Kadınlar,oğullar,yük yük altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.Bunlar dünya hayatının geçimliğidir.Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
Âl-i İmrân-14
Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse,tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz.Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse;yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde,o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
Muslim
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 66 (3 Kayıtlı ve 63 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
mesutizm isimli üyenin,
Hayatın İçinden... Albümünden
1) ''Secde edilen yerde haşere veya necaset bulunması durumunda ne yapmak gerekir?''
2)''Tevbe-i nasûh ne demektir? Nasıl yapılır? Şartları nelerdir?''
3) ''Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizin ''Benim havarim'' dediği,ve cemel vakasında şehid olan sahabi kimdir?''
1) Namaz kılınan yerde haşerelerin bulunması namaza mani değildir. Secde edilecek yerde bulunuyorsa tek el ile itilip secde edilebilir.
2) Günahı günah olduğu için terk etmek, haramdan haram olduğu için yüz çevirmek, sırf Allah korkusuyla günahtan ve haramdan pişmanlık duymak, bir daha günahlara dönmemek üzere günahların şerrinden Allah’a sığınmak ve tevbe etmek demektir. Günah olan şeyi başka bir gâye için bırakmak ve başka bir nedenle pişman olmak tevbe-i nasûh olmaz. Meselâ içkiyi sağlığa zararlı olduğu için veya doktor yasakladığı için terk etmek veya bundan dolayı içtiğine pişman olmak tevbe-i nasûh değildir. Günah olan bir şeyi menfaatli olsa dahi, Allah haram kıldı diye terk etmek ise tevbe-i nasûh sayılır.
Hadis-i serifte, *Sizden biriniz, isledigi bir günaha tevbe ettikten sonra, tekrar ona dönmeyi, küfre ve atese giriyor gibi görmedikce kamil mümin olamaz* (Buhari, İman 8; Müslim, İman 69) buyurulmustur. İste tevbe-i nasuh budur.
3) (Bu soruda diyarbekrî kardeşimin tüyoları yardımcı oldu )
"Her peygamberin bir havarisi vardir, benim ki de Zübeyr'dir" hadisinde de belirtildiği gibi Zübeyr bin Avvam 'dır.
__________________
"Kalpler ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur."
---------------------------------------- http://mesutizm.blogcu.com
1-Namaz kılarken secde yerinde necaset bulunur da hemen giderilmesi mümkün olmazsa, sadece burnun geldiği yerde bulunuyor, alının geldiği yerde yoksa, kıldığı namaz caizdir. Bunda görüş farkı olmamıştır.
Hem alın, hem burun konulacak yer necis olursa, Ebû Hanife'-ye göre hemen giderilmesi mümkün değilse, sadece burnu ile secde yaparsa kıldığı namaz caiz olur. İsterse alnında bir özür bulunmasın. İmameyn'e göre, alnında bir özür bulunursa, namazı caiz olur. bulunmazsa caiz olmaz. [ El-Muhit / Radiyüddin Serahsi.]
2-Bu tevbe-i nasuh halk dilinde çok meşhurdur.Fakat manası da çok ihmal edilmiştir.Tevbenin ikinci temhidine iyice kulak vermek lazımdır.Çünkü nasuh tevbesi kime nasib olursa iki dünyada bahtiyar olur.
‘’Ey iman edenler tam doğru ve temiz kalble sahih bir tevbe ile (bir daha günaha dönmemek, hatta günahları arzu etmemek şartı ile) Allah’a dönün (gizli aşikar suçlardan pişman olun, zulmen aldığınız malı sahibine veyahud varisine veyahud sadakaya verip geçmiş ibadetleri kaza edin.Hem de günahlara nefsinizi alıştırdığınız gibi de ibadet ile nefsinizi terbiye edip çalıştırın.İman selameti ile Allah’a dönün). Çünkü böylece döndüğünüz taktdirde olur ki Rabb’iniz günahlarınızı (afuv edip) örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetine sokar.’’
Bu tevbe öyle bir tevbedir ki sanki günah işlemekle sahibi cennete girmiştir.Ki ismi tevbe-i nasuhtur.Tevbe-i nasûhun alâmeti de sekizdir.
1-Geçmiş günahlardan pişmanlık.
2-Terk edilmiş farzları kaza etmek.
3-Bir daha günaha dönememek.
4-Kul hakkını geriye iade etmek.
5-Hasımlarla helalleşmek.
6-Günah işlemekle nefsini tedrîcen isyana alıştırdığı gibi, tevbeden sonra nefsini tedrîcen riyazetle terbiye edip ibadete alıştırmak.
7-Nefsine günahların tadını tattırdığı gibi taatlarin de acılığını tattırmak
1-Bir kimse kelle yememek üzere yemin eder ve bir niyeti de yoksa, münferit satılan hayvanların kellesini yerse, yeminini bozmuş olur. Kuş, balık veya av kuşlarının kafasını yerse, yeminini bozulmuş olmaz. Ancak bunların tek başına satıla geldiği ve yemeğini halkın alışkanlık haline getirdiği bir beldede yiyen kişinin yemini bozulur.(İmam Nevevi- Minhac)
1-)
---------
Doğum yapan kadının vaginasmdan doğumdan biraz sonra akan kandır. En az süresi bir anlıktır. En fazla süresi altmış, ortalama süresi kırk gündür. Hayızlı kadına haram olan şeyler nifaslı kadın için de haramdır. Hayız kanının en fazla süresi on beş günden fazla olabileceği gibi, nifas kanı da altmış günden fazla olabilir. Nifas süresi altmış günden fazla olan kadın, ibadet ve diğer hususlarda özürlü kadın gibi davranır.
(Minhac)
----------
Nifas : Doğumu takib eden kandır. Mutunda da böyledir.
Doğum yaptığı halde, kan görmemiş olan kadının, gusletmesi icab etmez. Bu görüş, Ebû Yûusuf (rahmetullahi aleyh).'un göıüşüdür. İmâm Muhammed (rahmetullahi aleyh)'den de böyle rivayet olunmuştur. Müfîd'de : «Sahih olan da budur.» denilmiştir. Fakat, o kadının abdest alması vacib olur. Çünkü, çocukla beraber, pislik de çıkmıştır. Tebyîn'-de de böyledir.
İmâm-ı Azam (radiyallahu anh)'a göre ise, o kadının gusletmesi gerekir. Âlimlerin çoğu da, bu görüşü almışlardır. Sadrü'ş - Şehîd'de, bununla fetva vermiştir. Ebû Aliyyü'd - Dekkâk da : «Biz de bu görüşü alırız.» demiştir. Fetvalarda da, «sahih olan budur.» denilmiştir. Mııhıyt, Muzmarât ve Cevheretü'n - Neyyire'de de böyledir.
(Fetevay-i Hindiyye)
2-)
Ulema, nafile namazlar ikişer rek'at olarak mı, yoksa üçer veya dörder rek'at olarak mı kılınır diye ihtilâf etmişlerdir.
imam Mâlik ile imam Şafii «Gece kılınsın, gündüz kılınsın nafile namazları ikişer rek'at olup her iki rek'at'ta selam verilir» demişlerdir.
imam Ebû Hanife, «Kişi muhayyerdir, -aralarında selam vermemek şartı ile- isterse ikişer rek'at, isterse üçer, isterse dörder veyahut altışar ya da sekizer rek'at olarak kılabilir» demiştir.
Kimisi de, gece ile gündüzü birbirinden ayırarak: «Gece namazları ikişer, gündüz namazları ise dörder rek'at'tır» demiştir.
Bu ihtilâfın sebebi, bu mevzuda varid olan hadis mefhumlarının çeşitli olmasıdır...
(Bidayaetul Müctehid)
3-)Kus bin Saide Cahiliye döneminde ölümden sonra dirilmeye inanan ilk kişidir amma Rasulullah'a yetişememişti herhalde
Konu diyarbekrî tarafından (19.12.2007 Saat 15:17 ) değiştirilmiştir..