Bayrak
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
21 Recep 1429
24 Temmuz 2008, Perşembe
Ayet
Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
hadis
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr

GİrİŞ Yap

Kullanıcı ismi:
Şifreniz:

Beni hatırla

...........................................
Şifrenizi mi unuttunuz
yoksa hâlâ üye değil misiniz? Hemen Üye Olun

Arama


Gelişmiş arama yap
Hak-dilaram Sözlük

Yürek Yangınları

Online Üye

Şuan Forumda: 75 (18 Kayıtlı ve 57 Misafir) bulunmaktadır.

Online  Almula, bir lahza, DeRCan, gul555, hafsa, HAKKAKUL, HamS, HAvF & ReCa, kebirulcady06, muhakematçı, Ninja Kedi, Sakallı, siyahsancaktar, sofizade, tayyibe, VuSLaT MafraK, monaroza


Admin :: S.Mod :: Mod :: Yazarlar :: İmtiyazlı Üye
eee



Hak-dilaram » DİNİ KONULAR » Sünnet-i Nebevi ve Siyer » Gönüllerin Gülü Hira mağrasında...


Cevapla
 
Seçenekler
.........
 
iklimya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.09.2006
Mesajlar: 2.176


 
Yarışma Puanı: 800
Teşekkür etti: 3.562
Teşekkür aldı: 1.580 konuda 5.096 kere
Gönüllerin Gülü Hira mağrasında...

GÖNÜLLERİN GÜLÜ HİRA MAĞRASINDA


Küçük bir mağaraydı Hira görenler bilir. Bir kişiye ancak yetebilen, iki kişiye dar denebilecek türden bir mekan. Girişinde büyük büyük kara taşlar. Kapısından girip çıkarken bile zorlanır insan. Kapısı Mekkeye bakar. Kabe, siyah giysisi içinde ışık huzmeleri gönderir akşamları oraya. Bu, bizim gözümüzle mağranın maddi boyutu elbette.
Ama o küçücük yer, belki de doğudan batıya uzanan bir cennet bahçesi gibi geniş ve huzur dolu geliyordu Efendimize(sav). Azık çıkınını ve su kırbasını bıraktı bir köşeye. Yorgundu. Yere serecek sergisi de yoktu. Uzandı mis kokulu serin toprağa. Mağara, bir süre hem mescidi, hem mektebi, hem düşünce mekanı, hem de evi olacaktı. Orada ibadet edecek, oradan Kainatın Kitabını okuyup derin derin düşüncekti.
Gündüzleri bazen mağarasından dışarı çıkıyor, dağları, çölü uzun süre ibretle izliyordu. Sarı altınlarla süslenmiş güzel bir gelin gibi görünen güneşin, Ona gülücükler gönderdiğini görürdü sanki. Düşünmeye başlardı birden. Kim bilir, belki de o an atası İbrahim Peygamberin sözlerini hatırlardı:”güzelsin. Ama kaybolup gidiyorsun. Demek güzelliğin senin değil. Başka bir ‘Güzel’ var. Her güzel şeye, güzelliğinden minik bir parça yansıtan Bir zat. Tüm güzelliklerin Kaynağı. Her güzel şey, Onun güzelliğinin bir aynası. Gerçek sevgi ve saygıya sadece O layık. Senin gibi batıp gidenler değil!”
Yaşadığı yörenin halkı kırılan, dökülen, batan ve kaybolanlara saygı gösterirken O, bunlardan nefret ederdi. Gönlünde “bir” ve “tek” olan Yüce Allah cc. vardı. Onu sever ve rızasını arardı.
Bazen de yerde durmadan koşuşturan bir karıncayı, dönüp dolaşan bir böceği, kocaman güneşi seyreder gibi dikkat ve hayretle izlerdi. O minik hayvanların bıkmadan, usanmadan rızıkları peşinde koşuşturmalarını, bir temizlik işçisi gibi yeryüzünü temizleyişlerini ibretle gözlerdi. Dünyamızdan binlerce defa büyük o gök cismini de, ayaklar altında dolaşan o minik canlıları da bir gaye için kusursuz yaratan Yüce Allahın sonsuz gücü karşısında saygıyla secdeye kapanırdı.

Salih Suruç kitabından...
__________________
Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır
Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır
Takdir sahibi halimizi biliyor
Bizim tedbirimizin üstünde
Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
eski 29.09.2007, 14:51 iklimya isimli Üyemiz şuan sistemimize bağlı değildir. (Offline)  
Alıntı ile Cevapla   #1
iklimya isimli üye'ye teşekkür eden 2 üye:
Cevapla



Yer imleri
Seçenekler




Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:04 .