüğümüz gibi islamın imajı daha da kötüleşmiştir" mesajı veriliyor. Bu bir tenakuzdur. Zira müslümanlar ancak 1997'den sonra bu çalışmalara dahil olmuştur. Dolaysı ile 1962-1965 yıllarında yürürlüğe konulan kararların ardından -nasıl bir araştırma ile tespit etmişlerse- islamın imajının kötüleşmesinin müslümanların bu amacı ile ilgisi yoktur. 1997'den sonra acaba diyalog çalışmaları sebebi ile islamın imajının kötüleştiğini iddia edecek bir tek ziakıl var mıdır? Acaba islamı "teror dini" olarak gösteren "fanatik islamcılar" ve "fanatik diğer din mensupları" mıdır yoksa bu insanlar mı?Daha net bir ifade ile İslamı teror dini olarak lanse eden 11 Eylül,İstanbul saldırıları vs gibi saldırıları düzenleyenler fanatikler ve bu tür saldırılara binaen her müslümanı potansiyel terorist olarak gören karşı fanatiklermidir yoksa "hiçbir dinde masum insanları öldürmek yoktur" anlayışında birleşen farklı dinlerdeki insanlar mı?
"İkincisi; “biz onlara İslam’ı öğretiyoruz” koca bir yalandır. "
Gözünü kapayan ancak kendisine gece yapar.Hakikatin önüne perde çekemez. Koca bir yalan(!) vesilesi ile islam ile şereflenen yüzlerce binlerce insan inkar edilebilir mi?Yazıyı yazan yazarın düşüncesine göre bu insanların amacı sadece Corbin,Libb vs gibilere islamı anlatmaktır. Ve yine yazarın düşüncesine göre bunlar zaten islamı bilyor.Dolaysı ile "islamı anlatıyorum" sözü yalandır. Acaba muhterem yazar yukarıda zikrettiği kişiler dışındaki 3,5 milyar insanı yok mu sayıyor? Yoksa yazara göre bütün gayr-i müslimler islamı doğru bir şekilde biliyor mu?Bu iddiayı bütün müslümanlar için bile iddia etmek zor iken yazar hangi akıl hangi mantıkla gayr-i müslimlerinde islamı DOĞRU bir şekilde bildiklerini iddia edebilir???
"Üçüncüsü, barışı korumak, bu da sureti haktan bir iddia.
Hangi diyalog toplantısının Batı’nın, dolayısı ile hıristiyanların,
Irak, Bosna, Sudan, Çeçenistan, Kosova, Telafer ve hakeza Filipinler ve Filistin’deki katliamları önlemede etkisi olmuştur?
Madem ki diyalog var önce müslümanlara yapılan katliamlar engellensin de görelim ne kadar diyalog yanlıları olduklarını. "
Muhterem sayın yazar dünya kamuoyundan uzak bir yerde yaşıyor olsa gerek. Bu nokta da merhum Yaser Arafat karargahına sıkıştırıldığı dönemde kiliseye sığınan yüzlerce Filistinliyi İsrailin bütün baskılarına rağmen teslim etmeyen ve onların ihtiyaçlarını kendi imkanları ile karşılamaya çalışan ruhban papazlar örneği yeterlidir zannedersek. Bir diğer perspektiften "fanatikler" şeklinde bir ayrım yapılmalıdır. Müslüman olarak bizler nasıl ki 11 Eylül gibi İstanbul saldırıları gibi saldırılara engel olamıyoruz aynı şekilde aynı konumdaki farklı din mensuplarından da "bütün bu olanları bitirn" beklentisinde olmak hatadır. Zira hangi dinden olursa olsun fanatiklere engel olmak imkansız mesabesindedir.
vesselam | 
05.09.2007, 09:48
| | | sadece üye.
Üyelik tarihi: 26.08.2007
Mesajlar: 275
Yarışma Puanı: 1260 Teşekkür etti: 541
Teşekkür aldı: 224 konuda 822 kere
| Papa çıktı dedi ki:
"Müslümanlarla dini alanda hiçbir diyaloğa giremeyiz!Ancak kültürlerarası bir diyalog olabilir,din olamaz!"
Bazı çırpınışları anlamak güç hala...
__________________ "Çıkmaz oldu artık seda
Garip kaldı miskin geda...
İşte geldi vakt-i veda,
Elveda dostlar elveda…" | 
05.09.2007, 09:48
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 634
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 300 Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 538 konuda 1.862 kere
| Bismillah...
"Zaten bu bir diyalog değil,
kelimenin tam anlamı ile hıristiyanlığın ve Greko-Romen değerlerin propogandasının yapıldığı bir monologdan başka bir şey değildir. "
Acaba bu iddiayı dile getiren kişi yapılan toplantıların bir tekine iştirak etmiş midir?Faaliyetlerin muhtevasını,neler yapıldığını,neler konuşulduğunu bilmekte midir?Yazar ezbere konuşmakta olup, bu faaliyetlerde müslümanları hiçbir şey konuşmayan,bir köşeye çekilip dinleyen olarak göstermektedir.Hakikatte ise her kesim konuşma zamanı geldiğinde konuşuyor,dinleme zamanında dinliyor.
"Müslümanların diyalogu, tevhid ve tebliğ merkezli olmalıdır.Zira hıristiyanlar “teslis”(üç tanrı) inancından vazgeçemeyeceklerine göre"
Acaba bu faaliyetlere iştirak eden insanlarda bunun dışında bir durum mevcut mudur?Şahıs burada muhtereö Hak-Dilaram abimizin ifade ettiği "tanrıcılık hevesine" soyunmuş. Ebu Cehil'in iman etmeyeceğini Allah Rasulu dahi bilmiyorken acaba bu muhterem müneccim insanların "teslis" inancını tasaffi etmeyeceklerini nereden biliyor????Kendisi Allah Rasulunun daha mı yakın Allaha???Bir diğer pespektiften bu faaliyetlerin amacı toplantılarda görüşülen kanaat önderlerini inançlarından vazgeçirmek değildir. Sükunet ortamını sağlamaktır. Barış ortamını sağlamktır.İslamı insanlara anlatacak Hudeybiye zeminini hazırlamaktır.
"Ancak bu diyaloglarda İslam’ın özellikle “tevhid” noktasında kendilerine yönelttiği eleştiriler gizlenmediği gibi,
İslam’ın bütünsel anlamından ve “tebliğ” faaliyetinden asla taviz verilmemiştir. "
Şahıs burada islam tarihinden bihaberliğini sergilemektedir. Zira tebliğde tedricilik söz konusudur. Kişi önce Allah'a imana davet edilir. Sonra peygambere imana davet edilir. Sonra iman ve ibadete dair diğer meselelere davet edilir. Kur'an bir bütün olarak gelmediği ve insanlarda bir bütün olarak islamla muhatab olmadığı gibi islam bir bütün olarak sunulamaz.İçki dahi 4 merhalede haram hükmünü almıştır. Hz.Muaz Yemene gönderilirken önce imana, kabul ederlerse namaza davet etmesi tavsiye edilmiştir.Allah dahi ehl-i kitabı önce "Allaha imana" davet etmektedir(Al-i İmran 64). "Bir bütün olarak islam budur kabul edin" şeklinde insan fıtratını,psikolojisini göz ardı eden bir zorlama ile değil.Tebliğde anlatılacak meselelerin bir sırası vardır. İslam bir bütün olarak değil tedricen inmiş bir dindir.
vesselam | 
05.09.2007, 10:10
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 634
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 300 Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 538 konuda 1.862 kere
| Bismillah...
"Bir Müslümanın, bir Bahai yahut Kadiyani ile diyalogu samimi olabilir mi?
Eğer Kur’an’a tam bağlıysa, asla samimi olmaz.
Çünkü samimi olabilmesi için,
Hz. Muhammed’den sonra Hüseyin Mirza Ali’nin, yahut Gulam Ahmed’in Allah tarafından gönderilen Peygamber olduğunu kabul etmesi veyahut en azından ima etmesi gerekir.
Peki bu mümkün mü? Kesinlikle mümkün değil,
çünkü, İslam ortodoksisine göre (Ehli Sünnet) onların statüsü,
tıpkı yalancı peygamberlerden biri olan Müseylemetül Kezzab,
Esved el Ansi ve Tüleyha gibidir.
Aynı yargı bir yahudi ve hıristiyan arasındaki diyalogda da geçerlidir.
Zira Ortodoks-Rabbinik bir yahudi için henüz Mesih gelmemiştir,
son Peygamber de Malakidir. "
Mesele hiçbir vakit Bahailik gibi islam içinden neşet etmiş sapkınlıklar zaviyesine gelmemiştir. Aynı iddia diğer din mensupları için iddia edilecekse, kimse karşısındakinin inancını kabul etmek zorunda değildir. Esas olan kabul değil saygıdır.Senin dinin sana benim dinim bana.Ben sana karışmıyorum sende bana karışamazsın.
"dinlerarası diyalog toplantıları gizli Hristiyanlaştırmadır"
Acaba bu faaliyetlerin neticesi nedir? İslamla şereflenenlerin mi yoksa irtidat edenlerinmi saysı artmaktadır????Tefekkürlerinize havale edilir.
vesselam | 
05.09.2007, 10:16
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 634
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 300 Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 538 konuda 1.862 kere
| Bismillah...
"Papa çıktı dedi ki:
"Müslümanlarla dini alanda hiçbir diyaloğa giremeyiz!Ancak kültürlerarası bir diyalog olabilir,din olamaz!"
Bazı çırpınışları anlamak güç hala..."
Birinci perspektif: Nerede ne zaman demiştir???Zira şu anki mevcut papa diyalog yanlısı değil diyalog karşıtı bir fanatiktir
İkinci perspektif:"Dinlerarası diyalog" demek din alanında diyalogta bulunmak anlamına değil "din müntesiplerinin" birbiri ile diyalogta bulunması demektir.Bu faaliyetlere katılanlarda çeşitli dinlerin dini kanaat önderleridir.Okudunuz mu bilmiyoruz lakin bu yukarıda izah edilmiştir.
Üçüncü perspektif: "Çırpınışları anlamak güç"...Yukarıda bütün meseleler farazilikten,soyutluktan uzak akıl ve mantık dairesinde izah edilmiştir. Çırpınan kimdir?İçinde olmadığı faaliyetleri,bilmediği meseleleri,farazi teorilerle,kendi anladıkları ile hedef alıp, bunların üzerinden ehl-i imanı tahkir ve tekfir edenler mi yoksa....
vesselam | 
05.09.2007, 10:23
| | | .........
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.176
Yarışma Puanı: 800 Teşekkür etti: 3.562
Teşekkür aldı: 1.580 konuda 5.091 kere
| Teoriğe değil de, biraz da pratiğe baksak...
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır... | 
05.09.2007, 12:16
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 634
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 300 Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 538 konuda 1.862 kere
| Bismillah...
Azizim yukarıda yazılanlar teori değil, teoriler üzerine ahkamlar verenlerin iddialarına bizzat pratiği göstererek verilen cevabtır. Teoriler üzerine tekfire varan kelamlar inşa edenler, tekfir ettiklerinin vesilesi ile islamla şereflenenlerin mi yoksa irtidat edenlerin mi sayısının arttığı üzerinde, yani pratikte yapılanlar ile müslüman olanların mı yoksa irtidat edenlerinmi arttığı üzerinde tefekkür etmelidirler.
vesselam | 
05.09.2007, 14:59
| | | Hakkperest
Üyelik tarihi: 27.08.2006
Mesajlar: 5.229
1 Albümü var
Teşekkür etti: 10.873
Teşekkür aldı: 4.485 konuda 21.319 kere
| dinler arası diyalog tartışmaları maalesef müslümanların kendi aralarındaki münasebetlerini umumen olumsuz etkiliyor... ben bu yönünü acı buluyorum hassaten. | 
05.09.2007, 16:02
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 634
1 Albümü var
Yarışma Puanı: 300 Teşekkür etti: 41
Teşekkür aldı: 538 konuda 1.862 kere
| Bismillah...
Evet,azizim haklısınız...Metodolojiler farklı olabilir...Birisi diğerinin metodolojisini beğenmeyebilir...Hatta ve hatta kendi perspektifinden yanlışta bulabilir....Yazmanın,konuşmanın,değerlendirme yapmanın,ahkam vermenin dayanılmaz cazibesine kapılıp birilerini tenkit,tahkir,tekfir etmenin manası nedir? Madem beğenmiyorsun madem doğru bulmuyorsun kendi beğendiğin kendi doğru bulduğun şekilde islamı anlat. Kendin hangi metodolojiyi doğru buluyorsan onun ile ihyay-ı din için cehd et. Neticesi somut bir şekilde kar olmasına rağmen başkalarının metodolojilerine ilişip "ey ahali! bunlardan uzak durun" çığırtkanlığı yapmak ihlas ve uhuvvet düsturlarına muhalefettir. Nifakı,iftirakı ateşlemek, vifakın,ittifakın temeline dinamit koymaktır.
Nasıl ki bu meseleleri izah eden bizim gibi bulunduğu meslekte bir işe yaramayan birisi ise tenkitler,tahkirler,tekfirler savuranda islama hizmet adına pratikte birşeyler yapmış veya yapma cehdinde olan birileri değildir. Belki buna "insan insanın aynasıdır" hakikatı çerçevesinde bakıp,kendi durumunu izhar ediyorsun denebilir.Belki su-i zan ediyorsun denebilir. Lakin bizim bunu ifade ederken istinad ettiğimiz nokta; birşeyler yapan veya yapma cehdinde olan "yapmanın" ne derece zor bir iş olduğunu bildiğinden,birşeyler yapmış olanları,hataları bulunsa dahi yaptıkları birşeyler hatırına tenkit etmezler. Lakin farazi alemde allame kesilen insanlar o kadar cüretkar ki...
Yanılabileceklerinin,yanlış söyleyenin kendileri olabileğinin bir an bile düşüncesinde değiller.İtidal üzere olunmalı. Ne olursa olsun uhuvvet-i islam ön planda tutulmalı.
vesselam | 
05.09.2007, 16:16
| | | .........
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.176
Yarışma Puanı: 800 Teşekkür etti: 3.562
Teşekkür aldı: 1.580 konuda 5.091 kere
| Müslümanlar aynı yolun yolcusudur...Yani Hak yolun HAK dinin...Bu yol(DİNLER ARASI DİALOG YOLU) nasıl bir yol ki ayrılıklara düşüyoruz...Ayrıca ben dinLER kelimesini kabul etmiyorum...DinLER yoktur DİN VARDIR ODA İSLAMDIR....
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır... | 
05.09.2007, 16:16
| |  | | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:23 .
Powered by: vBulletin Version 3.7.2 (Türkçe) Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC5 Bazaar Desings |