Ey iman edenler!Cuma gunu namaz icin cagrildiginizda her turlu dunyevi alisverisi birakip Allah'i anmaya yani hutbeyi dinleyip namazi kilmaya kosun.Eger bilirseniz bu sizin icin daha hayirlidir.
Cuma-9
Cuma gününde öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir.
Buhari
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 49 (6 Kayıtlı ve 43 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Üye Albümlerinden
Üye albümlerinden en son eklenen resimler:
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
kabiliyet isimli üyenin,
güzel güne güzel resimlerle Albümünden
Güncel Dini Konular, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 399, Halk Kitapları,Ankara 1999, s 37-51 sayfaları arasında bu konu işlenmekte ve
Dağistan sizin eklediğiniz fetva hakkında ileri sürülen bir görüş var. Bu konuda bilgi vermeniz mümkün müdür?
"Kudüs Kadısı Sakızlı Muhammed Sadık Efendi'nin "en-Nevadiru'l-fıkhıyye fi mezhebi'l-eimmeti'l-Hanefiyye" adlı gayr-ı matbu eserinden, İbn Nüceym'in :
"Üzerinde kaza namazı olan bir kimsenin; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsının sünnetlerini, bu namazların kazalarına niyyet ederek kılarsa, sünnetleri terketmiş olur mu?” şeklindeki bir soruya cevaben :
Hayır olmaz; çünkü sünnet kılmaktan maksat, şeytanın burnu sürtülmesi için, vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır..."
dediği nakledilmektedir.
Oysa, İbn Nüceym, "el-Eşbâh ve'n Nazâir" ve "el-Bahrü'r-râik" adlı kendisine ait kıymetli eserlerin her ikisinde de,( İbn Nüceym, el-Eşbâh ve'n-nezâir, sh. 39-43, Dımaşk, 1403/ 1983; el-Bahru'r-râik, 1/296-297, Beyrut) en-Nevâdiru'l-fıkhiyye'de kendisine isnat edilen sözlerin tam aksini nakletmekte; bu anlamda hiçbir ifadeye yer vermemektedir.
Kaldı ki, ibn Nüceym büyük ve muhakkık bir fakih olmakla birlikte -fukaha arasındaki derecesi itibariyle; "tahric ve tercih ashabı"ndan bile sayılmamaktadır.
Hükmü beyan edilmiş olan bir konuda, tahric ve tercih ehlinden olan fakihlerin bile müctehide muhalefeti söz konusu olamayacağına göre, farz-ı muhal, isnat edilen bu sözlerin kendisine ait olduğu sabit bile olsa, - İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed gibi müctehidlerden nakledilmiş olan hükümler(Hem farz (mesela bir kaza namazı), hem de sünnet veya nafile bir namaza niyet, -İmam Ebû Yusufa göre; sadece farz namaz için geçerli olur.İmam Muhammed'e göre ise, sonuncusunda her ikisi içinde geçerli olmaz). karşısında, ictihad yetkisini haiz olmayan bir fakihin sözlerine itibar edilemeyeceği aşikardır. "
Diyanet bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet veriyor bu konuda. Nakledilen mesele vaktin farzı ve vaktin sünnetinin tek niyetle kılınmayacağı yönünde olsa gerektir. Ki öyledirde...
Daha önce bizzatihi diyanet işleri başkanınında kalkıp, Kurban sünnettir dediğinide düşünecek olur isek( ki hanefideki hukum bellidir), konu hakkında delil olamayacakları anlaşılır.
Mesele hakkında yeterli bilgiler her iki kavle görede verildi kanaatindeyiz. Daha uzaması tartışmaya sebebiyet verebilir. Kalbi hangisi ile mütmain oluyor ise onunla amel eder kardeşlerimiz. Biz hangisi ile tatmin olduğumuzu söyledik.
Dua ediyor tüm kardeşlerimizin dualarını istirham ediyoruz. Allahu Teala razı olsun.
Görüşleri değil içtihatları Efendim.
Bu yanlıştan kaçınalım hep birlikte. Dediğimiz gibi orda bahsi geçen ifade vaktin farzı ile sunnetidir.
Selametle...