Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.
Hucurat-12
Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken ona yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.
Camiu’s-Sağîr
GİrİŞ Yap
Online Üye
Şuan Forumda: 64 (17 Kayıtlı ve 47 Misafir) bulunmaktadır.
Admin ::
S.Mod ::
Mod ::
Yazarlar ::
İmtiyazlı Üye
Daima düşünceli idi. Susması konuşmasından uzun sürerdi; lüzumsuz yere konuşmaz konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı. Dünya isleri için kızmazdı. Kendi şahsi için asla öfkelenmez ve öç almazdı. Kötü söz söylemezdi. Affediciliği tabii idi. İntikam almazdı. Düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi. Kendisini üç şeyden alıkoymuştu; Kimseyle çekişmezdi, çok konuşmazdı, faydasız bos şeylerle uğraşmazdı. Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi; hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Hiç kimseyi ne yüzüne karsı, ne de arkasından kınamaz, ayıplamazdı, kimsenin kusurunu araştırmazdı. Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi. Yanında en son konuşanı, ilk önce konuşan gibi dikkatli dinlerdi. Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse O da güler, bir şeye hayret ederlerse O da onlara uyarak hayret ederdi. Gerçeğe aykırı övmeyi kabul etmezdi. Her zaman ağırbaşlıydı. Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı. Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı. Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü, ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir vakar ve sükunetle rahatça yürürdü. Kapısına yardim için gelen kimseyi geri çevirmezdi. Bir gün kendisinden yasça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak söyle demişti "Sen dünyada garip bir kimse yahut bir yolcu gibi yasa!" Her zaman hüzünlü ve mütebbessim bir haletle dururdu, yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık olurdu. Adet üzere sarf edilen hiçbir kötü söz ağzına almadı. Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı. Fakirlerle birlikte yerdi, öyle ki onlardan ayırt edilmezdi. Önüne ne konulursa yerdi. Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı. Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı. Sabahları evinden çıkarken söyle söylerdi: "İlahi doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksizlik etmekten ve haksızlığa maruz kalmaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım." Sıradan değildi; Sıradan insanlar gibi yasadı. İSTE O, PEYGAMBER EFENDİMİZ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM İDİ.
(alıntıdır)
__________________ Canını sıkma zorluğun arkası kolaylıktır Herşeyin bir vakti ve takdiri vardır Takdir sahibi halimizi biliyor Bizim tedbirimizin üstünde Allah'ın(cc)tedbiri vardır...
Konu iklimya tarafından (11.10.2007 Saat 10:11 ) değiştirilmiştir..
Oldu elhamdülillah! Bu dost der ki:" Müslüman olmak kolay,muhammedi olmak zordur,lakin imkansız değildir. İmkansız olsaydı Rabbim o güzeller güzelini bize rehber olarak göndermezdi. O da insadı,bizim gibi insan,bizde onun gibi olmalıyız"
Selam! Biz sorularımıza cevap ararken, hep sorularla karşılaşıyoruz. Bu bilmeceyi çözebilmiş olsaydık sıkıntımız mı kalırdı?
Umut ediyoruz soruyu soran cevabınıda lütfeder...
Kim kendi kapasitesini sınırına dayanmadan bilebilir ki? Sınırlarla muhatap olmak ise bazen yırtıcı oluyor...150 mekik çekebileceğinize inansanız dener misiniz? Veya buna inanmamak için mi, sınır çizebiliyorsunuz kendinize?
Hayat nedir? Ben zannediyorum ki ,hayatın tamamı zanlardan ibaret. Ve biz insanlar bu zanlarımızın geçeğe yakın olduğu umuduyla, ancak niyyetlerimizle değerlendirileceğiz...
Söylerken bile insanın içi bir tuhaf oluyor.
Dostluk kavramı kişinin şahsiyetine, yaşantı tarzına ve beklentilerine göre değişiyor bence...
Neden mi? şahsiyet dedik; onun için dostluk kavramı sırf menfaat çerçevesindedir.
Yaşantı tarzı dedik; bulunduğu ve yaşantısına alıştığı çevre şartlarına göre geliştirmiştir dostluk kavramını;
dağınık, aile müessesesini anlamayan sadece bir külfet yada hükümlülük gibi algılayan insana menfaati çerçevesinde yapılanlar kişinin dostu olmanıza yetiyorda artıyor bile.....
Birde düzgün her yönüyle değerlere önem veren bir toplumda yada (şimdi o genişlikte toplumlar sayılı ) bir aile de yetişmiş onların değerlerini taşıyan kişiye ise dostluk kavramı bambaşka duygular ve hazlar yaşatır...
Beklentilerine dedik yine buda menfaate dayalı olan cinsten...
Bana göre ise dostluk;
varınla yoğunla tek bir yürek olmak, hatasını kendine ders çıkartmak (büyüklüğü tartışılmaz dostlar bundan ayrıdır)..
sevdiğini sevmek, sevmediğini- buğz ettiğinden uzak durmak,
Dünyada da ahirettede dostluklarının ne olursa olsun devam etmesi,
Cennete o olmadan girmem diyebilmek yada cehenneme giriyorsa onu çekip alabilecek aslan yüreğe sahip olmak..
Ya gerçek dostluğun hasletleri o kadar çok ki;
Benim içimi yakan kendimce dost olarak kabul ettiğim bir kardeşimi üzdüm ve onu kendimden uzaklaşmasına sebep olduğum için çok ama çok üzgünüm, benimle iletişimi kesti, ah bir konuşabilsem ve kendimi ifade edebilsem eminimki bana hak verecek ama hey hat işte..
Sizlerin arasında ve bunu biliyormu bilmiyormu bilmem ama;
Bu özrümü okuyanlar arasından okurken ben aklıma gelirsem ve içi acırsa lütfen benle irtibata geçsin,
Kendisini Allah için kardeş çatısı altında sevdim, o bana kızgın olsa bile ben onu yine Allah için seviyorum..
Gel kardeşim etme eyleme konuşalım konuşmaktan bişey kaybetmezsin beni dinle yinede uzak duracaksan o zaman sen bilirsin..
Benim aklına gelmesi için adımı sanımı kısaltma olarak veriyorum...s_b.