| | محمد ديار بكري
Üyelik tarihi: 20.08.2007
Mesajlar: 1.858
Teşekkür etti: 4.119
Teşekkür aldı: 1.713 konuda 7.200 kere
| resmi bulabilecegimi sanmiyorum kardes,
ve benim nurcu dememdeki maksat ummeti cu larla bolmek degil,sen sucusun oburu sundan da degil.Bende hic sevmiyorum nurcular,hucular veya suleymancilar gibi deyimleri kulanmayi,sonucta amac Allah rizasi,yollar farkli ama maksat ayni.ama diyalogu ekseriyette kimlerin benimsedegi ortada onun icin oyle soyledim yinede yanlis anlasildiysam ozur dilerim
ve soyledigin hikayede Hz.ZUbeyr ve Hz.Ali radyallahu Teala anhum arasinda geciyor.Rasulullah bir gun ikisini sevisirken gorunce, Hz.Zuneyr'e "Zulum senin tarafinda olarak Ali ile carpisacaksin"diyor ve oylede oluyor ... Vesselam | 
12.09.2007, 11:17
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 699
Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 613 konuda 2.171 kere
|
Bismillah...
Yukarıdaki zikrettiğiniz hadisteki şahıslar Hz.Ali ve Hz.Zübeyr'dir. Hz.Ali ve Hz.Zübeyr samimi bir şekilde yürürlerken Allah Rasulu ile karşılaşırlar. Rasulullah onların bu samimi halini görür ve onlara şunu der;
-Birgün karşı karşıya geleceksiniz. Bil ki Zübeyr o gün sen haksızsın.
Sonra Cemel vakasında iki sahabe karşı karşıya gelir. Hz.Ali kendisine bu ıolayı hatırlatır. Hz.Zübeyr tasdik ederek savaştan çekilmekteyken birisi tarafından arkadan mızraklanarak şehid edilir.
Meseleye gelince;
Burada değerlendirme yapmada hatalı bir usül söz konusudr. Ferdler baz alınarak koca bir cemaat değerlendirmeye tabi tutuluyor. Bir cemaat ancak kamilleri ile değerlendirmeye tabi tutulabilir. Hak-Dilaram abininde beyan ettiği gibi hizmet esnek bir yapıya sahiptir. Tolerans bizim dahi kendimizce itiraz edeceğimiz şekildedir. Bu hakikatı göz ardı ederek her ferdi bu hizmetin bir mümessili kabul etmek hatadır. Kişi hatalı davranıyorsa bu şahsının hatasıdır. Bugüne kadar "abi" konumunda ve bizden önde nice insanlarda hatalı hal,hareket,söz gördük. Lakin bizi onların o tarafı hiç ilgilendirmedi. Zira bu işin başındaki insan bellidir. O ne yapıyor, o ne diyor,o neyi tavsiye ediyorsa bizi o bağlar. Ve biz bu noktada "o abinin şahsi hatası diyor" ve geçiyoruz. Zira hatalar cemaate değil ferde aittir. Ancak muvaffakiyetler cemaate,cemiyete verilir.
Buna dair Üstad hzleri kurtuluş savaşında muzaffer çıkmış ordumuzu örnek verir. Başarının orduya ait olduğunu dolaysı ile ordunun başarısının bir tek şahsa(malum şahıs) verilemeyeceğinin,bunun zulüm olduğunu ifade eder.
İşte bu misil ancak muvaffakiyetler cemiyetin şahs-ı manevisine verilir. Hatalar,yanlışlar ise ferdidir.Dolaysı ile bugün biz hizmet diyip namazı tehir ediyor hatta terk ediyorsak, bu bizim kendi hatamızdır. Ne cemaatimize ne tarikatimize mal edilemez.
Eğer bu mantıkla hareket edilirse içki içen bir müslüman baz alınıp "bütün müslümanlar ayyaştır" yargısına varılabilir. Veya zina yapan birisi baz alınıp "bütün müslümanlar zanidir" denilebilir. Oysaki içki ve zina yapanların kendi hatasıdır. Aynı şekil beyan edilenler ferdlerin kendi hatasıdır.
Hocaefendi, bırakın "sözde hizmet için namazı terk etmeyi";
"işlerdeki koşuşturmadan okumaya vakit bulamıyoruz..ne yapmalıyız" şeklindeki bir soruyu dahi esefle karşılıyor.Ve Üstad hzlerini örnek veriyor. Üstad hzleri dahi diyor "onca kitap telifine,tashihine rağmen...onca sürgün,mahkeme ve işkenecelere rağmen okumasını eksik etmiyordu....mecmuatul azhabı 15 günde bir hatmediyordu" diyor ve zaman planlaması yapıldığında herşeyin nizama gireceğinden bahsediyordu....
Hasılı ferdi hatalar umuma mal edilemez...."Şu şöyle yaptı...Bu kişi şu cemaatendir...Bu cemaatin yaptığı yalıştır" şeklinde bir tümevarım hatalıdır....O cemaatin o tarikatın başındaki kimdir????O başın söylediği yaptığı nedir????İşte değerlendirme yapılacak bunlardır....
Son olarak mahrem mevzulara girmeden tolerans mevzusuna değinmekte fayda var...Yukarıda beyan edildiği gibi bu mevzu bizi bile itiraz ettiriyordu...Zira öyle insanlar var ki tamamen menfaatleri gereği hizmet dairesinde...öyle insanlar varki bize göre evde atılması gerekiyor...fakat biraz daha meselenin içine girdiğimizde gördük ki, pabuk ipliği ile dahi olsa insanların bağlı kalması için çabalanıyor....her türlü aşırılığına rağmen bu dairede bir vakit namaz kılıyorsa...bazı şeyleri yapmaktan geri duruyorsa....sadece bunların hatırına o kişiye toleranslı davranılıyor....zira "çık git" demek o kişiyi imansızlığın kucağına atmaktır.....Hak-Dilaram abimizin yazısı dikkate alınmalıdır...Çok geniş bir çerçeve aynı isim altında ifade ediliyor....
Bunun yanında bir yapı büyüdükçe o yapının çevresini saran ve menfaat beklentisinde olan münafıklar çok olur....Aynı durum hizmet için geçerli olduğu gibi mevcut AK Parti içinde geçerlidir...Bu yorumu bir yerde Hak-Dilaram abimizden okumuş ve üzerinde tefekkür etmiştik..Gerçekten büyük bir hakikatı ifade ediyordu....Dolaysı ile bir kere daha ferdler bazında grupları değerlendirmenin hata olduğu hatırlatılır...
Hak-Dilaram abimizin mahsül beklentisine gelince...muhterem ekin bitmiş tarla biçilecek daha mahsul gözetliyorsunuz malumunuz olduğu üzere hizmet yapısının büyük çoğunluğunu gençler oluşturmaktadır....18 yıl ezanın yasaklandığı, imansızlığın okullarda ilim diye okutulduğu bir zeminde nev-zuhur eden böyle imanlı bir gençlik Üstad'ın ektiği tohumların netice verdiği mahsüllerdir....En azında bu satırları yazan sağlamlar arasında çürük kalmış olsada bu hizmetin bir mahsulüdür...Hala sefahet içerisinde yaşayan ve hizmete düşman biris olarak yaşıyor ve bugünlerde çok farklı ortamlarda bulunuyor olabilirdik....
vesselam | 
12.09.2007, 11:50
| | | yaver
Üyelik tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 413
Teşekkür etti: 122
Teşekkür aldı: 321 konuda 1.039 kere
| Müslümanlarla diyalog kurmaya ihtiyaç görmeyenlerin farklı din mensupları ile diyalog kurma çalışmaları yapmalarının hiç bir anlamı yok. | 
12.09.2007, 14:20
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 699
Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 613 konuda 2.171 kere
|
Bismillah...
"Müslümanlarla diyalog kurmaya ihtiyaç görmeyenlerin "
Bu yargıya nasıl varabildiniz????
İHLAS
1. Müsbet hareket etmektir ki, yani, kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek. Başka mesleklerin adâveti ve başkalarının tenkîsi, onun fik-rine ve ilmine müdahale etmesin, onlarla meşgul olmasın.
2. Belki, daire-i İslâmiyet içinde, hangi meşrepte olursa olsun, medar-ı muhabbet ve uhuvvet ve ittifak olacak çok rabıta-i vahdet bulunduğunu düşünüp ittifak ederek,
3. Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, "Mesleğim haktır," yahut "daha güzeldir" diyebilir. Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden "Hak yalnız benim mesleğimdir" veyahut "Güzel benim meşrebimdir" diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek,
4. Ve ehl-i hakla ittifak, tevfik-i İlâhînin bir sebebi ve diyanetteki izzetin bir medarı olduğunu düşünmekle,
5. Hem ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüd sebebiyle, cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı mânevînin dehâsıyla hücumu zamanında, o şahs-ı mânevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlayıp, ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı mânevî çıkarıp, o müthiş şahs-ı mânevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza ettirmek,
6. Ve hakkı, bâtılın savletinden kurtarmak için,
7. Nefsini ve enâniyetini,
8. Ve yanlış düşündüğü izzetini,
9. Ve ehemmiyetsiz, rekabetkârâne hissiyatını terk etmekle ihlâsı kazanır, vazifesini hakkıyla ifa eder. Haşiye1
UHUVVET
Mü'minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.
Ey mü'mine kin ve adâvet besleyen insafsız adam! Nasıl ki, sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz mâsum ile bir câni var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semâvâta işittirecek derecede bağıracaksın. Hattâ birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz.
Hem hikmet nazarında dahi zulümdür. Zira malûmdur ki, adâvet ve muhabbet, nur ve zulmet gibi zıttırlar. İkisi, mânâ-yı hakikîsinde olarak beraber cem olamazlar.
Evet, tevhid-i imanî, elbette tevhid-i kulûbu ister. Ve vahdet-i itikad dahi, vahdet-i içtimaiyeyi iktiza eder.
Meselâ, her ikinizin Hâlıkınız bir, Mâlikiniz bir, Mâbudunuz bir, Râzıkınız bir-bir, bir, bine kadar bir, bir.
Hem Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir-bir, bir, yüze kadar bir, bir.
Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir-ona kadar bir, bir.
Bu kadar bir birler vahdet ve tevhidi, vifak ve ittifakı, muhabbet ve uhuvveti iktiza ettiği ve kâinatı ve küreleri birbirine bağlayacak mânevî zincirler bulundukları hâlde, şikak ve nifâka, kin ve adâvete sebebiyet veren örümcek ağı gibi ehemmiyetsiz ve sebatsız şeyleri tercih edip mü'mine karşı hakikî adâvet etmek ve kin bağlamak, ne kadar o rabıta-i vahdete bir hürmetsizlik ve o esbab-ı muhabbete karşı bir istihfaf ve o münasebât-ı uhuvvete karşı ne derece bir zulüm ve i'tisaf olduğunu, kalbin ölmemişse, aklın sönmemişse anlarsın.
..........
Lütfedip söylermisiniz İHLAS ve UHUVVETİ düstur alan ve bunu realiteye döken,kendilerini tahkir ve tekfir edenlere dahi ilişmeyen kimdir????Uhuvveti bozan, anlama,dinleme,araştırma gereği duymadan tenkit,tahkir,tekfir edenler midir,yoksa bütün bunlara "Allah onlarıda bizide affetsin" cevabını verenler mi???? Üstad hzlerinin talebelerinin bakış açısı mevcut değil midir???Risale-i Nur okuduğunu iddia eden birisi olarak böyle bir beyanatta bulunmanız esef vericidir. Zira başkalarının mesleğine ilişmemek,kendi mesleğinin muhabbeti ile hareket etmek, kısacası ihlas ve uhuvveti ön planda tutmak Nur hizmetinin en temel prensibi iken "diyalog kurmayanların, yanaşmayanların" kim olduklarıda aşikar iken böyle mesnedsiz bir iddianız bizleri üzmüştür....
Bunun yanında problem müntesiplerdedir...Mesela Mahmud Efendi hzlerinin merhum şehid Bayram hocamzın Hocaefendi hakkında en ufak bir olumsuz beyanatları yoktur....Aynı şekilde Hocaefendinin bu insanlara saygısıda bellidir...Fakat bunu o mübarek kapının müntesiplerine anlatabilir misiniz???Diyaloga yanaşmayan bütün aşırılıklarına rağmen iddialarını edeb dairesi içerisinde izah edenler midir yoksa su-i edeb dairesinde taarruz edenler midir???
vesselam | 
12.09.2007, 15:05
| | | yaver
Üyelik tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 413
Teşekkür etti: 122
Teşekkür aldı: 321 konuda 1.039 kere
| Müslümanlarla diyalog varsa bu çevrenin şiilerle diyalog adına,Tasavvuf çevreleri ile diyalog adına yaptığı faaliyetleri anlatınız.Pratik örnekler istiyorum,LÜTFEN! | 
12.09.2007, 15:39
| | | .........
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.428
Teşekkür etti: 4.132
Teşekkür aldı: 1.877 konuda 6.420 kere
| Ninja kedi kardeşim bu konu başka bir başlık altında da uzun uzun ve delillerle tartışıldı...Baştaki kişinin yanlışlarını söyleyin demişsiniz...Orda mevcuttur...Video isterseniz onuda buluruz(bahsettiğim şey F.Gülen'in bir videoda hz.papa ifadesidir;bir diğeride f.Gülen'in sağ kolunun papanın elini öpmesidir; zaman gazetesi ile ilgilide bazı başlıklar vericem...değişimleri başlıktan göreceksiniz...Onları da inceleyiniz...Sonrada yine bizleri aydınlatırsınız inş... http://hak-dilaram.com/munazara/3260-dikkat_edelim.html
konunun uzun uzun tartışıldığı link burası; bu başlıkta ilk bahsettiğim konularıda inceleyip ne düşündüğünüzü söylerseniz sevinirim)
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır... | 
12.09.2007, 16:06
| | | .........
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.428
Teşekkür etti: 4.132
Teşekkür aldı: 1.877 konuda 6.420 kere
|
ZAMAN GAZETESİ 'NDEKİ DEĞİŞİM (öncesi ve sonrası) Sn. Fethullah Gülen ve çevresi, 1995 yılından itibaren "Diyalog ve Hoşgörü" adı altında yürütülen yeni bir sürece dahil olmuşlardır. Bu süreçle birlikte Fethullah Gülen'in ve çevresinin söylemlerinde ve eylemlerinde radikal bir dönüşüm söz konusu olmuştur. Bu dönüşüm sürecini Zaman Gazetesi'nin manşetlerinden izlemek mümkündür. İsterseniz dönüşümü belgeleyen Zaman manşetlerine şöyle bir göz atalım: * * * DEĞİŞİM ÖNCESİ : "Papa yine sahnede... (Zaman, 22 Nisan 1990). "Vatikan ve İngiltere Tarsus'u ABD Patrikhane'yi Merkez yapmak istiyor". (Zaman, 17 Haziran 1990). "Patrikhane entrika peşinde ... İstanbul'a gelen Yunan milletvekilleri hezeyan kustu: "Patrikhane İstanbul'da mahpusmuş". (Zaman, 18 Haziran 1991). "Hıristiyan teşkilatlarının Müslümanlara yönelik çalışmaları endişe ile takıp ediliyor. İslam Dünyası'nda Hıristiyanlık atağı". (Zaman, 31 Ekim 1991). "...Bizans Hayali: "Bir yıl önce kararlaştırılan ve adım adım hayata geçirilen bu plana göre; l- Ortodoks dinine mensup Sırp milletinin devleti olan Sırbistan kurulacak. 2- Hıristiyan halkların tarihlerinin, törenlerinin tanınmaları için yoğun faaliyetler yapılacak. 3- Son olarak güçlü bir Ortodoks-Hıristiyan ittifakı ile başkentin İstanbul olacağı... Büyük Bizans İmparatorluğu kurulacak". (Zaman, Ekim 1991). "PKK Hıristiyan işbirliği..." (Zaman, 25 Şubat 1992). "Maddi vaatlerle diyalog kurdukları çocukların beyinlerini yıkamaya çalışıyorlar". "İşte misyonerlerin merkezi". (Zaman, 24 Temmuz 1992). "Kiliseden sinsi tuzak; îslamî değerlere saygılı görünerek Müslümanlara Hıristiyanlığı anlatacaklar..." (Zaman, 9 Haziran 1993). "Patriğin cihan rüyası: Gazetemizin sempozyumu izlemesine yasak getiren Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos; "Rum Fener Patrikhanesi ekümeniktir dedi" (Zaman, 25 Eylül 1995). "Çift başlı kartal bulunan Bizans bayrakları ile süslenen Patmos Adası'ndaki kutlamalarda, Patrik Bartholomeos, Sırp Ortodoksları temsilcisi Eirineos'a plaket verdi". (Zaman, 27 Eylül 1995). "Patrikhane Lozan'ı zorluyor. Bartholomeos ve beraberindeki 13 patrik Türnepa Yön. Kur. Başkanı Rahmi Koç"un verdiği yemeğe katıldı". (Zaman, 22 Eylül 1995). DEĞİŞİM SONRASI : "Vatikan'dan sıcak mesaj... (Zaman/17 Nisan 1996). "Patrik Bartholomoes ve F. Gülen Hocaefendi toplumsal barışın önemini vurgulayan konuşmalar yaptılar". (Zaman, Ekim 1996). "Medeniyetler arası diyalog için ilk adım; Fener Rum Patriği Bartholomoes konuşmasının ardından, F. Gülen'e bir hediye takdim etti". (Zaman, 2 Ekim 1996). "Vatikan'da uzlaşma zirvesi". (Zaman, 9 Şubat 1998). "F. Gülen Hocaefendi, İslam ve Hıristiyan dünyasını temsilen "Dinlerarası Diyalog" çerçevesinde Papa 2. Jean Paul ile yarım saat görüştü". Bartholomoes: "Bol ürün bekliyoruz". (Zaman, 10 Şubat 1998). "Yunanistan'dan gelen 45 delegenin iştirak ettiği toplantıya Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomoes de katıldı. Patrikten hoşgörü mesajı". (Zaman, 19 Şubat 1998). "Ehl~i Kitap iftarda. İftara Rum Ortodoks Patriği Bartholomoes'un yanı sıra, Ermeni Ortodoks Patriği Mutafyan, İstanbul Musevi Hahambaşısı David Aseo... katıldı." (Zaman, 24 Aralık 1998). "F. Gülen'in başlattığı diyalog çalışmaları sürüyor. Gülen önceki gün İstanbul'da Yahudi Örgütleri Başkanları Konferans Heyetini kabul etti". (Zaman 10 Mart 1998). "F. Gülen ile Papa görüşmesi önemli bir olaydır". (Zaman, 12 Nisan 1998). "Zaman'a özel açıklamalarda bulunan Protestan Kiliseleri Birliği İslam Dünyası ile İlişkiler Başkanı..." (Zaman, 30 Kasım 1998). "Harran'da Semavi Dinleri bir araya getirecek İlahiyat Okulu açılmasının, hoşgörü ve uzlaşmaya katkı sağlayacağı vurgulandı". (Zaman, 15 Şubat 1998).
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
Konu iklimya tarafından (12.09.2007 Saat 16:12 ) değiştirilmiştir..
| 
12.09.2007, 16:10
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 699
Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 613 konuda 2.171 kere
|
Bismillah...
Şiilerle diyalog...İran,Suudi Arabistan gibi ülkeler ülkelerinde okul açılmasına müsade etmemektedirler. Bu perspektiften rica ederiz söylermisiniz kapıları kapayan kimlerdir????
Ehl-i tasavvuf cihetine gelince...Nasıl bir beklentidesiniz????Mesela ne yapılmasını istiyorsunuz??? Diyalog yıllardır birbirine düşman gözüyle bakan insanların, yıllardır din,ırk,ideoloji mülahazaları ile birbirini öldüren insanların bir araya gelmelerini ve birbirlerini bulundukları konumda kabul edip, fikirlerine,inançlarına saygı göstererek barış ortamının sağlanması çabalarıdır.
Acaba ehl-i tasavvuf ile hizmet arasında din,ırk,ideoloji gibi sebeblerden dolayı bir mücadele bir düşmanlık mı vardır???? Bu noktada yapılması gereken Üstad hzlerinin ihlas risalesinde bahsettiği herkesin kendi mesleğinin muhabbeti ile hareket etmesi ve hizmet-i Kur'aniyedeki her ferdi -meşrebi ne olursa olsun- hizmet-i Kur'aniyede kardeşimiz bilip,hizmetlerini kendimiz yapmış gibi sahiplnmek,alkışlamaktır. Acaba kim islama bir hizmette bulunmuşta bu insanlar onları eleştirmiş,tenkit etmiştir????
Nasıl bir beklentidesiniz...Tedbire riayet etmeyip bütün şeyhlerin hocaların bir araya gelip iftar yapmasını mı???
Herşeyden öte herşeyden azade neye istinaden konuşuyorsunuz????Diyorsunuz ki "müslümanlarla diyalog kurmuyorsunuz"....Deniliyor ki, mesleğinin muhabbeti ile hareket eden kim uhuvveti bozan kim????
Siz ki daha önce beyan edildiği gibi Nur okuduğunuzu iddia ediyorsunuz...Hal ve hareketinizi Nur hizmetinin hangi düsturu ile izah ediyorsunuz????Araştırın bakalım menfi hareket eden bir kişi dışında Üstadın talebelerinin hizmet hakkındaki düşünceleri nelerdir????
vesselam | 
12.09.2007, 16:17
| | | .........
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.428
Teşekkür etti: 4.132
Teşekkür aldı: 1.877 konuda 6.420 kere
| Bu arada tüm kardeşler şu yazıyı dikkatle okuyun lütfen...Ben dün gece kitap okurken karşılaştım ve biran düşündüm acaba bize hitaben mi bu yazı? Allah bizi ve sizi dinde ayrılık getirip parçalanan, dağılan kimselerden korusun; ayrılığa düşenler, okun hedefi delip geçtiği gibi dinden öylece gelip geçtiler; üzerlerinde hiçbir eser görünmemektedir. Cenabı Hak beni de, sizi de kendilerine cennette yüksek menziller verilen, altlarında ve üstlerinde ilahi feyzlerin eserleri görülen kullarından eylesin!
Hz.PİR SEYYİD SULTAN ABDULKADİR-İ GEYLANI(KS)
Bu yazıdan sonra artık bu konuyu belkide uzatmamalıyız...Burada kendimizce bişileri sorgulayabiliyorsak demekki akıl ve idrak etme yeteneğine sahibiz öyleyse düşünelim ve Kuran ışığında ve Peygamber Efendimiz(sav)rehberliğinde kendimize yol seçelim..Bu yol hangi cemaat, hangi tarikat yada hangi alimin olursa olsun doğru biliyorsak ve inanıyorsak devam edelim inş...Allah hiçbirimizi doğru yoldan ayırmasın...
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır... | 
12.09.2007, 16:30
| | | Kayıp Yolcunun Şehri:)
Üyelik tarihi: 10.08.2007
Mesajlar: 699
Teşekkür etti: 39
Teşekkür aldı: 613 konuda 2.171 kere
|
Bismillah...
"hazret","cenab" gibi kelimeler arapçada saygı ifade eden bir kelimedir...Bu iddiaları dile getirenlerin arapça bilmediğinin ifadesidir.....Zira Osmanlıda bu tabir "Paşa hazretleri" gibi çok sık kullanılan bir ifadedir...Bu ifade "paşa" denilen kişinin allame-i cihan veya kutb-ul azam olduğundan dolayı değil konumuna saygıdan dolayı kullanılan bir kelimedir...
"el öpme meselesi"...Zahiri itibari ile oldukça yanlıştır...Lakin nedeni ve niçinini bilmeden hüküm vermek doğru bir davranış değildir....Mevlana hzleride bir papazın elini öpmüş ve doğuştan hakkım olanı ona kaptırırmıyım demiştir....Dolaysı ile o fiil yanlıştır...yapanın şahsını bağlar....
"sağ kol" ifadesine gelince...bu hizmet bir çete ve Hocaefendide çete lideri değildir....Ne demek sağ kol....Malum medya bir zamanlar Nurettin Vereni sağ kol ilan etmiştir...Hizmette müşavere esastır....Sağ kol sol kol halef selef vs gibi durumlar yoktur....
Dönüşüme gelince....Her zamanın ve zeminin gerekleri farklıdır....Yazın kış elbisesi kışın yaz elbisesi giyilmez....Bir mesele bütün şartlardan azade tek bir bakış açısı ile ele alınamaz...Mesele hava koşullarını göz ardı edip sadece giysilere bakaran bir insana "ne biçim insansın bir ince bir kalın giyiniyorsun" denilemez....
Acaba bu vesile ile sağlanan barış ortamında irtidat edenler mi iman edenler mi artmıştır???
Bir diğer yönden...Herşeyi bir kenara bırakalım...Ve şu suale yanıt verilsin...
YANLIŞ DEDİĞİNİZ DİYALOGUN DOĞRUSU NEDİR????ZİRA YANLIŞ DOĞRUYA NİSPETEN YANLIŞTIR....ZİRA HERŞEY ZIDDI İLE VARDIR...MADEM BU YANLIŞTIR..DOĞRUSU NEDİR????DİYALOG KURMAYALIM DA NE YAPALIM???
sadece bu sual...
vesselam | 
12.09.2007, 16:30
| | Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:27 .
Powered by: vBulletin Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 Bazaar Desings |