7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
7 Ramazan 1429
07 Eylül 2008, Pazar
Ayet
Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Bakara-184
hadis
Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.
Taberani

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap

Online Üye

Şuan Forumda: 12 (1 Kayıtlı ve 11 Misafir) bulunmaktadır.

Online   Esma



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Sorular Araştırmalar » İslamda çarşaf var mı?


 
Seçenekler
yaver
 
Üyelik tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 416




Teşekkür etti: 122
Teşekkür aldı: 320 konuda 1.016 kere
kucult  büyük
İslamda çarşaf var mı?

ÇARŞAF
Milli Gazete - 16 Eylül 2004

Soru: Aşağıda Resulullah efendimizin hanımlarının ve Sahabe eşlerinin çarşaf giydiklerine dair bir vesika yoktur deniyor, bu doğrumudur?"
"Kadınların çarşaf giymesi gerekmez. Ne Resulullah efendimizin hanımlarının, ne de Eshab-ı kiramın hanımlarının çarşaf giydiklerine dair bir vesika yoktur. Din kitaplarında da kadına nafaka olarak verilmesi gereken elbiseler bildirilmiş, hiç birisinde çarşaftan bahsedilmemiştir. Çarşaf Türkiye'ye Tanzimat döneminde hacca gidenler tarafından, İranlılardan alınmak suretiyle getirilmiştir. Önceleri pek tutulmayan, hatta bid'at denilen çarşaf, 1870'te yaygınlaşmıştır. Daha sonra II. Abdülhamid han, 4 Ramazan 1309 (2 Nisan 1892) tarihli bir emirname ile çarşaf giyilmesini yasaklamıştır. (İslam Ansiklopedisi Diyanet Vakfı)."
Cevap: Çarşaf kelimesiyle anlatılan giysinin, Kur'an'da ve hadislerde geçen "cilbab"la ilişkili olduğu açıktır. Tefsirlerde ve lugat kitaplarında "cilbab"ın, "battaniye, yorgan" anlamlarını da içeren "lihâf-milhafe" kelimesi ile açıklanması, bu kelimenin, bütün bedeni dıştan örten ve bürüyen bir giysiyi anlattığını göstermektedir.
24/en-Nûr, 60 ayetinde geçen "siyâb"ın, Sahabe'den itibaren hemen her tabakadaki ehl-i tefsir tarafından, kadının ev içinde giydiği elbisesinin ve başörtüsünün üzerine örttüğü örtü anlamına geldiğine, hatta Übeyy b. Ka'b ve Abdullah b. Mes'ûd (Allah ikisinden de razı olsun) mushaflarında, bu ayetteki "siyâb" yerine "celâbîb" kelimesinin yer aldığına dikkat edilirse, bugün "çarşaf" kelimesi ile ilfade ettiğimiz "dış giysi"nin Asr-ı Saadet'ten itibaren mevcut olduğu ve bilindiği konusunda şüphe kalmayacaktır.
Kaynaklarda "cilbab"ın "ridâ" ile açıklanması da bu durumu teyit etmektedir. Zira "ridâ", "dıştan giyilen bol elbise, aba" anlamındadır. "Cilbâb"ı "izâr" diye açıklayanların muradının da bu olduğunu en-Nevevî "el-Mecmû"da (III, 174) belirtmiştir.
Yukarıda "cilbab" kelimesinin, "yorgan, battaniye" anlamlarını da içerdiğini söylemiştim. Bütün bedeni örtmesi dolayısıyla "cilbab" ile bu anlamdaki "lihâf/milhafe" arasındaki ilişki, dilimize de aynen yansımış ve aslında "yatak/döşek örtüsü" anlamındaki "çarşaf" kelimesi bu dış giysiye de ıtlak edilmiştir.
Ümm-ü Seleme (r.anha)'dan gelen şu gözlem, günümüzde yaygın olan siyah çarşafın da Asr-ı Saadet'te uygulaması bulunduğunu göstermektedir: "Bu (33/el-Ahzâb, 59) ayeti nazil olduğu zaman Ensar'dan bazı kadınlar, giydikleri siyah elbiseler sebebiyle sanki başlarında kargalar varmış gibi dışarı çıktılar." (el-Cassâs, "Ahkâmu'l-Kur'ân", V, 245)
Şu halde bugünkü yaygın şekliyle giyilen çarşafın bid'at olduğunu ve Asr-ı Saadet'te mevcut olmadığını söylemek doğru değildir.
DİA'da mevcut "çarşaf" maddesinin yazarı tarafından çarşafın ülkemize Tanzimat döneminde girdiğinin söylenmesi isabetli değildir. Osmanlı topraklarından Hacc seyahati için başından beri Hicaz'a gidildiği halde çarşafın bu topraklara girmesi için neden Tanzimat dönemine kadar beklendiği sorusunun izahı yoktur.
Esasen sorudaki iktibasta meselenin DİA'dan eksik nakledildiği görülmektedir. Zira orada (VIII, 231) şöyle deniyor: "Çarşaf Türkiye'ye Tanzimat döneminde hacca gidip gelenler tarafından Araplar veya muhtemelen İranlılar'dan alınmak suretiyle getirilmiştir. Önceleri pek tutulmayan, hatta bid'at olduğu ileri sürülen çarşaf 1870'te çıkarılan bir emirname ile ince yaşmak ve feracenin yasaklanmasından sonra yaygınlaşmıştır..."
Bu satırların hemen öncesinde, "XVIII-XIX. yüzyıl seyyahları çarşafın Mısır kadınları arasında da çok yaygın olduğunu yazarlar" denmek suretiyle çarşafın İranlılar'a mahsus bir kıyafet olmadığı zımnen ortaya konmuştur.
Şu halde çarşafın ülkemize İranlılar'dan alınarak sokulduğunun mutlak olarak söylenmesi doğru değildir. Ayrıca bu giysinin bid'at olduğu iddiasının ulema tarafından nasıl değerlendirildiği ve bu iddiayı kimin, hangi delillere dayanarak ileri sürdüğü hakkında da bilgi sahibi değilim.
Çarşafın ülkemizde XIX. yüzyılın sonlarına doğru yaygınlık kazandığının söylenmesi, konunun Osmanlı coğrafyasındaki durumu hakkında yapılmış kapsamlı bir çalışmaya dayanılmadığı sürece boşlukta kalacaktır. Zira mesela özelikle Doğu Anadolu'da "ehram" (ihram) denen ve tıpkı çarşaf gibi bütün bedeni dıştan örten dış giysinin kadınlar tarafından öteden beri yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Karadeniz bölgesinde kadınların giydiği "aba" da bu bağlamda hatırlanmalıdır. Gerek bürünülme şekli, gerekse kumaşı vs. bakımından siyah çarşaftan ayrı bir özellik arz eden bu giysilerin tarihinin çok daha eskilere gittiği süphesizdir.
Fıkıh kitaplarında kadına nafaka olarak verilecek şeyler arasında çarşafın bulunmaması meselesine gelince, kaynaklarda genellikle "libas/elbise" zikredilmekte ve bunun da hakimin hükmüyle takdir edileceği söylenmektedir. Bunun ise örfe ve kocanın maddî durumuna göre takdir edileceği açıktır.

Ebubekir SİFİL
www.ebubekirsifil.com
__________________

eski 16.09.2007, 04:24 agbi isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
agbi isimli üye'ye teşekkür edenler
Tecrübeli Üye
 
Ebu-zer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.09.2007
Nerden: Almanya
Mesajlar: 183




Teşekkür etti: 870
Teşekkür aldı: 163 konuda 603 kere
kucult  büyük
elfi selam acizane bu konuyla ilgi ve daha bir cok meselenin ele alindigi ilmi bir eseri tavsiye etmek istiyorum.

TESETTÜR RISALESI
SERH: EL-HAC MOLLA MUHAMMED ALI DOGAN rahimehullah
YAYINEVI: Tahsiye yayinlari
eski 21.10.2007, 01:02 Ebu-zer isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #2


Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:05 .


Page generated in 0,25940 seconds with 14 queries